KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/780
- Karar No
- 2025/623
- Karar tarihi
- 9 Eylül 2025
Karar Metni
1.100 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/780 Esas
KARAR NO: 2025/623
DAVA
Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ: 21/10/2024
KARAR TARİHİ: 09/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile ----- kişisi arasında imzalanan kredi çerçeve sözleşmesine müsteniden borçlu kişiye kredi kullandırıldığını, davalı ------ ise müteselsil kefil olarak sözleşmeyi imzaladığını, davalılar tarafından borç ödenmediğinden ---- Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine geçildiğini, davalıların haksız olarak takibe itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline, takibin devamına, davalıların %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmelerini talep ve dava etmiştir.Davalı ----- vekili cevap dilekçesinde özetle;
kullandırılan kredinin tüketici kredisi olduğunu, görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri olduğunu, kefaletin geçersiz olduğunu, eş rızası alınmadığını beyan ederek davanın reddine, davacının %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.------ Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır.
İncelemesinde; davacı alacaklının davalı borçlular aleyhine 35.376,70 TL asıl alacak, 22.998,95 TL işlemiş faiz ve 1.149,45 TL olmak üzere toplam 59.515,10 TL alacak üzerinden takip başlattığı, ödeme emrinin borçlu ----- tarihinde tebliğ edildiği, borçlu------tarihinde borca itiraz ettiği, takibin durduğu, alacaklıya itiraz dilekçesinin tebliğ edilmediği tespit edilmiştir.Dosya rapor tanzim etmek üzere bankacılık alanında uzman bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi------ hazırlamış olduğu raporda özetle;
davalı (Asıl Borçlu) ---- ile davacı banka arasında;----- tutarlı Kredi Çerçeve Sözleşmesi imzalandığını, daval------ Sözleşme eki Kefalet Sözleşmesini 02.09.2020 tarihinde 75.000 TL limitli Müteselsil kefil olarak imzaladığını, banka tarafından ihtarname ve tebliğ şerhi talep edildiğini, bankadan Pandemi dönemi esnaf destek kredilerine ihtar çekilmediği, bilgisi alındığını, kefalet sözleşmesinde eş rızasının bulunmadığını, yapılan inceleme neticesinde;
¸ şeklinde hesaplama yapıldığını Davacı bankanın başlattığı takip talebinde talebi ile bağlı olarak alacağının, 29.968,07 TL Anapara 22.988,95 TL İşleyen Faiz Toplamı (Talebi ile aynı) 1.149,45 TL %5 BSMV (Talebi ile aynı) olmak üzere 54.106,47 TL olarak hesaplandığını, %82,50 Temerrüt Faizi ve faizin gider vergisini talep edebileceğini belirtmiştir.Dava; ticari krediden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının: taraflar arasındaki ve takip konusu edilen genel kredi sözleşmesinden kaynaklı olarak davalının borcunun bulunup bulunmadığı,
kredi borcunun usulüne uygun kat edilip edilmediği davacının bakiye alacağının bulunup bulunmadığı, başlatılan takiplere itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir.
Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından, davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir. TBK'nın 586. maddesi uyarınca alacaklının müteselsil kefile başvurabilmesi için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.Borçlar Kanununun 583. Maddesinde.
"Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." hükümlerinin yer aldığı, yine 584. Maddesinde.
"Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır (...) Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler,
----- Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz." düzenlemesinin bulunduğu anlaşılmaktadır.Dava konusu sözleşmenin esnaf destek kredisi olduğu anlaşılmakla yasa ereği eş rızası aranmamaktadır.6098 sayılı TBK'nın 88 ve 120. maddelerindeki faizle ilgili sınırlama tacirlerin ticari işleri hakkında uygulanmaz.
Zira, 6102 sayılı TTK'nın 8/1. maddesi hükmüne göre "ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir." Somut olayda; dayanak sözleşme "genel kredi sözleşmesi" olup, kullandırılan kredilerin ticari nitelikte olduğu, 6098 sayılı TBK'nın 88. ve 120. maddeleri hükümlerinin ticari işlerde uygulanamayacağı, sözleşmede belirtilen oranda akti ve temerrüt faizi talep edilebileceği anlaşıldığından, bilirkişi raporu ile belirlenen faiz oranı hükme esas alınmıştır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişiden alınan rapor içeriğine göre;
dava dışı şirket ile davacı banka arasında kredi sözleşmesi akdedildiği, diğer davalının müteselsil kefil olarak sorumluluk altına girdiğini, kullandırılan kredinin davalılar tarafından ödenmediğini, davacının bakiye alacağının 54.106,47 TL olduğu, anlaşılmakla hüküm kurmaya elverişli rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İcra İnkar Tazminatı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.-------Bu kapsamda, alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/780, K. 2025/623, 9 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama