KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/828
- Karar No
- 2026/348
- Karar tarihi
- 3 Nisan 2026
Karar Metni
1.888 kelime·9 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/828
KARAR NO : 2026/348
DAVA
Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04.11.2024
KARAR TARİHİ : 03.04.2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ---. sigortalısı ---- sevk ve iradesi altında bulunan --- plaka numaralı aracıyla ----- Caddesi ------ yolu kavşağında seyir halindeyken, yaya halinde karşıdan karşıya geçen müvekkiline çarpması sonucunda yaralanmalı trafik kazası gerçekleştiğini, yaşanan yaralanmalı trafik kazası üzerine tutulan tutanak doğrultusunda tanzim edilen kusur raporuna ---- plakalı araç sürücünün 2918 Sayılı KTK.nun 47/1-C ve 53/2-A Maddelerini ihlal ettiğinden tam ve asli kusurlu bulunduğunu,
meydana gelen kaza neticesinde yaya olarak karşıya geçmeye çalışan müvekkilinin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığını, bu kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ------ tam kusurlu olduğunu, davalının 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 47/1-C ve 53/2-A Maddelerinde yer alan sürücülere ait asli kusurlardan “trafik ışık ve levhalarına uymamak" ve “sağa sola dönüşlerde, kurallara uygun olarak geçiş yapan yayalara ilk geçiş hakkını vermemek” kurallarını ihlal ettiğinden bu kazanın meydana gelmesinde tam ve asli kusurlu olduğunu,
davalı --- ise davalı -- adına kayıtlı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortasını yapan şirket sıfatıyla KTK.nun 91. Maddesi ve 85/1 Maddesi hükümleri uyarınca müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, tüm bu nedenler ve Mahkemece re'sen dikkate alınacak nedenlerle; davanın kabulünü, maddi tazminat yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla;
şimdilik 500,00-TL maddi, 70.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 70.500,00-TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 19.01.2026 tarihli feragat dilekçesi ile davalı ---. ile sulh olunduğundan maddi tazminat yönünden her iki davalı açısından davadan feragat ettiklerini, diğer davalı ---- açısından manevi tazminat yönünden davaya devam ettiklerini beyan etmiştir.
CEVAP
Davalı ------ Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, öncelikle davacının maddi tazminat talebinin neye ilişkin olduğunun açıklatılması gerektiğini, başvuru konusu taleplerin zaman aşımına uğradığını, öncelikle davanın bu yönden reddini, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, meydana gelen trafik kazasıyla ilgili müvekkili şirkete hukuka uygun başvurunun yapılmadığını, başvuru şartı dava şartı olup, davanın usulden reddi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte,
müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, poliçede sadece sürekli maluliyet hallerinin teminat altına alındığını, bu nedenle müvekkili şirketin sorumluluğundan bahsedilmesi için davacının sürekli sakatlığının Adli Tıp Kurumu Üçüncü İhtisas Dairesi’nden alınacak rapor ile ispatlanması gerektiğini, geçici maluliyetten kaynaklı maddi tazminat talepleri ve tedavi masrafları bakımından müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, geçici iş göremezlik ve tedavi gideri ve bakıcı gider taleplerinin teminat dışı olduğundan taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını,
kabul anlamına gelmemek kaydıyla, ilgili başvuruda müvekkili şirkete yapılan başvurudan sekiz iş günü sonrasından itibaren faiz uygulanabileceğini, uygulanacak faizin yasal faiz olduğunu, tüm bu nedenler ve Mahkemece re’sen takdir edilecek nedenlerle; davanın usulden reddini, haksız ve hukuki mesnetten yoksun, fahiş ve kabul edilebilir olmayan maddi tazminat taleplerinin ve manevi tazminat talebinin tümü ile birlikte davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ---- vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından ikame edilen davanın 04.08.2023 tarihinde meydan gelen trafik kazası sebebiyle uğradığını iddia ettiği maddi ve manevi zararlarının tazminine ilişkin olduğunu, öncelikle meydana gelen kazada müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını, davacının taleplerinin haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu,
mahkeme tarafından gerekli inceleme ve araştırmalar yapıldığında davacı----- yaya geçidini kullanmadığı ve de daha güvenli bir şekilde karşıya geçebileceği noktalar varken buraları da kullanmayıp yolun en geniş ve tehlikeli noktasından karşıya geçmeye çalışırken kazaya sebebiyet verdiği için asli kusurlu olduğunun tespit edileceğini, meydana gelen trafik kazası sebebiyle davacının yüzde iki engelli hale geldiği hususunun kabulünün mümkün olmadığını, davacının manevi tazminat talebinin reddini, tüm bu nedenler ve Mahkemece resen nazara alınacak nedenlerle;
davacı tarafından haksız olarak ikame edilen davanın reddini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; trafik kazası sebebiyle davacının bedensel zarar talebinin ve manevi tazminat talebinin tahsili talebine ilişkindir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. maddesi: "İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur." şeklindedir.
Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-I. maddesi: "Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” şeklinde ifade edilmiştir.2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95. maddesinde,
"Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez.Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." düzenlemesi yer almaktadır.
Sigorta şirketi kaza tarihi itibariyle Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi tanzim eden şirket konumundadır. Sigorta şirketinin sigortalı aracın üçüncü kişilere vereceği zararlardan dolayı poliçe kapsamında ve limitiyle sorumlu olacaktır. Trafik Sigortası Genel Şartları A.3. maddesine göre sigortanın kapsamı belirlenmiş olup, buna göre sigortacı poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu temin etmek zorundadır.
İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir.
Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır.Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir.
Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir.
İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür.2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmünü içermektedir.
Bu sebeple araç maliki işleten sıfatıyla zarardan müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Davalı sürücü ---- sevk ve idaresindeki ----- plakalı aracı ile ----- yolu katılımından takiben ------ Caddesi istikametine sola dönmek istediği esnada aracının sağ yan kısımları ile ------- karşıdan karşıya geçmek isteyen yaya halindeki davacıya çarpması şeklinde yaralamalı trafik kazası meydana gelmiştir.
Dava konusu kazanın meydana gelmesinde davacının kusurunun bulunmadığı, davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır.Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü,
Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik, yaralananın çocuk olması halinde ise 20/02/2019 tarihinde yürürlüğe giren Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin tespiti gerekmektedir.------ sayılı ilamı)
Dava konusu kazanın 04.08.2023 tarihinde gerçekleşmesi sebebiyle davacının maluliyetinin olay tarihinde geçerli olan "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik" hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir. ATK 2. İhtisas Dairesi tarafından yapılan maluliyet tespitinde davacının tüm vücut engellilik oranının %1 olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir.
Hazırlanan raporun dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olması sebebiyle rapora itibar edilmiş ve davacının tüm vücut engellilik oranının %1 olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği sonucuna varılmıştır.Yargılama devam ederken davacı taraf maddi tazminat talebinden feragat ettiğinden maddi tazminat talebini feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.Manevi tazminata karar verilebilmesi için; davalının bir fiilinin olması, bu fiilin hukuka aykırı olması, davacı tarafın zarara uğraması, zarar ile fiil arasında illiyet bağı olması ve davacı tarafın kusurlu olması gerekir.
Borçlar Kanunu'nun 58. maddesine göre özel haller göz önünde tutularak manevi tazminata karar verilmelidir. Manevi zarar adıyla hak sahibine verilmesine karar verilecek paranın miktarı, her şeyden önce adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek tazminat zarara uğrayan da manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzeyen bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır.
Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında belirlendiği gibi manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasına amaç edinmez, tazminatın sınırı tazminatın amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar mevcut duruma göre elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Ayrıca 22/06/1966 tarih ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde belirlenen ve manevi tazminata hükmedilirken nazara alınması gereken özel hal ve şartlar dikkate alınarak objektif ölçütler kullanılmak kaydı ile manevi tazminat değerlendirmesi yapılmalıdır.Tarafların sosyal ve ekonomik durumu, haksız fiil tarihi, haksız fiilin ağırlığı, paranın satın alma gücü ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın 117. maddesi gereğince, haksız fiilden kaynaklı alacaklarda davalının haksız fiil tarihinde temerrüte düşmesi sebebiyle davalı ---- yönünden haksız fiil (kaza) tarihinden itibaren faiz uygulanmıştır. Açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/828, K. 2026/348, 3 Nisan 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama