KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/448
- Karar No
- 2023/1017
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2023
Karar Metni
1.504 kelime·8 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/448
KARAR NO : 2023/1017
DAVA
Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ : 23/06/2023
KARAR TARİHİ : 22/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Tasfiye Halinde----- Şirketi firması ---- Ticaret Sicil Müdürlüğünün ----- sicilinde kayıtlı oluduğunu, İlgili firma 02.03.2022 tarihinde tasfiyeye girdiğini-----Gazetesinin 09.03.2022 tarih ve ----- sayılı nüshasının 452. sayfasında 02.03.2022 tarihli------ Sayılı Genel Kurul Kararı ile müvekkil ... tasfiye memuru olarak tayin edildiğini, ---- ili, ---- İlçesi, ----- Mahallesi,----- sahife nolu, Kat ---- nolu bağımsız bölümde Tasfiye Halinde -----Şirketi lehine ipotek bulunduğunu, bu ipoteğe konu borç ödenmiş ise de ipoteğin kaldırılması için gerekli işlemlerin yapılmadığını,
bilindiği üzere limited şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona ereceğini, şirket tüzel kişiliğinin sona erdirilebilmesi için tasfiye işleminin tamamlanması gerektiğini, tasfiye işlemlerinin gereği gibi tamamlanmadığı ve tasfiyesi gereken eksik hususlar bırakılmış ise şirketin aktiflerinin ve pasiflerinin tasfiyesi yapılmadığı için şirket ortaklarının ve şirketin muhtemel alacaklarının menfaatleri ağır bir şekilde ihlal edilmiş olacağını, bu durumda şirket tüzel kişiliğinin sona erdiğinden bahsedilemeyeceğini, TTK' nın 547.
Maddesinde "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler." hükmünün yer aldığını, bu madde gereğince ipoteğin terkini işlemi için ek tasfiyenin zorunlu olduğunu, nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.06.2007 tarih, ----- Esas------ Karar sayılı ilamında.
"Tüzel kişiliğinin sona erdiğinin hukuk açısından kabul edilebilmesi için tasfiye işleminin tamamlanmış olması gerekir, Eğer tasfiye işlemleri gerçek olarak tamamlanmamış ve tasfiyede gereken hususlar eksik bırakılmışsa tüzel kişilik ticaret sicilinden terkin edilse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinden söz edilemez." denildiğini, yine, Yargıtay-----. Hukuk Dairesi'nin 10.02.2016 tarih, ----- Sayılı ilamında.
"Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacılara miras yolu ile irsen intikal ettiği belirtilen taşınmazlara ilişkin tedavüllü tapu kaydı ve ipotek akit tablosuna göre dava dışı ... - lehine ipotek kayıtlarının mevcut olduğu, anılan şirketin ticaret sicilinden 11/12/1996 tarihinde terkin edilmiş olduğu, bu ipoteklerin kaldırılmadan tasfiyenin kapatıldığı ve şirketin sicilden terkin edildiği,
bu nedenle anılan bu şirketin, aleyhine ipoteğin fekki davası açılmasına münhasır olmak üzere yeniden ihyasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiğini, Kararı, davalı tasfiye memuru vekilinin temyiz ettiğini, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı Tasfiye Memuru vekilinin tüm temyiz itirazlarının yerinde olmadığını, açıklanan nedenlerden dolayı,
davalı Tasfiye Memuru vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına oybirliğiyle karar verildi. " şeklinde verilen kararıyla ipoteğin fekki için şirketin yeniden ihyasına karar verildiğini, Ek tasfiyenin yapılabilmesi üç şartın gerçekleşmesine bağlıdır. Bu üç şart şu şekildedir.
Menfaat Şartı: Yeniden tescil isteği korunmaya değer bir menfaate dayanması gerektiğini, korunmaya değer menfaatin varlığı inandırıcı delillerle açıklanması gerektiğini, İstemin ve ilgili delillerin inandırıcı olmalarının yeterli olduğunu, İspatın şart olmadığını, Amaca Ulaşma Şartı: Yeniden tescil isteği amaca ulaşmada kullanılabilecek tek yol olması gerektiğini, bu nedenle amacın gerçekleştirilmesinin bir başka yolu varsa ve örneğin alacağın bir başka şekilde elde edilmesi imkânı bulunuyorsa yeniden tescil isteğinde bulunulamayacağını, Dava Şartı: Sicil memurunun şirketi sicilden silme kararına karşı;
bir alacağın veya aktifin varlığı kanaat doğuracak bir şekilde belgelendirilerek, silme kararının iptali dava olunmasını, Ek tasfiye, tasfiyenin tamamlanıp bitirilmiş olmasına rağmen başkaca tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde başvurulan geçici bir tedbir olduğunu, Ek tasfiye yeni bir tasfiye olmayıp önceki tasfiyeyi tamamlayan bir tasfiye niteliğindedir.
Limited şirket sicilden terkin edildikten sonra tasfiye işlemlerinin eksik yahut kanuna aykırı yapıldığının anlaşılması, kısacası şirketin hukuken temsilinin gerektiği durumlarda ek tasfiyeye gidilebilmesi mümkün olduğunu, somut olayda bu üç şartta gerçekleştiğinden müvekkilimizin taşınmazı üzerindeki -----Şirketi lehine kurulan ipoteğin kaldırılması için ek tasfiye (ihya) davasını açılması gerektiğini, Yargıtay -----. Hukuk Dairesi' nin 29.11.2004 tarih----. sayılı ilamında.
“Şirketin ihyası, tasfiye memurları ve Ticaret Sicil Müdürlüğü davalı gösterilerek hasımlı açılacak bir davayla talep edilir.” şeklinde olduğundan işbu dava davalıya yöneltildiğini, bahsetmiş olunan hususlar çerçevesinde müvekkil tarafından ----- Şirketi firması lehine taşınmaz üzerinde varlığı süren ipoteğin kaldırılabilmesiyle sınırlı olmak üzere dava konusu şirketin ihyasını talep etme zorunluluğu doğduğunu, izah etmiş olunan nedenlerle;----- nolu bağımsız bölüm üzerindeki ipoteğin kaldırılması işlemlerine münhasır olmak üzere----Müdürlüğü'nün-----sicilinde kayıtlı Tasfiye Halinde ----- ihyasına,
ek tasfiye işlemlerinin yapılması için son tasfiye memuru olan müvekkilin tasfiye memuru olarak atanmasına ve bunun tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Ticaret Sicili Müdürlüğünün, TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği M.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, Ticaret Sicili Müdürlüğü, Ticaret Sicili’ne tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirir ve sonuca bağlar; yargı merci gibi hareket emeyeceğini, “..Sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür.
Tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediği incelenir. Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır.” Yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verir.
Aksi halde, tescil talebini gerekçe göstererek reddedeceğini, Tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluk şirket “tasfiye memuru”nda olduğunu, Tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olması memurların sorumluluğunu gerektirdiğini, tasfiye memurları alacaklıların haklarını korumakla görevli olduğunu, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerekeceğini, bu yapılmadan şirketlerin tasfiye süreci sonuçlandırılıp, bakiyeler mevcut pay sahiplerine dağıtılmış ve şirket kayıtları sicilden terkin edilmiş ise,
terkin işlemlerinin iptali ile şirket tüzel kişiliği ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebileceğini, Tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, Müvekkil Sicil Müdürlüğü’nün tespit etmesi mümkün değildir. Sayın Mahkeme’nin davanın esası ile ilgili vereceği karara müvekkil Sicili Müdürlüğü uyacaktır. TTK M.
545/1’de düzenlendiği üzere, müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğü tasfiye memurlarının bildirimi ve başvurusu üzere işlem yapmış olduğunu, bu kapsamda herhangi bir sorumluluğunun bulunduğunun kabul edilmesi kanuna aykırı olacaktır.
Nitekim tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, şirkete ve şirketin alacaklılarına karşı sorumlu olduğu düzenlendiği, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan, şirketin kurucusu ve tasfiye memuru olan;
tasfiye sürecinde açılan davaya rağmen şirketin ticaret sicilinden silinmesini talep eden tasfiye memurunun kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmadığını, bir başka husus olarak da, ek tasfiye kapsamındaki işlemlerin gerçekleştirilmesi maksadıyla atanacak tasfiye memurunun/memurlarının TTK Maddesi 536'da düzenlenen şartları haiz olması gerektiği, buna göre;
mahkememizce atanacak temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması ve yerleşim yerinin Türkiye'de bulunması şart olduğunu, Müvekkil davanın açılmasına sebep olmamıştır, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekalet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını, Müvekkil Sicili Müdürlüğü, dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını, tasfiye sürecinde, eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabı tasfiye memurları olduğunu, bu nedenle, “yasal hasım” konumunda bulunan müvekkil, “yargılama masrafları”ndan sorumlu tutulamayacağını,
davanın açılmasına sebebiyet vermeyip de davanın niteliği gereği "Yasal Hasım" konumunda bulunan müvekkil aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; müvekkil müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
----Kaymakamlığı Tapu Müdürlüğü'nden ----mahallesi 94 ada 17 parsel ---nolu bağımsız bölüme ilişkin kayıt getirtildiğinde ----- lehine ipotek tesis edildiği görülmüştür.... dosyada bulunan cevap yazısında; dava konusu şirketin tasfiyesinin sona erdiği 18/07/2022 tarihinde tescil edildiğinden sicil kaydının terkin edildiğinin bildirildiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Dava; tasfiyesi tamamlanarak sicilden terkin edilen şirketin ihyası talebine ilişkindir.TTK'nun 547. maddesinde; Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurlarının, yönetim kurulu üyelerinin, pay sahibi veya alacaklıların, şirket merkezinin bulunduğu yerde ki asliye ticaret mahkemesinden bu ek işlemler tamamlanıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilecekleri, mahkemenin istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse ek tasfiye için yeniden tesciline ve bu işlemleri yapmaları için tasfiye memuru atayacağı düzenlenmiştir.
Şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir.
Dosya arasında bulunan ticaret sicil kaydının incelenmesinde şirketin tasfiyesinin sona erdiği 18/07/2022 tarihinde tescil edildiğinden sicil kaydının terkin edildiği, şirketin tasfiyesinden önce 16/06/2020 tarihinde lehine ipotek tesis edildiği, ipotek devam ederken şirketin tasfiye edilemeyeceği anlaşılmakla ipoteğin sonlandırılabilmesi için ihya talebinde hukuki yararın bulunduğu anlaşılmaktadır.HMK'nın 326 (1) maddesi uyarınca; kanunda yazılı haller dışında, yargı giderleri davada haksız çıkan taraftan alınmasına karar verilir.
Tasfiye sürecinde tasfiyenin eksiksiz yapılmasından tasfiye memuru sorumludur. Davalı ... yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz.TTK'nın 547. maddesi gereğince ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşıldığından davanın kabulü ile şirketin ihyasına ve son tasfiye memurunun ek tasfiye için atanmasına karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/448, K. 2023/1017, 22 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama