KÜNYE
T.c
- Mercii
- İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/7
- Karar No
- 2024/699
- Karar tarihi
- 4 Eylül 2024
Karar Metni
1.609 kelime·8 dk okuma·9 bölüm
İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/7 ESAS
KARAR NO:2024/699
DAVA
Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 03.01.2023
KARAR TARİHİ: 04.09.2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Müvekkili firmanın yapı kimyasalları alanında faaliyet gösterdiğini, davalı firma ---- yetkilisinin müvekkili firma adresini ziyaret ederek birtakım kimyasal ürünlerin satışını yaptıklarını, söz konusu kimyasal ürünü bizzat ürettiklerini, üründe hiçbir sıkıntı yaşanmadığını ve sorun olması halinde ürünün arkasında duracaklarını beyan ettiğini, satışını yapmak istedikleri ürünlerin, müvekkili firmanın kullandığı ana kimyasalların muadili niteliğinde olduğunu, müvekkili firmanın davalı tarafa güvenerek ürünlerden numune aldığını ve laboratuvar ortamında denemeler yapmaya başladığını,
bu süreçte laboratuvar çalışmaları için takviye eleman dahi istihdam edildiğini, yaklaşık kırk gün süren çalışmalarda olumsuz bir durumla karşılaşılmaması neticesinde müvekkili firmanın sipariş vermeye başladığını, müvekkili firmanın ürünleri stok tanklarına koyarak müşteriden gelen sipariş üzerine bu ana hammaddelere ek diğer yardımcı ithal ürünlerle sipariş edilen ürün formülüne göre üretim yapıp müşterilere sevk etmeye başladığını ancak yapılan sevklerden hemen sonra müşterilerden hızlıca şikayetler gelmeye başladığını, müşteri stok tanklarındaki ürünlerde kristalleşme, donma ve çökmeler meydana geldiğini,
kullanılan ürünün betonun içinde kullanılan mukavemet arttırıcı kimyasal olduğunu, geri dönüşümü olmayan bir ürün olması ve müşterinin imalatında aksama yaşanmaması için hızla müdahale edilerek müşteri tanklarından malzemeler çekilmeye başlandığını, bu arada müşteri stok tanklarından karıştırıcı sisteme sevk yapan sirkülasyon devir pompalarında tıkanmaya bağlı arızalar meydana geldiğini, müvekkili firma müşterilerdeki ürünleri iade alırken sirkülasyon pompalarını da değiştirmek zorunda kaldığını,
müvekkili firmanın derhal davalı ------- aradığını ve durumu bildirerek şikayetini ilettiğini ancak davalı tarafından hiçbir geri dönüş yapılmadığını, çözüm sunulmadığını, ürün sevk edilen müşteriler nezdinde yaşanan problemin davalı tarafa mail aracılığıyla, fotoğraf ve videolarla ve sözlü olarak bildirildiğini, müşteri nezdinde yaşanan sıkıntıların aynısının müvekkili firma fabrikasındaki stok tanklarındaki ürünlerde de yaşandığını, müvekkili tarafından yapılan incelemede hammaddelerin stok tanklarında donduğunu, kristalize olduğu görüldüğünü,
davalı firmaya durum iletildiğinde firma ayıp ve kusuru kabul ederek malı geri alacağını ve müvekkili firmanın tüm zararını karşılayacağını beyan ettiklerini, müvekkili firma kendi araçları ile stokta bozuk olan tüm malları iade ettiğini, bu yaşanan süreçte ---- alınan ürünlerin haricinde diğer ithal mallar da ürünlerin içine karışarak ziyan olduğunu, müşterilerden gelen şikayet sonucunda firmanın hem imaj kaybı, hem de müşteri kaybı yaşadığını, maddi ve manevi zarar meydana geldiğini, tüm bu nedenler ve Mahkeme tarafından resen dikkate alınacak sebeplerle; mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte;
davanın kabulü ile davacı müvekkili firmanın uğramış olduğu zararlar tespit edilerek şimdilik 100,00-TL maddi tazminat ve müvekkili firmanın ticari itibarına verilen zararlar ve davalının kusuru sebebiyle 25.000,00-TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
Davalı tarafça huzurda açılan dava da davanın belirsiz alacak davası mı yoksa kısmi dava mı olduğu belirsiz olduğunu, dava dilekçesinde bu hususta bir açıklama bulunmadığını, davanın açıldığı tarih itibariyle davacı yanın talep ettiği alacağın belirgin olmasına karşın talebini belirsiz alacak davası olarak açmasında hukuki yarar bulunmadığını, harcın tamamlatılması veya kısmi dava olarak açmışsa beyanda bulunması gerektiğini, bu sebeple davacı yana alacağının kısmi dava mı yoksa belirsiz alacak davası mı olduğunun açıklattırılmasını talep ettiklerini, müvekkili davalı ile davacı arasında süregelen bir ticaret söz konusu olduğunu,
taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğunu, ticari ilişki gereği olarak müvekkili davalı yan tarafından üretilen ham maddelerin iç pazarda ve dış ülkelere ihraç edildiğini, davacı yanın ihtiyaçları gereği, bir çok ham madde satışı yapıldığını, ayıplı olduğu iddia olunan hammadenin gönderildiği ay olan Nisan 2022 tarihinde toplam 186,790 Kg mal satışı yapıldığını, müvekkili tarafından davaya konu malzeme ------ olarak adlandırılan------- yerine kullanılabilen süper akışkanlaştırıcı bir madde olduğunu, hem betonun güçlendirilmesi hem de su azaltıcı bir etkiye sahip olduğunu,
söz konusu ham maddenin davacı yana bir çok kez gönderildiğini, davacı tarafça da içine hangi katkı maddelerinin eklenerek, hangi şekilde kullanıldığı bilinmediğini, davalı tarafça 2022 yılında bir çok kez davacı yana ham madde gönderilmiş olmasına karşın, yapılan son bir kaç sevkiyatta davacı yandan kaynaklı sebeplerle gönderilen hammaddenin ayıplı olduğu iddiası ile hiç bir test yapılmadan ve usulüne uygun ayıp ihbarında bulunulmadan iade edilmek istendiğini ve devamında müvekkili tarafından ayıplı olduğu iddia olunan malların müşteri memnuniyeti nedeniyle iadeyle teslim alındığını, TTK md. 18-3" Tacirler arasında,
diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır." denildiğini, davalı yanca müvekkili davalı şirkete bu yönde bir bildirimde usulüne uygun şekilde bulunulmadığını, davacı yanca ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin de hiç bir ayıp bulunmadığını,
işbu müşteri memnuniyeti ve taraflar arasında devam eden mevcut ticari ilişki kapsamında iade alınan ham maddeler delil listesinde belirtilen ticari defter ve kayıtlarda görünen irsaliye ve faturalardan da anlaşılacağı üzere müvekkili şirketin ticari ilişkisinin bulunduğu dava dışı 3. şahıs firmalara satıldığını, 2021 yılında 4.727 ton --------- ürün ve ----- ürün satıldığını ve devamında da ayıp iddiasında bu 3. şahıs firmalar tarafından bulunulmadığını, müvekkili firma tarafından ayıplı olduğu iddia edilen malların tamamının aynı şekilde satıldığını,
dava dışı şirket tarafıncada müvekkili davacı şirkete ayıba ilişkin bir bildirimde bulunulmadığını, davacı tarafça iddia olunan ayıbın kendi kusurundan kaynaklandığını, ürünün yanlış şekilde karıştırılması, farklı kimyasallara tabi tutulması sonucu oluşabilmekle söz konusu ürünü nasıl kullandığı bilinmediğinden yapılan işlemlere ilişkin bir açıklamada da bulunulamadığını ancak davalı tarafça iddia edildiği üzere söz konusu ham maddelerin ayıplı olması durumunda satışın yapıldığı dava dışı 3. şahıs firmalar tarafından da aynı şekilde bir beyanda bulunulmalıydı ki, bu durumla da davacı müvekkili şirket karşılaşmadığını,
müvekkili davacı tarafça hiç bir test yapılmadan sadece beyan ile usulüne uygun şekilde bir ayıp ihbarında bulunulmamış olmasına karşın iade edilmek istenen ham maddelerin iade alındığını, davacı müvekkili yanca gönderilen ham madde de ayıp olması durumunda bu durumun tespiti hemen mümkün olmasına karşın davalı tarafça gönderilen ham madde kullanımında hata yapılmak suretiyle bir zarar oluştuğunu,
davalı yanın ürün ayıplı ise bunu iki gün içerisinde davacı müvekkile iletmekle yükümlü olmasına karşın aradan geçen sürede ürüne hangi kimyasalların koyulduğu ve bu kimyasallar ile nasıl bir bozulmaya neden olunduğu bilinmediğini,-------------- ilamında "“. Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir.
Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür” denildiğini, kararda da açıkça görüleceği üzere ayıp ihbarının hangi sürede ve nasıl yapılması gerektiği belirtilmiş olmasına karşın davalı tarafça bu yönde bir ihbarda da bulunulmadığını, ayıptan sorumluluğun şekli şartların mevcut olduğunu, satış sözleşmesi bakımından satıcının maldaki ayıplardan sorumlu tutulabilmesi için alıcının gözden geçirme ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmiş olması gerektiğini,
TBK. Md. 233 de alıcının "gözden geçirme ve satıcıya bildirme yükümlülüğü düzenlenmiştir. "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunma gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılır.
Ancak; satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde, bu hüküm uygulanmaz.
Bu tür ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir., bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul etmiş sayılır" denildiğini, alıcının bildirim yükümlülüğünün düzenlendiğini, ticari satımlarda muayene ve ihbar yükümlülüğüne ilişkin olarak özel bir düzenleme getirildiğini, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiğini, açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa,
haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğunu, diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.
(TTK Madde 23/1-c) cevap dilekçesi ekindeki irsaliyelerden de görüleceği üzere malların teslim tarihi 8 ve 4 Nisan 2022 olduğunu, davacı tarafça ticari teamülün gereği süresinde bir ihbarda bulunulmadığını ve incelemede yaptırılmadığını, buna karşın müvekkili davalı tarafça müşteri memnuniyeti ve ham maddenin kolayca satılabilir olması sebebi ile ürün teslim alındığını, tüm bu nedenlerle; fazlaya ilişkin ve sair bilcümle dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla açılan huzurdaki haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile, vekalet ücreti ve bilcümle dava masraflarının karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; satış sözleşmesine konu, ayıplı mal teslimine dayalı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Mahkememizce ------sistemi üzerinden celp edilerek incelenmiştir.HMK 166/2. Maddesine göre; "Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır."
HMK 166. Maddesinin davaların birleştirilmesi hususunu düzenlediği, HMK 166/4 maddesinde; davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda davalar arasında fili ve hukuki bağlantı bulunduğunun belirtildiği, ------ sayılı dosyasının yapılan incelemesinde; dosyanın davacısının dosyamızın davalısı ---- davalısının dosyamızın davacısı ---- olduğu,
davanın itirazın iptali davası olup, davaya esas----sayılı dosyasında alacaklı ---- borçlu ---aleyhinde icra takibi başlattığı, satışa konu malın ayıplı olmadığını ve bu nedenle alacaklarının ödenmesi gerektiğini iddia ettiği; bu suretle davaların birlikte görülmesinde gerek usul ekonomisi gerekse delillerin birlikte değerlendirilmesi ve birbiri ile çelişmeyen hükümlere ulaşılması yanında yargılamanın hızı ve bütünlüğü açısından yarar ve zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla; ---- esas sayılı dava dosyasının incelenmesinde; davacısı ile davalısının mahkememizde görülmekte olan davanın tarafları ile aynı olduğu,
davalar arasında irtibat bulunduğu, biri hakkında verilecek davanın diğer davayı da etkileyebileceği kanaatine varılarak işbu dava dosyasının HMK.166/1.maddesi gereğince----esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur:
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/7, K. 2024/699, 4 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama