KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/723
- Karar No
- 2024/788
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2024
Karar Metni
3.785 kelime·19 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/723
KARAR NO : 2024/788
DAVA
İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 27/10/2023
KARAR TARİHİ : 14/11/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ---- görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davacı şirketin 03/03/2021 - 2022 vadeli ----- Birleşik Kasko Sigorta Poliçesi ile sigorta himayesine almış oldugu ---- plakalı otomobilin.
16.01.2022 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, davalı---- nin trafik sigortalısı ----- plakalı araç sürücüsünün kusurlu olarak çarpması neticsinde hasarlandığını, kaza ile ilgili olarak kolluk tarafından tanzim edilen trafik kazası tespit tutanağına göre davalının trafik sigortalısı -----plakalı otomobilin KTK nun 46. maddesini ve kaza şyerini terk ederek ihlal ederek kazaya sebebiyet verdikten sonra kaza mahallini terk ederek aynı Yasanın 81. Maddesini ihlal etmiş olduğundan kusurlu olduğu,
kaza yerini terk eden aracın palakasının ise yine kolluk tarafından kemera kayıtlarından tespit edilmiş olduğunu, kaza sonrası kasko sigortalısı ---- plakalı aracın hasarını 5684 sayılı Sigortacılık Yasası uyarınca atanan bağımsız sigorta eksperi incelemesi neticesinde,
11.017,27 TL ödeyerek tazmin eden davacı sigorta şirketi kasko sigortacısının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesi gereği sigortalısına halef olarak hasara kusuru ile neden olan ve kaza yerini terk eden ----plakala aracın trafik sigortacısı olan davalıya rücu etme hakkının bulunduğundan Sigorta ettirene ödenen tazminatın rücuen tahsili için ---- İcra Dairesi'nin ----- sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı trafik sigortacısının haksız itirazı nedeni ile takibin durduğunu, arabuluculuk girişiminin sonuçsuz kaldığını,
davalının takibe itirazının haksız olması nedeni ile icra inkar tazminatı taleplerinin bulunduğunu beyan ederek davalının---- İcra Dairesi'nin-----. sayılı takibine yaptığı haksız itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilip yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Davacının dava yoluna başvurmadan önca Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesinde yapılan değişiklik ile. “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir.
Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir”. hükmü düzenlemesi kapsamında davalı sigortacıya gerekli belgelerle birlikte başvuruda bulunma dava şartını yerine getirmemiş olduğunu, zaman aşımı itirazlarının bulunduğu,
davacı sigorta şirketi tarafından ----İcra Müdürlüğü'nün ---- Esas sayılı icra takibine konu alacağın neye istinaden talep edildiği açıkça belirtilmemiş olduğu icra takibinde işlemiş faiz tarihi belirtilmemiş olup muaccel olmayan alacağa takip tarihinden evvel faiz işletilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu neden olan kazayı davalı sigota şirketinin sigortalısının geçekleştirdiğinin kaza anını gösterir resim, kamera kaydı, mobese vs. görüntü lerle somutlaştırılmamış olduğu kaza ile ilgili olarak davalı sigorta şirketine bir bildirim yapılmamış olduğunu,
kazanın meydana gelmesine hangi aracın sebebiyet verdiğinin tespitinin gerektiği kazaya ilişkin olarak davacının kendi kasko sigortalısının sözlü beyanı ile düzenlenmiş kaza tespit tutanağı dışında somut delil bulunmadığını davanın davalıya ----- poliçede trafik sigotalı ve adresi belirtilen ----' e ihbarı taleplerinin bulunduğunu,
tarafların kusur durumunun ve meydana gelen kaza ile oluşan hasar arasında uyum olup olmadığının davacının talep ettiği hasar bedelinin ve dosyaya ibraz edilen eksper raporunun kazanın oluş şekline ve hasara uygun olup olmadığının ve davacının davalı sigorta şirketinden talep hakkının bulunup bulunmadığının bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesinin ve zararın teminat kapsamında olup olmadığını belirlenmesinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte sigorta şirketinin sorumluluğuun teminat limitleri ile sınırlı olduğunu;
takibin haksız olmasından dolayı davacı aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini taleplernini bulunduğunu beyan ederek; davanın reddine, davanın sigortaya ihbarına davacı aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER
---- İcra Dairesi'nin -----Esas Sayılı Dosyası Uyap İçeriği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Kayıtları, ----- Noterler Birliği Trafik Tescil Kayıtları, Birleşik Kasko Sigorta Poliçesi ve Hasar Dosyası, ZMMS Poliçesi, Araç Fotoğrafları, Faturalar, Banka Dekotları, Ekspertiz Raporu, Bilirkişi Kusur ve Hasar Raporu, Dosyadaki Diğer Bilgi ve Belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLAR:
Dava , 6102 sayılı TTK'nin 1472/1 maddesi uyarınca davacı sigorta şirketinin dava dışı kasko sigortalısının haklarına halef olması sebebiyle maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle sigortalısına ödediği hasar onarım tazminatının. ZMMS Sigorta Poliçesi Kapsamında sigortalısı araç sürücüsünün kusuru nedeniyle davalı sigorta şirketinden rücuen tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itiraz nedeniyle.
2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi kapsamında açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak ön inceleme duruşması icra edilmiş,
uyuşmazlık belirlenmiş ve dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez sulh teşvik yapılmasına karşın duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin beyanlarına göre tarafların sulh yolunu tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek tahkikat işlemleri ve delillerin incelenmesi tamamlanmış, karar duruşmasına katılan taraf vekillerinin son sözleri de dinlenip zapta yazılarak aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Öncelikle dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır.Davacının aktif dava ehliyeti yönünden 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun "Halefiyet" başlıklı 1472. maddesinde " (1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer.
Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir.
(2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur." hükmü bulunmaktadır. Bu durumda somut olayda davacının aktif dava ehliyetinin ve davada hukuki yararının bulunduğu kabul edilmelidir. Halefiyet, bir kişinin hukuken diğerinin yerine geçmesi anlamına gelir.
6102 sayılı TTK m. 1472/1. maddesinde sigorta tazminatını ödeyen sigortacının, hukuken sigorta ettirenin (başkası hesabına sigortada sigortalının) yerine geçeceği ifade edilmiştir. Bu nedenle hukukumuzda yasal halefiyete ilişkin olarak tazminat alacağının yasa uyarınca sigortacıya geçmesi ilkesi benimsenmiştir.
Yasal halefiyet zarar sigortalarında söz konusu olup, mal sigortaları bakımından TTK m. 1472 hükmünde, sorumluluk sigortaları bakımından TTK m. 1481 hükmünde düzenlenmiştir. Bu madde uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder.
Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz’î haleftir (Yargıtay HGK'nın 05/02/2019 tarih ve -----sayılı kararı). Davalı sigorta şirketi, davaya konu icra takibini sigortalısının halefi olarak açtığına göre, uyuşmazlığın çözümünde de dava dışı sigortalı ile davacı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınmalıdır.
Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir.
Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur. ( Yargıtay İBK’nun 22/03/1944 tarih ve -----Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları'na göre kasko poliçesi kapsamında sigortalının zararını karşılayan sigorta şirketi ödediği tazminat tutarınca sigortalıya halef olur ve ödediği bu tazminatı gerçek zarar miktarı üzerinden üçüncü kişinin kusur oranına isabet eden bedel nispetinde zarara neden olan ve sigortacısına rücu edebilir.
Üçüncü kişinin sorumluluğu kusur esasına dayalıdır. Dolayısıyla davacının ileri sürdüğü zarardan davalının sorumlu tutulabilmesi için davalının kazanın oluşumunda kusurlu bir davranışının bulunması gerekir.
Motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen zararlardan dolayı sorumluluk zarar görenin uğradığı gerçek zarar ile sınırlıdır. TBK'nin 50.maddesi TTK'nin 1427 vd maddeleri gereğince sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup motorlu aracın neden olduğu zarar nedeniyle meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir.
Gerçek zarar, zarar gören şeyin eski hale getirilebilmesi için gereken onarım ve işçilik giderlerini kapsar. Davalılar gerçek zarardan sorumlu olup araç hiç tamir edilmemiş olsaydı dahi zarar gören kişinin gerçek zararına göre tazminat miktarı hesaplanması gerekmektedir. Zira, zarar görenin çıkma ve eşdeğer parçalarla aracı tamir etmesi beklenemeyeceği gibi gerçek zarar ancak aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle karşılanır.
Hasar bedeli tespit edilirken sigorta şirketiyle servis arasında yapılan anlaşma vb nedenlerle yedek parça ve işçilik bedellerinin değerinde indirim yapılmaksızın meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. ( Yargıtay ---- HD'nın 15.12.2011 tarih ve-----Sayılı ilamları ) Rücu davaları gerçek zararının giderilmesi amacına yönelik olup, zenginleşmeye bir vesile teşkil etmemelidir.
Dolayısıyla zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı da ödediği meblağın tamamını değil ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusu bulunanlardan isteyebilir. Davalı, davacının ödediği miktardan değil, kaza nedeni ile ortaya çıkan gerçek zarardan kusuru oranında sorumludur.
Davacın ileri sürdüğü istinaf nedenlerinin aksine denetime elverişli bilirkişi raporunda da belirlenen maddi olgular çerçevesinde hasar değerlendirilmesi yapılarak sigortalı araçta oluşan gerçek zararın tespit edilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir.Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde ise , "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir.
Bilindiği üzere haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır.
Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı Yasa'nın 85/1.
Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1.
Maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu,
ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir.
Yine TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır.
Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ise, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür.
Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır.
İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1 maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır.
Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında,bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (----- 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi,kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim,durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.
Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır.
Yukarıdaki yapılan genel açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılama ışığında somut olaya baktığımızda. 16.01.2022 tarihinde ----- davacı sigorta şirketine kaza tarihini kapsar şekilde 03/03/2021-2022 başlangıç bitiş tarihli kasko sigorta poliçeli ---- plakalı araç ile davalı sigorta şirketine 15.06.2021/2022 başlanğıç ve bitiş tarihli araç başına 43.000,00 TL limitli ZMMS poliçeli araçların karıştığı maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir.
Meydana gelen trafik kazası sonucunda Trafik Tescil ve Denetleme Büro Amirliği tarafından maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağı dosyaya mübrezdir. Davacı şirket kasko sigortalısının aracında meydana gelen hasar onarım bedelini ekspertiz raporu doğrultusunda sigortalısına ödemiş ve sigortalısı araç sürücüsünün kazada kusurlu olduğu iddiası ile davalıdan rücuen tahsili için geçerli bir icra takibi başlatmıştır.
Yapılan icra takibine davalı-borçlu tarafından süresi içinde itiraz edilmesi üzerine bir yıllık hak düşürücü süre içinde zararın tazmini için icra takibi başlatmış ve vaki itiraz üzerine işbu davayı açmıştır. Somut olayda uyuşmazlığın temelinin meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle doğrudan kusur, hasar ve onarım bedeli üzerinde yoğunlaştığı ve kusur oranının tespiti ile hasarın havi zararın ortaya çıkarılması halinde uyuşmazlığın aydınlanacağı aşikardır.
Bu kapsamda taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve maddi hasarlı trafik kazası tutanağındaki kusur durum ve dağılımı ile olayın gerçekleşme biçimi ile dosya kapsamına nazaran kusur ve ödenen hasar onarım bedeli konusunda rapor düzenlenmesi için dosya ---- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen bir adli trafik uzmanı bilirkişi ile bir makine mühendisi bilirkişiye verilmiştir. Bilirkişiler ----- ve ---- tarafından düzenlenen 08/10/2024 tarihli raporda özetle.
Davalı ---- trafik Sigortalı; ----Plakalı Otomobili ile Kaza Mahallini
Terk Eden Dava Dışı Meçhul Sürücünün: Asli ve Tam Kusurlu Olarak % 100 (YÜZDE YÜZ)oranında kusurlu olduğu; Davacı ---- Kasko Sigortalısı ---- Plakalı Panelvanın Dava Dışı Sürücüsü ----: Atfı kabil bir kusurunun bulunmadığı; 16.01.2022 tarihinde meydana gelen kaza da Trafik kazası tespit tutanağındaki bilgiler ve dosya içeriğinde bulunan yetkili ----tarafından hazırlanmış hasar bilgilerinin,----- plakalı araç üzerinde oluşan hasarlı parçalar ile uyumlu olduğu ve tamirinin ekonomik olacağı, icra takibine konu
edilen 11.017,30 TL tutarın uyumlu olduğu yönünde tespit, hesap ve görüşlerini içeren müşterek rapor verilmiştir. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş ve davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir. Mahkememizce öncelikle kusur durumuna ilişkin yapılan incelemede ---- tarafından düzenlenen raporun oldukça ayrıntılı ve doyurucu nitelikte olduğu, rapor sonucunun zabıta tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağına ve dosya kapsamına uygun ve yerinde olduğu,
davalıya sigortalı araç sürücüsünün dönüş kuralları, doğrultu değiştirme manevraları, şerit izleme , geçiş önceliğine uymamak gibi birden fazla asli ve tali trafik kuralı ihlali yapmak suretiyle kazaya sebebiyet verdiği anlaşıldığından davaya esas kazada tam kusurlu olduğu tespit ve tayin edilmiştir. ( TBK'nin 74, HMK'nin 266/1 ,Yargıtay ----HD---- Davacıya sigortalı araç için yapılan hasar onarım bedeline gelince; davacının/sigortalının gerçek zararının karşılanması gerektiği ilkesinden hareketle sigortalıya ödenen miktarın esasen ekspertiz raporuna dayandığı,
mahkememizce alınan raporun da ekspertiz raqporunu açıkça teyit ve tasdik ettiği görülmekle ödenen 11.017,30 TL'nin gerçek zararı yansıttığı ve açıkça rücu koşullarının oluştuğu görülmüştür.
Zira Sigorta eksperlerinin hukuki statüsü ve sigorta eksperleri tarafından tanzim edilen raporların hukuki niteliği 5684 sayılı Sigortacılık Kanununda düzenlenmiş olup, Sigortacılık Kanunu'nun 2/1-n maddesinde sigorta eksperlerinin tarafsız ve bağımsız olduğu, aynı kanununun 22/13 fıkrasında sigorta eksperlerinin tarafsız olmak zorunda olduğu, yine aynı kanunun 22/17 fıkrasında eksperler tarafından düzenlenen raporların delil niteliğinde olduğu yönündeki düzenlemeler dikkate alındığında sigorta eksperleri tarafından düzenlenen raporların yargılama aşamasında itibar edilecek türden bir belge olduğu açıktır.
Bu durumda birbirini doğrulayan ekspertiz raporu ve gerekçeli ve denetime açık olduğu için benimsenen hasar onarım bedeline ilişkin bilirkişi raporuna göre hasar onarım bedeline yönelik yapılan itirazların da yersiz olduğu anlaşılmıştır.
Dosyaya mübrez belge, bilgi, kaza yeri ve kazalı araç fotoğrafları, davacıya sigortalı aracın marka ve modeli ,delil niteliğindeki ekspertiz raporu ve benimsenen bilirkişi kusur ve hasar/zarar raporlarına göre de; kazaya bağlı olarak ortaya çıkan hasar onarım bedeline ilişkin zarar miktarı günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre piyasa rayiçlerine uygun ve kadri maruf bulunmuştur.
Filhakika, gerçekleşen işbu durumlara ve davalı sigorta şirketine sigortalı aracın davalı sürücünün tespit ve tayin olunun kusur oranı nazarında sorumlu tutulması ilkesi gereğince davacının gerçek zararını sigorta poliçesi kapsamında davalının ödemesi gerektiği değerlendirilmiştir.
Ancak davalıya sigortaya sigortalı araç hususi nitelikte olmasına rağmen ticari avans faizi işletilmesi ve talebi doğru bulunmamış; mahkememizce ödeme tarihinden itibaren faiz talep edilebileceği de gözetilerek işlemiş faiz, yasal faiz üzerinden yeniden hesaplanmış ve fazla istendiği tespit edilen kısım dışlanmıştır.
Binaenaleyh, davacının davasını TBK,49, 50/1,74, KTK, 85/1-son, 86/1 , 88/1 , 90, 91/1,maddeleri, İMMS ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları temelinde ;TMK, 6, HMK, 190, 266. maddeleri esaslarına göre ispat ettiği ve davasında haklı olduğu sonuç ve kanaatiyle; taleple bağlılık ilkesine göre davacının zarar gören sigortalısına ödeme tarihi itibarıyla oluşan temerrüt tarihi, işlemiş ve işleyecek faiz tür ve oranı, teminat limiti hususları da denetlenmek ve gözetilmek suretiyle davanın kısmen kabulü ile; davalı-borçlunun ----.
İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 11.017,27 TL asıl alacak ve 757,93 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 11.775,20 yönünden iptali ile icra takibinin asıl alacağa (11.017,27 TL) takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle (davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun.
50.000,00 TL sigorta poliçe limitiyle sınırlı olması kaydıyla) devamına, fazlaya (568,44 TL) ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.2004 Sayılı İİK'nin 67/2 maddesine göre davacının icra inkar tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; davaya konu olayın trafik kazası şeklinde vuku bulan haksız fiilden kaynaklanması,
uyuşmazlığın yargılamayı gerektirmesi ve sonuca yapılan yargılama, kusura ve hasara ilişkin alınan bilirkişi raporları, hasar ve onarım bedeline ilişkin düzenlenen ekspertiz raporu ile hasar dosyası gibi bir kısım bilgi ve belgenin incelenmesi sonucunda ulaşılması nedeniyle alacağın davalı yönünden likit/muayyen olmadığı kanaatiyle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Öte yandan davalı vekilinin, 2004 sayılı İİK'nin 67/2 maddesi gereğince kötüniyet tazminatına yönelik talebi de; davanın dayanağının haksız fiil niteliğindeki trafik kazazı olması, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi ve hüküm sonucuna yapılan yargılama ve ispat kurallana göre bilirkişi raporlarıyla ulaşılması yanında davacının davalıya ızrar kastıyla ve kötü niyetle takip yaptığına yönelik davalının genel ve soyut beyanı ve talebi dışında hukuki bir tespit ve beyyine bulunmadığından reddedilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk, aynı yasanın 326/2 maddesi gereğince tarafların haklılık durumu ve oranı (kabul-ret) esas alınarak belirlenmiş; davalılar ise kendi oranların bakımından müteselsilen sorumlu tutulmuşlardır. Bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de kabul ve ret oranına göre karşılıklı olarak taraflardan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 26 ve 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/723, K. 2024/788, 14 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama