KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/613
- Karar No
- 2024/822
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2024
Karar Metni
1.882 kelime·9 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/613
KARAR NO : 2024/822
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/09/2023
KARAR TARİHİ : 21/11/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız -----Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davacı şirketin de davalı olduğu ---- İş Mahkemesi'nin ----Sayılı dosyasında verilen kararın ---- BAM----Hukuk Dairesi'nin ilamı ile kesinleştiğini ve dava dışı ---- tarafından ilamın----. İcra Müdürlüğü'nün -----.
Sayılı dosyası ile takibe konu edildiğini, davacı şirket tarafından dava dışı alacaklıya icra dosyası kapsamında ödeme yapıldığını, yapılan bu ödeme ile ilgili sözü edilen alacak dosyasının ---- karşı -----. ile icra takibi başlatıldığını, davacı şirket tarafından ödenen işçilik alacağının rücusu için başlatılan icra takibinin davalı şirket tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz edildiğini, davacı şirketin rücu hakkının dayanağının davalı ile imzalanan sözleşme olduğunu ileri sürerek,
davalının --- İcra Müdürlüğü'nün ----- Sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline ve icra takibinin devamına, davalı şirket aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı işçi ---- hizmet dönemi gereğince tüm alacaklardan davalı şirketin sorumlu olmadığını, ihbar tazminatı bakımından son üst-alt işverenler sorumlu olmak üzere kıdem tazminatından sorumluluğun hizmet dönemine göre tespitinin gerektiğini, dayanak olarak gösterilen sözleşmenin iş akdinin başlamasından sonraki tarihe ilişkin olduğunu ve davaya esas alınmaması gerektiğini, sözleşmede sorumluluk paylaşımı yapılmadığından yarı oranında sorumluluğun geçerli olması gerektiğini savunarak arz ve izah olunan nedenlerle, söz konusu talepler yargılamayı gerektirdiğinden, inkar tazminatı ve sair tüm talepler yönünden davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER
---- Ticaret Odası Ticaret Sicil Kayıtları, ---- İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyası UYAP Kayıtları, ---- İş Mahkemesi'nin ----Esas Sayılı Doyası, ---- İcra Dairesinin ---Esas sayılı dosyası, 01.03.2016 tarihli ----Sözleşmesi, İhtarname, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelenip gözetilmesi gereken başta arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş,
uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez takdiren sulh teşvikine ilişkin vaki davete rağmen duruşmaya katılan davacı vekilinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Öncelikle davaya esas ---. İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden getirtilerek, incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür.
Bilindiği üzere 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
(Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
(Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır.
İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır.
Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davacı vekili tarafından ---İcra Dairesinin ----Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında ----İcra Dairesinin ----- esas sayılı dosyasından dava dışı işci/alacaklı ---- için ödenen tazminatın sözleşme ilişkisi çerçevesinde rücuen tahsili için icra takibi başlatıldığı,
ödeme emrinin tebliğine bağlı olarak davalı borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisinde icra takibine/borca tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, takibin 2004 sayılı İİK'nin 66.madde hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, işbu itirazın iptali davasının da, icra dosyasında itiraz dilekçesinin tebliğine rastlanmadığından her halde (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan bilgi ve belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da, taraflar arasında bu konuda bir itilaf bulunmadığından temelde sözleşme ilişkisi kapsamında çözülmesi çözülmesi gerekmektedir. Mahkememizce öncelikle taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş.
HMK'nin 266.maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilerek dosya bilirkişiye tevdi ve teslim edilmiştir. ---- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen İş Mevzuatından Kaynaklanan nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişi ---- tarafından düzenlenen 26/06/2024 tarihli raporda özetle; davacı şirketin dava dışı işçi için yaptığı işçilik alacağı ödemeleri için rücu edebileceği tutarın 39.840,74 TL olduğu yönünde tespit, hesap ve görüşlerini içeren rapor sunulmuştur.
Mahkememizce bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilerek vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir. (HMK,266,281, 282,) Bilindiği üzere kural olarak hukukumuzda sözleşme serbestisi ilkesi geçerlidir. Ancak yapılan sözleşmenin pozitif hukuk düzenlemelerine aykırı olmaması gerekmektedir. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması ise sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
Somut olayda taraflar arasında düzenlenen ve imzalanan 01.03.2016 tarihli ---- Yönetim Hizmetleri Sözleşmesi başlıklı sözleşmenin 11.6 maddesinde; '...İşbu Sözleşme’nin herhangi bir sebeple sona ermesi halinde ----çalıştırdığı personelin fesih tarihine kadar oluşmuş tüm kanuni haklarını ödemek zorundadır.
Ancak personellerin bu tür alacaklarının---- tarafından ödenmemesi durumunda, personelin yahut resmi kuruluşların ---- talebi halinde, ----- istihkakını bloke etmeye ve kendisine tevdi edilmiş tüm teminatları irat kaydetmeye yetkili olduğu gibi, ----hakkında yasal yollara müracaat edebilir. ---- talep edilen tüm alacaklar ve zararlar ---- rücu edilir.' düzenlemesi bulunmaktadır.
Bu sözleşme ve düzenleme karşısında sözleşmenin tarafların kabulünde ve hukuken geçerli olduğuna göre bilirkişi raporundaki tespitin aksine ihbar tazminatı dahil dava dışı işçiye yapılan bütün ödemelerin rücu konusu olabileceği, bilirkişi raporundaki ayrıntılı hesap da gözetildiğinde takipte gösterilen miktarların dava dışı işçiye ödenen meblağ ile uyumlu ve hukuka uygun olduğu değerlendirilmiştir.
Binaenaleyh, davacı şirketin davasını, TMK'nin 6 ile HMK'nin 190. maddeleri gereğince mevcut bilirkişi raporu ve özellikle sözleşme hükümleri temelinde diğer tüm durum ve deliller karşısında icra takibine uygun olarak ispatladığı sonuç ve kanaatiyle dosyaya mübrez sözü geçen bilirkişi raporunun da işin esasının çözümü yönünden gerekçeli, dosya kapsamıyla uyumlu, denetime açık,
hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu kabul ve takdir edilerek davanın niteliği gereği icra takip dosyası ve taleple bağlılık ilkesi nezdinde 6098 sayılı TBK'nin 117/1 maddesi gereğince temerrütün icra takibiyle oluştuğu ve yasal faiz talep edildiği de anlaşıldığından davacının davasının kabulü ile; davalı-borçlunun ----.İcra Dairesinin -----Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa yasal faiz işletilmek suretiyle takibin aynen devamına karar verilmiştir.
(AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 2, 6, TBK,1, 117/1,TTK, 16/1,18/1,2, 21/2 ,83, 85, İİK,67, HMK, 25, 26, 27, 29, 30,31,33, 146, 187/1, 190,191, 198,, 266 vd. 282, ) Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise.
Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir.
Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.
Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.
Somut olayda asıl alacağın gerçek miktarının dayanak mahkeme kararı ve icra dosyaları içerikleri ile açıkça belli olmasının yanında, davalı taraf sözleşmesi ilişkisi gereğince borcunun varlığını ve miktarını açık ve net olarak belirleyip tespit edebilir durumdadır.
Bu nedenlerle, davalının itirazının haksızlığına karar verilmesi ve davalı-borçlu yönünden mevcut asıl alacak/borç likit/muayyen olduğundan İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluştuğundan takibe konu asıl alacağın % 20'si olan 8.267,35 TL icra inkar tazminatının da davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir.
6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince esasa ilişkin aleyhinde hüküm verilen davalı şirket sorumlu tutulmuştur.
Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle, 6100 Sayılı HMK'nin 26, 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/613, K. 2024/822, 21 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama