KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/9
- Karar No
- 2026/202
- Karar tarihi
- 3 Mart 2026
Karar Metni
1.715 kelime·9 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/9
KARAR NO : 2026/202
DAVA
Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/01/2025
KARAR TARİHİ : 03/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının müvekkili şirket bünyesinde satış departmanında kıdemli insan kaynakları çözümleri iş ortağı
pozisyonunda 24.04.2023 tarihinde işe başladığını ve 25.06.2024 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığını,
pozisyonu itibariyle müvekkil şirket ürünleri ve projeleri hakkında gizli, teknik ve ticari bilgiye sahip
olduğunu, davalı ile ayrıca rekabet yasağı sözleşmesi imzalandığını, buna karşın müvekkil şirketten
ayrıldıktan kısa süre sonra 2024/Temmuz ayı içerisinde rakip firmalardan olan ve müvekkil ile aynı model
olan ---- modelinde faaliyet gösteren --- bünyesinde işe başladığını, müvekkili şirket ile
------ firmasının müşteri portföyünün kesiştiğini, rekabet etme yükümlülüğünün ihlal edilmesi halinde 10
aylık brüt ücreti karşılığı cezai şart bedeli ödenmesi gerektiğini, bu nedenle hususla ilgili davalıya
01.08.2024 tarihinde noter ihtarnamesi gönderildiğini ve cezai şart bedelinin ödenmesinin talep edildiğini
ileri sürerek 812.482,30 TL tutarlı cezai şart bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek
ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini taleple dava etmiştir.
Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesi ile rekabet yasağı sözleşmesinin aynı anda imzalandığını, müvekkilinin davacı şirketi zarara uğratabilecek bir bilgi ve veriye sahip olmadığını, müvekkilinin davacı ile
benzer iş kolunda faaliyet gösteren başka bir şirkette çalışmaya başlamasının tek başına haksız rekabet
yasağını ihlalini oluşturmayacağını, müvekkilinin davacı şirkete ait müşteri portföyü ile iletişim kurmadığını
ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER ve GEREKÇE: Dava; Hukuki niteliği itibariyle Rekabet yasağının ihlalinden kaynaklı cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmış, Sgk'ya, Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevapları, davalının organizasyon şemasındaki yeri, SGK hizmet dökümü ve özlük dosyası incelenmek üzere dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememiz 23/09/2025 tarihli celsesinde dinlenen davacı tanığı ----- beyanında; " Ben 2023 Temmuz ayından 2025 Mayıs ayı arasında davacı şirkette satış direktörü olarak çalıştım, davalıyı aynı şirkette çalışmamızdan dolayı tanırım, davalı şirkette satış yöneticisi idi, benden önce kendi isteği ile işten ayrıldı, davalı bana bağlı olarak çalışırdı, davacı şirket insan kaynakları alanında yazılım üretir ve müşterilerine aylık yada yıllık olarak olmak üzere kiraya verir, davalı müşteri bulma ve müşteri ile görüşme, satışa kadarki süreçte görev alırdı, müşteri profiline hakimdi, müşteri geldiği zaman toplantı takvimi yapılırdı,
zaman müsaitliğine göre satış temsilcilerimize yönlendirilirdi, davalı ile birlikte 3 kişi bu alanda çalışmaktaydı, davalı işini yapabilen bir personeldi işinde tecrübeliydi, hem şirketin datasında bulunan müşterilere ulaşma imkanı vardı, hemde ----- üzerinden müşterilerle görüşme sağlıyordu, bu şekilde şirkete müşteri sağlamaya çalışıyordu, şirketten ayrıldıktan sonra iletişimim olmamıştır, " demiştir.Mahkememiz 23/09/2025 tarihli celsesinde dinlenen davacı tanığı ------ beyanında;
" Ben 2024 yılından beri hem insan kaynakları bölümünde hemde iş geliştirme bölümünde çalışmaktayım, davalı ile iş geliştirme bölümünde beraber çalıştık, biz davalı ile birlikte etkinlikler planladığımız çalışmalar olmuştur, doğrudan birbirimize bağlı çalışmamız olmamıştır ancak aynı şirkette çalışmamızdan dolayı çalışmasına şahidim, satış ekibinde çalışıyordu, satış kanallarını geliştirmesi için alternatif kişi yada kurumlara ulaşıyordu yada doğrudan satış yapıyordu, bu kişi ve kurumlara ulaşmak için insan kaynakları alanında çalışan kişileri bir araya getirdiğimiz etkinlikler yapıyordu,
bunu şirket kapsamında online yada yüz yüze yapıyordu, işini yapabilen bir personeldi, müşteri profiline hakimdi, müşterileri takip ettiğimiz bütün datalar kendisine açıktı, müşterilerle bire bir iletişim kurabiliyordu, kendisi istifa ederek işten ayrılmıştır, bundan sonraki sürece ilişkin bilgim yoktur, yalnızca müşterilerimizden birinin davalı ile davacı şirkette çalıştığını düşünerek iletişime geçtiğini duydum ancak daha sonrasında ne olduğunla ilgili bir bilgim yoktur, " demiştir.Mahkememiz 23/09/2025 tarihli celsesinde dinlenen davacı tanığı ----- beyanında;
" Ben davacı şirkette 3 senedir satış müdürü olarak çalışmaktayım, davalı satış yöneticisi olarak çalışmıştır, farklılıkları olmakla birlikte hemen hemen aynı işi yapıyoruz, davalı ile çalışma pozisyonu olarak eşittik, biz ------beye bağlı olarak çalışan 2 ekiptik, benim çalıştığım ekip gelen talepleri değerlendirmektedir, yoğunluğumuz olduğu zaman davalı bize yardım etmekteydi, davalı ise ------ beye bağlı çalışan diğer ekipteydi, şirketin bilinirliğini arttırmak yeni müşterileri şirkete kazandırmak konusunda etkinlikler düzenlemekteydi, müşteri profiline hakimdi, işini yapabilen bir personeldi, ürüne hakimdi satış yapabiliyordu,
ayrılma sürecine ilişkin doğrudan bir bilgim yoktur, ----- bey ayrıldıktan sonra şirket hattını başka bir şirket çalışanımıza verdik, müşterilerin bu numarayı arayarak "------ bey bize ulaşmaya çalışmışsınız, ancak toplantıdaydık şuan ancak dönebildik" şeklinde telefonla söylendiğini duyduk, kısa bir süre kadar ------ beyin mail adresini satış ekibine yönlendirmiştik bu süreçte de bu tarz mailler geldiğini gördük, davalı şirkette çalıştığı dönemde müşterinin ne zaman yeniden sözleşme yapmak isteyeceğini, müşterinin kaç kişi çalıştırdığını buna bağlı olarak potansiyelini ve ne tarz bir ürüne ihtiyaç duyacağını gösteren dataya ulaşabiliyordu,
ayrıldıktan sonrada bu data bir günde kapanmamıştır yeni personele aktarılana kadar açık kalmıştır, Maili bizzat ben gördüm ancak telefon görüşmesini arkadaşım yaptı, ben sadece duydum, " demiştir.
Davacı vekili 03/03/2026 tarihli duruşmada beyanında: Dava dilekçemizi ve önceki beyanlarımızı tekrar ederiz, bilirkişi raporu ile davalının haksız rekabet teşkil edecek eylemlerde bulunduğu ve müşterilerimizle çalıştığı tespit edilmiştir, ayrıca zararımız hesaplanmıştır, davanın kabulüne karar verilsin, demiştir.Davalı asil 03/03/2026 tarihli duruşmaya katılarak beyanında;
" ben gelen satış talebini karşılarım ve ürün tanıtımı yaparım, raporda belirtilen şirketlerle hiçbir alakam yoktur, sebebide benim sorumlu olduğum segment 300'den fazla çalışanı olan firmalardır, raporda olan firmalar daha alt segmenttedir, ayrıca ben -/------ yazılımda başlayınca oradaki iş arkadaşlarıma İdenfit müşterisi olan şahıslarla benim aramda görüşme organize etmemelerini söylemiştim bu nedenle ortak firmalarla herhangi bir görüşme yapmadım" demiştir.
Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilmek üzere dosya haksız rekabet uzmanı, yazılım/bilgisayar mühendisi ve mali müşavir bilirkişi heyetine tevdii edilerek, rapor alınmıştır. 15/01/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle: " Bilişim Yönünden Tüm Dosya Kapsamında ve İnternet Üzerinde Yapılan İncelemede Sonuç
Olarak; Davacı firmaya ait olduğu belirtilen ----- ile dava dışı------
firmalarının, internet sitelerinde beyan edilen bilgiler esas alındığında aynı sektörde faaliyet
gösterdikleri,
Her iki firmanın da bulut tabanlı -----) modeliyle sunulan insan
kaynakları yazılım çözümleri sağladığı, Personel yönetimi, izin ve puantaj takibi, performans yönetimi, işe alım süreçleri ve
raporlama gibi benzer yazılım modülleri ve fonksiyonlara sahip oldukları, Davalıya ait olduğu belirtilen ----- profilinde yer alan bilgilere göre, davalının önce
----, ardından -----. bünyesinde görev aldığı, Davalının her iki firmada da aynı sektörde, ------ tabanlı insan kaynakları yazılım
çözümleri alanında, satış ve iş geliştirme odaklı pozisyonlarda çalıştığının anlaşıldığı tespit
edilmiştir.
Bilişim yönünden yapılan bu teknik inceleme sonucunda; davacı firma ile dava dışı firmanın
------ modeliyle sunulan, aynı sektöre yönelik ve benzer nitelikte insan kaynakları yazılım
çözümleri geliştirdiği ve sunduğu, davalının ise bu iki firmada ardışık olarak aynı ------
tabanlı faaliyet alanında görev yaptığı hususları teknik tespit olarak belirlenmiştir.
Mali Yönden Tüm Dosya Kapsamında Yapılan İncelemede Sonuç Olarak;
Davacıya ait Yasal defterlerin Vergi Usul Kanunun 223-224-225 maddeleri ile TTK’nın ilgili
hükümlerine uygun olarak noter açılış tasdikleri ile GIB onaylı e-beratların yasal süresi içerisinde
alındığı, dolayısıyla ticari defterlerin delil niteliğine haiz olduğu, Dava dışı ----- firmasına ait Yasal defterlerin Vergi Usul Kanunun 223-224-225 maddeleri
ile TTK’nın ilgili hükümlerine uygun olarak noter açılış tasdikleri ile GIB onaylı e-beratların yasal
süresi içerisinde alındığı, dolayısıyla ticari defterlerin delil niteliğine haiz olduğu, Davalının davacı şirkette istihdam edildiği 24.04.2023-26.06.2024 tarihleri göz önünde
bulundurulduğunda, ---- firmasının davacının portföyünde olan ------ adına 7.680,00 TL,----73.560,00 TL, --------153.600,00 TL olmak üzere toplamda 234.840,00 TL tutarlı satış
faturası düzenlediği, Sayın Mahkemenizin davacı lehinde hüküm kurması halinde, huzurdaki dava konusu uyuşmazlıkla
ilgili davalıdan istenebilir cezai şart bedelinin 1.014.978,00 TL olarak hesaplandığı,(Talep: 812.482,30
TL)
Rekabet Yasağı Yönünden; Somut olayda davalı tarafın, davacı şirkette satış departmanında çalıştığı anlaşılmaktadır. Satış
departmanında çalışan bu kişinin müşteri bilgilerine sahip olduğu düşünülmektedir. Dolayısıyla
nihai takdir tamamen Sayın Mahkemenizde olmak üzere, davalı ile rekabet yasağı sözleşmesinin
yapılmasında davacının korunan bir menfaatinin bulunduğundan bahsedilebileceği, Somut olayda rekabet yasağının yer bakımından Tüm Türkiye’yi kapsayan bir sınırlama içerdiği,
rekabet yasağının bu haliyle davalının çalışma özgürlüğünü kısıtlayıcı şekilde kaleme alındığı,
Yargıtay’ın Tüm Türkiye’yi kapsayan rekabet yasağı sözleşmelerini geçersiz sayan kararları
bulunduğu gibi TBK m. 445/2 uyarınca sözleşmeye müdahalede bulunarak rekabet yasağı
sözleşmesinin ayakta tutulması gerektiği yönünde kararların olduğu, bu hususta nihai takdirin
Sayın Mahkemenizde olduğu, Sayın Mahkemece, taraflar arasında geçerli bir rekabet yasağı sözleşmesinin varlığı kabul
edildiğinde, davalının aynı il sınırları içinde aynı konuda faaliyet gösteren bir işletmede çalıştığı
tespit edildiğinden rekabet yasağına aykırı bir davranışın gerçekleştirildiği sonucuna varılabileceği,
bu durumda sözleşme uyarınca cezai şart talebinde bulunulabileceği, sözleşme kapsamında
belirlenen cezai şartın aşırı olup olmadığı hususunun değerlendirilmesinin Sayın Mahkemenin
takdirinde olduğu" tespitinde bulunmuşlardır.
Bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, taraf vekillerinin ayrı ayrı beyan ve itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür.
Bilirkişi raporu denetime açık, karar vermeye yeterli ve elverişli mahiyettedir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; Davalı asilin davacı firmada satış departmanında iş geliştirme uzmanı olarak görev yaptığı sabit olmakla iş akdinin sona erdiği tarih itibariyle 6098 Sayılı TBK 444 - 445 madde hükümlerinin olaya tatbiki gereklidir. Bu minvalde dilekçe ekindeki taahhütname içeriği incelendiğinde rekabet yasağına yönelik sınırlamanın kapsadığı alan itibariyle Türkiye'de rekabet yasağına dair sözleşme maddesinin çalışma hürriyeti ve hakkaniyetle bağdaşmayacağı takdir edilmiştir. Faaliyet alanı itibariyle ülkenin iş potansiyeli açısından tüm ülkeyi kapsam altına alınmış olmasından dolayı çalışanın ekonomik hayatını tehlikeye düşürecek düzeyde bir sınırlama öngörüldüğü ve bu durumun hakkaniyete aykırılık oluşturacağı kanaatine varılmıştır. ------ Karar sayılı ilamı)
Velevki sözleşme hükümlerinin 6098 Sayılı TBK 444 (vd) maddeleri uyarınca geçerli olduğu düşünülse dahi ticari hayatın gereklerine uygun düzgün bir rekabet, şirket ve tüketiciler açısından önem arz ettiğinden, her türlü rekabetin yasaklandığı şeklinde bir sonuca varılamayacaktır. Bu nedenle, davacı şirketin işlerinin, davalı şirket yetkilisinin ayrılmasından sonra düşmüş olması başlı başına haksız rekabet yapıldığını kanıtlamaya yeterli değildir.
İş miktarının düşmesinin veya davacı ile çalışan müşterilerin azalmasının, haksız rekabet oluşturan bir nedenle veya davacının ticari sırlarının kullanılarak davalı ile çalışmaya başlamalarından kaynaklandığının da kanıtlanması gerekmektedir. İspat yükü davacıya aittir.
Davacı ve dava dışı şirketin ticari defterleri incelenmiş, bilirkişi heyeti nezdinde yapılan tespit nazarında, davacının kasıtlı şekilde zarara uğratılmak istendiğine yönelik yine toplanan deliller nazarında somut bir bulguya rastlanmadığı, davalı asilin, davacı firmada çalışırken yaptığı işe bağlı olarak öğrendiği bilgileri rakip bir işletmede kullanarak eski işverenine önemli ölçüde bir zarar verme ihtimalinin bulunduğuna ilişkin bir kanaate erişilmediği takdir edilerek sübut bulmayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kuurlmuştur.
İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/9, K. 2026/202, 3 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama