KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/956
- Karar No
- 2025/366
- Karar tarihi
- 18 Nisan 2025
Karar Metni
2.275 kelime·11 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/956 Esas
KARAR NO : 2025/366
DAVA
Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/12/2023
KARAR TARİHİ : 18/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı ... tarafından müvekkili davacı ve ----------- isimli eski ortağı adına borçlu sıfatıyla ---------- İcra Müdürlüğü ------------ Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile ödeme emri tebliğ edildiğini, ödeme emrine konu 5 adet 27/09/2022 tanzim tarihli senede bağlı icra takibinden sonra müvekkili davacı tarafa ---------- İcra Müdürlüğü ------------ Esas sayılı dosyası ile yine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile ödeme emri tebliğ edildiğini,
27/09/2022 tanzim tarihli 500.000 TL'lik senede bağlı icra takibi yapılmış ise de her iki takibin de hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Müvekkil davacı ile davalı arasında kira ilişkisi bulunduğunu, söz konusu kira ilişkisine binaen taraflarca düzenlenmiş kira sözleşmesi imza altına alınamamış ise de kira ödemelerinin düzenli şekilde yapıldığını, söz konusu yerin belediyeden kiralandığını, kira kontratına göre kiracı tarafın davalı ... olduğu,
alt kira yetkisi olmadığı için yerin resmi bir şekilde kiraya verilemeyeceğinin beyan ettiğini, kira kontratının bu sebeple imzalanmadığını, vergi kaydı da davalı üzerine kalarak işletme sahibi gibi devam ettiklerini, bu şekilde bir problem olmayacağını, kira ödemelerinin yapılmasının yeterli olduğunu da beyan eden davalı tarafın ayrıca bu şekilde usulsüzlük yaptığının da açık olduğunu, ...'nun aslında bu davranışı ile zaten yasalara aykırı olarak bir işlem yapmaya çalıştığı ve ileride belediye ile anlaşarak burayı tamamen müvekkillere devredeceğini taahhüt etmiş ise de bu taahhüdünü de yerine getirmediğini,
Müvekkili davacı ile davalı arasında imza altına alınmayan kira akdi bulunduğunu, kira akdine binaen davalı taraf ile öncelikle dükkan için 135.000 TL depozito ve 45.000 TL kira başlangıç bedeli belirlendiğini, söz konusu depozito bedelinin 07/09/2021 tarihinde bildirilen IBAN numarasına "depozito bedeli" olarak yatırıldığını ve yine aynı tarihte belirlenen kira başlangıç bedeli "kira bedeli" olarak banka aracılığı ile yatırıldığını, davalının belediye ile olan durumu nedeniyle vergi levhası ve sair yasal kayıtların değiştirilmediğini,
davalı Belediyenin alt kiracılığı öğrenmesi halinde kendisi ile olan kira kontratını feshedebileceğini beyan ile kendisine kira olarak verilmesi gereken paranın şirket gelirleri içinden hesabına havalesini istediği için defterlere kaydedilerek davalının banka hesabına gönderildiğini, kiralanan yerin iş yeri olarak kullanıldığını, 27/09/2022 tarihinde ise daha sonraki ayların kira bedellerinin ödeneceğine dair teminat verilmesi amacı ile 5 adet senet düzenlendiğini, bu senetlerin temel alacak olan kira alacağına bağlı olarak düzenlendiğini,
kira bedellerinin davalının belediye ile problem yaşamaması için şirket hesaplarından havale suretiyle ödenmesine rağmen senetlerin müvekkiline iade edilmediğini, davalı müvekkillerin kiracılığını kabul etmediğini beyan etmesine rağmen bir yandan da kiraları almak suretiyle hakkın suistimali yoluna gittiğini, 500.000 TL'lik senedin davalı tarafına icra takibi ile işleme konduğunu, gerekli itirazların yapıldığını,
senedin borçlusu ... olduğu halde davalı çektiği ihtarda davacının eşi ----------- müdürlük hizmetleri gereği kendisini zarara uğrattığı gerekçesiyle bu senedin verildiğini iddia etmiş ise de: senedin tanzim tarihinin işe başlangıç tarihi olduğunu, herhangi bir zarar doğmadan, ileride doğacak zarar için böyle bir senet verilmesinin zaten akla ve mantığa uygun olmadığını, davalının herhangi bir zarara uğramışsa bunu ispat etmeden bu senedi icraya koymuş olmasının da kötü niyetinin kanıtı olduğunu,
senetlerin kiraların teminatı olarak alınmış ise de kira bedelleri kısmen müvekkil tarafından bankadan davalının hesabına gönderilmek suretiyle kısmen de zorunlu sebeplerle şirket hesaplarından davalı hesabına aktarılarak ödendiği halde 01.01.2023 tarihinden itibaren dükkanın bütün kilitlerini değişerek fiili kullanıma engel olduğu gibi beyanında "benim kiracım değillerdir" demek suretiyle hilafa hakikat beyanda bulunduğunu,
kiracılığın mutlaka yazılı olması zorunlu olmayıp sözlü kira akdi yapılmış olduğu ödenmiş olan kira depozito bedeli ve verilen senetler ile sabit olmasına rağmen müvekkillerinin iş yerine girişini engelleyen davalının hukuki zararların yanı sıra suç da işlediğini, bu konudaki dava haklarımıznın da saklı olduğunu, senetlerin düzenlenmesi sonrasında da kira ödemelerine düzenli devam edilmesine rağmen davalı tarafın 01.01.2023 tarihinde müvekkil davacıyı rahatsız ettiğini, iş yerine girmesine engel olduğunu, hem kapı hem kepenk kilitlerini değiştirdiğini,
müvekkili içeri giremediğinden dükkanını çalıştırmaya devam edemediğini ve mevcut eşyalarını da alamadığını, söz konusu durum ile ilgili suç duyurusunda bulunulduğunu, 27/09/2022 düzenleme tarihli 5 adet senet içinden 10.11.2022 ve 10.12.2022 tediye tarihli iki adet senet için kira akdi devam ettiğinden ve müvekkil davacı kiracı sıfatıyla dükkanı kullanmaya devam ettiğinden bu aylara denk gelen ödemeleri yapmaya devam ettiğini, teminat amacıyla verilen senetlerin iade edilmediğini, söz konusu iki adet senet için teminat edilen hususu gerçekleşmiş olduğundan kesin bedelsizlik söz konusu olduğu,
her iki senet için de borçlu olmadıklarının tespit edilmesi gerektiği, 27/09/2022 düzenle tarihli 10.01.2023 , 10.02.2023 ve 10.03.2023 tediye tarihli kalan 3 senet için ise izah edildiği üzere müvekkili davacının dükkanı davalının davranışı sebebiyle kullanamadığından, teminat edilen hususun henüz gerçekleşmiş olarak kabul edilemeyeceğinden geçici bedelsizlik olduğu,
ayrıca temel ilişki olan kira sözleşmesinde sakatlık meydana gelmiş olduğundan bu hususta talep edilen ödemelerin de alacaklı bakımından sebepsiz zenginleşme doğuracağı, davalı tarafın hem kiralananın kullanılmasını engelleyerek sözleşmeyi bilerek ve isteyerek ihlal ettiği hem de mevcut icra takibini başlatarak kötü niyetli hareket ettiği , bu nedenlerle, taleplerinin kabulü ile icra takibine konan ve 5 adet 27/09/2022 tanzim tarihli 80.000 TL bedelli senetler ile yine 27/09/2022 tanzim tarihli 500.000 TL bedelli senet nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine,
ilgili ödemelerin tümünün banka aracılığı ile resmi bir şekilde yapılmış olunması ve müvekkilinin daha fazla mağduriyet yaşamaması adına neticeten ---------- İcra Müdürlüğü - ----------- Esas Sayılı ve ---------- İcra Müdürlüğü ------------- Esas sayılı dosyası haksız icra takibinin teminatsız olarak durdurulmasına,
iş yeri kira ilişkisi açık bir şekilde reddedildiğinden müvekkilin borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı 135.000 TL depozito ve 45.000 TL kira bedeli adı altında yapılan ödemelerin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile istirdadına, Şirket gelirleri içinden davalı hesabına havalesi yapılan ve deftere kaydedilen ödemelerin tespiti ile ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile istirdatına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, bu dava sebebiyle uğramış oldukları zararların yasa gereği alacağın yüzde yirmisinden az olmamak kaydıyla kötü niyetli davalıdan alınarak müvvekile verilmesine,
yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı tarafından iki ayrı icra dosyası için eldeki dava ikame edilmiş ise de, dosyaya eklenen arabuluculuk son tutanağında yalnızca bir icra dosyası için arabuluculuk görüşmeleri yapıldığını, bu nedenle dava şartı arabuluculuk süreci tamamlanmadığından davanın reddinin gerektiği, Davacı ve eşi dava dışı --------- müvekkile ait ---------- Caddesi No:-------- --------- adresinde mükim taşınmazda Turizm İşletme Belgeli ve ruhsatlı olarak faaliyet gösteren ----------- Şti.'nin bir dönem işletmeciliğini yaptıklarını, ----------- şirketin ----------- olarak mesul müdürlüğünü yaptığını, ...'nın ise müvekkile ait şirketin işletmesini yürüttüğünü,
Davacının işletme faaliyetlerine aykırı olarak iş yerinde dansöz vb. oynatarak müvekkili ile ------------- Belediyesi arasında sorunlara sebebiyet verdiğini, şirketi sürekli olarak borçlandırdığını, hiçbir taahhütünü yerine getirmediği gibi hem müvekkile hem de müvekkile ait işletmeye ciddi zararlar verdiğini, belediyeden 600.000 TL'ye yakın ecrimisil ve ceza yemesine yol açtığını, belediyenin ruhsat iptali uyarılarıyla karşı karşıya bırakıldığını, iş yerinin dış bahçesine belediyenin müdahale etmesine ve bahçenin belediye tarafından işgal edilmesine sebebiyet verdiğini, piyasaya da şirketiin ciddi anlamda borçlandırıldığını,
müvekkile borçlarını ödemediklerini ve müvekkilinin toplamda 5.000.000 TL civarında zarara uğradığını, müvekkilinin iş yerinin davacının ve eşinin vermiş olduğu zararlar nedeniyle hala kapalı vaziyette olduğunu, piyasada çok ciddi güven kaybına uğradıklarını, Davacı'nın eşi ------------ mesul müdürlük sözleşmesine aykırı davranışları nedeniyle doğan alacaklar kapsamında müvekkilinin kendisi aleyhine ayrıca hukuk davası ikame edeceğini, Buna karşılık icra takiplerine dayanak yapılan senetlerin, bizzat ... tarafından,
kayıtsız şartsız bir şekilde vade tarihinde kendisinin işletmeciliği sırasında müvekkile olan borçları nedeniyle verilmiş senetler olduğunu, herhangi bir şeyin teminatı olarak verilmediğini, mesul müdürlük sözleşmesi ile icra takiplerine konu edilen senetlerin hiçbir ilgisinin de bulunmadığını, sözleşmeden kaynaklı borçlar için ----------- aleyhine olarak sözleşmeye aykırılıktan dolayı cezai şart, zarar ve tazminat davası ikame edileceğini, ilgili senetlerin ise ...'nın işletmeyi yürüttüğü süreçte müvekkile olan borçlarına karşılık vade tarihinde söz konusu meblağı ödemek üzere verildiği ve borç senetleri olduğunu,
davacı bunun aksini hiçbir şekilde delillendiremeyeceğini senet incelendiğinde açıkça anlaşılacak nitelikte olduğunu, davacının iddia ettiğinin aksine davacının eşi ------------ işletmenin mesul müdürü olduğunu ve mesul müdürlük sözleşmesine aykırılıklarından kaynaklı olarak hak ve alacaklarımızını talep hakları bulunduğunu, Davacı ...'nın ise belirtildiği üzere işletmeci olarak görev aldığını ve şirkete ait restaurantın işletmesini yürüttüğünü, mesul müdür sıfatı bulunmadığını ancak işletmeci olarak görev aldığını, Davacının dava dilekçesinde,
dava konusu olan senetlerin ( 27/09/2022 tanzim tarihli 80.000,00 TL bedelli 5 adet senet ve 27/09/2022 tanzim tarihli 500.000,00 TL bedelli senet) "kira bedellerinin ödeneceğine dair teminat verilmesi" amacıyla ile düzenlendiğini iddia ettiğini, davacı ile müvekkili arasında kira ilişkisi bulunmadığını, kira sözleşmesi olarak sunulan imzasız ve asılsız kira sözleşmesinde dahi kira bedelinin 45.000,00 TL yazdığını, senetlerin toplamının 900.000,00 TL olduğu ve yaklaşık 20 kira olduğunu, dava konusu senetlerin teminat senedi olduğuna ilişkin davacı tarafından hiçbir belge veya evrak dosyaya sunulmadığını, bu senetlerin davacının,
müvekkile olan borçları sebebi ile verilmiş kayıtsız ve şartsız senetler olduğunu, davacı tarafından eldeki dava ikame edilmeden önce icra takibinin iptali için senetlerin teminat senedi olduğu, ortada bir kira ilişkisi olduğu vb. eldeki davaya konu edilen hukuki sebeplerin aynılarıyla ----------- Esas Sayılı dosyası ile dava açıldığını, ilgili mahkemenin davayı reddettiğini ve bu kararın kesinleştiğini, iki davanın da konusu aynı olduğundan eldeki davanın derdestlik nedeniyle de reddinin gerektiği, davaya konu senetlerin hukuka uygun şekilde düzenlendiği ve kambiyo senedi vasfına haiz olduğu,
TTK 671'de yer alan unsurlar bakımından tüm unsurları barındırdığı ve davacının da bu yönde bir itirazı olmadığı, dava konusu borç senetlerinin davacı tarafından ödemekten kaçılması amacı ile kötü niyetli olarak dava açıldığını, dava konusu senetlerin kambiyo senedi olmasından dolayı---------- İcra Müdürlüğü ------------ Esas ve----------- İcra Müdürlüğü ---------- Esas sayılı dosyaları ile hukuka uygun şekilde Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yoluyla takip başlatıldığını, başlatılan takiplere davacı tarafından "imzaya, düzenlenme tarihine ve borç miktarına" itiraz edilmediğini,
Kambiyo senedinin bir ödeme aracı olduğu tek başına verilmesinin borcun kabulü anlamına geldiği menfi tespit davalarında ispat yükü borçlu olmadığının tespitini isteyen davacı tarafta olduğunu, Davacı tarafça taraflar arasında kira ilişkisi bulunduğu ve senetlerin teminat senedi olarak verildiği dışında herhangi bir iddiada bulunulmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte taraflar arasında kira ilişkisi olduğunun kabulünde dahi, davacının teminat olarak belirttikleri vade tarihlerinde dahi davacı tarafından müvekkile hiçbir ödeme yapılmadığı ortada olduğundan senedin vasfından bağımsız olarak, davacının borçlarını inkar edemediği,
borcun kaynağını her halde inkar edemediği bu sebepler doğrultusunda haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın öncelikle derdestlik iddiaları, davanın eksik harçla ikame edilmiş olması ile dava şartı arabuluculuğa başvurulmamış olması nedeniyle usulden reddine ve her halükarda, davanın, müvekkilin alacağına kavuşmasını engellemek ve ertelemek amacıyla, kötü niyetle ikame edilmesi sebebiyle davanın esastan reddi ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibari ile Dava, Davacı ile davalı arasında yapıldığı iddia edilen kira sözleşmesi kapsamında davacının kira bedellerine teminat olarak verdiğini iddia ettiği davayı konu 5 adet 80.000TL bedelli ve 1 adet 500.000 TL bedelli senetler bakımından aradaki kira ilişkisinini sona ermesi sebebiyle borçlu olmadığınını tespiti talebinden ibarettir.
Davalı taraf davacı ile aralarında kira ilişkisi olmadığını davacının kendilerine ait işletmeyi yürütmekle görevli olduğunu, eşinin kendi işletmelerinde mesul müdür olarak çalıştığını söz konusu senetlerin işbu faaliyet sırasında davacının davalıya olan borçlarına karşılık olarak alındığını beyan etmektedir.
Uyuşmazlık taraflar arasında bir kira sözleşmesinin olup olmadığı, iş bu senetlerin kira sözleşmesi kapsamında kira bedellerinin teminatı olarak verilip verilmediği, aksi halde senetlerin davalıya olan borca karşılık olara verilip verilmediği hususlarından oluşmaktadır.HMK 138. maddesine göre mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir. ---------- E-K.sayılı kararında görevsizlik nedeniyle davanın dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde ve tensip ile birlikte dava şartı noksanlığından usulden reddedilmesinde HMK 30. maddesi de gözetildiğinde bir isabetsizlik olmadığına karar verilmiştir.
Anılan karara göre, dava şartlan yargılamanın her aşamasında denetlenip, dava şartının bulunmaması halinde HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca dosya üzerinden karar verilmesi mümkündür. Bu kapsamda dosya öncelikle mahkememizin görevli olup olmadığı yönünden incelenmiştir.
Bir davanın Ticaret Mahkemelerinde görülebilmesi için açılan davanın mutlak veya nispi ticari davalardan olması gerekmektedir. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca TTK'da düzenlenmiş olan bütün hususlardan doğan davalar ile TTK'nın 4. maddesinde belirtilen özel kanunlardaki davalardır. Nispi ticari davalar ise her iki tarafın tacir olduğu ve dava konusu uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğu davalardır.
Bunun yanında görev hususu HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca dava şartlarından olup HMK'nın 115/1. Maddesi uyarınca yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınacağı hükme bağlanmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 4/I-a maddesinde ise kiralanan taşınmazların, 09/06/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilâmsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalara, konuları ve değerlerine bakılmaksızın sulh hukuk mahkemelerinde bakılacağı hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda; dava dilekçesinde belirtildiği üzere, davacı ile davalı arasında kiralama sözleşmesinin varlığı iddia edilerek husumet yöneltildiği, Her ne kadar davalı tarafça taraflar arasındaki kira ilişkisi reddedilmiş ise de davacı tarafça davalıya 07.09.2021 tarihinde depozito bedeli adı altında 135.000 TL gönderildiği aynı tarihte 45.000 TL kira bedelinin gönderildiği davalının bu ödemeleri ihtirazi kayıtsız kabul ettiği,herhangi bir itirazda bulunmadığı,davalının ,davacının davaya konu mekanın işletmeciliğini yaptığı savunmasında bulunmuşsa da tüm dosya kapsamından işbu ilişkinin nevinin kira ilişkisi olduğu,
kiralama ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere, kiralama ilişkisinden doğan tüm hukuki uyuşmazlıklara konu alan davaların Sulh Hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği, dolayısıyla uyuşmazlığın kiralama ilişkisinden kaynaklandığı anlaşıldığından, davanın sulh hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.Tüm bu nedenlerle taraflar arasındaki uyuşmazlığa konu temel ilişkinin kiralama ilişkisinden doğması, HMK.'nın 1. maddesi gereğince görevin kamu düzeninden olması ve HMK.'nın 115.
Maddesi uyarınca davanın her aşamasında dikkate alınabileceği gözetilerek Mahkememizin görevsizliği nedeniyle açılan davanın, HMK 4, 114/1-c ve HMK 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine, karar vermek gerekmiş ve hüküm aşağıdaki şekilde oluşturulmuştur.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-HMK 20 ve 114 ve 115 maddeleri gereğince MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİ NEDENİYLE AÇILAN DAVANIN REDDİNE,
2-Kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulduğu takdirde dosyanın görevli ---------- ADLİYESİ NÖBETÇİ SULH HUKUK MAHKEMESİNE HMK 20. maddesi gereğince GÖNDERİLMESİNE,
3-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmemesi halinde HMK 20. maddesi gereğince DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
4-Yargılama harç ve masraflarının gönderilen mahkemede dikkate alınmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde ----------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/04/2025
İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/956, K. 2025/366, 18 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama