KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/880
- Karar No
- 2025/639
- Karar tarihi
- 18 Temmuz 2025
Karar Metni
1.768 kelime·9 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/880
KARAR NO : 2025/639
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/12/2024
KARAR TARİHİ : 18/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davacı davalıya yapmış olduğu Boya Tadilat Bedeli hizmeti karşılığında toplamda 102.500,00 TL miktarlı ------ fatura numaralı ticari fatura kestiğini, davalı davacının haklı alacağını almak için kesmiş olduğu fatura karşılığında toplamda 25.000,00 TL ödeme yaptığını fatura bedelinden kalan 77.500,00 TL'yi tüm uyarılara rağmen ödememekte ısrar ettiğini, bunun üzerine davalı aleyhine ----.
İcra Müdürlüğü ------ Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatılarak faiziyle birlikte toplam 98.667,00 TL alacağın tahsili talep edildiğini, davalıya ----İcra Müdürlüğü------- Esas sayılı dosyasıyla ödeme emri gönderilmiş ancak davalı icra takibine, borca ve takibin ferilerine de itiraz ettiğini, davalı tarafından ------İcra Müdürlüğü'nün ------ Esas sayılı dosyasına itiraz ile yetinmemiş ödeme emrinin ekinde takibe dayanak belge gönderilmediği gerekçesiyle dava açtığını,
davacı açılan davanın icra müdürlüğünün hatasından kaynaklandığı belirtilmiş ödeme emrinin iptali halinde yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamak gerektiği beyan edildiğinden ----. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ---- Esas ------ Karar sayılı kararıyla ödeme emri iptal edilmiş ancak yargılama giderlerinden sorumlu tutulmadıklarını, -----.
İcra Hukuk Mahkemesi'nin ---- Esas ------ Karar sayılı kararıyla ödeme emri iptal edilince davalıya yeniden ödeme emrinin gönderilmesi zorunlu hale geldiğinden ------ İcra Müdürlüğü'nün ------ Esas sayılı dosyası ile yeniden ödeme emri gönderilmiş ve davalı tarafından takibe, borca, takibin tüm ferilerine ikinci kez 30.10.2024 tarihinde itiraz edildiğini, davacı davalıya fatura konusu hizmeti sunmuş ve karşılığında karşılıklı mutabakat ile Ticari E-Fatura düzenlediğini, davalı düzenlenen faturaya itiraz etmediğini, fatura karşılığında toplamda 25.000,00 TL ödeme yapmış ancak kalan miktarı ödememekte direndiğini,
davalıya karşı başlatılan icra takibine kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, itirazın iptali davası açabilmek ticari alacaklarda zorunlu arabuluculuğa tabi olduğundan arabulucuya başvurulduğunu ve ---- Arabuluculuk Bürosu ----- Nolu dosyasıyla taraflar anlaşamadıklarını beyan ederek; davanın kabulü ile davalının --- İcra Müdürlüğü------ Esas sayılı dosyasına itirazının iptaline, takibin devamına, alacak likit olduğu gibi davalı itirazında kötü niyetli olduğundan davalının %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
yargılama giderleri ile vekillik ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;------ Nolu bina bütün olarak, 26.10.2022 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile veri merkezi olarak kullanılmak üzere, önce şirket ortağı ve yetkilisi ------- tarafından kiracı sıfatı ile kiralanmış; davalı şirketin kuruluşu ve tescil işlemleri tamamlandıktan sonra ise aynı kira sözleşmesinin kiracı ismi ... olarak değiştirildiğini, alacaklı olduğunu iddia eden davalı şirket olan ----- tek pay sahibi ve tek yetkilisi ------ olduğunu, aynı zamanda davalı şirket tarafından kiralanan taşınmazın müteahhiti olduğunu, yeni inşa edilen bu bina;
işyeri olarak kullanmak üzere---- tarafından, sözleşmede "kiraya veren" olarak mal sahibi ------ göründüğü halde, ------ imzası ile 25.10.2022 tarihinde, müvekkil şirket yetkilisine kiralandığını, bu sözleşmede kira bedelinin ödeme yeri olarak; davacı şirket yetkilisi ---- hesabına gönderildiğini, buna bağlı olarak,
davacı şirket yetkilisi ----- tarafından, davacı şirket yetkilisinin belirtilen hesabına 70.000,00TL depozito ve 35.000,00TL kira bedeli gönderildiğini, asıl malikin, mevcut sözleşmeye itiraz ederek değiştirilmesini talep etmesi ve bu esnada müvekkili şirketin kuruluş işlemlerinin tamamlanmasının ardından, müvekkil şirket ile asıl malik ------ arasında 21.11.2022 tarihli kira sözleşmesi imzalanmış;
bu sözleşmede kira bedelinin ödeneceği kişi ve yer değiştirdiğini, kiralanan taşınmazın mütcahhiti ile yapılan sözleşme kapsamında, ------yapılan ödemeler ne davalı şirkete ne de davalı şirket yetkilisi ------ iade edildiğini, diğer yandan, ilk sözleşmenin kurulması esnasında, müteaahhit şirket tarafından bir takım taahhütlerde bulunulmuş; henüz tamamlanmamış inşaatın tamamlanarak teslim edilmesi, davalı şirketin çalışma ruhsatı alabilmesi için gerekli ve zorunlu kısımlarına isabet eden iskan alınması,
asansörün çalışır hale ve çatı katının kullanılabilir hale getirilmesi işlemlerinin yapılacağı taahhüt edildiğini, alacaklı olduğunu iddia eden şirket bu taahhütlerini kiralamanın üzerinden uzun bir süre geçmesine ve davacının ısrarlı talep ve uyarılarına rağmen yerine getirmemiş, ciddi zaman ve para kaybeden müvekkil şirket, taşınmazın kısmen de olsa işyeri olarak kullanılabilir duruma getirilmesi için, dava dışı -------Şirketi ile anlaşmış ve bu firma tarafından, yapılan işler karşılığında 31.10.2023 tarihinde fatura edilen 300.000,00TL yi ödemek zorunda kaldığını, davacı şirket, aylar sonra sadece asansörü kullanılabilir hale getirmiş,
çatıya ilişkin taahhütlerini yapmamış, iskanı alamamış olmasına rağmen; bu eksikler yüzünden çalışma ruhsatı alamayan müvekkil şirkete, hiçbir şekilde doğru olmayan ve yapılmamış bir "Boya Tadilat Bedeli" açıklaması ile takibe konu edilen 29.01.2024 tarihli 85.416,67TL ve 17.083,33TL KDV bedeli olmak üzere toplam 102.500,00.-TL bedelli faturayı düzenleyerek yollandığını, davalı şirket, davacının işleri tamamlayacağı sözünü yenilemesi nedeniyle bu faturaya itiraz etmemiş; asansörün çalışır hale getirilmiş olması nedeni ile davacı şirkete, bu kısma isabet eden tutarda 25.000,00TL ödeme yapmış;
bakiye kısmı ise diğer işler tamamlanıp iskan alındığında ödeyeceğini bildirdiğini, buna rağmen, asansörün yapımının tamamlanması dışında kalan işlerin hiçbiri tamamlanmamış, iskan alınması için ısrarlı taleplerini yenileyerek bir 6 ay daha bekleyen davalı şirket sonunda bu işlemlere isabet eden tutar için iade faturası keserek davacı şirkete sorunun çözümü için kiraya veren asıl mal sahibi ile iletişime geçerek sorunun çözümünü talep ettiğini, davacı şirket ise bu aşamadan sonra haksız olarak takip başlattığını, faturada gösterilen; boya tadilat hizmeti gerçeği yansıtmamaktadır. davacı şirket ;
davalı şirkete hiç bir şekilde böyle bir hizmet vermediğini. Davacı------, taşınmaz kiralanırken asansör, çatı ve iskan işlemlerini tamamlamayı taahhüt etmiş; daha sonra bu işlemleri tamamlamadığını, davacının taahhüt ettiği işlemleri yapmaması ve edimini yerine getirmekten kaçınmak amacıyla, müvekkilin aramalarına ve mesajlarına dahi dönmemesi üzerine , davalı tarafından ------ bakiye tutar için iade faturası kesildiğini beyan ederek.
İşbu davanın reddine, davalı aleyhine haksız ve kötü niyetli şekilde icra takibi başlatan davacı aleyhine, takibe konu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
-----İcra Müdürlüğü'nün ------ Esas sayılı icra takip dosyası, Taraf şirketlere ait BA/BS formları,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, -----. İcra Müdürlüğü'nün ----- Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.Türk Medeni Kanunun 6. Maddesinde, Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğunu belirtmiştir.
Yine Türk Ticaret kanununun 83. Maddesinde, Ticari uyuşmazlıklarda mahkemenin yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebileceğini belirtmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 222.maddesi; " (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. " şeklindedir. Yasal düzenleme emredici niteliktedir.
Yasanın üçüncü fıkrasında açıkça ifade edildiği üzere, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının kesin delillerle ispatlanmamış olması ifadelerine yer verilmiştir.----- BAM -----. HD ----- Esas ------ Karar sayılı ilamı. "Davaya konu icra takibi "ardiye ücreti alacağı"na dayalı olup, hizmetin davacı tarafından verildiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Mahkemece tarafların defter ve belgeleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi ile; icra takibine dayanak olarak gösterilen faturaların ve davalı ödemelerinin her iki taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının defter ve belgelerine göre icra takibi tarihinde davalıdan 25.865,70 TL alacaklı olduğu, davalının defter ve belgelerine göre ise icra takibi tarihinde davacıdan 11.223,82 TL alacaklı olduğu, aradaki farkın davacı tarafından kesilen ancak davalı tarafından iade edilen faturalardan kaynaklandığı; davalının davacı adına düzenlediği 4 adet toplam 37.088,71 TL tutarlı iade faturasının davacı tarafın ticari defterinde kayıtlı olduğu,
davacının bu faturalara yasal sürede itiraz etmeyip defterlerine kaydetmesinin davalının "Davacı tarafından depolanan ürünlerde hasar meydana geldiği ve bu nedenle zarara uğradığı" yönündeki iddiasının kabulü anlamına geldiği, aradan iki ay kadar süre geçtikten sonra davacı tarafından aynı miktarda düzenlenen faturaların ise davalı tarafından kabul edilmediği ve yasal sürede iade edildiği de gözetildiğinde alacağın varlığını ispat yükünün davacıya düştüğü, ancak dosyaya sunulan delillerle bakiye alacağın ispat edilemediği anlaşıldığından, ilk derece mahkemesi kararının isabetli olduğu anlaşıldığından,
davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir." şeklindedir.Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu bir arada değerlendirildiğinde. 6100 sayılı HMK'nın 222.
Maddesinde 22/7/2020 tarihinde 7251 sayılı kanunun 23. Maddesi ile yapılan değişiklik gereği ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
Somut olayda; davacı tarafın alacak talebine konu 29.01.2024 tarih 102.500,00 TL (85.416,67 TL + KDV) bedelli faturanın davalı taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafça işbu faturaya karşı süresi içerisinde itiraz edilmediği, aynı zamanda 01.02.2024 tarihinde 25.000, 00 TL ödeme yapıldığı, 13.08.2024 tarihinde ise davalı tarafça 77.700,00 TL (64.750,00 TL + KDV) lik iade faturası mahiyetinde fatura düzenlendiği, işbu faturanın davacı taraf defterlerinde kayıtlı olduğu ve davacı taraf BA formlarında da yer aldığı, bu haliyle artık davacı tarafça alacak talebine konu hizmetin yerine getirdiğini ve davalıdan alacaklı olduğunu ispat etmesi gerektiği anlaşılmakla ispat edilemeyen davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/880, K. 2025/639, 18 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama