KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/353
- Karar No
- 2025/301
- Karar tarihi
- 10 Nisan 2025
Karar Metni
2.306 kelime·12 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/353 Esas
KARAR NO:2025/301
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 22/05/2024
KARAR TARİHİ: 10/04/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ------- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP ;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ------ tarafından ------ sayılı dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine icra müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı ----- söz konusu itirazı kötü niyetli olup bu sebeple iş bu davanın açılması zorunluluğu hasıl olduğunu, kısaca izah olunan sebeplerle; fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne, kötüniyetli itirazın iptali ve takibin devamına, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:Davalı şirkete dava dilekçesi ve tensip zaptı tebliğ edilmesine rağmen davalı şirket tarafından 6100 Sayılı HMK'nin 322/1 maddesi atfıyla aynı yasanın 126 -131 maddeleri kapsamında cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalı şirketin temsilcisi duruşmalara katılmamış; şirket kendisini vekille temsil de ettirmemiştir.
DELİLLER
--------- Esas sayılı dosyası, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Taraf Şirketlerin ------Formları, Faturalar, Ticari Defter ve Belgeler, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir.
(Ticari Satımdan Kaynaklanan) 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve Tebligat Kanunu usullerine uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelenip gözetilmesi gereken başta arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş,
uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez takdiren sulh teşvikine ilişkin vaki davete rağmen duruşmaya katılan davacı vekilinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek,
son duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Öncelikle davaya esas ---------- sistemi üzerinden dosyamıza eklenmiş ve bir örneği çıkarılıp dosyaya konularak incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların ticaret sicil kayıtları çıkartılarak/getirtilerek dosyaya kazandırılmıştır.
Tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden vergi mükelef kayıtları ile uyuşmazlığa ilişkin ---- formları da istenmiş ve dosyaya gelmiştir.
Bilindiği üzere 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; ----- Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. ------ Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın------ yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.----Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. -------- Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır.
Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir.
İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. 6098 sayılı TBK'nin 207.maddesinde ise.
Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler.
Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir.Taraflar TTK'nin 16/1 maddesi gereğince ticari şirket olduğundan tacir sayılmakta ve davanın dayanağının da faturalara dayalı alacak iddiası olduğu anlaşılmaktadır. 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında mahkemece tarafların ticari defter ve belgelerinin ibrazına ve üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına kendiliğinden karar verilmesi mümkündür.
Buna göre;6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı madde, 222 -
(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ------- diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. ---------- Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir.Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davacı vekili tarafından ---------- sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında satış sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalar nedeniyle açık/cari hesap alacağına dayalı olarak icra takibi başlatıldığı,
ödeme emrinin tebliğine bağlı olarak davalı borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisinde icra takibine/borca tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, takibin 2004 sayılı İİK'nin 66.madde hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, işbu itirazın iptali davasının da, icra dosyasında itiraz dilekçesinin tebliğine rastlanmadığından her halde (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan bilgi ve belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da, taraflar arasında bu konuda bir itilaf bulunmadığından temelde satış sözleşmesi ve bu kapsamda düzenlenen faturalar ve açık hesap ilişkisine göre çözülmesi gerekmektedir.
Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, davalı davaya süresinde yanıt vermediğinden HMK'nin 128.maddesi gereğince davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamının inkar edildiği kabul edilerek sadece davacı vekili tarafından gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu -------- formları ve işin niteliği gereği diğer deliller içtima edilmiştir.
Buna müteakip 6100 sayılı HMK'nin 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 maddeleri ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve ara kararlara bağlanan hukuki sonuçları duruşmada hazır bulunan davacı vekiline ihtar edilmiştir.
Ayrıca davalı şirkete ara karara konu hususlar ve inceleme ve gün ve saatini bildirir şekilde davetiye gönderilmiş ve işbu davetiyenin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği görülmüştür. Bu kapsamda dosya belirlenen ticari defter inceleme günü itibarıyla ------ Kurulu Listesinden resen seçilen SMMM ----tevdi ve teslim edilmiştir.
Bilirkişi ----- tarafından düzenlenen ---- tarihli raporda özetle; davacı tarafından ibraz edilen ----------yılına ilişkin ticari defterlerin; açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbiri doğruladığı, ticari defterlerinin Kayıt nizamı bakımından uygun olduğu davacı şirket lehine veya aleyhine delil kabiliyetleri Sayın Mahkemeniz takdirinde olduğu, davalı şirket, inceleme günü olan ------- tarihinde, ticari defterlerini ibraz etmemesi ve incelemeye katılmaması sebebiyle davalı şirketin ticari defterlerinde inceleme yapılamadığı, davacının ticari defterlerine göre;
tarafların tacir olduğu ve taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre; davalının davacıya toplam 804.593,29.-TL tutarında fatura düzenlediği, karşılığında, Davacının davalıya 372.564,35.-TL iade faturası düzenlediği, Davacının davalıya 20.800,00.-TL ödeme yaptığı, Davacının davalıya 1.064.500,00-TL çek ödemesi yaptığı, neticesinde davacının davalıdan kaydi olarak 653.271,06.-TL alacaklı olduğu, işbu alacak rakamının başlatılan takiple aynı olduğu, davacı takibi asıl alacak üzerinden başlattığı, takip öncesi işlemiş faiz talep etmediği yönünde tespit, hesap ve görüş bildirilmiştir.
Mahkememizce işbu rapor davacı vekiline ve davalı şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Dosyaya davacı vekili tarafından beyanlarını içeren dilekçe verilmiş davalı şirket yönünden ise bilirkişi raporuna karşı herhangi bir beyan veya itiraz yansımamıştır.
Mahkememizce bu kapsamda yapılan değerlendirmede somut olayda öncelikle taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisinin mübrez deliller ve davacının ticari defterlerine göre sabit olduğu, takip konusu alacağın davacının ticari defter ve belgelerinde aynen kayıtlı olduğu ve defterlerinin HMK'nin 222.madesi gereği delil niteliği taşıdığı anlaşılmıştır.
Buna mukabil davalı şirkete usulüne uygun olarak gerekli ihtar şerhi içeren duruşma tutanağına havi davetiye tebliğ edilmesine rağmen; ticari defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmemiş ve dolayısıyla üzerlerinde bilirkişi incelemesi yapılamamıştır.
Bu durumda 61010 Sayılı HMK'nin 222/3 hükmüne göre davacının ticari defterlerinde aynen kayıtlı olan ve ödemeye ilişkin yasal süresinde bir savunma ve belge sunulmadığı gibi karşı ispat faaliyeti kapsamında ödemeye ilişkin somut yazılı bir delil ileri sürülmediğinden dava konusu alacağın varlığının ve miktarının aynen sabit kabul edilmesi gerekmiştir.--------- Binaenaleyh, davacı şirketin davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ile HMK'nin 190,
222/2,3 maddeleri gereğince kesin delil niteliğine bürünen ticari defter ve belgelerinden neşet eden mevcut bilirkişi raporu ve anılan diğer durum ve deliller karşısında ıslah yoluyla artırılıp harçlandırılan toplam dava değeri olan alacak yönünden tamamen ispatladığı sonuç ve kanaatiyle dosyaya mübrez sözü geçen bilirkişi raporunun da gerekçeli, dosya kapsamıyla uyumlu, denetime açık, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu kabul ve takdir edilerek,
davanın niteliği gereği icra takip dosyası ve taleple bağlılık ilkesine göre 6098 sayılı TBK'nin 117/1 maddesi gereğinc temerrütün icra takibiyle oluştuğu ve yasal faiz istendiği de anlaşıldığından davacının davasının talep ve ıslah gibi harçlandırılmış toplam miktar üzerinden tam kabulü ile, davalı-borçlunun davalı-borçlunun ----- sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazlarının tümüyle iptali ile icra takibinin aynen devamına karar verilmiştir. -----------Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise;
----- kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir.
Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.
Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.
Bu açıklamalar çerçevesinde tazminatın yaptırım amacı da gözetildiğinde somut olayda asıl alacağın gerçek miktarının davacı ticari defterlerine göre açıkça belli olmasının yanında, davacı tarafın vergi dairesi kayıtları -----ile uyumlu vergi dairesi kayıtlarından -------- anlaşıldığı üzere davalı da incelemeye sunmadığı kendi ticari defter ve belgelerine göre borcunun varlığını ve miktarını açık ve net olarak belirleyip tespit edebilir durumda olduğu anlaşılmıştır.
Bu nedenlerle, davalının itirazının haksızlığına karar verilmesine göre davalı-borçlu yönünden icra takip dosyası, ticari defter ve belgeler ile bilirkişi raporu itibariyle mevcut asıl alacak/borç likit/muayyen olmakla İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluştuğundan davaya konu asıl alacağın %20'si olan 129.654,21 TL icra inkar tazminatının da davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir. ------------- 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince esasa ilişkin aleyhinde hüküm verilen davalı şirket sorumlu tutulmuştur.
Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi ------ bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle, 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/353, K. 2025/301, 10 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama