KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/383
- Karar No
- 2025/282
- Karar tarihi
- 27 Mart 2025
Karar Metni
1.631 kelime·8 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/383
KARAR NO : 2025/282
DAVA
Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/06/2024
KARAR TARİHİ : 27/03/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız------. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 29.05.2023 tarihinde, davacı şirkete ait ----- plakalı kamyon, --- ili ----- ilçesinde kazaya uğradığını, kazaya uğrayan kamyon, davalı sigorta şirketinden kaskolu olduğunu, davacının olayı davalı sigorta şirketine ihbarı üzerine,------ Nolu hasar dosyası" açıldığını ve davalı tarafça kesin nitelikte ekspertiz raporu aldırıldığını, yapılan piyasa araştırmasında aracın değerinin 950.000,00-TL civarında olduğu,
hasar sonucu değişmesi gereken parçalar ve işçilik tutarının toplam maliyetinin 1.033,221,97-TL olduğu bildirildiğini, araç tam hasarlı olduğundan, pert total işlemi yapılması uygun görüldüğünü, davalı kasko şirketince, davacıya toplam 750.000,00-TL ödeme yapıldığını, aracın kaza tarihindeki rayiç bedeli ile davalı tarafından yapılan pert total tazminatı arasında yüksek fark olması sebebiyle, taraflarınca arabuluculuk yoluna başvurulmuş olup anlaşamama ile sonuçlandığını, sigorta şirketince aldırılan ekspertiz raporunda, aracın kaza tarihindeki rayiç bedelinin 950.000,00-TL olduğu belirtilmiştir.
Tarafımızca yapılan araştırmalarda da, aracın kaza tarihindeki rayiç bedelinin en az 950.000,00-TL civarında olduğu görüldüğünü, dava tarihi itibari ile, araç rayiç bedeline bakıldığında ise, dilekçe ekinde sunulan ilanda görüleceği üzere, kaskolu araç ---- model ve 550.632-kmde olup ------ model ve 1.005.149,00-kmde olan aracın dahi rayiç bedelinin 1.100,000,00-TL civarında olduğu görüldüğünü, kasko şirketince yapılan pert tazminatı ödemesi ile, aracın kaza önceci rayiç bedeli arasında aşırı oransızlık bulunduğunu, açıklandığı şekilde davanın kabulü ile,
belirsiz alacak olarak talep ettiğimiz ve bilirkişi raporundan sonra değer arttırımında bulunacağımız şimdilik 4.000-TL eksik ödenen pert total tazminatının, kaza tarihinden(29.05.2023) itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve karşı vekâlet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Dava konusu hasarın meydana geldiği ---- plakalı araca ilişkin olarak, davalı şirket nezdinde 18.06.2022-30.05.2023 başlangıç ve bitiş tarihli ------ no.lu Genişletilmiş Kasko Poliçesi bulunduğunu, davalı sigorta şirketin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacı tarafından imzalanan ibraname tahtında davalı şirket tarafından yapılan ödeme ile, davalı şirketin poliçe kapsamındaki yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirdiği,
davacının işbu başvuru kapsamındaki talebinin haksız ve fahiş olduğu sabit olduğunu, dava konusu yapılması suretiyle ve poliçe hükümlerine uygun bir şekilde tespit edildiğini, bu meyanda başvuruya konu talepler bakımından, talep sahibinin başvurusuna müteakip talep sahibi tarafından ibra edilmiş olan müvekkil şirket açısından fazlaya ilişkin talebin reddi gerektiğini, davalı şirkete yapılan hasar başvurusu sonrasında rayiç bedel olan 750.000-TL başvurana ödenmiş olup talep sahibinin ibraname/mutabakatname imzaladığı sabit olduğunu, mutabakatnameden de açıkça anlaşılacağı üzere,
yapılan ödemelerle birlikte davalı şirket poliçeden kaynaklı sorumluluğunun tamamını yerine getirmiş, talep sahibi hasar tazminatı miktarında davalı şirket ile mutabık kaldığını, hiçbir şekilde kabul manasına gelmemek kaydıyla, sigortacı olan davalı şirketten kaza tarihinden itibaren faiz talebinde bulunulmasının hatalı olduğunu, bu kapsamda, başvuran tarafın olay tarihinden faiz iletilmesine ilişkin talebinin reddi gerektiğini, açıklanan sebeplerle; davalı şirketin sorumluluğu bulunmadığından,
haksız ve mesnetsiz davanın reddine, herhalükarda fahiş olan talebin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Trafik Tescil Kayıtları, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Kayıtları, Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi, Ekspertiz Raporu, Hasar Dosyası ve Ödeme belgeleri, Mutabakatname ve İbraname, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava , taraflar arasında düzenlenen genişletilmiş kasko sigorta poliçesine bağlı olarak trafik kazası nedeniyle oluşan hasar sonucunda pert-total (tam ziya) işlemine tabi tutulan araç için yapılan ödemenin yetersiz olduğu iddiasıyla bakiye zararın/ bedelinin ödenmesi istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken dava şartı zorunlu arabuluculuk ve HMK'nin 114.maddesinde sayılan dava şartlarının incelenmesi ve değerlendirilmesine müteakip ön inceleme duruşması icra edilmiş,
uyuşmazlık belirlenmiş ve dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez sulh teşviki yapılmasına karşın duruşmada duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin beyanına göre tarafların sulh yoluyla çözümü de tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek delillerin toplanması ve incelenmesi tamamlanarak tahkikat bitirilmiş ve karar duruşmasında hazır bulunan davacı vekilinin son sözleri de dinlenip zapta yazılmak suretiyle yargılama bitirilmiş ve aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır. Sigorta sözleşmesi 6102 sayılı TTK'nin 1401. Maddesinde düzenlenmiştir.
6102 sayılı TTK'nin1409.maddesinde sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede ise sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir.
Türk Hukukunda ibra sözleşmesi ise 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 132. maddesinde “Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir” şeklinde düzenlenmiştir.Yukarıda yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılama ışığında somut olaya gelince ;
davacının maliki/işleteni olduğu ------ plaka sayılı ticari nitelikteki kamyonun davalı sigorta şirketine 18.06.2022-18.06.2023 başlangıç ve bitiş tarihli olarak genişletilmişi kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu tartışmasızdır.
Davalıya sigortalı işbu motorlu araç kasko poliçesi ile koruma altında olduğu sırada 29.05.2023 tarihinde ---- ili, ----- ilçesinde meydana gelen tak taraflı trafik kazası sonucuna araçta oluşan ağır hasar nedeniyle davalı sigorta şirketine yapılan ihbar sonucunda sigorta şirketi tarafından pert - total (tam ziya) işlemi uygulanmak suretiyle araç bedeli 750.000,00 TL olarak tespit edilmiş ve 210.000,00 TL sovtaj bedeli belirlenerek davacıya 13.10.2022 tarihinde sovtaj bedeli düşülmek suretiyle 640.000,00 TL ödeme yapılmıştır.
Davacı taraf işbu davada yapılan ödemenin aracın rayiç değerine göre sigorta şirketi tarafından belirlen miktar arasında yüksek fark olduğunu öne sürerek gerçek zararın belirlenerek kalan kısmın ödenmesini istemektedir. Oysa dosyada bulunan ve içeriği tarafların kabulünde olan 21/08/2023 tarihli ibranameye göre davacı şirket tarafından 750.000,00 TL üzerinden zayi işlemi yapılaması kabul edilmiş ve davalı sigorta şirketi ibra edilmiş durumdadır.
Her ne kadar davacı tarafından işbu ibranın şerhsiz imzalanması talep edildiği için verildiği öne sürülse de; davacı şirketin 6102 sayılı TTK'nin 16/1 ve 18/2 maddeleri gereği basiretli davranma yükümlülüğü bulunduğundan yerinde görülmemiştir.
Öte yandan taraflar arasındaki uyuşmazlık kasko sigorta sözleşmesine dayandığından ve kasko sigorta sözleşmeleri 2918 sayılı yasada düzenlenmediğinden anılan ibranameye ilişkin olarak 2918 sayılı KTK'nin 111.maddesinin uygulanma imkanı yoktur. Dolayısıyla taraflar arasında düzenlenen ve itirazı kayıt konulmayan ibraname TBK'nin 132.maddesi kapsamında geçerli olup, borcu sona erdiren işbu ibranmenin yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekmektedir.
(Yargıtay -----.
HD'nin ----- Esas, --- Karar- Yargıtay-----HD.07/05/2024 ----- Borçlar Kanunu’nun 21.maddesinde (TBK 28) düzenlenen gabinin varlığının kabulü için ise edimler arasında açık oransızlık bulunması (objektif şart) ve bu açık oransızlığın, zarara uğrayan tarafın müzayaka halinde bulunmasından veya tecrübesizliğinden veya işi hafife almasından (düşüncesizliğinden) karşı tarafın bilerek yararlanması (yani durumu istismar etmesi) (subjektif şart) sonucu meydana gelmesi gerekir----- Eldeki olayda davacı şirket uyuşmazlığa konu ibraname konusunda TBK'nin 28.maddesinde düzenlenen aşırı yararlanma düzenlemesine de dayanmakla birlikte;
iddianın sadece gabinin objektif unsuru olan ödenen miktar ile gerçek zarar arasındaki aşırı farka ilişkin olduğu, sübjektif unsur olan sözleşmenin kurulduğu sırada içinde bulunduğu mali sıkıntı ve davacının tecrübesizliğinden veya işi hafife almasından (düşüncesizliğinden) karşı tarafın bilerek yararlandığı (yani durumu istismar etmesi) hususu öne sürülmediği gibi tacir olan davacının davalı sigorta şirketi tarafından davacının müzayaka halinde olduğunu bilerek hareket ettiğine ilişkin herhangi bir iz, emare ve delil de bulunmadığı, davalının davacıyı sözleşme kurulması konusunda yanıltmasının mümkün de olmadığı anlaşılmıştır.
Binaenaleyh, yapılan ödemeyi kabul ederek ibranameyi imzalayan davacı şirketin müzayaka halinde olduğunun söylenemeyeceği sonuç ve kanaatiyle ispat edilemeyen ve her halde yerinde görülmeyen davanın esastan reddine karar verilmiştir. ( Yargıtay -----.HD. 05/11/2011 T. ----Yargıtay ---- Dairesi'nin 25/09/2017 tarih ----- Esas ----- Karar sayılı içtihatı).
6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhine hüküm verilen davacı taraf sorumlu tutulmuştur. Ayrıca bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmiştir.
Kısa kararda sehven yazılan kısımlar hükümden arındırılmış ve buna bağlı olarak yazılan kesinlik sınırı da kaldırılarak kanun yolu açılmıştır.
Zira karar tarihi itibariyle dava değeri miktar itibariyle kesinlik sınırının altında olmasına rağmen, davanın HMK'nin 107.maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak açılması karşısında ; davanın alacak tam ve kesin olarak belirlenmeden ilk açıldığı bedel üzerinden tümden reddedilmiş olmasına göre muhtemel talep artırımı halinde dava değerinin her zaman kesinlik sınırını aşma ihtimali bulunduğu anlaşılmakla, kesinlik sınırının kamu düzenini ilgilendirmesi,
hak arama hürriyeti ve hukuki dinlenilme hakkı da gözetilerek istinaf kanun yolu açık bırakılmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/383, K. 2025/282, 27 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama