KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/703
- Karar No
- 2024/749
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2024
Karar Metni
1.641 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/703 Esas
KARAR NO: 2024/749
DAVA
Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 06/10/2023
KARAR TARİHİ: 10/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak ( Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davacı ... yaklaşık 10 senedir Kapalıçarşı'da altın ürün üretip satışını yapan, tek başına oğlunu okutmaya çalışan bir kuyumcudur.
Davalılardan ----------- ve kızı Davalı ..., Kapalıçarşı'da bulunan Davacı Müvekkil'in yanına gelerek; --------, ----------- başta olmak üzere -------- ülkelerinde işlenmiş altın takı ürünlerinin çok hızlı ve karlı satıldığını, Müvekkil'in de bir kadın olması sebebi ile kadınlara destek olmak istediklerini, eğer Davalıların talep ettikleri ürünleri gönderir ise kazanılan miktardan kendi karlarını aldıktan sonra kalanı Davacı Müvekkil'in banka hesabına yatıracaklarını söylemişlerdir.
Devamla Davalılar, Müvekkil'i Davalı ...'nin kendisine ait olan ancak kızı Davalı ... üzerine kayıtlı olan bir tekneye davet etmişler, Müvekkil ve yakınlarını burada ağırlamışlardır. Davalı ... ve kızı, Müvekkil'e de uyguladıkları yöntem gibi, aldatma saikiyle hareket ederek birçok kişinin paralarını veya mallarını almışlar ve bir daha da geri vermemişlerdir.
Bu sebeple Davalı ... hakkında yürütülen birçok soruşturma, ceza davası (aşağıda dosya numaraları belirtilmiştir) ve icra takibi bulunduğundan, alacaklılarından mal kaçırma amacı ile üzerindeki tüm malvarlığını kızı olan diğer davalı ... üzerine geçirmiştir.
Davalılar, Müvekkil'e; söz konusu satım işini yaparak çok para kazandıklarını ancak şuanda saat işine de girdikleri için önden para vermelerinin mümkün olmadığını ve Müvekkil'in başka arkadaşları ile tanıştırılmalarıyla daha da fazla iş yapacaklarını ifade etmişlerdir. Davacı, çalışma hayatında bir kadın olarak yıllarca verdiği mücadelelerin sonunda her girişimci gibi kendisine ait markasını büyütmek istemektedir.
Başka büyük kuyumcularla da çalıştıklarını ve onlara çok miktarda para kazandırdıklarını söyleyen Davalılar, Davacı'nın güvenini kazanarak ürünlerini dünyaca ünlü kuyumcuların ürünlerinin satıldığı "----------" adlı siteye yükleyerek burada satış yapacaklarını, satıştan sonra parayı Davacı'ya göndereceklerini belirtmişlerdir.
Davalılar, yeni girmiş oldukları saat işindeki saat satışları için paranın tamamını saatlere yatırdıklarını, işlerinin bu sebeple zora girdiğini, biraz nakit ihtiyacı ile sorunu çözebileceklerini Müvekkil'e yineleyerek söylemişlerdir. Devamla Davalılardan ----------, yabancı ülke vatandaşı olduğu için kendi üzerine kredi çekemediğini belirterek Davacı'nın kendi adına kredi çekmesini ve krediyi kendisinin Davacı'ya geri ödeyeceğini söylemiştir.
Dolayısıyla Müvekkil, ----------- Davalılar'ın kullanması, işlerinin devamlılığı için 30.03.2023 tarihinde 100.000,00 TL bedelli ve aylık %2,18 faiz oranlı kredi çekmiştir. Davalı ile Davacı Müvekkil arasındaki yazışmalar, banka kayıtları ve tanık beyanları ile bu krediyi Davalıların kullanımı amacı ile Müvekkilin çekerek davalılara verdiği ispat olunacaktır.
Bununla birlikte Davacı, ürünlerinin dünyaca ünlü kuyumcularla birlikte satılması için 168.537,60 TL tutarındaki ürünlerini 08.04.2022 tarihinde Davalılardan --------- ---------- bulunan Şirketi'ne faturalamıştır. Müvekkil tarafından ürünlerin faruralandığına ilişkin 08.04.2022 tarihli ve ---------- fatura numaralı fatura dilekçemiz ekinde Sayın Mahkeme huzuruna sunulmuştur. (EK-1 Fatura) Akabinde Davalılar, bu ürünleri kargo ile alarak yurt dışına götürmüşlerdir.
Söz konusu ürünlerin bir kısmının Davalı ... tarafından da teslim alındığını ekte sunulan yazışmalardan da görüleceği üzere; (... ----------- nolu telefonu kullanır.)"Geldi ----------- abla bakıcam birazdan yemek yiyorum" (EK-3:Paketli Ürünün Teslim Alındığını Gösterir Fotoğrafının Yer Aldığı Konuşma) ifadeleriyle ortaya koyulmuştur.
Her ne kadar Davalılar, ürünlerin satıldığına ilişkin Davacı'ya bilgi vermiş ve çekilen kredinin kendilerine ait olduğunu, mutlaka ödeyeceklerini söylemişlerse de Davacı'ya herhangi bir ödeme yapmamışlardır. Nitekim Davalı -----------.
"Ben öncelikle bankadaki krediyi bitirmek istiyorum, parayı hazırladığımda konuşursan ödenecek tutarı öğrenip o sorumluluktan kurtaralım seni""Tabiki yardımcı olacağım, benim ödemem benim sorumluluğum""Saat olmadı" (Müvekkil'den alıp yurtdışında satacağını söylediği saatleri satamadığını beyan etmektedir)"Sana 4000 euro ödeme hazırlıyorum, eylül başında 5000 euro, ayrıca arada başka ödeme de ayarlayacağım ve bakiyeler kapanacak, eylül sonu kredi dahil hepsi bitmiş olacak" (müvekkile olan tüm borcunu ikrar etmektedir) şeklinde beyanları da bulunmakta olup dilekçemiz ekindeki yazışmalarda görülecektr.
Belirtmek gerekir ki, Davalılar söz konu kredinin 56.000,00 TL'sini ödemişse de kalan 44.000,00 TL bedel ve aylık faizleri olan 15.000,00 TL olmak üzere 59.000,00 TL'lik tutarı Davacı Müvekkil ödenmek zorunda kalmıştır. Ürün bedelleri ve kredi borcu kendisine ödenmeyen Müvekkil, Davalılar ile iletişime geçmiştir. Davalılar, kredi borcunu ödemeden ve yurt dışında satacaklarını söyledikleri 168.537,60 TL bedelli ürünlerin de parasını ödemeyerek ortadan kaybolmuşlardır.
Davanın kabulü ile, her türlü fazlaya ilişkin hakkımız saklı kalmak üzere, şimdilik 168.537,60 TL alacağın 08.04.2022 tarihinden ve 59.000,00 TL alacağın 31.03.2022 tarihinden itibaren ticari faizleriyle ile birlikte Davalılardan Müştereken Ve Müteselsilen Tahsili talep edilmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı taraf dava dilekçesinde, taraflar arasındaki ticari ilişkiden doğan 168.537,60 TL alacağın 08.04.2022 tarihinden ve 59.000,00 TL alacağın 30.03.2022 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Dava dilekçesinde yer alan iddiaların tamamen gerçeklerden uzak olduğunu belirterek mahkemenizin yukarıda esas numarası belirtilen dosyası ile açılan haksız, kötü niyetli ve mesnetsiz davanın reddi gerektiğini Davanın niteliğinin yargılamayı gerektirmesi,
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389’uncu ve devamı maddelerine göre tedbirin koruma amaçlı olması ve davalı tarafı ekonomik durumu birlikte göz önünde bulundurulduğunda ihtiyati haczin koruma amacından çıkarak cezalandırma ve telafisi imkansız zararlara sebep olma sonuçlarına yol açacak olması nedenleri ile ihtiyati haciz talebini kabul etmemiz kesinlikle mümkün olmadığını, nitekim konusu yargılamayı gerektiren, müvekkilimiz ----------- hiçbir şekilde taraf dahi olmaması gereken işbu davada ihtiyati haciz kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olacaktır.
Söz konusu davada, davacı tarafın iddia ettiği alacağının tehlikede olup olmadığı bir yana alacağın mevcudiyeti dahi çekişme konusu olduğu Müvekkil ---------- davacı tarafla hiçbir ticari ilişkisi olmadığı, davacı sadece diğer müvekkil ---------- ile aralarındaki ticari ilişkiye istinaden davalı müvekkil --------- para göndermiş olup aralarında herhangi bir ticari veya iş ilişkisi bulunmamaktadır.
Ek olarak söz konusu davada yargılama hala devam ettiğinden kesinleşen bir karar bulunmadığı, bu sebeple her ne kadar kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafça iddia edilen alacağı vadesi de henüz gelmediği, davalının biyolog olup ---------- Hastanesi’nin klinik araştırma merkezinde üstün bir gayretle çalışmakta olup kaçma ya da mal kaçırma girişimi söz konusu değildir. Dolayısıyla, İİK m.257/2 fıkrası şartları da oluşmamıştır.
Bu nedenle ihtiyati haciz talebini gerektiren geçerli nedenler davamızda söz konusu olmadığı, Davacı tarafın, dava dilekçesinde ihtiyati haczini talep ettiği teknenin ve banka hesaplarındaki paranın toplamı dava değerinini çok üzerinde olduğu,
hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, bu minvalde bir ihtiyati haciz kararı verilirse davalının çaresiz kalacağı açıkça ortada olup İcra ve İflâs Kanunu’nun 85. Maddesi'nde de belirtildiği üzere alacaklının alacağından fazla mal ve hakkın haczi mümkün değildir.Her ne kadar davacı taraf, dilekçe ekinde sunmuş olduğu 08.04.2022 tarihli ------------- numaralı fatura kapsamında davalılar nezdinde alacağının olduğunu iddia etse de davalı şirketin davacı yana karşı borcu bulunmadığını, Müvekkil ----------,
30.03.2022 tarihinde ---------- Mahallesi ---------- Sokak No:--------- --------- adresinde bulunan ----------- ait olan ------------- isimli firmadan 12.000 Dolar değerinde 194.80 Gram has altın alarak yine aynı dükkan içerisinde davacı tarafa teslim ettiğini, Söz konusu ödeme, 08.04.2022 tarihli faturada yer alan ve ...'ın davalıya vereceği altın ve gümüş takılara istinaden yapılmış olup o zamanki dolar kuru baz alındığında ilgili faturadaki 168.537,60 TL'lik tutarı karşılamaktadır.
Davacı, davalı ...'nin ----------- resmi kayıtlı şirketine ihracat yapmış olup bununla ilgili olarak hem ---------- gümrüğüne teslim ettiği hem de davalıya resmi ihracat faturası olarak düzenlediği ------------ faturayı Euro olarak kestiğini, Davacı, ----------- ihracat yaptığı için ve ---------- en çok kullanılan para birimi Euro olduğu için faturaları Dolar olarak düzenleyemediğini, ancak söz konusu durum müvekkille yapmış olduğu anlaşmanın Euro bazlı olduğunu gösterdiğini, İşbu durum, davacının yurt dışına ihracat yaptığını göstermektedir.
Kabul anlamına gelmemekle birlikte, davaya konu alacak ihracat sebebiyle yurt dışında doğmuş bir alacak olduğundan işbu dava ------------ mahkemelerinin yetki sınırlarını aştığını, Dolayısıyla, söz konusu davanın usulen reddi gerektiğini, Davalının ...'ın talebi üzerine ödemeyi has altın olarak yapmış olup davaya konu fatura kapsamında müvekkillerimizin davacı tarafa hiçbir borcu bulunmadığı, Bununla birlikte müvekkil ------------ davacı tarafla yapmış olduğu ticarette ödenmemiş fatura bulunmadığını beyan etmiştir.
DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE. Dava alacak istemine dayalıdır.6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür.
Görev hususu HMK'nun 114/c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır.Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır.
Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.
TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.
6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır.
Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Somut olayda. Davacı ve davalı ... tacir değildir.
Dava konusu TTK 4.maddesinde düzenlenmiş mutlak ticari davalardan da olmadığından taraflar arasında nispi ticari dava niteliğinde de bir uyuşmazlık bulunmadığından davanın genel hükümler uyarınca HMK 2.maddesi gereği Asliye Hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği kanaatine varılmış, HMK'nun 114/1-c maddesindeki dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın usûlden reddine, Mahkememizin görevsizliğine, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/703, K. 2024/749, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama