KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/801
- Karar No
- 2025/321
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2025
Karar Metni
915 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/801 Esas
KARAR NO:2025/321
DAVA
Alacak (Adi Ortaklıktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 10/11/2023
KARAR TARİHİ: 17/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Adi Ortaklıktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA
Davacı vekili, müvekkillerinden -----davalı şahısların miras bırakanı müteveffa -------- hakim ortakları olduğunu, taraflar arasında adi ortaklık benzeri bir iş ortaklığının bulunduğunu, bir süre müşterek ticaretten sonra bir tasfiye anlaşması konusunda mutabakat sağladıklarını, sözleşmenin hayata geçirilmesi için ---- temsil edenlerin isimleri ve ayrıca ----ait ticaret şirketlerinin de sözleşmeye dahil edildiğini; davadaki tarafların bunlar olduğunu, ------ Sözleşmesinde tarafların ortaklık varlıklarını kendi işlerinden ayırmak, tasfiye etmek için gerekli mutabakata vardıklarını, sadece sözleşmenin imzalanmadığını;
ancak imzalanmamış olsa dahi bu mutabakat çerçevesinde müvekkillerinin üstlendikleri edimleri ifa etmeye başladıklarını, davacı tarafın kendi üstlendiği devir işlemlerini tamamen yerine getirdiklerini, buna karşı sözleşmenin diğer tarafları olan ve aynı zamanda hakim ortak konumunda bulunan müteveffa ------ ve onun mirasçılarının kendilerine düşen ifaları yerine getirmediklerini,
sözleşmenin 6.maddesinde belirtilen denkleştirme bedelini ödemediklerini beyan ederek fazlaya dair haklarını saklı tutmak suretiyle taraflar arasında tamamlanmayan tasfiye sürecini ve tasfiye bakiyesinin tespiti ile şimdilik 100.000,00 USD tasfiye bakiyesinin ihtar tarihi olan 29/05/2009 tarihinden itibaren; bu tarih kabul edilmezse sözleşmedeki ödeme tarihlerinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Bir kısım davalı vekilleri, yetki itirazında bulunarak ikametgahları olan -------- Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğunu ileriye sürmüşler, dava konusu taleplerin zorunlu arabuluculuğu gerektirdiğini, zorunlu arabuluculuğa gidilmediğinden dolayı davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlar;
dava dilekçesi anlatımında alacağın davacı tarafından bilinecek durumda olması nedeniyle belirsiz alacak davası açılamayacağını, alacağın temlik sözleşmesinin geçersiz olduğunu, imzasız olduğunu, bu nedenle davacıların aktif dava ehliyeti bulunmadığını, davanın haksız olduğunu, dava dilekçesinin usulüne uygun düzenlenmediğini, maddi vakaların açıklanmadığını, nelerle ispat edileceğinin gösterilmediğini; kaldı ki davanın zaman aşımına uğradığını;
-------- ailelerinin ortaklıklarına 2008 yılı Ekim ayında son verildiğini, o tarihten 15 yıl geçtikten sonra açılan davanın, adi ortaklık için belirlenen 5 yıllık zaman aşımı süresini çoktan aştığını, davanın zaman aşımı yönünden reddi gerektiğini, bunca zamandan sonra açılan davanın kötü niyetli olduğunu, davacıların aynı adi ortaklık ilişkisine dayalı çok sayıda açtıkları davaların hepsinin reddedildiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, adi ortaklık ilişkisine dayalı olarak istenen alacak davasıdır.
Taraflar arasında adi ortaklık niteliğinde bir ilişkinin bulunduğu, adi ortaklığın faaliyetlerine son verildiği hususları ihtilafsız olup, taraflar arasındaki ihtilaf dava yoluyla ileriye sürülen taleplerin zaman aşımına uğrayıp uğramadığı, uğramamışsa davacıların davalılar nezdinde bir alacaklarının bulunup bulunmadığı ve varsa miktarı hususunda toplandığı mahkememizce belirlenmiştir.Mahkememizce öncelikle bir kısım davalılar tarafından yapılan yetki itirazı incelenmiş olup; davanın müteselsil sorumluluğa dayanılarak açıldığı,
bazı davalıların ikametgahının mahkememizin yetki sahası içinde olması nedeniyle mahkememizin yetkili olduğu ilk celsede belirlenmiş ve yetki itirazları nihai kararla birlikte istinafı kabil olmak üzere reddedilmiştir.Davalı bazı taraflar zorunlu arabuluculuğa gidilmediğini ileriye sürseler de davadan önce zorunlu arabuluculuğa gidilmiş ve dosyaya sunulmuş olduğundan bu savunmaya itibar edilmemiştir.Davalılarca ileriye sürülen zaman aşımı def'i süresinde olup,
mahkememizce ilk celse ele alınmış ve deliller toplandıktan sonra değerlendirilmek üzere bir karar verileceği zapta geçirilmiştir.Taraf delilleri toplanmış ve bu tarafların gösterdikleri diğer mahkeme dosyaları sistem üzerinden alınmış ve incelenmiş; tapu kayıtları getirtilmiş, şirket kayıtları getirtilmiş, özellikle davacıdan gerekli beyanlar alınmış olup. Dava bir bütün olarak incelendiğinde.
Davacı tarafın dayandığı Mayıs 2009 tarihli tasfiye sözleşmesinden önce 09/10/2008 tarihinde ortaklar kurulu kararı ile aralarındaki ilişkiyi tasfiye etmek konusunda bir mutabakat sağladıkları dosyaya yansımıştır. Mayıs 2009 tarihli belge katıldığı belirtilen taraflarca imzalanmadığı için geçerli olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Davacı taraf söz konusu bu imzasız protokolün taraflar arasındaki adi ortaklığın tasfiyesine yönelik olduğunu ve tasfiyenin bir parçası olduğunu, protokolün VI maddesinde hüküm altına alınan para alacağının müvekkiline ödenmediğinden bahisle esasen tasfiyenin tamamlanmadığını bu nedenle 5 yıllık zaman aşımı süresinin de başlamayacağını ileriye sürmüş ise de; taraflar arasında ihtilafsız olduğu üzere paylaşılmayan bir ortaklık mal varlığının bulunmadığı, sadece davacının imzasız bu protokolün VI. maddesinde yer alan para alacağının kaldığı hususunu iddia etmekte olduğu;
ancak sözleşmenin geçersiz olması nedeniyle VI. maddedeki para alacağının doğrudan karar verilemeyeceği; her ne kadar Mayıs 2009 tarihli bu sözleşme gereği davacının edimlerini yerine getirdiği iddia edilse de devre konu şirket hisseleri ve tapu kayıtlarının bu protokol çerçevesinde devredildiğinin ispata muhtaç olduğu; bunun yazılı deliller yapılması gerektiği, davacı tarafın para alacağını tahsil etmeden söz konusu devirleri yerine getirmesinin ve bunları yerine getirirken imzasız olduğunu bildiği protokole rağmen hiçbir yazılı belge almamasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği;
bu nedenle imzalanmayan protokolün bir taslak metin olduğu, imzalanarak hayata geçirilme iradesinin bulunmadığı buna rağmen tarafların arasındaki ilişki çerçevesinde karşılıklı paylaşımla tasfiyenin gerçekleştiği; tasfiye ile ilgili tasfiye harici kalmış hiçbir değerin bulunmadığı; bu şekilde tüm tasfiyenin 2009-2010 tarihlerinde tamamlandığı o tarihten itibaren 5 yıllık zaman aşımı süresinin ziyadesiyle dolduğu, zaman aşımı def'i nin haklı bulunduğu nazara alınarak, zaman aşımı nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/801, K. 2025/321, 17 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama