KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/699
- Karar No
- 2026/271
- Karar tarihi
- 20 Nisan 2026
Karar Metni
1.145 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2025/699 Esas
KARAR NO : 2026/271
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/08/2025
KARAR TARİHİ : 20/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davacı firma, yalıtım malzemeleri satışı ve montajı üzerine çeşitli inşaat şantiyelerinde faaliyet gösteren alanında hatrı sayılır bir ticaret şirket olduğunu, davacı firma tarafından davalı borçlu firmaya 28.350 m2 ---------- ürünü ile 48.600 m2--------- ürününün satışı konu edinen 21.09.2024 tarih, -------- fatura numaralı ve 3.501.624,84 TL bedelli satış faturası düzenlediğini, söz konusu fatura irsaliye yerine de geçtiğinden taraflar arasında fatura konusu malzemelerin teslimine ilişkin uyuşmazlık bulunmadığını, davalı borçlu firma, söz konusu faturaya süresi içerisinde herhangi bir itirazda da bulunmadığını, ancak davalı firmanın,
fatura tarihi üzerinden aylar geçmesine rağmen fatura bedelini tam ödememesi nedeniyle davacı firma carisinde takip tarihi olan 16.05.2025 tarihi itibariyle 480.083,94 TL borç kaydı bulunduğunu, taraflar söz konusu cari hesabın kapatılması hususunda haricen defalarca mutabık kalmışlarsa da davalı borçlu firma edimini bir türlü ifa etmediğini, bu nedenle alacaklı davacı alacağını tahsil amacıyla taraflarınca ---------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- Esas sayılı dosyası ile davalı firma aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını,
icra dosyası kapsamında davalıya tebliğ edilen ödeme emrine karşılık davalı firma haksız ve bir o kadar da dayanaksız itirazlarda bulunarak icra takibini durdurduğunu beyan ederek; davalı tarafından--------- İcra Dairesi --------- E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin takip sonrası işleyen faizi ile birlikte devamına, takibe haksız itiraz eden borçlu aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
HMK m.128 gereği usulüne uygun davetiyeye rağmen cevap dilekçesi sunmayan davalı taraf, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmaktadır.
DELİLLER--------- Vergi Dairesi Müdürlüğü, --------- İcra Dairesi --------- Esas sayılı dosyası, bilirkişi raporu ve tüm dosya içeriği.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:Dava; davacı tarafça davalı aleyhine başlatılan --------- İcra Dairesi ---------- Esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.Türk Medeni Kanunun 6. Maddesinde, Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğunu belirtmiştir.Yine Türk Ticaret kanununun 83. Maddesinde, Ticari uyuşmazlıklarda mahkemenin yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebileceğini belirtmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 222.maddesi; " (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. 2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
(Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. " şeklindedir. Yasal düzenleme emredici niteliktedir.
Yasanın üçüncü fıkrasında açıkça ifade edildiği üzere, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının kesin delillerle ispatlanmamış olması ifadelerine yer verilmiştir.Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu bir arada değerlendirildiğinde. 6100 sayılı HMK'nın 222.
Maddesinde 22/7/2020 tarihinde 7251 sayılı kanunun 23. Maddesi ile yapılan değişiklik gereği ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği,
15.12.2025 tarihli ihtaratlı ara kararla davalı tarafa defterlerini sunmak üzere kesin süre verildiği ancak ihtarata rağmen davalı tarafın ticari defterlerini bilirkişi incelemesine sunmamış olduğu görülmüştür.
Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesine göre 3.501.624,84 TL bedelli faturanın tarafların BA BS formlarında kayıtlı olduğu, davacı taraf defter ve kayıtlarının incelenmesinde davacı tarafın davalı taraftan 480.083,94 TL bakiye alacağının bulunduğunun tespit edildiği, ancak işbu bakiye alacağa dayanak bir diğer fatura olan 63.102,17 TL bedelli faturanın kur farkı faturası olarak düzenlendiği ve dayanağının dosya kapsamından anlaşılamadığı, zira kur farkı faturasının düzenlenebilmesi için öncelikli şartın mal veya hizmet satışının döviz üzerinden yapılması olduğu,
ancak taraflar arasında dözviz üzerinden yapılan bir mal ve hizmet satışının bulunmadığı, alacağa dayanak teşkil eden 3.501.624,84 TL bedelli faturanın TL üzerinden düzenlendiği anlaşılmakla davacının yalnızca 416.981,77 TL ( 480.083,94 TL-63.102,17 TL) asıl alacak talebi bakımından haklı olduğu anlaşılmakla likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle davalı yan aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilerek davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/699, K. 2026/271, 20 Nisan 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama