İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/770 K.2025/588

T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas2021/770Karar2025/588Tarih16 Temmuz 2025Okuma13 dk · 2.680 kelime

KÜNYE

Mercii
İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/770
Karar No
2025/588
Karar tarihi
16 Temmuz 2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.680 kelime·13 dk okuma·8 bölüm

T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO

2021/770 Esas

KARAR NO : 2025/588

DAVA

Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 12/11/2021

KARAR TARİHİ: 16/07/2025

Mahkememizde görülen davanın Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davacının ortağı olduğu davalı şirketlerden ----- bulunan hisselerini devretmesi karşılığında davalılar ------ hissedar şirket tarafından taahhüt edilen 500.000 Euro 'nun ödenmesi için anılan şirket ve daha sonra davalılar tarafından kurularak aynı alanda faaliyet gösteren şirketlerden-------- şirketince yapılan iş ve işlemlerin taahhütnamede belirtilen miktara ulaşıp ulaşmadığının tespiti ile anılan tespite göre hisse devir bedelinin davalı hisse devrine konu şirket ve taahhüt eden davalılardan ve yine sonradan tüzel kişilik arkasına saklanmak için kurulan davalı şirketten perdeyi

kaldırma ilkesi gereğince müşterek ve müteselsilen olarak ödenmesi için belirsiz alacak davası olduğunu, davacı tarafından anılan taahhütname gereğince ödemelerin yapılması gerekirken davalılar tarafından davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalılar tarafından iş yapamadıkları ve ------- ilinde bulunan fabrikaya satarak ödeme yapacaklarını söylediklerini, davalı şirket üzerinden faaliyet göstererek davacının alacağını tahsil etme imkanının ortadan kaldırma saikı ile davrandığını,

davalı paravan şirketinin hisselerinin 3. Kişilere devirlerinin önlenmesi için tedbir kararı verilmesini ve davalılar yakınları vasıtası ile ellerinde tuttukları hisseleri iyi niyetli üçüncü kişilere devrederek dava sonucunda alacağın semeresiz kalması ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğunu, davalarının esas belgesi niteliğinde olan taahhütname başlıklı belgede belirtilen alacağın - muaccel olup olmadığı paravan şirket olarak kullanılan şirketin ticari defterleri üzerinde yapılacak araştırma ile ortaya çıkacağından-davalarının BELİRSİZ ALACAK davası olarak yürütülmesini,

bu hususta bilirkişi incelemesi yapılmasını ve taahhütnamede belirtilen koşullar değerlendirilerek davacının alacağının ne kadarının hangi tarihte muaccel olduğunun tespitinden sonra arttırılmak üzere şimdilik 10.000,00.TL'nin muaccel olduğu tarihten itibaren en yüksek ticari faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalılar ------ vekilinin cevap dilekçesinde özetle ; “dava dilekçesinin incelenmesinden, 16.07.2013 tarihli bir taahhütnameye dayalı şekilde, dava konusu edilen 10.000 TL'nin "belirsiz alacak olarak" tahsili talep edilmiş ise de;

davacının vekili marifetiyle keşide etmiş olduğu,-----yevmiye numaralı ihtarnamesinden de anlaşılacağı üzere, taahhütnameye eklenen revize maddede geçen "2.000.000 Euro net karın tamamlanması beklenmeden" ibaresiyle birlikte davacının sözde alacağı taahhüt tarihinde dahi talep edilebilir nitelikte olduğunu , bu haliyle Borçlar Kanunu'nun 147/4 maddesi uyarınca 5 yıllık zaman aşımına tabi olan dava konusu sözde alacağın 16.07.2018 tarihi itibariyle zaman aşımına uğramış olduğundan, öncelikle zaman aşımı def-inin kabulü ile davanın esastan reddine karar verilmesini talep ettikleri,

müvekkilleri ----- ekte bir sureti ibraz olunan şirket ana sözleşmesinden ve ticari kayıtlardan görüleceği üzere, 28.06.2012 tarihinde---- diğer ortakları olan ---- birlikte, enerji üretimi konusu başta olmak üzere, madencilik, inşaat, gıda tarım ve hayvancılık konularında faaliyet göstermek üzere kurduklarını ---- kurulmasından yaklaşık bir yıl sonra,

şirket ortaklarından ----davalı ---- ve müvekkili --- ortak olduğu (davalı) ---- olan hisselerini ve yine ---- hisselerini müvekkillerinde---- devretmeyi teklif ettiklerini , her iki şirketin de hissedarı olan -----bu şirketlerdeki hisselerini müvekkillerinden ----devretmeyi teklif etmesinin sebebinin ise; ---- davacı ---- da gayet iyi bildiği üzere, kurucu ortağı olduğu -----şirketini mali yönden ayakta tutabilmek ve şirketin büyümesini gerçekleştirebilmek için, gerek maddi, gerekse manevi yönden bir çok külfete katlanmış ise de.

2013 yılına gelindiğinde, müvekkillerinden ----- hitaben tanzim edilmiş olan 29.06.2013 tarihli yazıdan anlaşılacağı üzere, ---- özetle, hisselerin devir konusunda davacı ---tarafından tehdide maruz kaldığını , ön ofis yatırımını, 36 aylık kira, personel araba, sekreter, genel giderler vs bedellerini yok sayarak,

tehdit ve şantaj yapanlarla bundan sonra hiçbir şart ve koşulda bir arada kalamayacağı düşüncesiyle, şirketi çok daha iyi noktalara getirebileceğine inandığı müvekkilim-----devretmek istediğini , müvekkili ---- da hali hazırda zaten diğer müvekkili -----ortak olduğundan bu teklifi kabul ettiğini , --- hisselerini devralmak suretiyle daha önce hiç tanışıklığı dahi olmayan ---- ortağı haline geldiğini , müvekkili----ortak olduktan sonra şirketin vergi ve sgk borcu olduğunu, kurucu ortaklar tarafından sermaye taahhüdünün yerine getirilmediğini ve ayrıca ----bulunanan -----olduğunu öğrendiğini ,

ilk olarak 100.000 TL tutarındaki sermaye taahhüdünün ortaklar tarafından yerine getirilebilmesi için davacı ----ve davalı müvekkillerinden --25.0000 er TL elden para vererek şirket hesabına yatırttığını , ve ayrıca kendi adına da 50.000 TL sermaye payı ödemesi yaptığını , daha sonrasında ise, ----şirketine olan 50.000 EURO borcun şirket hesabından ödendiğini, devam eden süreçte davacı----- tefecilerden geçmişte para aldığını, hakkında icra takibi yapıldığını, evinin icradan satılacağını, bayilik anlaşmasındaki satış taahhütlerinin yerine getirilemediğini ,

bu şekilde devam edilirse bayilik anlaşmasınıfeshedileceğini sürekli olarak dile getirdiğini ve ---- firmasının bir an önce satılması gerektiğini belirttiğini , ya hisselerimi siz alın, ya da ben başka birine satayım ortaklıktan ayrılayım şeklinde ısrarcı olduğunu , davacı ---- bu ısrarları üzerine,

müvekkillerinden ---- tarihli harici hisse devir sözleşmesi ile davacının tüm hisselerini dava dosyasında mübrez ----keşidecisi olduğu çekleri davacıya teslim ederek gayri remi şekilde devraldığını , yine işbu devir sözleşmesine bağlı şekilde tanzim olunan 16.07.2013 tarihinde davaya konu ve hisse devir sözleşmesinin eki mahiyetindeki taahhütnamenin revize edilmiş haliyle imzalandığını ,söz konusu harici hisse devir sözleşmesinin hiçbir şekilde resmiyete kavuşmadığından,

bu devir sözleşmesine bağlı dava konusu taahhütnamenin de herhangi bir geçerliliğinin kalmadığını , söz konusu harici devir sözleşmesinin imzalanmasını müteakip 7 ayı aşkın bir süre geçtikten sonra, müvekkili ----- bu şirketin mali müşaviri ---- bir araya şirketin tüm hisselerinin --- devri konusunda anlaştıklarını , ancak devir tarihinde dava konusu taahhütnamenin de gündeme geldiğini , ----- tarafından zaten şirketi ---borçlarıyla birlikte devraldıklarını , böyle bir taahhütnamenin kendilerince kabul edilmesinin mümkün olmadığı beyan edildiğini ,

bunun üzerine davacı ----- evinden söz konusu taahhütnameyi getirerek yukarıda isimleri zikredilen şahısların huzurunda yırtmak suretiyle imha ettiğini ve söz konusu devrin 5 mart 2014 tarihinde gerçekleştiğini , devir tarihi itibariyle müvekkilleri yönünden olayın cereyan şekli böyle iken; davacı---- tarafından imha edilen belgenin asıl belge mi, yoksa asıl belgenin renkli bir fotokopisi olduğu hususu bilinemediğinden,

imza da dahil olmak üzere, belgenin aslına ilişkin tüm itiraz hakları saklı kalmak kaydıyla, söz konusu belge aslının dosyaya ibrazına karar verilmesini talep ettiklerini , müvekkillerinin ----firmasını devrettikten sonra bu firmayla hiçbir ilgi ve irtibatlarının kalmadığını , şirketler arasında fiili irtibata yönelik tüm gerçek dışı iddialara ilişkin olarak, davalı ------ davaya cevap süremiz içinde gerekli cevapların verileceğini , belirtilen nedenlerle; zaman aşımı süresi geçtikten sonra, hükümsüz bir taahhütnameye dayalı olarak,

yersiz ve afaki iddialarla ikame olunan davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini" vekaleten talep etmiştir.

DELİLLER

Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, müzekkere cevapları, ---- kayıtları, taahhütname aslı kasa evrakı, bilirkişi raporları.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, tüzel kişilik perdesinin aralanması ve organik bağ iddiasına ilişkin alacak istemine ilişkindir.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; uyuşmazlığın davacının ortağı olduğu, davalı şirketlerden ------ üretim Tüm -----hisselerine devretmesi karşılığında hisse devrinin yapılacağının belirlendiği, taraflar arasında yapılan 16.07.2013 tarihli taahhütname gereğince davacının alacağının muaccel olup olmadığı, taahhütnamenin geçerli olup olmadığı, HMK 107.mad.

Gereğince davacının 10.000 TL'lik alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilip edilemeyeceğine yönelik olduğu tespit edilmiştir.Konuyla ilgili olarak ------- ilamında. "Bu noktada tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisine değinmek gerekirse; bu teori ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teoridir.

Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı; istisnai bir teori olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır.

Zira tüzel kişilik perdesinin aralanması, tüzel kişilerin borçlarından dolayı başkalarının sorumlu tutulamayacağı ilkesinin, özellikle şirketlerin sadece sermayeleri ile sorumlu olacakları ve tüzel kişilerin borçlarından dolayı ortakların sorumlu tutulamayacağı kuralının önemli bir istisnasını teşkil etmektedir ------

Anlaşılacağı üzere tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi her somut olayın özelliği gözetilerek değerlendirilmeli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2. maddesi gereğince dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı gözetilerek tüzel kişiliğin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığı, tüzel kişiliği düzenleyen normların dışına çıkılıp çıkılmadığı incelenmelidir.Borçlu şirketin yanında aynı ana şirkete bağlı bir kardeş şirketin sorumluluğuna gidilebilmesi tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle mümkün olabilmektedir.

Bu durum sadece ana ve kardeş şirket için değil, aynı zamanda grup veya holding sistemi içinde yer alan kardeş şirketler arasında da söz konusu olabilmektedir.Tüzel kişilik perdesinin aralanması genellikle kardeş şirketler arasında söz konusu olduğundan, ana şirket ile kardeş şirket ve ortaklar arasındaki karmaşık ilişkiler zinciri net bir şekilde ortaya konulmalıdır.

Bu noktada bu şirketlerin ekonomik anlamda bağımsız şirket vasfında olup olmadığının araştırılması büyük önem taşımaktadır. Çünkü kardeş şirketler arasında perdenin aralanması teorisine başvurabilmek için tek bir iktisadi işletmenin yürütüldüğü farklı faaliyetler için birbirinden bağımsız tüzel kişiliklerin kurulmuş olması gerekmektedir.

Hukuken iki farklı tüzel kişilik gibi görünen bu şirketler aslında özdeştir, alacaklılardan mal kaçırmak ya da sorumluluktan kurtulmak amacıyla kötü niyetli olarak iki farklı tüzel kişilik gibi kurulmuştur. Ayrıca bunların üretim, pazarlama ve ihracat faaliyetleri birbirini tamamlayıcı nitelikte olup, şirketler aslında tek ve aynı iktisadi işletmeye vücut vermektedir ----Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasına benzeyen bir başka kavram organik bağ kavramıdır.

Tüzel kişilik perdesinin aralanmasında olduğu gibi organik bağ kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir.

Bu haliyle organik bağ kavramının da kaynağını TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır ----- Ancak organik bağ kavramı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir.

Başka bir deyişle şirketler arasında organik bağ tespit edilse dahi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir.

Şirketler ortaklarının akraba olması tek başına şirketler arasında organik bağ olduğunun kabulü veya tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli olmadığı gibi şirketlerin aynı alanda faaliyet yürütüyor olması da organik bağ için yeterli değildir.Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı; şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir.

Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır.

Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde, ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak, şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir.

Nitekim aynı hususlara -----kararında da değinilmiştir." açıklamalarına yer verilmiştir.Tarafların delilleri toplanarak, taraf defterlerinin incelenmesi için gün tayin edilmiş, tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle dosya üzerinde Mali Müşavir bilirkişi ile şirketler hukukunda uzman bilirkişiden inceleme yaptırılarak teknik ayrıntıları gösterilen dosyada mübrez bilirkişi raporu tanzim ettirilmiştir.Dosyada mübrez heyet bilirkişi raporunda özetle;

davanın kabulü halinde davacının hak kazanmış olduğu 32.086,04 Euro miktarında hesaplanan vergi sonrası net karın %25’ine denk gelen tutar, kendisine ödenmiş bulunan 52.182,98 Euro’dan düşük olduğu için, kendisinin 20.096,94 Euro miktarında davalılara borcu bulunduğu kanaatini bildirmiştir. Mahkememizin 28/09/2022 tarihli duruşmasında verilen ara karar uyarınca.

Taraf vekillerinin itirazları doğrultusunda itirazları karşı mahiyette HMK 281 maddesi gereğince tarafların iddia ve savunmaları irdelenmek suretiyle Dosyanın ek rapor için önceki bilirkişiye tevdine karar verilmiştir.Dosyada mübrez heyet bilirkişi ek raporunda özetle. Heyetimizce KÖK RAPORDA belirtilen hususlar dışında herhangi bir başkaca tespit ve değerlendirme yapılmamıştır. Kanaatini bildirmişlerdir. Mahkememizin 25/01/2023 tarihli duruşmasında verilen ara karar uyarınca.

Dosyanın Hesap Bilirkişisi ile Mali Müşavir bilirkişisine tevdine karar verilmiştir.Dosyada mübrez bilirkişi heyet raporunda özetle. Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerle, davalı---- ticari defter ve belgelerinin incelenmesi, Sayın Mahkemece bilirkişiye verilen görev ile sınırlı olarak mezkûr surette tahakkuk eden değerlendirme neticesinde.

Davalı Şirketin Ticari Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden: Davalı ----arası ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; açılış ve kapanış onayları ile GİB onaylı Yevmiye ve Defter-i kebir e-defter beratlarının süresinde yapıldığı, T.T.K’ nu V.U.K’ nu hükümlerine göre uygun tutulduğu, davalı şirketin kendi defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Davacının Talepleri Yönünden.

Yukarıda yapılan açıklamalar ve yargıtay'ın istikrarlıuygulamaları dikkate alındığında takdiri tamamen sayın mahkemede olmak üzere somut olayda organik bağın tespiti halinde davacı alacağının davalılardan müteselsilen tahsilini mümkün olabileceği, aksi halde sayın mahkeme tarafından organik bağının bulunmadığı kanaati hasıl olacak ise, her gerçek ya da tüzel kişisinin ayrı bir hukuk kişisi olması gereğinden hareketle müteselsil sorumluluktan söz edilemeyeceği, Davacının davayı ikame ettiği an itibariyle talep sonucunu tam olarak belirlenmesinin kendisinden beklenmeyecek olması,

zira husumet yöneltmiş olduğu gerçek ve tüzel kişilerin aradaki taahhütnameye uygun bir biçimde ne kadar kar elde etmiş olabileceğinin tespitinin kendisinden beklenmeyecek kadar zor olması ve bunun objektif imkânsızlık koşulunu yerine getirecek boyutta olması karşısında belirsiz alacak davası olarak bu davanın açılmasının usul ve yasaya uygun olarak değerlendirilebileceği kanaatini bildirmişlerdir.Mahkememizin 22/05/2024 tarihli duruşma ara kararınca.

HMK 222 maddesi ve TTK 83. Maddeleri gereğince her iki davalının defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına; dosyanın bu hususta ek rapora için mali müşavir bilirkişi ile hesap bilirkişisine tevdine karar verilmiştir. Dosyada mübrez bilirkişi heyet raporunda özetle.

Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerle, davalı-----ticari defter ve belgelerinin incelenmesi, Sayın Mahkemece bilirkişiye verilen görev ile sınırlı olarak mezkûr surette tahakkuk eden değerlendirme neticesinde.

Ticari Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden: Davalı ----yılları arası ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; ticari defterlerin T.T.K’ nu ve V.U.K’ nu hükümlerine göre noter açılış/kapanış onaylarının süresinde yapıldığı, davalı şirketin kendi defter kayıtlarının birbirini doğruladığı ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı görülmüştür.

Diğer davalı ---- Sayın Mahkeme kaleminde yapılan incelemeye katılmadığı, defter ve belgelerini ibraz etmediği, bu sebeple davalı ----- şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılamamıştır.

Davacının Talepleri Yönünden; ----- kayıtları üzerinde inceleme yapılamaması sebebiyle - net karın 2.000.000,00 Euro ya yükselip yükselmediği hususu tespit edilemediği, Diğer yandan davalı ---- incelenen ticari defterlerinde diğer davalı ----ilişkin herhangi bir açık hesap kaydı, fatura ya da ödemeye rastlanmadığı, bu sebeple davalı iki şirket arasında karşılıksız mal ya da para geçişlerinin olmadığı ve birlikte yürüttükleri projenin bulunmadığı, Sonuç olarak davacının protokol kapsamında alacak hakkının şartlarının oluştuğunun bu aşamada ispatlanamadığı,

Yukarıda yapmış bulunduğum açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK’ nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, kanaatini bildirmişlerdir.

Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının davalılardan ------ hisse sahibi olduğu, bu hisselerini devir karşılığında davalılardan ---- ve davalı şirket arasında protokol imzalandığı, protokolün gereğinin yerine getirmemek için davalıların üçüncü bir şirket olan----kurulduğunu, iki şirket arasında organik bağ olması nedeni ile bu hususun tespit edilerek protokol gereği davacının alacağının tahsil edilmesi için eldeki davanın açıldığı,

davalıların davacı iddialarını inkarla davanın reddini talep ettikleri görülmüştür.Dosyaya sunulan Taahhütname başlıklı ---- olarak ---- bölge distribütörü olduğumuz ---güneş enerji sistemlerinin,--- tarihinden itibaren gerçekleştireceği uygulamalardan elde edilecek net satış kârının ---- tarihinde şirket ortaklığından ayrılan %25 hisseye sahip olan------her türlü vergi harç komisyon vs giderleri düşüldükten sonra almış olduğu 150.000,00.TL (YüzellibinTL) ödeme düşülerek 2.000.000.EURO net kâr olana kadar, net kârın %25'i olan 500.000.EURO nakten ve defaten ödenecektir.

Bunun haricinde ----hiçbir hak ve talepte bulunamaz" şeklindeki taahhütname ile ve ardından el yazısıyla belgeye eklenen ek madde "---- yapılacak olan 500.000.EURO kâr payı ödemesi, 2.000.000.EURO net kârın tamamlanması beklenmeden, elde edilecek kârın %25'i dilimler halinde ödenecektir" düzenlemesinin yer aldığı görülmektedir.Davalı şirketler arasında organik bağın bulunup bulunmadığının tespitine yönelik olarak deliller toplanmış, bilirkişi raporları hazırlatılmıştır. ----- ticari defterlerinin incelenmesine yönelik olarak hazırlanan kök rapor ve ek raporların kendi içerisinde birbirini destekler şekilde;

bu şirket ile --- arasında herhangi bir ilişkinin bulunmadığı tespit edilmiştir.------ ticari ve defter kayıtları sunulmadığından bu davalı şirket yönünden değerlendirme yapılamamıştır.Alınan hükme ve denetime elverişli bilirkişi raporunda davalı şirketler arasında herhangi bir ilişkinin varlığının tespit edilmediği görülmüştür.

Şirket ortaklarının veya yetkililerinin akraba olması tek başına şirketler arasında organik bağ olduğunun kabulü veya tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli olmadığı gibi şirketlerin aynı alanda faaliyet yürütüyor olması da organik bağ için yeterli değildir.

Alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı ------ davacıdan mal kaçırmak ya da sorumluluktan kurtulmak amacıyla kötü niyetli olarak farklı tüzel kişilik kurduğu, davalı şirketler arasında muvazaalı işlemler bulunduğu, davacının alacağının tahsiline engel olmak amacıyla faaliyetlerde bulunulduğu hususu somut veri ve delillerle ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1-Davanın reddine,

2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından başlangıçta alınan 170,78 TL peşin harcın peşin harçtan mahsubu ile bakiye 444,62 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Davalılardan Davalı -----tarafından yapılan 142,70 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5-Davalı ------kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalılara verilmesine,

6-Davadan önce gidilen ara buluculukta devletçe karşılanan 1.360,00 TL ara buluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,

7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi uyarınca hüküm kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,

Dair karar, davacı asilin ve vekilinin yüzlerine karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----------- Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 16/07/2025

İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/770, K. 2025/588, 16 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Esas No
  4. Karar No : 2025/588
  5. Dava
  6. Dava Tarihi: 12/11/2021
  7. Karar Tarihi: 16/07/2025
  8. Gereği Düşünüldü
  9. Deliller
  10. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/770
Karar No
2025/588
Tarih
16 Temmuz 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/781 K.2025/567
  • Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/782 K.2025/605
  • İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/789 K.2025/565
  • İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/794 K.2025/723
  • İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/812 K.2025/566
  • İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/820 K.2025/688

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.