KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/103
- Karar No
- 2024/879
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2024
Karar Metni
1.283 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/103 Esas
KARAR NO:2024/879
DAVA
Sözleşmenin İptali
DAVA TARİHİ: 15/12/2014
KARAR TARİHİ : 27/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Sözleşmenin İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Dava dışı asıl borçlu ---- Davalı bankanın ---- Şubesinden kredi kullandığı, anılan kredinin teminatına müvekkilin maliki olduğu------no.lu bağımsız bölüm üzerinde ipotek tesis edildiği ve ---- tarihli sözleşme imzalandığını, sözkonusu ipotek davalı bankanın ------ tarihli yazısı ile fek edildiğini, müvekkilin maliki olduğunu taşıt aracı üzerine ---- tarihinde trafikten men edildiğini, akabinde ------ sayılı dosyası ile takibin açıldığını öğrendiği, taşıt aracının trafikteri men edilme sebebinin bahse konu icra takibi olduğunu, sözkonusu takibe ilişkin ödeme emri müvekkile tebliğ edilmediğini için itiraz etme olanağı olmadığı,
müvekkile imzalatılan ------ tarihli sözleşme kapsamırıda müvekkilin birçok noktada aldatıldığı, müvekkil banka çalışanlarının verdiği bilgiye/açıklamaya güvenerek işbu sözleşmeyi imzaladığını, müvekkil taşınmazını ipotek verdiği için sözleşmeyi kefil olma gayesiyle imzalamadığı, çünkü ipotek kapsamında kullandırılan kredi ----- yılında kapatılıp ipotek zaten fek edildiğini, davalı banka çalışanları ------- tarihinde imzalanan sözleşmenin sonradan ----- tarihinde boş alanları doldurularak limit artışı yapılmış gibi bir görüntü oluşturdukları, halbuki, müvekkil --- tarihinden sonra hiç bankaya gitmediği,
ilk sözleşme imzalandığı tarihten sonra ----isimlerinin de ilave edildiğini, müvekkiline ait taşınmaz üzerindeki ipotek fek edildikten sonra, ---- taşınmaz üzerine yeni bir ipotek konularak kredi kullandırıldığını belirtilerek,---- sözleşmenin devamıymış gibi gösteriler ----- tarihli limit artırımı sözleşmelerinin sonradan doldurulduğu nedeniyle fesihlerine ve müvekkilin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Müvekkili banka ile dava dışı kredi borçlusu/lehtarı fası/ borçlu) ---- arasında ------imzalandığı, anılan sözleşmeyi davacı kefillerinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduklarını, müvekkili bankanın ipotek maliklerinin aynı zamanda kefaletlerini tesis ettiği, dolayısıyla ipotek reninden doğan sorumluluk ile şahsi kefaletten doğan sorumluluğun farklı prosedürleri bulunduğunu, dava dışı şirkete kullandırılan kredilerin ödenmemesi üzerine -------yevmiye no.lu kat ihtamamelerinin keşide edildiği, anılan kat ihtamamelerine itiraz edilmediği,
davacı afaki beyanlarla müvekkili banka çalışanlarının kendisini aldattığını ifade etse de, bu sadece zarı altında bırakmaya matuf girişimler olduğunu, kredi borçlularının talebiyle önceki ipotek fek edilip yeni bir ipotek tesis edildiği, böyle bir teminat değişikliğine gidilmesinde kredi borcunun ödenmesi gerekmediğini, davacının ---- şubelerinde hesabı bulunduğunu, sözleşmenin sonradarı doldurulduğu iddiasının somut delilerle kanıtlanması gerektiğini, sözleşmenin her sayfasında kefillerin kefalet imzalarının bulunduğunu, mevcut kefalet imzalarının geçerli olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Mahkememizin ---- sayılı ilamıyla davanın kısmen kabul kısmen reddiyle davacının -----tarihli limit artırım sözleşmelerinden ötürü davalıya borçlu olmadığını tespitine, ---- tarihli esas kefalet sözleşmesi bakımından talebin reddine karar verilmiş, işbu karar istinaf edilmekle ------karar sayılı ilamı ile kaldırılmasına karar verilmiştir.
DELİLLER VE HUKUKİ NİTELENDİRME
Dava, hukuki niteliği itibariyle taraflar arasında akdedilen ---- teminatı olarak düzenlenen 11/12/2009 tarihli kefalet sözleşmesi ve kefalet limitinin artırılmasına dair---- tarihli sözleşmelerin hile yoluyla sakatlandığı iddiası ile iptali, ---ve kefalet sözleşmelerine dayalı olarak davalı aleyhine başlatılan ------ esas sayılı takip ve kefalet sözleşmesinden ötürü davacının davalıya borçlu olup olmadığının tespitine ilişkindir.
Kaldırma kararı doğrultusunda Mahkememizce banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve ----tarihli bilirkişi raporu aldırılmış olup özetle; davalı banka ile dava dışı asıl kredi borçlusu/kredi lehtarı (asıl borçlu) ------- arasında --- akdedildiği, işbu sözleşmeyi davacı kefillerinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduklarını, anılan sözleşme kapsamında kullandırılan kredilerin öngörülen süre içinde ödenmemesi nedeniyle, davalı bankanın davacı hakkında takip hakkının bulunduğu kanaati edinildiğini bildirmiştir.
Kaldırma kararı doğrultusunda takip dosyasına dayanak olan sözleşmeler ile icra dosyası----- icra dosyası celp edilmiş, dosyanın tetkikinde takip tarihinin 19/07/2013 hesap kesim tarihinin 15/03/2016 icra harcının yatırıldığı tarihin 26/07/2013 haciz tutanağının 30/12/2013 tarihinde düzenlenmiş olduğu,
ödeme emrinin tebliğine ilişkin belgenin dosya içinde bulunmadığı görülmemiştir, taraflar arasında ki uyuşmazlık taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin teminatı olan bağıtlanan 11.12.2009 tarihli kefalet sözleşmesi ve kefalet limitinin artırılmasına dair ----- tarihli sözleşmelerinin banka çalışanları tarafından davacının iradesinin sakatlanması suretiyle hile ile düzenlenip düzenlenmediği,
hile ve hata olgusunun olup olmadığı ve hile ile irade sakatlığı nedeniyle akdedilen sözleşmelerin feshini talep tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin dolup dolmadığı hususlarındadır, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı borçlar kanunun 28. Maddesi ile 6098 sayılı TBK'nın 36. Maddesinde düzenlenen hile ve aldatmaya dayalı irade sakatlığından kaynaklanan iptal davalarında hak düşürücü süre öğrenme tarihinden itibaren 1 yıl olarak düzenlenmiştir.
İcra dosyasınını incelenmesinde davacıya ödeme emrinin tebliğine dair belgeye rastlanmamıştır ancak haciz tutanağının düzenlendiği tarih olan 30.12.2013 tarihinde davacının da hazır olduğu esnada haciz tutanağının düzenlendiği ve bu şekilde takipten haberdar olduğunu kabulü gereklidir.
Borçlunun irade sakatlığını öğrenme tarihi olarak haciz tutanağının düzenlendiği 30.12.2013 tarihini başlangıç olarak kabul edersek dava tarihi de 15.12.2014 olduğundan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşmenin iptali davasının açılmış olduğunun kabulü gereklidir, bu nedenle hak düşürücü süreye ilişkin itiraz yerinde görülmemiştir.
Sözleşmenin feshine neden olan genel kredi sözleşmesi ve genel kredi sözleşmesine teminatı olarak bağıtlanan 11.12.2009 tarihli kefalet sözleşmesi incelendiğinde davacı borçlunun müteselsil kefil sıfatıyla imzasının olduğu yasaya göre kefalet akdinin geçerliliği için akdin yazılı olması ve kefilin sorumlu olacağı muayyen miktarının açıkça gösterilmesi gereklidir. Somut belgede davacı kefilin sözleşmede kefalet limiti toplamı 450.000,00 TL'dir.
İlgili sözleşmelerin hile ve hata ile sakatlandığı iddiası ile ilgili olarak davacı tarafça ----- suç duyurusunda bulunulmuştur. Banka görevlileri ------ hakkında özel belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından dolayı, ----- kamu davası açıldığı sanıklardan ---- hakkında üzerine atılı suçu işlediğine dair delil elde edilemediğinden beraatine karar verilmiştir.
Sanık ------ hakkında ise limit artışlarına ilişkin sözleşmelerin borçlunun sınırlı kefil olmasına rağmen belgelerini tek bir seferde toplu şekilde imzalatıldığından dolayı özel belgede sahtecilik suçundan dolay hakkında ---- uygulandığı yapılan dosya incelemesinde görülmüştür.
Davaya konu olan sözleşme altındaki imzaların davacıya ait olduğu konusunda Mahkeme aşamasında rapor aldırılmış ve imzaların --------- ait oldukları tespit edilmiş, sözleşmelerin elle doldurulan diğer kısımlarına nazaran sonradan doldurulup doldurulmadığının tespit edilemediği beyan edilmiştir. Hukuk Mahkemeleri Ceza Mahkemeleri tarafından verilen beraat ve HAGB kararları ile bağlı değildir.
Dosya içerisindeki saiklerle bağlıdır, dosyaya sunulan grafoloji uzmanı tarafından düzenlenen bilirkişi raporu ve diğer belgelerle davacının genel kredi sözleşmesi ve bu sözleşmenin bağıtı olarak kabul edilen 11/12/2009 tarihli kefalet sözleşmesi yönünden hata ve hile olgusu tespit edilememiştir, diğer limit artırıma ilişkin sözleşmelerde de davacının imzası bulunmaktadır ve kefil olarak yapılan tüm bu limit artırımına ilişkin sözleşmelerden de haberdar olmaması hayatın olağan akışına aykırıdır.
Sözleşmelerin rızası hilafına doldurulduğu iddiasının yazılı delil ile ispatı gerekmektedir, davacı tarafın sözleşmelerin hile ve hata ile sakatlandığı iddiası ispatlanamadığından sözleşmelerin feshine ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir.Borçlu olmadığının tespitine ilişkin taleple ilgili olarak bankacı bilirkişi tarafından banka kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi de hükme esas alınarak davacının dava tarihinden sonra yapmış olduğu ödemelerde kesin infaz sırasında nazara alınmak kaydıyla davanın kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/103, K. 2024/879, 27 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama