KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/487
- Karar No
- 2025/36
- Karar tarihi
- 17 Ocak 2025
Karar Metni
1.625 kelime·8 dk okuma·11 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/487
KARAR NO : 2025/36
DAVA
Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/12/2020
KARAR TARİHİ : 17/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari bir ilişki olduğunu, bu ilişkiden kaynaklı olarak müvekkilinin davalıdan alacağı söz konusu olduğunu, bu ilişki sebebi ile davalı taraf müvekkiline senet tanzim edip verdiğini, müvekkilinin davalı ve davalının yetkilisi olduğu------alacaklı olduğunu 15.05.2020 tanzim tarihli 22.10.2020 vade tarihli 850.000,00 TL bedelli senetten doğan alacağını tahsil amacıyla ----İcra Dairesi ---- Sayılı icra takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra takibinin kesinleştiğini ve derdest olduğunu, bu icra takibine karşı davalı tarafından -----.İcra Hukuk Mahkemesi’nin -----.
Sayılı dosyası üzerinden borçlu olmadıkları ve icra takibin iptaline ilişkin dava açıldığını, dava neticesinde durdurma kararı verildiği, davalının ----.İcra Hukuk Mahkemesinde ve -----.Asliye Ticaret Mahkemesinde açmış olduğu davalarda-----.İcra Müdürlüğü’nün -------.
Sayılı icra takip dosyasına konu senetten borçlu olmadığı yönündeki beyanlarının olduğunu, senede karşılık ödediğini ikrar ettiği ödeme dekontları ile bu sefer ödeme dekontlarından kaynaklı alacaklıymış gibi müvekkil hakkında ilamsız icra takibi başlattığını, davalının 6 adet ödeme dekontunu dayanak göstererek müvekkili aleyhine ----İcra Dairesinin -----.
Sayılı icra takip dosyası ile icra takibi başlattığını, müvekkilinin bu takipten haberdar olmadığını, tebligatın muhtara yapıldığını, müvekkili bu icra takibinden kıymet takdiri aşamasında haberdar olduğunu ve haberdar olur olmaz açılan kötü niyetli takipten kaynaklı borçlu olmadığının tespiti adına işbu davayı ikame etmiş olduğunu, davalı taraf kötü niyetli bir şekilde bir borca ilişkin yaptığı ödemeleri sanki alacaklı gibi icra takibine koyarak müvekkiline karşı olmayan alacağına rağmen takip başlattığını,
müvekkilinin davalıya----İcra Dairesi’nin ----sayılı icra takip dosyasındaki asıl alacak ve alacağa işlemiş faizler ile takibin bütün fer’ileri yönünden borçlu olmadığının tespitini ve icra takibinin iptalini, davalı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf dava dilekçesinde, taraflar arasında ticari ilişki olduğunu belirtmiş ise de, ---- Cumhuriyet Başsavcılığı'nın---- soruşturma sayılı dosyasındaki davacı/şüpheli ifadesinde göre taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki söz konusu olmadığını, müvekkilinin ikamet adresinin ----- ilçesi olduğunu, HMK 6.maddesi gereğince davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin ----- Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacının dilekçesinde bahsettiği senet hakkında menfi tespit davası açıldığını, iş bu dosyanın ---- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin -----Sayılı dosyasında devam ettiğini,
dosyanın yetkisiz ve görevsiz mahkemede açılmasından dolayı usulden reddine karar verilmesini, mahkemeniz aksi kanaatte ise savcılık dosyasının bekletici mesele yapılmasını talep etmiştir.
DELİLLER
---- CBS ----- soruşturma sayılı dosyası, ----İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı dosyası, ----.İcra Hukuk Mahkemesi’nin ---- Sayılı dosyası,
SAFAHAT
Mahkememizin ----- Esas sayılı dosyası ile ---.ATM'nin---- Esas sayılı dosyasının birleştirilerek yargılamanın mahkememizin ---- Esas sayılı dosyası üzerinden yürütüldüğü mahkememizin ------ Esas sayılı dosyasının davacı tarafça takip edilmemesi üzerine 12/07/2024 tarihli celsesinde davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, aynı celsede birleşen----.ATM'nin ---- esas sayılı dosyasının ise birleşen dosya davacısı tarafından takip edilmemesi üzerine birinci kez işlemden kaldırıldığı ve tefrik edilerek yukarıda belirtilen esasa kaydedilmesine karar verildiği, huzurdaki davanın ----.ATM'nin------Esas sayılı dava dosyasına ilişkin olduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ("İİK") m. 72 hükmü uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir ------Menfi tespit davası 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir.
Somut olayda; taraflar arasında 15/05/2020 tanzim ve 22/10/2020 vade tarihli 850.000 TL değerindeki senet düzenlendiği, davalı tarafça ----İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı dosyası ile davacı aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ilâmsız icra takibi başlatıldığı, davacı tarafın şikayeti üzerine davalı aleyhine ---- Cumhuriyet Başsavcılığının----- soruşturma sayılı dosyası ile "Cebir Tehdit ve Hile Kullanarak Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma, Hakaret, Tehdit" suçundan soruşturma başlatıldığı, yapılan inceleme neticesinde suçun işlendiğine ilişkin tanık beyanı dışında başkaca somut bir delil bulunmadığı,
müştekinin soyut iddiası dışında kamu davası açılmasını gerektirir nitelikte ve yeterlilikte somut delil veya emare elde edilemediğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, davacı tarafça davacının iradesinin davalı tarafından fesada uğratılarak, tehdit ve korkutma ile dava konusu senedin imzalatıldığı iddiası ile huzurdaki menfi tespit davasının ikame edilmiş olduğu görülmüştür.
Korkutmayı (ikrahı) ispat yükü, korkutulan tarafa aittir. Hata, hile ve ikrah iddialarının senede bağlanması mümkün olmadığından senetle ispat edilmesinde maddi imkânsızlık vardır. Bu nedenle hukuki işlemlerdeki irade bozukluğu iddiaları, 6100 sayılı HMK m. 203(1)-ç hükmünde senede karşı senetle ispat zorunluluğunun istisnaları arasında sayılmıştır.
Sözleşme resmî senetle yapılmış olsa dahi 4721 sayılı TMK'nın “Resmî belgelerle ispat” kenar başlıklı 7. maddesi “Resmî sicil ve senetler, belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur. Bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatı, kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça, her hangi bir şekle bağlı değildir.” hükmünü taşıdığından, korkutma (ikrah) olgusunun tanık dâhil her türlü delille ispatı mümkündür (Yargıtay HGK'nın----- tarih - sayılı kararı).
Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davalı ve davacı tarafın oğlu --- -- arasında --- - -- sahip olduğu iş yeri için makine üretim ve kurulumuna ilişkin anlaşma sağlandığı ve yapılan anlaşma sonucu iş bedeli olarak ---- yapılacak tesis nedeniyle davacı tarafa 2 adet araç devri gerçekleştirildiği ve ayrıca elden nakit para verildiği hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın dava konusu işin yapılıp yapılmadığı ve dava konusu senedin rızaen imzalanarak verilip verilmediği hususuna ilişkin olduğu,
her ne kadar davacı tarafça dava konusu senedin korku ve tehdit ile imzalatıldığı iddia edilmiş ise de soyut tanık ve taraf ifadeleri dışında dosyaya iddiaları ispata yarar somut bir delil ibraz edilemediği, dayanak ceza soruşturma dosyasında da davalı şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği,
bu haliyle açıklanan gerekçelerle dava konusu senedin bedelsiz kaldığının ve davacının iradesinin sakatlandığının ispat edilemediği anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.Davalı tarafından, davacı aleyhine başlatılan ---İcra Dairesinin -----Sayılı ilamsız icra takibine konu dayanak dekontların korku ve tehdit ile davacı hesabına gönderildiğinin iddia ediliği, ancak soyut tanık ve taraf ifadeleri dışında dosyaya iddiaları ispata yarar somut bir delil ibraz edilemediği, dayanak ceza soruşturma dosyasında da davacı şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği,
bu haliyle davacının iradesinin sakatlandığının ispat edilemediği, --- Dairesi ----. Sayılı icra takibinin iptali talebi ile davalı tarafından ----İcra Hukuk Mahkemesi’nin ----Sayılı dosyası ile açılan davada "davacı tarafından davalının banka hesabına, "... ---- verilen bir nolu senet için ödeme" açıklaması ile 03/11/2020 tarihinde 12.000,00-TL. 11.900,00-TL. 12.500,00-TL. 13.000,00-TL.
60.000,00-TL; olmak üzere toplam 109.400,00-TL ödeme yapıldığı, dekontlarda ödemenin, "-----Nolu Senet İçin" yapıldığı, davacı yanca sunulan dekontlardaki ödemelerin takibe konu bonoya ilişkin olarak yapıldığı ve bu bağlamda davacı yanca davalıya 03/11/2020 tarihinde toplam 109.400,00-TL ödeme yapıldığının kabulü gerekeceği,.." gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, her ne kadar icra hukuk mahkemesince verilen kararlar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmese de mahkemesince yapılan tespitlerin yerinde olduğu,
zira yapılan ödemelere ilişkin banka dekontlarının açıklama kısımlarında yer verilen bilgiler dikkate alındığında ödemenin borca mahsuben yapıldığının anlaşıldığı, aksinin dosya davalısı tarafından ispat edilemediği anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Tazminat talebinin değerlendirilmesinde;
Bilindiği üzere 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası aynen. “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir.
Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.” hükmünü içermektedir.
Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır. Başka bir ifadeyle.
İcra İflas Kanunu'nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir.
Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarihli ve --- esas, ---- karar, 07.12.2011 tarihli ve ---- esas ---- karar ve 20.03.2013 tarihli ve ---- esas, ----- sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya yeniden bakıldığında takibin haksızlığına karar verilmekle birlikte, takibin kötü niyetli olduğu yönünde soyut beyan ve talep dışında dosyaya yansıyan yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamından aleyhinde hüküm verilen taraf sorumlu tutulmuştur.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/487, K. 2025/36, 17 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama