KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/490
- Karar No
- 2025/845
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2025
Karar Metni
1.265 kelime·6 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/490
KARAR NO : 2025/845
DAVA
Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
DAVA TARİHİ : 11/07/2024
KARAR TARİHİ : 13/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketi tarafından Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı ----- plakalı aracın, davalının ilgili olduğu otel otoparkında park halinde iken otoparkta meydana gelen su baskını sonucu hasara uğradığını, müvekkili şirketin, hasar tespiti yaptırarak sigortalısına dava konusu sigorta tazminatını ödediğini ve sigortalısının haklarına halef olduğunu, halefiyet gereğince ödediği tazminatın davalılardan tahsili için ----.
İcra Müdürlüğü’nün ------. sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalıların borca itiraz ettiklerini ve takibin durduğunu, davalılar ile sigortalı arasında vedia (emanet) sözleşmesi olduğunu, vedia sözleşmesi gereğince vedia alanın edimi koruyup gözetme, sakınma, saklama, muhafaza etmek ten ibaret olduğunu iddia ile 424.800,00 TL hasar bedelinin, ödeme tarihi olan 10/08/2023 tarihinden itibaren davalılardan tahsiline ve ayrıca davalı ----- taşınır taşınmaz malları üzerine ihtiyati tedbir-haciz konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Daval-----. vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini belirterek görev itirazında bulunmuş, müvekkili şirkete dava öncesi başvuru şartının usulüne uygun şekilde yerine getirilmemesi nedeni ile davanın usulden reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak da, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalının kusuru ve poliçe teminat bedeli ile sınırlı olduğunu, kusur oranının uzman bilirkişiden rapor alınması gerektiğini, davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu belirterek reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı ----vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde mahkemenin yetkisine itiraz edildiği, yetkili mahkemenin ------ Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun belirtildiği, zamanaşımı def'inde bulunulduğu ve dava konusu olayın doğal afet niteliğinde olması sebebiyle sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, hukuki niteliği itibariyle; TTK m.1472 hükmü kapsamında halefiyete dayalı rücuen tazminat davasıdır.
Dava basit yargılama usulüne tabi olup, yöntemine uygun olarak oluşturulan tensip zabtı uyarınca yargılamaya başlanmış, ön inceleme duruşmasında belirlenen uyuşmazlık noktaları kapsamında tahkikata geçilerek deliler toplanmak suretiyle tahkikat bitirilmiş ve yargılama sonuçlandırılmıştır.
Taraflarca delil olarak dayanılan hasar dosyası ve poliçe kayıtları, icra dosyası, banka kayıtları celp edilmiş ve sunulan diğer deliller ile birlikte incelenmiştir.-----.İcra Müdürlüğü'nün ----- sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlular aleyhine asıl alacak ve faiz olmak üzere toplam 452.730,60,TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçluların süresi içerisinde takibe yapmış olduğu itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacı ile sigortalısı arasındaki poliçenin incelenmesinde, ---- plakalı araç için olay tarihini kapsar şekilde kasko sigorta poliçesi kapsamında; davalılar arasında ise ------ Paket Sigorta Poliçesi ile 23/05/2023-2024 vade tarihli işyeri sigortasına ilişkin ticari ilişki kurulduğu görülmüştür.
Belirlenen uyuşmazlık noktalarının teknik değerlendirme gerektirmesi sebebiyle mahallinde keşif yapılması için ---- Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılmış, İnşaat Mühendisi ve Makine Mühendisinden oluşan bilirkişi heyeti tarafından sunulan 04/07/2025 tarihli rapor içeriği denetime elverişli görülerek hükme esas alınmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; 08/07/2023 tarihinde meydana gelen hava olayının mücbir sebep veya beklenmedik hal olarak kabul edilip edilemeyeceği, meydana gelen zarardan davalıların sorumlu tutulup tutulamayacağı noktalarında toplanmaktadır.
Öncelikle; davacı sigorta şirketinin sigortalısı ile davalı arasında vedia (saklama) sözleşmesi bulunmakta olup, saklayan, TBK m.561 vd.hükümlerince kendisine teslim edilen eşyayı özenle saklamakla yükümlüdür. TBK'nın 579/1. maddesi uyarınca; garaj, otopark veya benzeri yerleri işletenler kendilerine bırakılan motorlu taşıt ve eklentilerinin yok olması, zarara uğraması veya çalınmasından sorumlu olup, sorumluluğun türü kusursuzdur.
Bu sorumluluk kanundan doğan bir sorumluluktur. Nitekim hükmün üçüncü fıkrasında işletenin bu sorumluluğu üstlenmediğini, yahut şarta bağladığını ilan etmiş olmasının onu sorumluluktan kurtarmayacağı düzenlenmiştir.
İşleten ancak; zararın, saklatan veya ziyaretçisi veya beraberinde ya da hizmetinde bulunan kişiye yükletilebilecek kusurdan, mücbir sebepten ya da eşyanın niteliğinden doğduğunu ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir.TBK'nın 69. maddesi uyarınca, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.
Bina veya yapı eserlerinden doğan sorumluluğun doğması için; kişinin bina veya sair inşa eserinin maliki olması ve zararın bina veya sair inşa eserinin yapımındaki bozukluk veya bakımındaki bir noksanlıktan meydana gelmesi gerekir. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, TBK'nın 69. maddesindeki sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir.
Bir bina veya yapı eseri malikinin TBK'nın 69. maddesine göre sorumlu tutulabilmesi için zararın, yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden doğduğu ispatlanmalıdır. Buradaki ispat yükü zarar görene düşer. Bununla birlikte zararla, yapım bozukluğu veya bakım eksikliği arasında uygun illiyet bağının bulunması, yani zararın yapımdaki bozukluktan veya bakımdaki eksiklikten dolayı meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Bu sorumlulukta zarar gören zararın, yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden doğduğunu ispatlamakla yükümlü ise de, yapı malikinin kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Zira TBK'nın 69. maddesine dayalı sorumluluk, kusursuz sorumluluk halidir. Bu nedenle yapı maliki ise, kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini ispatlamalıdır.
Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması, üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması şartlarından birinin gerçekleşmesi gerekmektedir.Öğreti ve yüksek mahkeme içtihatlarında beklenmeyen hâl, sözleşme kurulduktan sonra, borçlunun veya alacaklının ya da onların fiilinden sorumlu oldukları yardımcı kişilerin fiillerinden kaynaklanmayan, borçlunun sözleşmeden doğan borcunu ihlal etmesine,
onu imkansız kılmasına kaçınılmaz şekilde engel olan olay olarak tanımlanmakta olup, mücbir sebep, beklenmeyen hâl veya fevkalade hâl olarak adlandırılan durumlar, kişilerin sorumluluğunu kaldıran hâller olarak gösterilir.Tüm dosya kapsamına göre, davacının sigortalısı ile davalı şirket arasında TBK m.561 vd.hükümlerince sakalama sözleşmesine dair ticari ilişki kurulduğu,
davacının ise sigortalısının kasko sigortacısı olduğu ve sigorta konusu araçta oluşan zararı sigortalısına ödemek suretiyle TTK m.1472 hükümlerine dayalı olarak sigortalısının yerine geçtiği, davacının sigortalısının zararını ödemesi sebebiyle halefiyete dayalı açtığı davada, davalılardan zarar talebinde bulunabilmesi için TBK m.579 ve 69 hükümleri kapsamında zararın meydana gelmesinde kusurlu olduklarını ispat etmesi gerekmemekte ise de, davalıların zararın mücbir sebep nedeniyle oluştuğunu ve zarar ile sorumlulukları arasındaki illiyet bağının kesildiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilecekleri,
uyuşmazlığa konu 08/07/2023 tarihinde gerçekleşen somut olayda; davacının sigortalısının aracını davalı tarafından işletilen otoparka bıraktığı ve anılan tarihte ------ ilinde gerçekleşen yoğun yağış sebebiyle aracın hasara uğradığı, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü yazısı ve denetime elverişli görülerek hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan tespitler dikkate alındığında şehir merkezinde şiddetli yağışın meydana geldiği, şiddetli yağışlar nedeniyle dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede dere yatağının taştığı, suyun cadde ve sokak yollarında yükseldiği,
taşan ve yükselen suların işyerlerini bastığı, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü yazısı kapsamında su baskının afet niteliğinde olduğu, olayın oluş şekli incelendiğinde, binaların yağmursuyu tahliye sisteminin çatıdan inen suya ve yıllık ortalama yağış miktarına göre hesaplandığı, dava konusu otelin önünde sokak yolundan otoparka yönelecek yağış sularına karşı ızgara bacasının yapıldığı, söz konusu ızgaranın cadde üzerindeki belediyenin yağmursuyu hattına bağlı olduğu, ancak olayın meydana geldiği tarihte beklenenin ve hesaplananın üstünde bir yağışın meydana geldiği, bu nedenle ızgaranın yetersiz kaldığı,
yağmur suyunun ızgaradan taşıp binanın bodrum katına yöneldiği ve bodrum kattaki araçta hasara neden olduğu, uyuşmazlık konusu olayın mücbir sebep niteliğinde olduğu, illiyet bağının kesildiği, davalı işletmenin ve onun sorumluluğunu poliçe limiti kapsamında üstlenen davalı sigorta şirketinin zarardan sorumlu olmadığı, zararı meydana getiren olayın mücbir sebep olması sebebiyle davalıların zarardan sorumlu olmadıkları anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/490, K. 2025/845, 13 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama