KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/745
- Karar No
- 2024/748
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2024
Karar Metni
2.648 kelime·13 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/745
KARAR NO : 2024/748
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/11/2023
KARAR TARİHİ : 07/11/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davacı şirket tarafından üretilen kırtasiye ürünleri davalı şirkete teslim edildiğini, faturalar kesildiğini, ödemeler yapıldığını, ancak ödeme sürecinde cari hesap bakiyesi olan 162.836,24 TL borç, yazılı ve sözlü uyarılara rağmen ödenmediğini, bunun üzerine karşı tarafa --- İcra Müdürlüğünün ----- Sayılı dosyasıyla ilamsız ödeme emri gönderildiğini, karşı taraf vekili tarafından yapılan haksız ve dayanaksız, hiç bir gerekçeye dayanmayan itiraz ile takibin durduğunu, yapılan itirazın kaldırılması için yasa gereği zorunlu arabulucu başvurusu yapıldığını,
görüşmelerden olumlu sonuç alınamadığından itirazın iptali davası açma zorunluluğu doğduğunu, açıklanan nedenlerle; --- İcra Müdürlüğünün---- Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile % 20 icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı taraf, davalı şirkete satılan kırtasiye ürünlerine ilişkin alacakları olduğundan bahisle, bu bedellerin tahsili için başlattıkları ---- İcra Müdürlüğü'nün ----. sayılı dosyasına davalı şirketin vaki itirazının iptali ile takiplerin devamı için huzurdaki davayı açtığını, ancak davacının talebi haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olması sebebiyle davanın reddi gerektiğini, davalı şirket ile davacı arasında uzun yıllardır süre gelen ticari bir ilişki bulunduğunu, buna göre davalı şirket,
davacı tarafından üretilen kırtasiye malzemeleri satın almakta ve satın aldığı kırtasiye malzemelerinin bedellerini ise zamanında ve eksiksiz olarak davacıya ödediğini, dolayısıyla davalı şirketin, alacaklı olarak görünen davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, diğer taraftan davacı taraf, dava dilekçesinde ve icra takibi ekinde bir takım faturalar ve taraflar arasındaki bir takım yazışmaları sunmuş olsa dahi kırtasiye malzemelerinin davalı şirkete gönderildiği ve/veya davalı şirket tarafından bu malzemelerin teslim alınıp alınmadığı anlaşılamadığını, davacı taraf,
davalı şirket ile aralarında bu dönemlere istinaden mal alışverişi bulunduğuna dair bir ilişki olduğunu iddia etmiş ancak bu iddiasını kanıtlayacak yeterli delil sunamadığını, arz ve izah olunan nedenler ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile; cevap ve beyanların kabulü ile, yapılacak yargılama neticesinde haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini, kötü niyetli olduğu açıkça görülen davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalıya yükletilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER
----- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyası UYAP Kayıtları, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Vergi Dairesi Kayıtları ve 2023 yılı BA-BS Formları, Faturalar, Ticari Defter ve Belgeler, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI : Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelenip gözetilmesi gereken başta arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş,
uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez takdiren sulh teşvikine ilişkin vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan taraf vekilllerinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Öncelikle davaya esas-----. İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden getirtilerek, incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların ticaret sicil kayıtları çıkartılarak/getirtilerek dosyaya konulmuştur.
Tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden vergi mükelefi kayıtları ve uyuşmazlığa ilişkin 2023 yılına ait BA/BS formları celbedilmiştir.Bilindiği üzere 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
(Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
(Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır.
İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır.
Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı
Madde 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya (DEĞİŞİK İBARE ----: 28.07.2020 ---- NO: ---- KANUN NO: -----) (KOD 1) diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
(EKLENMİŞ CÜMLE ----: 28.07.2020 --- NO: ---- KANUN NO: ----- Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir.
Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davacı vekili tarafından ----.
İcra Dairesinin-----Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında cari hesap alacağına dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliğine bağlı olarak davalı borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisinde icra takibine/borca tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, takibin 2004 sayılı İİK'nin 66.madde hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, işbu itirazın iptali davasının da, icra dosyasında itiraz dilekçesinin tebliğine rastlanmadığından her halde (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan bilgi ve belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da, taraflar arasında bu konuda bir itilaf bulunmadığından temelde satış sözleşmesi ve bu kapsamda düzenlenen faturalara göre çözülmesi gerekmektedir. Mahkememizce açılan dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş.
HMK'nin 266.maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 maddeleri ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilerek ara kararlara bağlanan hukuki sonuçlar taraf vekillerine ihtar edilmek suretiyle dosya belirlenen inceleme günü itibarıyla bilirkişiye tevdi edilmiştir. ----- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen SMMM---- tarafından düzenlenen 10/10/2024 tarihli raporda özetle.
Davacı tarafından ibraz edilen 2023 yılına ilişkin ticari defterlerin; açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbiri doğruladığı, ticari defterlerinin Kayıt nizamı bakımından uygun olduğu davacı sirket lehine veya aleyhine delil kabiliyetleri Sayın Mahkemeniz takdirinde olduğu, Davalı şirket, inceleme günü olan 10.05.2024 tarihinde, ticari defterlerini ibraz etmemesi ve yerinde inceleme talebinden bulunmaması sebebiyle davalı şirketin ticari defterlerinde inceleme yapılamadığı, Davacı Şirketin Ticari Defterlerine Göre.
Tarafların tacir olduğu ve taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, Davacının takibe konu ettiği alacağı oluşturan faturaların, davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, iş bu faturaları davalı şirkete elektronik ortamda tebliğ edildiği, iş bu faturalar için davalı tarafından kısmi ödeme yapıldığı, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan kaydi olarak 162.836,24.-TL alacaklı olduğu yönünde tespit, hesap ve görüşlerini içeren rapor sunulmuştur.Mahkememizce bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilerek vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir.
(HMK,266,281, 282,) Bilindiği üzere Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.).
6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir.
Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu -----) Fatura tek başına alacağın kanıtı değildir. Faturanın dayanağı olan temel ilişkinin ispatı gerekir.
Tek yanlı düzenlenen faturanın, düzenleyen tarafın kendi ticari defterlerine kayıt edilmiş olması alacağın varlığını ispatlamaz (----HD'nin----- sayılı içtihadı). Malın tesliminin satıcı tarafından kanıtlanması gerekir. Faturanın sadece satıcının ticari defterlerinde kayıtlı olması malın teslimi için de karine teşkil etmez (---- HD'nin -----sayılı kararı).
Bu bilgiler ışığında somut olayda taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin sabit olduğu, takibe konu faturaların davalıya tebliğ edildiği, sekiz günlük süre içinde faturaların iade edildiğine ilişkin bir savurma ve delil sunulmadığı, buna ilişkin her hangi bir talepte bulunmadığı,
bu durumda davalının bu durumda faturaların bedellerini ödediğini ispat etmesi gerektiği, davalı tarafından süresi içinde bu yönde bir savunma ve delil ibraz edilmediği gibi ticari defter ve belgelerini de incelemeye sunmadığı ,bu durumda davacının ticari defter ve belgelerinin kendi lehine kesin delil niteliğine büründüğü değerlendirilmiştir.(HMK,222/3) Binaenaleyh, davacı şirketin davasını, TMK'nin 6 ile HMK'nin 190, 222/3 maddeleri gereğince mevcut bilirkişi raporu ve anılan diğer durum ve deliller karşısında asıl alacağa esas olarak ispatladığı sonuç ve kanaatiyle dosyaya mübrez sözü geçen bilirkişi raporunun da gerekçeli,
dosya kapsamıyla uyumlu, denetime açık, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu kabul ve takdir edilerek davanın niteliği gereği icra takip dosyası ve taleple bağlılık ilkesi, tarafların tacir sıfatına göre avans faiz türü ve takip tarihinde yürürlükte olan oranı da gözetilip denetlenmesi sonucunda 6098 sayılı TBK'nin 117/1 maddesi gereğince temerrütün icra takibiyle oluştuğu da anlaşıldığından davacının davasının kabulü ile,
davalı-borçlunun ----İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa (162.836,24 TL) takip tarihinden itibaren yıllık %26,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle aynen devamına karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 2, 6, TBK,1, 117/1,TTK, 16/1,18/1,2, 21/2 ,83, 85, İİK,67, HMK, 25, 26, 27, 29, 30,31,33, 146, 187/1, 190,191, 198, 222, 266 vd. 282, )
Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise.
Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir.
Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.
Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.
Somut olayda asıl alacağın gerçek miktarının davacı ticari defterlerine göre açıkça belli olmasının yanında, davalının kendi ticari defter ve belgelerine göre de borcunun varlığını ve miktarını açık ve net olarak belirleyip tespit edebilir durumdadır.
Bu nedenlerle, davalının itirazının haksızlığına karar verilmesi ve davalı-borçlu yönünden icra takip dosyası, ticari defter ve belgeler ve bilirkişi raporu itibariyle mevcut asıl alacak/borç likit/muayyen olduğundan İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluştuğundan takibe konu asıl alacağın % 20'si olan 32.567,24 TL icra inkar tazminatının da davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir.
6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince esasa ilişkin aleyhinde hüküm verilen davalı şirket sorumlu tutulmuştur.
Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle, 6100 Sayılı HMK'nin 26, 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/745, K. 2024/748, 7 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama