KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/842
- Karar No
- 2025/217
- Karar tarihi
- 10 Nisan 2025
Karar Metni
1.910 kelime·10 dk okuma·7 bölüm
T.C.İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/842 Esas
KARAR NO: 2025/217
DAVA
5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ: 23/10/2023
KARAR TARİHİ: 10/04/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 9. maddesine göre Türk Milleti adına yargılama yetkisini kullanan bağımsız ---- Asliye Ticaret Mahkemesince, tarafça açılan dava üzerine yapılan yargılama nihayetinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
I.DAVA
Davacı vekili; dava dışı ----- kredi kullandırıldığını, davalı ---- işbu krediye müteselsil kefil olduğunu, dava dışı ----- müvekkili kurum arasında ----imzalandığını, sözleşme hükümlerine göre; müvekkili kurum, dava dışı -----kredi kullandırmayı ve davalı ------ krediye “müteselsil kefil” olmayı taahhüt ettiğini, ticari amaçlı taşıt kredi ve rehin sözleşmesinin müşterek borçlu, müteselsil kefilin sorumluluğunu düzenleyen --- Nolu maddesinde, “İşbu sözleşmenin sonunda imzası bulunan kefil veya kefiller, kredi müşterisinin bu sözleşme ile borçlandığı bütün meblağları,
------- yazılı kefalet miktarına kadar müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak üstlenmeyi, kefalet miktarının anaparadan ayrıca bu sözleşme ve geri ödeme planında öngörülen şekil ve oranda hesaplanacak akdi faizlerini, fon ve gider vergilerini ve her türlü masraflarını, vekâlet ücretlerini, temerrüt faizini de kapsadığını ve bunlara borçlu ile mevcut olabilecek diğer kefillerle birlikte,
müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla kefil ve zamin olduklarını bu sıfatla ------ borçlu arasındaki kredi sözleşmesindeki kefaletin niteliğine aykırı olmayan maddelerinin tamamının kendileri hakkında da aynen uygulanmasını kabul ile bu maddelerde yer alan hususları aynen taahhüt ettiklerini, ------ alacağı için işlemiş ve işleyecek faizlerin tamamından bir senelikten fazla dahi olsa sorumlu olduklarını, işbu kefaletin süresiz olarak verildiğini ve BK 601.maddesindeki kefaletten kurtulma haklarından feragat ile bu maddeye dayanarak ---- karşı hiçbir istekte bulunamayacaklarını kabul ve taahhüt ederler.” denildiğini,
müvekkili kurumun edimini ifa ettiğini; ancak karşılığını alamadığını, müvekkili kurum tarafından dava dışı ------ kredi kullandırmak sureti ile sözleşme gereği üzerine düşeni yerine getirildiğini, ancak dava dışı şirketin ve davalı ------ tarafından borcun taahhüt edildiği gibi ödenmediğini, müvekkili; ------tutarında krediyi kullandırdığını, dava dışı asıl borçlu ve müteselsil olarak kefil olmayı kabul ve taahhüt eden davalının, bu krediyi 12 eşit taksitte 150.166,32-TL olarak geri ödeme borcunu ifa etmediğini, müvekkilinin;
-------tutarında krediyi kullandırdığını, dava dışı asıl borçlu ve müteselsil olarak kefil olmayı kabul ve taahhüt eden davalı, bu krediyi 12 eşit taksitte------olarak geri ödeme borcunu ifa etmediğini, kredilerin geri ödenmemesi üzerine dava dışı ------ ve müteselsil kefilin hesabı kat edildiğini, tüm borc muaccel hale geldiğini, kredinin geri ödenmemesi üzerine -------- yevmiye nolu hesap kat ihtarı gerek dava dışı borçluya gerekse müteselsil kefile keşide edildiğini, davalı borçlunun borca itiraz etmiş olmasının haksız ve kötü niyetli olduğunu,
davalı borçlunun itirazı sebebi ile icra takibinin durması üzerine iş bu davayı açma mecburiyetinin doğduğunu, müvekkilinin davalıdan alacağının likit olduğunu, likit bir alacak için icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile,
davalı borçlunun-------- sayılı dosyasından yapılan itirazın, 115.190,62-TL asıl alacak, 1.852,65-TL işlemiş faiz, 92,63-TL ------- ve 4.433,24-TL masraf, 81.791,06- TL asıl alacak, 2.419,38-TL işlemiş faiz, 120,97-TL ---- üzere toplam takip tarihi itibariyle 205.900,55-TL üzerinden itirazın iptalini, 115.190,62-TL tutarındaki asıl alacak, takip tarihinden itibaren işleyecek 23,16 temerrüt faizi ve %5 BSMV üzerinden yapılan takibin devamını, 81.719,06- TL tutarındaki asıl alacak takip tarihinden itibaren işleyecek 20,88 temerrüt faizi ve %5 BSMV üzerinden yapılan takibin devamını,
asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, söz konusu davanın ikame edilmesi sebebiyle sarf edilen tüm yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
ll.
CEVAP: Davalı vekili; davacı tarafın, alacağa konu kredi sözleşmesinin ----- müteselsil kefil sıfatı ile imzalandığını iddia ederek sorumlu olduğunu iddia etmekte ise de müvekkilin herhangi bir sorumluluğu veya borcunun bulunmadığı, öncelikle -----kapsamında yer alan yükümlülüklerin, ---- tarafından yerine getirilmekte olup, sözleşmeye mevzuata aykırı herhangi bir ihlale müvekkilce sebebiyet verilmediği, müvekkilin iddia şekilde ve miktarda muaccel olmuş likit bir borcunun bulunmadığı, kaldı ki, müvekkilin davalı şirket ile herhangi bir bağı veya ilgisinin de bulunmadığı,
zira ------- temin edilecek/celp edilecek kayıtlardan anlaşılacağı üzere Haziran 2021 tarihi itibariyle müvekkilin davalı şirket ile herhangi bir bağı kalmadığı gibi sorumluluğunun da bulunmadığı, bu yönüyle, anılan şirket yönünden taraflarına karşı yöneltilebilecek herhangi bir kusur veya borç bulunmadığını, bununla birlikte, davacı tarafın ibraz ettiği kredi sözleşmesinin incelenmesi halinde görüleceği üzere müvekkilin müteselsil kefil olduğu, malumu olduğu üzere müteselsil kefile; asıl borçlunun borcunu ödememesi ve hatta doğru bir ifade ile ödeyemeyeceği kesin olan durumlarda başvurulabildiği, işbu kapsamda, davacı tarafça;
iddia edilen alacağın borçlusu olan davalı şirkete yöneltilmesi ve alacağın tahsil edilmesi gerekmesine karşın haksız ve hukuka aykırı olarak müvekkilin de borçlu ve de huzurda davalı olarak gösterilmesi ve alacağın haksız şekilde müvekkilden tahsilini talep etmesinin kabul edilebilir olmadığı, zira müteselsil kefil olan müvekkile, yalnızca asıl borçlunun borcunu ödememesi halinde son çare olarak başvurulması gerekmekte ise de huzurda dava konusu edilen icra dosyasının incelenmesi halinde müvekkilin asıl borçlu değerlendirilerek sorumluluk atfedilmeye çalışıldığının görüldüğü,
işbu sebeple, müvekkilin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığının kabulü ile davacının haksız davasının müvekkil yönünden reddine karar verilmesinin gerektiği, aynı zamanda Genel Kredi Sözleşmesi'nin kat edilmesi yönündeki kararın hukuki bir dayanağının bulunmadığı, işbu kapsamda gerek icra dosyasının gerekse huzurdaki davanın haksız yere başlatıldığı kanaatinde oldukları, huzurdaki dava konusu icra dosyasında iddia edilen alacaktan müvekkilin bir sorumluluğunun bulunmamakta olup bu yönüyle, icra dosyasına yapılan itirazların da hukuka uygun olduğu,
ancak asla kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için aksi düşünülseydi dahi alacak konusunun likit olmaması sebebiyle, davacının icra inkâr tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinin gerektiği, ek olarak, yapılacak yargılama neticesinde müvekkil hakkında haksız ve kötü niyetle başlatılmış icra takibi bulunması sebebiyle davacı aleyhine, alacağın %20 'sinden az olmamak koşulu ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ettikleri, bununla birlikte, müvekkil temerrüde düşürülmemiş olup davacının işbu iddialarının da reddinin gerektiği,
zira huzurdaki davanın ikamesi öncesinde müvekkil temerrüde düşürülmemiş olup taraflarca keşide edilen ihtarnamelerin celp edilerek tebligatların usulüne uygun olup olmadığı, müvekkilin işbu ihtardan haberdar olup olmadığının ve temerrüt tarihinin belirlenmesi ve devamla hesaplama yapılmasının gerektiği, işbu sebeple, ilgili ihtarnameler ve tebliğ şerhlerinin noterden celp edilerek temerrüt hususunun ispatlanması gerektiği, yukarıda arz ve izah edilen nedenler ile öncelikle davanın hak düşürücü süre ile reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesini,
ancak sayın mahkemece yargılamaya devam olunması halinde ise; talepleri doğrultusunda ilgili belgelerin celp edilerek temerrüt hususunun aydınlatılmasını ve devamla alanında uzman bir bilirkişiden rapor alınmasını, müteselsil kefil olan ve de davalı şirket ile herhangi bir bağı bulunmayan müvekkil hakkında açılmış huzurdaki davanın esastan reddine karar verilmesini, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, aksi kanaatte olunması halinde görevsizlik nedeniyle usulden reddine, yargılamaya devam olunması halinde davanın esastan reddine,
yapılacak yargılama neticesinde davacı taraf aleyhine alacağın %20'sinden az olmayacak şekilde kötü niyet tazminatına, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
lll.İNCELEME ve GEREKÇE:Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. ----- sayılı dosyasının tetkikinde.
Davacı alacaklı tarafından, davalı borçluya yönelik 81.791,06 TL ve 115.190.62 TL asıl alacak, 1.852,65 TL ve 2.419,38 TL takip tarihine kadar işlemiş faiz, 92,63 TL ve 120,97 TL --------, 4.433,24 TL masraf olmak üzere toplam 205.900,55 TL alacağın tahsili için takip yapıldığı, borçlunun süresi içinde borca itiraz ettiği, akabinde takibin durduğu, borca itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği anlaşılmıştır.
İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından, davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir.
Taraflar arasında icra takip dayanağı genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi borcunun ödenmediği iddiası ile davacı banka tarafından davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı, davalı yanın yasal süre içerisinde icra takibine konu borca itiraz ettiği hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacı yanın kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının bulunup bulunmadığı, alacak mevcut ise miktarı ve bu alacağın davalı yandan talep edilip edilemeyeceği, davalı yanın icra takibine itirazının haklı olup olmadığı, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekip gerekmediği hususlarındadır.
Tüm Dosya Münderecatı Kapsamında;Davacı ----dava dışı ----arasında dava dışı ----- satın alınacak 1 adet araç alımına yönelik olarak, 140.680,00 TL kredi kullanımına ilişkin 29.06.2020 tarihli taksitli ticari amaçlı taşıt kredi ve rehin sözleşmesi akdedilmiş olup bu sözleşme ve eki geri ödeme planında dava dışı şirketin yanı sıra davalı -----, müteselsil kefil olduğu görülmüştür.Kefaletname, TBK 583 vd. maddelerdeki geçerlilik şartları yönünden mahkememizce incelenmiştir.
Dava konusu kefaletnamede tarih, kefil olunan miktar ve kefaletin türü de el yazısı ile yazılmış olup kefalet şartlarının yerine getirilmiş olduğu görülmüştür.Kredi sözleşmesi ve kefalet sözleşmesi tip sözleşme niteliğinde olup, davalının imzaladığı genel kredi sözleşmesini okuyarak imzalaması gerekir, aksi taktirde bilgilendirilmenin belgeli olarak bankadan istenmesi mümkün olmayacağı, yine kredi sözleşmesinde, banka kayıtları yönünden delil sözleşmesi niteliğinde düzenleme mevcut olduğu, bu düzenleme kapsamında taraflar arasında bir ihtilaf çıktığında banka kayıtlarının esas alınacağı açıkça düzenlendiği,
bu hususunda tarafları bağlayacağından, mahkememizce banka kayıtları üzerinde uzman bilirkişiden rapor aldırılmıştır.Bu kapsamda hüküm kurmaya elverişli bulunan bilirkişi raporu doğrultusunda, takip tarihi itibariyle davacının talep edebileceği alacak tutarı; ----- Numaralı kredide 78.974,14 TL asıl alacak, 1.923,81 TL faiz ve 96,19 TL ----- 376,57 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 81.370,71 TL,
---------- Numaralı kredide 110.764,88 TL asıl alacak, 1.211,40 TL faiz ve 60,57 TL -----, 376,57 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 112.413,420 TL olarak belirlendiği görülmüştür.Rapor yerinde görülerek hükme esas alınmıştır.
Rapor doğrultusundan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.İcra İnkar Tazminatı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir.
Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.-----Bu kapsamda, alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/842, K. 2025/217, 10 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama