KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/286
- Karar No
- 2024/819
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2024
Karar Metni
1.579 kelime·8 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/286
KARAR NO : 2024/819
DAVA
Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ : 26/04/2023
KARAR TARİHİ : 20/11/2024
Tarafları yukarıda belirtilen davanın Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı-tasfiye memuru tarafından ibraz edilen ve gerekli-yeterli kısımları: ''...
KONU
TTK 547. Maddesi uyarınca ek tasfiye işlemleri için müvekkil şirketin geçici tesciline karar verilmesi talebimizden ibarettir.
AÇIKLAMALAR
1---- Şirketi ---- Ticaret Sicil Müdürlüğümün ---- sicil numarasında kayıtlı limited şirkettir. Mezkur şirketin faaliyetinin devamında fayda görülmemesi nedeniyle; ---- Noterliğinin 03.12.2012 tarihli ve ---- sayı ile onaylı ortaklar kurulu kararının tescil ve ilanı talep olunmakla, ticaret sicili müdürlüğü nezdinde tasfiyeye girilerek tasfiye kararı 18.12.2012 tarihinde tescil edilmiştin Üçüncü ilanın yayınlanmasından itibaren 1 yıllık süre geçlikten sonra şirketin kaydı, 27.01.2014 tarihinde silinmiştir.
2- Ancak daha sonra tespit ettiğimiz harici bulgulara göre; şirket adına ---- Trafik Tescil Müdürlüğüme kayıtlı ---- şasi no ve ---- motor numaralı, Kamyon cinsi bir adet ---- marka araç olduğu ve ---- Trafik Tescil Müdürlüğü'ne kayıtlı ----- şasi no ve ---- motor numaralı, Kamyon cinsi bir adet ----- marka araç olduğu bilgisi edinilmiştir. Mezkur araçların satış ve devir işlemlerinin yapılması amacıyla işbu dilekçemiz ile şirketin ek tasfiye işlemleri için geçici tescilini talep etme zarureti hasıl olmuştur.
3- Sayın Mahkemece de malum olduğu üzere tüzel kişiliğin sona erdirilmesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerekmektedir. Eğer tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, tüzel kişiliğin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır.
Nitekim TTK 547 maddesi'nin 1.fıkrasında "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, Yönetim Kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. 99 denilmek suretiyle pay sahiplerinin şirketin ihyasını talep edebileceğini düzenlemiştir.
Ek tasfiye sadece tasfiyenin kapanmış olmasına rağmen halen alınması zorunlu ek tedbirlere gereksinim duyulması, diğer bir deyişle zorunluluk halinde söz konusu olabilmektedir. Bu hüküm bağlamında şirketin yeniden sicile kaydedilmesini ve ek tasfiye yapılmasını zorunlu kılabilecek durumlar TTK 547.maddenin gerekçesinde açıkça belirtilmiştir.
Buna göre; "a) Şirkete ait bazı aktifler, dağıtım sırasında dikkate alınmamaları nedeniyle, dağıtım dışında kalmışlarsa; (bu malvarlığı unsuru bilinmekle beraber unutulmuş olabileceği gibi, sonradan bir malvarlığı unsuru da olabilir)." ise ek tasfiye yoluna gidilebilecektir.
................ 4-Tüm bu açıklamalarımız doğrultusunda, gerek açık kanun hükmünde belirtilmiş olduğu gerekse Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş olduğu üzere; müvekkil şirketin tasfiye ve kapanış ilanından sonra tespit edilen mal varlıklarının tasfiyesi için TTK 547. Maddesi hükmü uyarınca geçici olarak tesciline karar verilmesini saygılarımızla talep ederiz. ................
NETICE-I TALEP
Yukarıda arz ve izah olunan sebepler ve re'sen gözonüne alınacaknedenlerle, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla;
1- 27.01.2014 tarihinde sicil kaydı silinerek sicilden resen terkin olunan ...'nin İHYASINA,
...''
şeklinde olup yukarıya aynen aktarılan dava dilekçesinde ileri sürülen sebeplere bağlı olarak ---- Trafik Tescil Müdürlüğüne kayıtlı ----şasi no ve ---- motor numaralı kamyon cinsi ---- marka araç ve ----- Trafik Tescil Şube Müdürlüğüne kayıtlı ---- şasi no ve ---- motor numaralı kamyon cinsi --- marka araç olmak üzere bu iki araç yönünden de tasfiyenin yapılabilmesi için ek tasfiye gereğini karşılamak üzere söz konusu şirketin ihyasına karar verilmesi ve son tasfiye memuru olan davacının tasfiye memuru olarak atanması talep ve dava edilmiştir.Davacı-tasfiye memuru duruşmada da dilekçesini tekrar etmiştir.
Celbedilen araç kayıtlarına ve davacı-tasfiye memurunun 04/10/2023 tarihli duruşmadaki imzalı beyanına göre dava konusu araçların plakalarının-----olduğu ve bu araçların ihyası istenen şirket adına kayıtlı oldukları belirlenmiştir.
Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili tarafından ibraz edilen cevap dilekçesinde yasal düzenleme hatırlatılarak ve davalının yasal hasım olması nedeni ile yargılama giderinden sorumlu olmadığı ileri sürülerek davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.
Dava ticaret sicilinden tasfiyeye bağlı olarak terkin edilmiş olan ''...'' ünvanlı şirket adına kayıtlı olduğu halde tasfiye dışı kalan söz konusu araçların ek tasfiyesinin yapılması için ihya edilmesinin gerekip gerekmediği hususunun aydınlatılmasına yöneliktir.
TTK'nin "Ek tasfiye" başlıklı 547.maddesi:
"(1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler.
(2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir."hükmünü içermektedir.
Ticaret sicilinin cevabına göre söz konusu şirketin tasfiyeye bağlı olarak 21/01/2014 tarihinde terkin edildiği, şirketin adresinin ----- olduğu ve Mahkememizin yargı alanı içinde kaldığı, son tasfiye memurunun davacı ... olduğu belirlenmiştir.
Terkin işleminin 21/01/2014 tarihinde gerçekleşmiş ve davanın herhangi bir davaya dayalı olmaksızın 5 yıl sonra 26/04/2023 tarihinde açılmış olması karşısında hak düşürücü süre yönünden irdeleme yapılması gerekmiş olup başka bir dava nedeniyle ---- BAM ----. Hukuk Dairesi' nin verdiği 24/06/2021 tarihli, ---- Esas ve ----- Karar sayılı ve ilgili gerekçesi:
"...
Somut olayda, şirketin 07.07.2014 tarihinde kaydının silindiği, şirket ortağı tarafından beş yıllık yasal süre geçtikten sonra 25.11.2019 tarihinde ihya talep edildiği açıktır. Ancak, yasal düzenlemeye göre on yıllık sürenin dolmaması nedeniyle şirkete ait aracın Hazineye intikal etmesi koşulu gerçekleşmemiştir. Bu durumda, şirketin ortada tasfiyesi gerekli bir mal varlığı bulunduğundan yasa koyucunun amacı doğrultusunda uyuşmazlığın çözülmesi gerekir.
Yasa maddesinde, terkinden itibaren baş yıllık sürede ihya talep edilebileceği belirtilmesine karşın, şirketin mal varlığının on yıl sonra Hazineye intikal edeceği düzenlendiğinden, kanun boşluğunun bulunduğu kabul edilmelidir. Şirkete ait mal varlığının Hazineye intikal etme süresi olan on yıldan önce ne şekilde işlem yapılacağına ilişkin TTK'nın geçici 7. maddesinde bir düzenleme bulunmaktadır.
Ortada bir hukuki düzenleme eksikliğinin mi (kanun boşluğu), yoksa yasa koyucunun bilinçli bir susmasının mı bulunduğunun belirlenmesi önem taşımaktadır. Kanun boşluğu, sorunun çözümüne katkı sağlayacak bir hukuk kuralının bulunmaması şeklinde tanımlanabilir. Ancak, açık bir düzenleme yapılmamış olması her zaman kanun boşluğu anlamına gelmeyebilir. Bir sorun hakkındaki çözüm başka bir alanda düzenlenmiş olabilir.
Hukuki bir sorun hakkında, hukuk sistemi mutlaka bir çözüm üretmek zorundadır. Yasanın bir düzenleme öngörmediği bir sorunun çözümsüz bırakılması düşünülemez. Kanun koyucunun bir konuda düzenleme yapmaması, o konuyu olumsuz düzenlemek istediğianlamına gelmez.
Bu açıklamalara göre, somut olaydaki uyuşmazlık yönünden bir kanun boşluğunun bulunduğunun ve bu boşluğun, TMK'nın 1. maddesiyle hakime verilen yetki kapsamında doldurulması gerekir.Kanun boşluğunun doldurulmasında, TTK'nın geçici maddesine yansıyan kanun koyucunun iadesinin esas alınması uygun olacaktır.
Kanun koyucu, mevcut düzenlemeyle, terkin edilen şirketlerin ortaya çıkacak mal varlıklarının on yıl sonra Hazineye intikal edeceğini kabul ettiğine göre, bu süre dolmadıkça, şirket ortaklarının bu mal varlığı üzerindeki haklarının devam ettiğini kabul etmiş durumdadır. Ortada bir mal varlığı bulunduğuna göre, bu mal varlığının tasfiyesi için şirketin ihyasına karar vermekten başka çözüm bulunmamaktadır.
Aksinin kabulü, yasanın düzenlediği on yıllık sürenin anlamsız hale gelmesi sonucunu doğurur. Bu açıklamanın bir sonucu olarak, mal varlığının Hazineye intikal süresi olan on yıllık süre doluncaya kadar ortaya çıkacak mal varlığının tasfiyesi amacıyla ihya talebinde bulunulabileceği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.
..."şeklinde olup yukarıya aynen aktarılan eldeki bu dava yönünden de emsal nitelikli söz konusu karar ışığında ve özellikle Anayasa Mahkemesinin 22/06/2023 tarih ve ---- Esas, ----- Karar sayılı kararı ile söz konusu geçici 7. Maddenin 15. Numaralı fıkrasının 5. Cümlesinde yer alan "...silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde...'' ibaresinin Anayasaya aykırı olduğundan bahisle iptaline karar verilmiş olması ve eldeki davanın 10 yıllık süre içinde açılmış olması karşısında hak düşürücü süre engelinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bilindiği üzere şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. Ancak tüzel kişiliğin sona erebilmesi için şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılmış olması gerekmektedir. Tüzel kişiliğin son bulmasını ifade eden fesih ve tasfiye işlemi aynı zamanda hukuki bir işlemdir. Bu işlemin veya kararın hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün değildir.
Eksik veya hatalı işlem sonucu şirketin sicilden tasfiye sonucu terkinine karar verilmiş ise, bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına sahiptir.Eldeki dava yönünden, söz konusu şirket adına söz konusu araçların kayıtlı olmasına rağmen bu araçların tasfiye kapsamında işlem görmediği, şirketin mal varlığında bu araçlar bulunduğu halde tasfiyenin şeklen ve eksik olarak ticaret sicil kayıtlarına yansıdığı;
söz konusu araçların satışı ve bedelinin paylaştırılması ile tasfiyenin tamamlanabilmesinin TTK'nin 547. maddesi anlamında ek tasfiye işlemini gerektirdiği ve bunun için söz konusu şirketin ihya edilerek yeniden ticaret siciline tescilinin zorunlu hale geldiği anlaşılmıştır.Sonuç olarak söz konusu şirketin ihyası için gerekli yasal ve maddi şartların somut olayda gerçekleştiği,
tasfiye dışı kalan söz konusu araçlar yönünden de ek tasfiye yapılmasının gerekli olduğu ve sübut bulan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış olup ek tasfiye işlemlerinin yerine getirilmesi yönünden söz konusu davacı-tasfiye memurunun tasfiye memuru olarak atanmasının ve ek tasfiye işlemlerinin tasfiye memuru olarak ... tarafından yapılması uygun görülmüş olup, yargılama gideri yönünden yapılan irdelemeye bağlı olarak: davalı ...
Sicil Memurluğu, yasal hasım konumunda olup, tasfiyenin usulsüz kapatılmasından dolayı sorumluluğu bulunmadığından yargılama giderinden sorumlu tutulmamıştır.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/286, K. 2024/819, 20 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama