KÜNYE
T.C. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi T.C. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/952
- Karar No
- 2025/405
- Karar tarihi
- 30 Nisan 2025
- Esas no
- ***
- Karar no
- ***
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ***
- Vekili
- Av. ... -
- Davalı
- 1-***
Karar Metni
1.676 kelime·8 dk okuma·9 bölüm
2-*** VEKİLİ : Av.
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ***
KARAR TARİHİ : ***
KARAR YAZIM TARİHİ : 12/05/2025
Mahkememize açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkililin ... ... Ltd.
Şti.'nin %40 pay hissesine sahip ortağı olduğunu, şirketin %25 hissesine sahip olan müteveffa ... ile müvekkilinin şirket adına *** kredi kullandığını, müvekkilinin bu krediye kefil olduğunu, söz konusu kredi borcunun ödenmemesi üzerine dava dışı alacaklı *** Kayseri 3. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası kapsamında takip başlatıldığını, müvekkilinin 01/12/2017 tarihinde alacaklı bankaya ödeme taahhüdünde bulunduğunu ve toplamda 23.345,82-TL ödeme yaptığını,
sonrasında şirketin %25 pay hissesine sahip ortağı olan müteveffa ...'un mirasçıları aleyhine Kayseri 3. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosya kapsamında ödediği 23.345,82-TL'nin %25'inin tahsili amacıyla Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlattığını, müteveffanın başlatılan takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olduğundan bahisle davalı borçluların Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasına yaptıkları itirazın iptali ile takibin devamına, borçlular aleyhine %40'tan aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini,
yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; öncelikle zaman aşımı itirazlarının bulunduğunu, söz konusu alacak için zaman aşımı süresinin 5 yıl olduğunu, müteveffanın ödemediği iddia edilen borcun eski borç niteliğine haiz olduğunu, davacının borç niteliğini kaybetmiş bir alacak üzerinden haksız ve hukuki mesnetten yoksun bir vaziyette eldeki davayı açtığını, müteveffanın kendi hissesi oranında borç miktarını belirleyip davacıya ödemeyi yapması için parayı elden teslim ettiğini, davacının bu para ile ödeme yaptığını ve borcu kapattığını, bu hususun tanık ile de ispat edilebileceğini,
davacının tamamen kötü niyetli bir şekilde hareket ederek müvekkillerinden haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, davanın reddi ile % 40'tan aşağı olmamak üzere davacının kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderlerinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasının uyap kayıtları, Kayseri Ticaret Sicili Müdürlüğü kayıtları, *** A.Ş. kayıtları ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, tanıklar dinlenmiştir. Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında: alacaklının ..., borçluların ... mirasçıları ... ve ... olduğu, 21.625,01-TL toplam alacak üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, borçluların süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
YARGILAMA VE GEREKÇE
Dava, itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir. (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219, 223).
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir.
Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur.
TBK’nın 581 ilâ 603. maddeleri arasında düzenlenen kefalet sözleşmesiyle kefil, asıl borçlunun borcunu ödememesi durumda, söz konusu borçtan şahsen sorumlu olacağını taahhüt etmektedir. Daha yalın bir anlatımla bu sözleşme ile kefil, borçlunun asıl borcu ifa edememesi riskini üzerine alır.
Sözleşmede kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihi ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi ve eşin rızasının alınması şarttır. Kefalet sözleşmesinde kefil kefaletten doğan borcunu ödedikten sonra ödeme nispetinde alacaklının haklarına halef olup, asıl borçluya rücu edebilir.
Buna göre kefil alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde onun haklarına halef olacaktır. Kefilin alacaklıya ifada bulunmasıyla kefalet borcu sona ermekle birlikte kefil alacaklı yerine geçerek borçluyu takip etme imkânı kazanmaktadır. Bu nedenle kanun koyucu kefilin himayesi amacıyla alacaklının asıl borç ilişkisinde sahip olduğu haklara halef olmasını ve bu şekilde asıl borçluya rücu edebilmesini öngörmüştür.
Bu kapsamda kefilin alacaklıya halef olmasının amacını, asıl borçluya rücu hakkı oluşturmaktadır. Kefilin alacaklının haklarına halef olması, bütün kefalet sözleşmeleri için mevcuttur. Bu doğrultuda müteselsil kefil de alacaklıya yaptığı ifa oranında alacaklının haklarına halef olacaktır. Kefilin alacaklının haklarına halef olması kanundan kaynaklanmakta, kendiliğinden gerçekleşmektedir.
Kefilin halefiyete dayalı bu rücu hakkına ilişkin zamanaşımı, kefilin alacaklıya ifada bulunduğu anda işlemeye başlar. Alacaklının hakları kefil tarafından tatmin edildikten sonra asıl borçlu ile alacaklı arasındaki borç ilişkisinden bağımsız yeni bir alacak hakkı meydana gelir. Alacaklının haklarına halef olan kefil borçludan rücu hakkı adı altında alacak tahsil hakkını elde eder.
6098 sayılı BK'nın 587/2 maddesi "... Aksine anlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borcu ödeyen kefil, kendi payları daha önce ödememiş olması ölçüsünde diğer kefillere karşı rücu hakkına sahiptir. Bu hakkı asıl borçluya rücudan önce de kullanabilir..." hükmünü içermektedir. Bu durumda toplanan delillerden aksine bir anlaşma ve hüküm bulunmadığı anlaşıldığından davacı 6098 Sayılı BK. 587/2 maddesine göre davalıdan hissesine düşen tutarı talep edebilecektir.
Kefilin, ödediği kredi borcunu kredi borçlusuna rücu etmesine ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığından, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 146.(818 sayılı BK'nın 125.) maddesine göre, kefilin rücu alacağı 10 yıllık zamanaşımına tabidir ve kefilin rücu hakkına ilişkin zamanaşımı, kefilin alacaklıya ifada bulunduğu anda işlemeye başlar. (Bknz emsal Bursa BAM 14. HD *** Esas, *** Karar)
Kefilin kefile rücuunda sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı takdirde eşit oranda sorumlu olacakları, bu durumda öncelikle davacının hissesine düşen miktar hesaplanarak bunu aşan ödeme miktarı var ise diğer kefile hissesi oranında rücu edebileceği gözetilmek suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. (Yargıtay 19. HD 2016/14491 Esas, 2016/16034 Karar)
Yapılan yargılama, toplanan deliller, dinlenen tanıklar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile davalıların miras bırakanı ...'un, dava dışı ... Gıda Turizm ve İnşaat San. Ve Tic. Ltd.
Şti'ye ortak oldukları, davacının %40, davalılar murisinin %25 paya sahip olduğu, şirketin *** A.Ş'den 11/08/2016 tarihinde K2 *** numaralı krediyi kullandığı, kredi sözleşmesini davacı ... ve muris ...'un müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, kredi borcunun ödenmemesi üzerine dava dışı bankanın 24/04/2017 tarihli hesap kat ihtarnamesini düzenleyerek borçlu şirket ve müteselsil kefillere tebliğ ettiği, akabinde Kayseri 3. İcra Dairesi'nin ...
Esas sayılı icra dosyası üzerinden ilamsız takip başlattığı, davacının 01/12/2017 tarihinde ilgili bankaya 23.345,82-TL ödeyerek dosya borcunu kapattığı, daha sonra ödemiş olduğu bu bedelin yarısı olan 11.672,91-TL ve 9.952,10-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 21.625,01-TL'nin tahsili amacıyla davalılar aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ...
Esas sayılı icra takip dosyasını başlattığı, davalıların itirazın üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, alacaklı/davacının yasal 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 7.781,94-TL yönünden eldeki itirazın iptali davasını açtığı, davalılar vekilinin, davanın zamanaşımına uğradığını, bunun haricinde davacının ödeme yaptığı tutarın murisin hissesine tekabül eden kısmını muristen tahsil ettiğini, ödeme yaptığı tarihten sonra iletişime geçmeyerek 5 yıl beklemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, bu nedenlerle davanın reddi gerektiğini savunduğu anlaşılmaktadır.
Hemen belirmek gerekir ki davalı vekili davanın TBK 147/4 ve TBK 73/2 maddeleri uyarınca zamanaşımına uğradığı iddiasında ise de davacı ile müteveffa aynı şirkete ortak olmakla birlikte şirket ortaklığından kaynaklı bir dava söz konusu olmayıp tarafların müteselsil kefil olduğu kredi sözleşmesi nedeniyle ödenen tutarın rücuen iadesi talebi söz konusudur. Kefilin rücu hakkı ile ilgili zamanaşımı noktasında özel bir düzenleme de bulunmadığından yukarıdaki emsal mahkeme kararları uyarınca talep hakkı TBK 146. Maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Somut olayda davacı 01/12/2017 tarihinde kefalet konusu borcu kapatmış olup takip 20/07/2023 tarihinde, eldeki dava ise 23/10/2023 tarihinde açıldığından alacağın zamanaşımına uğramamış olduğu kanaatine varılmıştır.
Dava değeri itibariyle eldeki uyuşmazlıkta tanık dinlenebilecektir. Dinlenen tanıklardan ..., Denizbank'tan kullanılan kredileri davacının kendi cebinden ödediğini, davalıların murisi ***'un ise davacıya her hangi bir ödeme yapmadığını beyan etmiştir. Dinlenen davalı tanığı ... ise şirketin 2008-2013 yılları arasında eski ortağı olup dava konusu kredi borcunun kim tarafından ödendiği hususunda bilgi sahibi olmadığını beyan etmiştir.
Dinlenen tüm tanık beyanları ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, tarafların ortağı olduğu şirketin kullanmış olduğu kredinin ödenmeyen borcunun davacı tarafından kapatıldığı, davalıların murisince her hangi bir ödeme yapılmadığı, davacının ödemiş olduğu 23.345,82-TL'nin yarısı olan 11.672,91-TL'den davalıların sorumlu olduğu, ancak dava dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak itirazın 7.781,94-TL üzerinden iptaline karar vermek gerekmiştir.
İİK 67/2 maddesi uyarınca icra inkar tazminatın hükmedilebilmesi için alacağın likit olması gereklidir. Somut olayda davalıların sorumlu olduğu tutar mahkememizce toplanan deliller ile ortaya çıkartıldığından takip tarihi itibariyle likit bir alacak bulunmamaktadır. Bu nedenle koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki hükmün tesisi uygun görülmüştür
30/04/2025 Katip ... · e-imzalı Hakim ... · e-imzalı
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/952, K. 2025/405, 30 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama