KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/567
- Karar No
- 2024/852
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2024
Karar Metni
1.197 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2022/567 Esas
KARAR NO: 2024/852
DAVA
Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ: 27/07/2022
KARAR TARİHİ: 19/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile davalı müvekkili arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, diğer davalı gerçek kişinin işbu sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzaladığını, buna bağlı olarak davalıya müvekkili tarafından kredi kullandırıldığını, davalıların sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, bu nedenle borçlulara ihtarname gönderildiğini, ihtara rağmen ödeme yapmamaları üzerine -----sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalıların haksız olarak takibe itiraz ettiklerini beyan ederek itirazın iptaline, takibin devamına,
davalıların %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmelerini talep ve dava etmiştir.Davalılara usulüne uygun tebligat yapıldığı ancak cevap dilekçesi sunmadıkları görüldü.---- sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır.
İncelemesinde; ---- tarihinde davacı alacaklının davalı borçlular aleyhine 83.449,65 TL bedelli takip başlattığı, ödeme emrinin borçlular tebliğ olduğu, borçluların 14.06.2022 tarihinde borca itiraz ettiği, takibin durduğu belirlendi.Dosya rapor tanzim etmek üzere bankacılık alanında uzman bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi ---- hazırlamış olduğu raporda özetle; davacı banka ile davalı şirket arasında --- tarihinde ---- limitli ---- imzalandığını, kefil ----- tarihinde ---müteselsil kefil sıfatı ile --------- limitli olarak imzaladığını, kefilin sorumluluğu açısından yapılan incelemede;
kullandırılan iki adet kredinin taksitli ticari kredi olduğunu, dosyaya sunulan sözleşmelerde taksitli ticari krediler için de kefilin sorumlu bulunduğunu göstermesi açısından, özel olarak taksitli krediler için de sorumlu bulunduğunun belirtilmediğini, ancak kullandırılan ---- kredi için Kefil ------ Planına imza attığını, dolayısıyla bu taksitli kredi açısından sorumlu bulunduğunu, ancak --- kredi açısından her ne kadar ----müteselsil kefil sıfatı ile imza attığı görülse de, gerek ----- özel olarak taksitli ticari krediden sorumlu olduğuna dair bir imza bulunmadığını, bu nedenle takdirin mahkemede olduğunu,
----tarihinde hesabın kat edildiğini, ---- tarihinde borçluların temerrüde düşürüldüğünü, bankanın iki ayrı kredi için takibe geçtiğini, ----numaralı----kredi için bankanın müşteriye ---- tarihinde ---- numaralı, 12 ay vadeli, aylık % 1,80 sabit faiz oranlı, --- taksitli kredi kullandırdığını, kredinin ---- tarihli 7. taksitinin ödendiğini, kredi bakiyesinin ---- olduğunu, kefilin işbu kredi yönünden sorumluluğunun bulunmadığını,---- numaralı taksitli ticari kredi için bankanın müşteriye --- tarihinde ------- numaralı, 12 ay vadeli, aylık % 1,90 sabit faiz oranlı, 100.000,00 TL taksitli kredi kullandırdığını,
kredinin ----- tarihli 6. taksitinin ödendiğini, kredi bakiyesinin 52.954,64 TL olduğunu, kefilin işbu krediden sorumluluğunun bulunduğunu, takip tarihinden tahsil edileceği tarihe kadar asıl alacak tutarına yıllık % 34,20 oranından temerrüt faizi hesaplanması gerektiğini beyan ederek takip edilebilecek alacak kalemlerini ayrı ayrı hesaplamıştır.Dava, ticari kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacı ile dava dışı şirket arasındaki sözleşme kapsamında kullandırılan kredinin hangi tutarının davalı tarafından ödendiği,
davacının bakiye alacağının ne olduğu, kredi hesabının usulüne uygun kat edilip edilmediği, davalıların kredi borcundan sorumlu olup olmadığı, bu itibarla --------- takip dosyasına yapılan itirazın haklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.TBK'nın 583/1.maddesine göre kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz.
Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Somut olayda her iki kredi yönünden de kefilin sorumlu olduğu miktarın belirtilmediği sadece ----- ticari kredi yönünden ödeme planına imza attığı tespit edilmiştir.
Kefilin ödeme planına imza atması yeterli olmayıp sorumlu olduğu azamî miktarı kendi el yazısıyla belirtmediği anlaşılmakla kefil şartlarının sağlanmadığı kanaatine varılmıştır.6098 sayılı TBK'nın 88 ve 120. maddelerindeki faizle ilgili sınırlama tacirlerin ticari işleri hakkında uygulanmaz.
Zira, 6102 sayılı TTK'nın 8/1. maddesi hükmüne göre "ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir." Somut olayda; dayanak sözleşme "genel kredi sözleşmesi" olup, kullandırılan kredilerin ticari nitelikte olduğu, 6098 sayılı TBK'nın 88. ve 120. maddeleri hükümlerinin ticari işlerdeuygulanamayacağı, sözleşmede belirtilen oranda akti ve temerrüt faizi talep edilebileceği anlaşıldığından, bilirkişi raporu ile belirlenen faiz oranı hükme esas alınmıştır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişiden alınan rapor içeriğine göre;
davacı ile davalı şirket arasında kredi sözleşmesi imzalandığı, diğer davalının kefil olarak imza attığı, TBK 583 maddesinde aranan şartların sağlanamadığı, kefil yönünden davanın reddi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Asıl borçlu şirket yönünden hesabın usulüne uygun kat edildiği, borçlunun temerrüde düşürüldüğü, taraflara arasında geçerli bir kredi sözleşmesi bulunduğu anlaşılmakla dosyada alınan hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda asıl borçlu yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.İcra İnkar Tazminatı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir.
Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.-------Bu kapsamda, alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/567, K. 2024/852, 19 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama