KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/832
- Karar No
- 2024/943
- Karar tarihi
- 24 Aralık 2024
Karar Metni
2.559 kelime·13 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/832
KARAR NO : 2024/943
DAVA
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVANIN AÇILDIĞI TARİH : 14/04/2017
KARAR TARİHİ : 24/12/2024
----. Asliye Ticaret Mahkemesinin ---- Esas ---- Karar sayılı yetkisizlik kararı ile Mahkememize tevzii edilen ---- Esas, ----- karar sayılı dosyası ile davanın subut bulmadığından reddine dair verilen kararın ----Hukuk Dairesinin ---- esas --- karar sayılı ilamı ile kaldırılmakla, Mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
12.05.2016 tarihinde ---- Belediyesi Başkanlığının ----- Şehitliğine düzenlediği gezide, saat 07.10'da ----- sevk ve idaresindeki, ----- ait ---- plakalı otobüsün ---- istikametinden ----- istikametine seyretmekte iken, direksiyon hakimiyetini kaybederek gidiş istikametine yolun sağ tarafına aracını yoldan çıkarıp, devrilmek suretiyle tek taraflı ölümlü yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, otobüste yolcu olarak bulunan müvekkili ---- yaralanarak sakat kaldığını, kazadan sonra 07.11.2016 tarihinde ihtarname ile davalı sigota şirketine başvuruda bulunulduğunu,
davalı sigorta şirketinin taleplerine karşılık süresi içerisinde hiç bir ödeme yapmadığını, sürücü ---- trafik kazası tespit tutanağına göre asli kusurlu olduğunu, davalı sigorta şirketinin poliçe limitleri dahilinde sorumlu bulunduğunu, kaza yapan ---- plakalı aracın ---- ait olduğunu, işleteninin ---- Belediye Başkanlığı olduğunu, davalı belediyenin işleten sıfatını taşıdığından,
kaza nedeniyle ortaya çıkan tüm maddi ve manevi zarardan sorumlu bulunduğunu, 01.01.1960 doğumlu ve ev hanımı olan müvekkilinin bu kaza nedeniyle bedensel zarara uğradığını, kesin belirlenecek tazminat tutarının harcı yatırıldıktan sonra sigorta şirketi yönünden olay tarihindeki sigorta limitini aşmamak üzere, temerrüt tarihinden işletilecek avans faiziyle birlekte, diğer davalılar yönünden ise olay tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline karar verilmesini, müvekkilinin bu elim kazada, ünlerce kafası ve yüzündeki kırıklar yüzünden uykusuz kaldığını yüz ifadesinin değiştiğini, eskiden güzel ve biçimli olan yüz ifadesinin değiştiğini,
çehresinde ömür boyu geçmeyecek yara izleri kaldığını, alnın ortasında eziklikler, sağ kaşın üstünde derin yara izleri oluştuğunu, gözlerinin içinde kısıldığını,müvekkilinin bu yara izleri nedeniyle toplum içine çıkmakta zorlandığını, aynaya bakmak istemediğini, kaza nedeniyle ruh dünyasının çöktüğünü, çektiği acı ve ızdırabın bir nebzede olsa hafifletilmesi için 30.000 TL manevi tazminat talep ettiklerini, kaza yapan --- plakalı aracın davalı ---- Sigorta Şirketi tarafından ----- nolu poliçe ile genişletilmiş kasko poliçesi ile sigortalı olduğunu, sigorta poliçesinde kombine tek limitin 100.000 TL manevi tazminat olduğunu belirterek,
trafik kazasında yolcunun bedensel zarara uğraması nedeniyle, maluliyet durumunun tespiti ile 6100 sayılı yasanın 107.
Maddesi uyarınca toplanacak delillere göre maddi tazminat tutarının belirlenerek, (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı üzere) şimdilik geçici iş göremezlik iin 100 TL, sürekli iş göremezlik için 100 TL olmak üzere maddi tazminatın, davalılardan ---- Belediye Başkanlığı ve -----olay tarihinden itibaren, sigorta şirketi yönünden sigorta limitini aşmamak kaydıyla temerrüt tarihinden işleyecek avans faiziyle müşterek ve müteselsilen davalılara ödetilmesini,
30.000 TL manevi tazminatın davalılardan sigorta şirketinden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile (teminat limiti kadar) ----- ise olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, müştereken ve müteselsilen davalılara ödetilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı---- Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle;----plakalı aracın müvekkili şirket tarafından tanzim edilen 16.11.2015-15.07.2016 vadeli ---- poliçe nolu zorunlu taşımacılık mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, taşımacılık poliçesi genel şartları gereği yalnızca biletli yolcuların uğradığı bedensel zararların teminat kapsamında olduğunu, konu kazanın dava dilekçesinde de ikrar edildiği üzere belediye tarafından düzenlenmiş ve biletli bir yolculuk mevcut olmadığını, davaya konu talebin zamanaşımına uğramış olduğunu davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini,
davacı yanın kazaya ilişkin maluliyet iddialarının değerlendirilmesi için Adli Tıp Kurumuna sevk edilerek maluliyet durumu ve maluliyetin kaza ile illiyeti hakkında rapor alınmasını, kabul anlamına gelmemekle birlikte sigortalı araç sürücüsünün kusurunun ve zararın da kaza ile illiyetinin tespiti halinde ortaya çıkan zarardan kaynaklanan tazminatın hesaplanması için dosyanın aktüer siciline kayıtlı aktüerya uzmanına gönderilmesini, davacıların sosyal ve ekonomik durumları ile hangi Sosyal Güvenlik Kuruluşlarına tabi olduklarının tespit edilmesini belirterek,
aleyhlerine açılmış olan haksız ve mesnetsiz davanın usulden yetkisizlik nedeniyle reddi ile yetkili ---- Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, esasa girilmesi halinde sigortalı araç sürücüsüne atfı kabil kusur bulunmaması nedeniyle, meydana geldiği idda edilen zararın kaza ile illiyeti bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ----. vekili cevap dilekçesinde özetle; Yetki itirazları olduğunu, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ---- Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yetki itirazları olduğunu, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 17.09.2024 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; Bilirkişi raporuna karşı itirazları ve fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı için ıslah ve harç artırım taleplerinin kabulüyle, 4.032,66 TL geçici iş göremezlik bedelinin sigorta şirketinden temerrüt tarihinden itibaren, diğer davalılardan kaza tarihinden itibaren tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ederek davasını bedel yönünden ıslah etmiştir.
Davalı ----. vekili ıslaha beyan dilekçesinde özetle; Gerek bilirkişi raporuna gerekse fahiş ıslah talebine külliyen itiraz ettiklerini, ıslah edilen bedel yönünden zaman aşımı itirazları olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Deliller
Tarafların ticaret sicil sorguları dosya arasına alınmıştır.
-----Eğitim Ve Araştırma Hastanesine, ----Devlet Hastanesine, Sağlık Bilimleri Üniversitesine,---- Eğitim Ve Araştırma Hastanesine yazılan müzekkere cevapları dosya arasına alınmıştır.
--- Ağır Ceza Mahkemesinin -----esas sayılı dosyasının Uyap kayıtları dosyamız arasına alınmıştır.
Davalı sigorta şirketine yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.
---- Sosyal Güvenlik Merkezine yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.
----- İlçe Emniyet Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.
Adli Tıp Kurumu raporları dosyaya sunulmuştur.
Sigorta hukuku alanında uzman aktüer bilirkişi raporu dosyaya sunulmuştur.
SAFAHAT
---- Asliye Ticaret Mahkemesinin ---- subut bulmadığından reddine dair verilen kararın ---Hukuk Dairesinin ---- esas---- karar sayılı ilamı ile kaldırılmakla Mahkememizin yukarıdaki esasına kaydedildiği anlaşılmıştır.
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe:
Dava, ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davasıdır.
Dava dilekçesi, cevap dilekçeleri, gelen müzekkere cevapları, BAM ilamı ve taraflarca sunulan deliller hep birlikte değerlendirilmiştir.
Yargıtay ----Hukuk Dairesi’nin 11/03/2021 tarihli, ---- esas --- karar sayılı ilamında;"…haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp iddiasında; Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğunu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi;
-11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü,
-11.10.2008–01.09.2013 arası Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği,
- 01.09.2013–01.06.2015 arası Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği,
-01.06.2015–20.02.2019 arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, ile Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik
-20.02.2019 tarihinden sonrası için Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir." belirtilmiştir.
Dosyada, yetkisizlik kararı veren mahkeme tarafından maluliyet yönünden rapor aldırılmış, mahkememize tevzi edildikten sonra AYM'nin 17.07.2020 tarihli iptal kararı ve Yargıtay ----HD'nin güncel içtihatlarına göre yeniden maluliyet raporu alınması amacıyla dosya ATK'ya gönderilmiş ve güncel maluliyet raporları dosyaya sunulmuştur.
BAM ilamında da belirtildiği şekilde, davaya konu trafik kazası meydana geldiği sırada kazaya karışan otobüste yolcu olarak bulunduğu anlaşılan davacıya yüklenebilecek bir kusur bulunmadığı, aynı olay nedeniyle ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen ----- esas sayılı dava için ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporda, kazaya sürücünün %100 kusuruyla neden olduğunun belirtildiği,
----Ağır Ceza Mahkemesinin 31/10/2017 gün ve ----esas ---- karar sayılı kararıyla da, kazaya karışan otobüs sürücüsünün, bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olmak suçundan mahkûmiyetine hükmolunduğu anlaşıldığından, değinilen ilam gereği, istinaf öncesi Mahkememizce oluşturulan kusur yönünden bilirkişi incelemesi yapılmasına ilişkin ara kararından dönülerek, zararın belirlenmesi için sigorta hukuku alanında uzman aktüer bilirkişiden raporu alınmasına karar verilmiştir.
Dosya, sigorta hukuku alanında uzman aktüer bilirkişiye tevdi edilmiş. 23.05.2024 tarihli rapora göre dosyadaki bilgi, belge, sigorta poliçesi, hasar dosyası, ATK raporu ve ibraz edilen deliller ışığında, Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre TRH 2010 tablosu ve AGİ'siz ücret esas alınarak yapılan hesaplamaya göre, üç aylık geçici iş göremezlik tazminatının, 4.032,66 TL olduğu, davacının kalıcı maluliyeti olmadığından sürekli iş göremezlik alacağı bulunmadığı,
davalıların sorumlu olduğu rapor edilmiştir.Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunun bu yönleriyle hükme esas alınmaya uygun, gerekçeli ve denetlenebilir bulunması sebebiyle yeniden rapor alınması cihetine gidilmemiş, davacı tarafça sunulan ıslah dilekçesinde geçici iş göremezlik tazminatının 4.032,66 TL'ye çıkarıldığı belirtilmiştir.
Artırılan miktarın poliçe limitleri dahilinde kaldığı tespit edilmiştir.Yargıtay ---- Hukuk Dairesinin 28/05/2013 tarih---- esas --- karar sayılı ilamında:"Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabulüne, davalının icra takibine itirazının 65.000,00 TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, 6762 sayılı TTK.’nin 1301. maddesinden (6102 sayılı TTK'nin 1472. maddesi) kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Trafik kazaları, nitelikleri itibariyle haksız fiillerdendir. Haksız fiillerde temerrüt tarihi, haksız fiilin meydana geldiği tarih olup, zarar sorumlusunun ayrıca ihbar ve ihtar edilmesine gerek yoktur. Sigorta ettirenin dava hakkı, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Ödeme tarihi aynı zamanda 3. şahsa rücu edebilme tarihidir. Bu nedenle işleten ve sürücünün faizden sorumluluğunun başlangıcının halefiyet başlangıcı olan ödeme tarihi olarak kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece, hükmedilen tazminata ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Davacı tarafça temerrüt faizi olarak avans faiz istenilmiştir. Davalının işleteni olduğu araç minibüs olup ticari araçtır. O halde, davada temerrüt faizi olarak ticari faiz niteliğindeki avans faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesi de doğru değil bozma nedeni ise de; bu yanılgıların giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK.nun geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK.nun 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir." belirtilmiştir.
Yukarıda anılan içtihat uyarınca davacı tarafça ticari işlerde uygulanan faiz talebinde bulunulmuş olup, kazaya neden olan araç otobüs ve ticari araç olduğundan avans faize hükmetmek gerekmiş, davalılar ---- Belediye Başkanlığı ile ---- araç işleten sıfatıyla sorumlu tutulmuş, davalı sigorta şirketinin, yapılan başvuruda verilen 15 gün sürenin sonuna tekabül eden 23.11.2016 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, davalılar ---- Belediye Başkanlığı ile ----12.05.2016 kaza tarihi itibariyle temerrüde düştüğü anlaşıldığından,
bu tarihler itibariyle temerrüdün gerçekleştiği kabul edilmiş, her ne kadar davalı ---- vekili tarafından ıslaha karşı zaman aşımı itirazında bulunulmuş ise de, davanın belirsiz alacak davası olarak açılması sebebiyle ıslah edilen alacağın zaman aşımına uğramadığı tespit edilerek davacının maddi tazminat davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacının ayrıca manevi tazminat talebi de mevcuttur.
Manevi tazminat konusunda belirtmek gerekir ki. Anayasanın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın "Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği" başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır.
Türk Medeni Kanunu'nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmıştır. Türk Borçlar Kanunu m. 56 gereği de. Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.
Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.
Manevi tazminat sade bir ifade ile, zarar görenin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir(----Manevi tazminatta zarar, kişinin iç huzuru ve manevi bütünlüğüne yapılan saldırının mecazi ifadesidir(----
Manevi tazminata hükmedilirken uygulamaya 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki (Belirtilmelidir ki. Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararları konularıyla sınırlı, sonuçlarıyla bağlayıcıdırlar, bkz: 2797 saıyılı Yargıtay kanunu m. 45;"İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.)ilkeler ışık tutmaktadır.
Manevi tazminat uygulamadaki yerleşen ilkeler ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları da gözetilerek, hakimin takdirinde bir husustur. Mahkemeler kanunen kendilerine tanınan takdir haklarını dikkatlı kullanmalıdırlar.
Takdir yetkisi, kanun koyucunun bilerek ve isteyerek, yani bilinçli olarak bıraktığı kural-içi (intra legem) boşlukların; hukuk kurallarını uygulamakla yükümlü olanlarca, olaylardaki özelliklerle toplumdaki ahlâkî düşünceler, hukukun birliği, takdir yetkisini tanıyan kuralın amacı, sosyal adalet gibi hususlar göz önünde tutularak ferdîleştirilip doldurulması yetkisidir.
Hukukî niteliği bakımından, MK. m. 4'de tanınmış olan bu yetki, kural-içi boşluğu doldurup doldurmamak bakımından yargıca bir « s e r b e s t i » (ihtiyar) vermemiş; tersine, bir ödev yüklemiştir. Gerçekten, MK. m. 4'e göre, «hâkim ... hükmeder». Bu ibareden ödev niteliği kolaylıkla anlaşılmaktadır. Şu halde, hakim, takdirle ilgili şartların gerçekleşmesi halinde, takdir yetkisini kullanmakla yükümlüdür. Aksi takdirde, hakkın dağıtımından kaçınmış olur----
Mahkememiz anılan hususların da farkında olarak, dosyaya dönüldüğünde, Manevi tazminatın amaçlarından biri caydırıcılık olmakla beraber diğeri manevi tatmin duygusudur. Manevi tazminat miktarı amacından çıkacak şekilde, tarafın maddi olarak çöküşüne neden olacak miktarda da olmamalıdır.
Davacı tarafın sebepsiz olarak zenginleşmesine neden olmayacak, zarara uğrayanda manevi huzur doğuracak ve hükmedilecek tazminat miktarının cezalandırmaya veya malvarlığına ilişkin bir zararı gidermeye yönelik olmayacak şekilde olmasının Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında kabul edilmiş olduğu, iş bu davada manevi tazminat talebinin tamamının kabul edilmesinin davalıların ekonomik olarak çöküşüne sebep olacağı, tüm hususlar, yukarıdaki açıklamalar, 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki (Belirtilmelidir ki.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararları konularıyla sınırlı, sonuçlarıyla bağlayıcıdırlar, bkz: 2797 saıyılı Yargıtay kanunu m. 45;"İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.) ilkeler göz önünde tutarak, davacının, yaralama sebebiyle üç ay iş göremez hale geldiği, itibar edilen kusur raporuna göre araç sürücüsünün kusurlu olduğu, davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığı,
talep edilen manevi tazminat miktarının, hesaplanan maddi tazminata göre fahiş miktarda olduğu bir bütün olarak değerlendirilip hükümde gösterildiği şekilde, davalılar ---- Belediye Başkanlığı ile -----. aleyhine açılan, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, her ne kadar kazaya neden olan araç ticari araç ise de, davacı tarafça yasal faiz talep edildiğinden,
taleple bağlılık ilkesi uyarınca yasal faize hükmetmek gerekmiş, davalılar yönünden 12.05.2016 kaza tarihinde temerrüdün gerçekleştiği kabul edilmiş, davalı sigorta şirketi aleyhine açılan manevi tazminat davası yönünden ise, manevi tazminatın poliçeye dahil olmamasına bağlı olarak reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
E-duruşmaya son verildi.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/832, K. 2024/943, 24 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama