KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/944
- Karar No
- 2025/313
- Karar tarihi
- 22 Nisan 2025
Karar Metni
2.858 kelime·14 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/944 Esas
KARAR NO : 2025/313
DAVA
Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 26/12/2023
KARAR TARİHİ : 22/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımlı)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin davalı ile ----------- marka aracın tadilat tamirat ve yenilemesi için anlaşıldığını, müvekkilinin bunun için davalıdan avans ödemesi karşılığında teminat olarak davalı ile ------------Şti.
Tarafından kendisine keşide edilen -----------Ş. --------- Şubesi'nin 10/01/2024 tarihli ve 210.000TL bedelli, ---------- no.lu çeki davalıya teminat olarak teslim edildiğini, taraflar arası ihtilaf doğunca davalının yapmış olduğu ödemenin iadesini ve aracın teslimini talep ettiğini müvekkilinin de çek iadesi talebinde bulunmuşsa da davalının ekte sunulu dekont ile 23/12/2023 tarihinde davalıya 199.500TL ödeme yapmışsa da aynı gün davalı kalabalık bir şekilde söz konusu aracın taminat-tadilat için bulunduğu "-------- ---------- Mah. ---------Sok.No:--------- -----------" adresine geldiğini,
müvekkile çeki de iade etmeden aracı da müvekkile ait o anda atölyede bulunan söz konusu araç alındığını ve müvekkilinin yenileme için hazır ettiği 3,8 lt ----------- marka 150.000TL motor da çalınarak alınıp zorla götürüldüğünü, müvekkilin hiçbir borcu yokken hatta alacağı varken hem motordan olduğunu hem de çekini iade almadan aldığı parayı da iade ettiğini, dekontta parayı gönderen kişi müvekkilinin birlikte iş yaptığı ---------- olduğunu, müvekkilinin bu kişi ile birlikte bu gibi işler yaptığını, bu kişinin de bu konuda müvekkile verdiği vekalet örneğinin dosyaya sunulduğunu, davaya konu çekin halen davalıda olduğunu,
bu çeki de iadeye yanaşmadığını iddia ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla -----------Şti. tarafından davacıya keşide edilen ve davalıya ciro edilen ----------Ş. --------- Şubesi'nin 10/01/2024 tarihli ve 210.000TL bedelli, ----------- no.lu çek bedelinin 199.500TL'si davalıya ödendiğini ve kalan tutar karşılığından fazla malzeme de kendisine teslim edildiğini ve hatta müvekkilinin alacaklı konuma geçtiğini ve bu durumdan dolayı da davacının ve keşidecinin de borçlu olması gibi bir durum söz konusu olmadığındı işbu davaya konu çekin iptaline karar verilmesini, davanın kabulünü; çekler hakkında teminatsız olarak,
kabul edilmez ise teminatlı olarak ödemeden men talimatı verilmesini, yargılama sonunda çekler hakkında iptal kararı verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde, özetle, davacının davasının niteliğinin anlaşılamadığını, davacının dava dilekçesinin konu ve netice talep kısmında çekin iptaline karar verilmesini talep ettiğini, iptal gerekçesi olarak da çeke karşı para ve mal cinsinden ödemeler yapılmasını gerekçe olarak ileri sürdüğünü, 6103 sayılı TTK'ya göre çek iptali çekişmesiz yargı işi olduğunu, herhangi bir kişiye karşı yöneltilmesi zorunluluğu olmadığını, çekin hak sahibi olan kişinin elinden rızası hilafına çıkması ve çekin nerede olduğunun bilinmemesi durumlarında çek iptali davası açılabileceğini, iş bu davada çekin kimin elinde olduğunun bilindiğini,
davacının davalının çeki iktisap etmesinde kötü niyeti ve ağır kusurunun olduğunu ispatlamak suretiyle 6102 sayılı TTK'nın 792.maddesi uyarınca çek istirdatı davacı açması gerektiğini, davacının dava dilekçesi incelendiğinde çekten dolayı olan borcu ödediğini, bu amaçla borcun olmadığını iddia etmiş olması nedeniyle bu anlamda açmış olduğu dava kambiyo senedine karşı İİK 72.maddesi uyarınca menfi tespit davası mahiyetine girdiğini, dava dilekçesinin talep kısmı incelendiğinde keşidecinin de borçlu olmadığı ileri sürülerek davada olmayan keşideci adına da talepte bulunulduğu görüldüğünü,
davacının açmış olduğu ve talepte bulunduğu çek iptali davası yönünden çekin müvekkilin elinde olmasının davacı tarafça bu durumun biliniyor olması nedeniyle hukuki yararı olmadığını, hukuki yarar yokluğu nedeniyle davacının davasının dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının müvekkiline ait aracı onarıp yürür hale getirmek için kendisiyle anlaştığını, bunun için müvekkilinden 300.000,00 TL civarında hem para aldığını hem de belirlediği 3.kişilere göndertmek suretiyle paralar harcattığını, müvekkilinin aracın tamir edildiği ---------- tamirhaneye gittiğinde aracın tamir edilmediğini gördüğünü,
birçok parçanın aracın üstünde olmadığını farkettiğini, dolandırıldığını anlayan müvekkilinin davacıyı bulduğunda aralarında hesap gördüklerini, hem gönderilen paralar hem de araçta bulunmayan parçaların ederinin yaklaşık 500.000,00 TL'yi bulduğunun ortaya çıktığını, müvekkilinin davacı tarafından iyi niyeti suiistimal edilmek suretiyle ve hizmet nedeniyle emniyeti suiistimal suçu işlenmek suretiyle 500.000,00 TL zarara uğratıldığını, davacının bunun üzerine müvekkili ile anlaşma yoluna giderek müvekkiline 199.500,00 TL para iadesi yaptığını, kalan zarar için de ilgili çeki cirolayarak verdiğini,
davacının çekin haksız ve kötü niyetle ibraz edildiğini ispatlaması gerektiğini, çekin davacı tarafından cirolanmış olması ödemenin çek keşide tarihinden önce yapılması, ödeme belgesinde çek ile ilgili hiçbir ibarenin olmaması dikkate alındığında davacının davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, tedbir kararına itiraz ettiğini, tedbir kararının kaldırılması gerektiğini savunarak; davanın usulden ve esastan reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLER
---------- Cumhuriyet Başsavcılığı, ---------- Cumhuriyet Başsavcılığı, -----------ş.'ye müzekkere yazıldığı görüldü.
Dava konusu çek incelendiğinde davacının çekin lehtar ve ilk cirantası olduğu, davalının davacıdan sonraki ciranta olduğu, çekin davalı tarafından ibraz edildiği, mahkememizin tedbir kararına istinaden ödeme yapılmayarak çekin davalıya iade edildiği görülmüştür.
Tanık ----------- "Davacı ----------- benim iş arkadaşımdır, bir gün arkadaşımla dükkanda otururken 3 kişi geldiler, ----------- içeri çağırdılar, ben belinde silah olunca yanlarına gittim, ----------- borcu olduğunu , borcunu bugün ödemeleri için tehdit ve hakaret ettiler, arkadaşımda yarın ödeyebileceğini söyledi, karşılığında teminat çeki verdi, çekin bedeli de 210.000,00 TL idi çeki alınca da taraflar gitti, bir gün sonra benim hesabımdan ---------- hesabına 199.000,00 TL ---------- gönderdi, geri kalan 11.000,00 TL yi çeki alınca ödeyeceğini söyledi, daha sonra çeki alamayınca da kalan 11.000,00 TL yi ödeyip ödemediğini bilmiyorum,
--------- dükkana gelen şahıslara araç tamir işinden kaynaklanan alacak - borç ilişkisi olduğu için geldiklerini bana söyledi, benim bilgim bundan ibarettir, söyleyeceklerim bundan barettir. Ayrıca tanıklık ücreti istemiyorum, dedi. Beyanı okundu, imzası alındı." şeklinde beyanda bulunmuştur.
----------- Soruşturma sayılı dosyası ve ---------- Soruşturma sayılı dosyaları incelendiğinde soruşturma konusu suçun bedelsiz senedi kullanma suçu olduğu, soruşturma dosyalarında senedin zorla imzalatıldığı ve senede zorla el konulduğu şeklinde iddia bulunmadığı, şikayetin motora zorla el konulması nedeniyle hırsızlık suçundan yapıldığı görülmüştür. Davacının yemin deliline dayanmadığı görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Dava, davacının ---------- Bankası ---------- Şubesi'ne ait, --------- çek numaralı, 10/01/2024 keşide tarihli, keşide yeri--------, keşidecisi --------- Şti, lehtarı --------- olan, 210.000,00 TL bedelli çekten dolayı çekin teminat senedi olması ve bedelsiz olması nedenlerine dayalı davalıya borçlu olup olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davasıdır. Davacı taraf taraflar arasında tamir hususunda sözleşme bulunduğunu, avans ödemesi aldığını, karşılığında teminat olarak dava konusu senedi verdiğini, daha sonra davalının zorla hem araca hem motora hem de avansa el koyduğunu, çeki de geri vermediğini ileri sürmüştür.
Davalı tarafça aracın onarılıp yürür hale getirilmesi için anlaşıldığı, davacının aracı söktüğünü, 500.000,00 TL zararının bulunduğunu, davacının anlaşma yoluna giderek 199.500,00 TL para iadesi yaptığını, geri kalan zararlar için de dava konusu çekin cirolanarak verildiğini savunmuştur. ----------- sayılı ilamında aşağıdaki şekilde içtihat geliştirilmiştir:(...) 18. Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır.
Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar.
Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 133/2. maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur.
Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez.
Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.19.
Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir anlatımla borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir.
Bununla birlikte borçlunun takas def’îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir.20. Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır.
Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgilerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır.
Örneğin kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur.21.
Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır. Başka bir ifadeyle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir.
Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir.
Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.
22. Bedelsizlik iddiası, TTK’nın 687. maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir.
23. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı TBK’nın 77 ve devamındaki maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’îni dermeyan etme hakkını vermektedir.
24. Kambiyo senedinin düzenlenmesinde en önemli unsur temel alacağın varlığıdır. Ancak temel alacağın senedin tanzimi anında mutlak surette varlığı gerekli değildir. Başka bir ifadeyle kambiyo senedinin metninde muayyen bir meblağın yazılması gerekli ise de bu husus temel alacağın da muayyen olmasını gerektirmez; temel alacak doğduğu anda, senette yazılı olan miktardan az ise, senet kısmi bedelsizliğe uğrar.
Bu itibarla taraflar arasında temel ilişkinin varlığına rağmen, temel alacağı doğmamış ancak doğması mümkün ya da şarta bağlanmış bir alacak için veyahut da cezai şarta ilişkin olarak kambiyo senedi düzenlenebilir. Bu şekildeki bir alacağa bağlı olarak düzenlenen senet, vadesi gelmesine rağmen alacak doğmamışsa, o an için bedelsizdir. Fakat bu bedelsizlik geçici bir süre için olup, alacak doğunca senedin bedelsizliği alacak miktarı kadar ortadan kalkacaktır.
Bu kapsamda kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası da temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz; teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir.25.
Temel borç ilişkisindeki bir edimin teminatı olarak düzenlenen kambiyo senetlerinde, teminat ettikleri husus gerçekleşinceye kadar geçici bedelsizlik, gerçekleşince kesin bedelsizlik söz konusudur. Eğer teminat ettikleri husus gerçekleşmez ise senette bedelsizlik ortadan kalkacaktır.
Bu itibarla kambiyo senedinin teminat amacıyla düzenlenmesi hâlinde borçlu, senet lehtarın elindeyse (ciro görmemişse), teminatı talep etme şartlarının oluşmadığını (riskin gerçekleşmediğini) ya da alacaklının senedin teminatını oluşturduğu borç miktarını aşan bir talepte bulunduğunu kişisel def’î olarak öne sürebilir.
Senet ciro edilmişse hamil senedin teminat senedi olduğunu biliyor ve borçlunun zararına hareket ediyorsa, anılan def’înin hamile karşı da öne sürülmesi mümkündür.26.
Bir teminat senedinden söz edilebilmesi için ya senedi düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin (cezai şart öngörülen durumlar dışında) doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması, ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile senedi vermiş olması gerekir.27.
Hemen belirtilmelidir ki, kambiyo senedinin üzerinde teminat kaydı var ise ancak neyin teminatı olduğu belirtilmemiş ise bu kayıt kambiyo senedinin mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Sadece teminat olduğuna dair eklenen bu kayda doktrinde mücerret teminat kaydı denilmektedir.
Buna karşılık senet üzerinde asıl borç ilişkisine atıf yapan veya ödemeyi şarta bağlayan kayıtlar olması durumunda senedin mücerretlik vasfı ortadan kalkacağından böyle bir senede dayanılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamaz.
Başka bir deyişle kambiyo senedinin teminat senedi olduğunun senet metninden anlaşılması durumunda senedin mücerretlik vasfı ortadan kalkacağı için senet hükümsüzdür ve bu hükümsüzlük; borçlu tarafından, lehtara veya ciranta konumunda olan hamile karşı da ileri sürülebilir. Dolayısıyla senet metninden anlaşılan bu def’î mutlak def'î niteliğinde olup, üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.28.
Senedin teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise senedin sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Senede açıkça atıf bulunan sözleşmede senedin teminat amacıyla verilmiş olduğu belirtilmiş olabilir. Nitekim bu hususlar --------- sayılı kararında da benimsenmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki, kambiyo senetleri kural olarak mevcut bir borç için düzenlendiklerinden, teminat maksadıyla düzenlenmeleri istisnaidir ve bu durumun da soyutlukla yakından ilişkisi bulunmaktadır.
Nitekim senet metnine teminat amacıyla verildiğinin yazılması hâlinde senedin soyutluğu ortadan kalkmakta ve devir kabiliyeti sınırlanmakta, bu ibarenin yazılmaması hâlinde ise keşidecinin teminat iddiasının ispatlanması, lehtarla sınırlı olmak üzere, yazılı delile ihtiyaç göstermektedir.29.
Kambiyo senetlerine ilişkin menfi tespit davalarında dava konusu senedin teminat senedi olduğuna dair ispat yükünün kime ait olduğu da gelinen aşama itibariyle üzerinde durulması gereken bir diğer husustur.
Bu kapsamda genel ispat kurallarına ilişkin olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince, bir kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bedelsizliğine dair iddia ile açılan menfi tespit davasında ispat yükü, iddia olunan bu vakıadan kendi lehine hak çıkaran senet borçlusuna ait olacaktır.
Zira borçlu olunan bir senede ilişkin açılan menfi tespit davasında senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispatı sonucu verilecek olan karar ile sorumluluk ortadan kalkacaktır. Bu tür bir karar ile lehine hak kazanan, dava konusu senet borçlusu olduğundan anılan senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispat yükü de yine senet borçlusu üzerindedir.
Ayrıca bir temel alacağın varlığına karine teşkil eden kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bahisle bedelsizliğine dair iddianın ispatı, karinenin aksini iddia eden senet borçlusu tarafından gerçekleştirilmelidir.Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davanın davacının ---------- Bankası ----------- Şubesi'ne ait, ------------ çek numaralı, 10/01/2024 keşide tarihli, keşide yeri ----------, keşidecisi ----------- Şti, lehtarı ------------ olan, 210.000,00 TL bedelli çekten dolayı çekin teminat senedi olması ve bedelsiz olması nedenlerine dayalı davalıya borçlu olup olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davası olduğu,
davacı taraf taraflar arasında tamir hususunda sözleşme bulunduğu, avans ödemesi aldığı, karşılığında teminat olarak dava konusu senedi verdiği, daha sonra davalının zorla hem araca hem motora hem de avansa el koyduğu, çeki de geri vermediği hususlarının ileri sürüldüğü, davalı tarafça da aracın onarılıp yürür hale getirilmesi için anlaşıldığı, davacının aracı söktüğü, 500.000,00 TL zararının bulunduğu, davacının anlaşma yoluna giderek 199.500,00 TL para iadesi yaptığı ve geri kalan zararlar için de dava konusu çekin cirolanarak verildiği hususunun savunulduğu,
yukarıda atıf yapılan Yargıtay ilamı da dikkate alındığında davacının çekin teminat senedi olduğunu ve bedelsiz bulunduğunu ispatlamakla mükellef olduğu, dava konusu çek üzerinde belli bir ilişkinin teminatı olduğuna dair ibare bulunmadığı, yine taraflar arasında bunu gösteren bir yazılı sözleşmenin bulunmadığı, bu sebeple çekin teminat senedi olarak nitelendirilemeyeceği, çekin bedelsizliği yönünden ise davacının eldeki davada çekin zorla imzalatıldığı ve çeke zorla davalı tarafından el konulduğu (rızası dışında kendinden teslim alındığı) şeklinde bir iddiasının bulunmadığı,
davacının bedelsizlik iddiasını ödenen avansın zorla alınmasına ve taraflar arasındaki tamir hususundaki sözleşmeye konu araç ve motora zorla el konulmasına dayandırdığı, davacının iddiasına göre ise çekin kendisine ödenen avans karşılığında verildiği, yine davacının çekin bedelsizliğini kesin delillerle ispatlaması gerektiği, bu hususta eldeki dava konusu ile doğrudan bağlantısı bulunmaması nedeniyle soruşturma dosyalarının beklenmesine gerek bulunmadığı, zira ------------ Soruşturma sayılı dosyası yönünden şikayetin bedelsiz senedin kullanılması suçuna ilişkin olduğu, çekin bedelsiz olup olmadığının eldeki davanın konusu olduğu,
----------- CBS'deki soruşturma yönünden ise şikayetin motora zorla el konulması nedeniyle hırsızlık suçundan yapıldığı ve yine bedelsiz çekin kullanılmasına ilişkin olduğu, belirtildiği gibi davacının iddiasının çekin ödenen avans bedeli karşılığında verildiği yönünde olduğu bu sebeple davalının kendisine ait olduğu anlaşılan motora/araca zorla el konulmasının çekin bedelsizliğini gerektirmeyeceği, tanık beyanlarının da dava konusu çekin bedelsiz olduğu yönünde bir sonuca gidilmesine katkısının bulunmadığı,
tüm bu sebeplerle davacının dava konusu çekin bedelsiz olduğunu ispatlayamadığı kanaatine varılmış, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/944, K. 2025/313, 22 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama