KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/254
- Karar No
- 2024/734
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2024
Karar Metni
1.164 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/254 Esas
KARAR NO: 2024/734
DAVA
İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 29/07/2022
KARAR TARİHİ: 26/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Kaza tarihi olan 18/08/2021 tarihinde davalı ---------- işleteni olduğu --------- plaka sayılı aracı davalı ---------- sevk ve idaresinde iken--------- Mahallesi ----------- Caddesinde ilerleyen müvekkilinin------------ plaka sayılı aracının önüne kırmak suretiyle müvekkilinin aracının hasarlanmasına neden olduğunu, meydana gelen kazada ---------- plakalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu, ------------ başvuru sonrası düzenlenen bilirkişi raporu neticesinde 41.890,32 TL hasar bedeli oluştuğunu,
müvekkilinin aracını kasko şirketine yaptırdığı için karşı tarafın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ---------Ş.'nin 33.832,10 TL'yi rücuen ödediğini, bakiye 8.058,22 TL hasar bedeli ile 9.000,00 TL değer kaybı oluştuğu, davalı sigorta şirketince ödenen 1.435,90 TL'nin mahsubu neticesinde bakiye 7.564,10 TL değer kaybı kaldığının tespit edildiğini, davalı hakkında ---------- İcra Müdürlüğü'nün---------- esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlunun takibe itiraz ettiğini,
açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile borçlunun itirazının iptali ile alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.Davacının iddia ve taleplerinin hukuka aykırı ve mesnetsiz olduğunu, müvekkilinin tahkim yargılamasında taraf olmadığını, tahkim yargılamasında aldırılan bilirkişi raporuna karşı beyan ve hakem heyeti kararına karşı itiraz haklarının olmadığını, dolayısı ile yargılanma hakkının ihlalinin söz konusu olduğunu,
davacı tarafın müvekkiline ihtar vs keşide etmeden direkt olarak icra tehdidinde bulunmasının ve müvekkilinden bağımsız nitelik taşıyan hakem kararına dayanmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle yapılan itirazın haklı olduğunu, kazaya ilişkin tutulan ve davanın esasını teşkil eden trafik kazası tespit tutanağının taraflarına tebliğ edilmediğini, kazanın ne şekilde olmuş olabileceğinin taraflarınca bilinmediğini, bu tutanakla belirlenen ve taraflara atfedilen kusur oranlarının kendilerince kabul edilmediğini, söz konusu araçta değer kaybının söz konusu olmadığını,
tramer kayıtlarında da görüleceği üzere söz konusu aracın daha önce de başka kazalara karıştığını, bir kez orjinalliğini kaybeden söz konusu aracın aynı hasar nedeniyle tekrar değer kaybı meydana gelmesinin mümkün olmadığını, açılan davanın reddi ile davacı taraf aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle.
Davalının iddialarının maddi gerçeklere aykırı ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, hiçbirini kabul etmediklerini, tahkim kararı delil niteliğinde bulunduğundan davalı tarafın itirazlarının yersiz olduğunu, davalı tarafın kusura itiraz ettiğini, kaza tespit tutanağına göre davalıya ait --------- plakalı araç sürücüsünün aniden müvekkilinin aracının önüne kırarak kazaya sebebiyet verdiğini, kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğunu, davalının aleyhine dava açılınca kusura itiraz etmesinin tamamen borçtan kurtulmaya yönelik kötü niyetli bir davranış olduğunu,
davalının kusursuz olduğu iddiasını ispatlayacak elinde somut hiçbir delilinin olmadığını, --------- sigortalar arasında kusur yönünden mutabakat sağlandığını ve tahkim kararın sigortalı araç sürücüsünün de tam kusurlu bulunduğunu, kazanın oluşumunda müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, açıklanan nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili 2. cevap dilekçesinde özetle.
Tahkim dosyasında taraf olmadıklarını, yeni bir kusur incelemesi yaptırılmasını talep ettiklerini, kaza tespit tutanağının taraflarına tebliğ edilmediğini, değer kaybının bir aracın satılırken ikinci el değerinin düşmesi karşısında uğranılan zararı belirttiğini, davacı tarafından iddia edilen bu zararın henüz gerçekleşmediğini, davacının aracını satmadığını, satacağının da kesin olmadığını, somut olarak gerçekleşmemiş ve gerçekleşeceği meçhul bir zararın tazmininin mümkün olmadığını, davacının taleplerinin tümden reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İncelenen tüm dosya kapsamına, tarafların iddia ve savunmalarına göre davanın, davacı tarafından davalının aleyhine --------- İcra Müdürlüğü'nün --------- E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından yöneltilen itirazın iptaline ilişkin olduğu, dava konusu icra dosyasının incelemesinde takip alacaklısının mahkememiz dosyasının davacısı, takip borçlusunun mahkememiz dosyasının davalısı olduğu olduğu, toplam 9.410,31 TL tutarlı ilamsız icra takibine davalının süresinde itirazı doğrultusunda takibin durduğu, davanın itirazın iptali ve takibin devamı istemi ile açıldığı görülmüştür.
Eldeki dava,---------- sayılı görevsizlik kararı ile mahkememize gönderilerek yukarıdaki esasa kaydedildiği, verilen kararda; ".. tarafların şahıs olduğu hususunda tereddüt yoktur. Ancak taraflar her ne kadar şahıs olsa da, kazaya konu her iki aracın kullanım amacının ticari olduğu 22/08/2022 tarihli tescil özet bilgi evrakından anlaşılmasına göre, davanın, iki tarafın ticari işletmesine yönelik ticari dava mahiyetinde olduğu nitelemesi hatalı olmayacaktır.
Hakim nitelemesi ile Türk Ticaret Kanunu 5.madde hükmü birlikte değerlendirilerek.." gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine --------- Sayılı kararı ile kararın miktar itibariyle kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle istinaf başvurusunun reddine karar verildiği ve dosyanın mahkememize gönderildiği analaşılmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, istinaf mahkemesi görevsizlik kararını esastan değerlendirerek bir karar vermemiştir.
Kesinlik sınırı nedeniyle esastan inceleme yapmaksızın istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Bu nedenle istinaf mahkemesinin görevle ilgili mahkememizi bağlayan kesin bir hükmü bulunmamakta olduğu anlaşıldığından görevle ilgili değerlendirme yapılmıştır. Bilindiği gibi, bir davanın Ticaret Mahkemelerinde görülebilmesi için açılan davanın mutlak veya nispi ticari davalardan olması gerekmektedir.
Mutlak ticari davalar 6102 sayılı TTK'nun 4. Maddesi uyarınca TTK'nda düzenlenmiş olan bütün hususlardan doğan davalar ile TTK'nun 4. Maddesinde belirtilen özel kanunlardaki davalardır. Nispi ticari davalar ise her iki tarafın tacir olduğu ve dava konusu uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğu davalardır.
Öte yandan 6335 sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK.'nın 5. maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür ve görev hususu HMK'nun 114/c maddesi uyarınca dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır.6102 sayılı TTK hükümlerine göre; ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir (TTK 11/1).
Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, --------- çıkarılacak kararnamede gösterilir (TTK 11/2).
Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten gerçek kişiye tacir denir (TTK 12/1).İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır (TTK 15/1).5362 nolu Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3. maddesinde Esnaf ve Sanatkâr: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, -------------Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup,
ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler, olarak tanımlanmıştır.
Somut olayda; tarafların tacir olduğuna dair ticaret sicil kaydının olmadığı, tacir sayılacak mahiyette mal alış satışının ve kazancının olduğuna dair herhangi bir vergi dairesi kaydınının olmadığı, davacı vekilinin 26/09/2024 tarihli celsedeki beyanında da davacının tacir olmadığını, esnaf olduğunu belirttiği, sadece araç trafik kaydında ticari yazmasının eldeki davayı ticari dava niteliğine sokmayacağı, tüm bu nedenlerle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından karşı görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/254, K. 2024/734, 26 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama