KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/128
- Karar No
- 2025/261
- Karar tarihi
- 9 Nisan 2025
Karar Metni
1.601 kelime·8 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR NO:2025/253
DAVA
Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 22/12/2023
KARAR TARİHİ: 02/04/2025
Mahkememizde görülen Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ---- tarihinde ---çalışması esnasında müvekkili şirkete ait altyapı hasara uğratıldığını, işbu durum aynı gün müvekkil şirket personeli tarafından tutulan hasar tespit tutanağı ile kayda alınmış olup hasar mahallinde fotoğraf çekimleri yapıldığını, müvekkili şirketin, yüklenici firması olan ---------hasarın giderimini sağlattırmış olup, hasar kapsamında kullanılan malzeme ve işçilik bedelleri sunulan tablolarla belgelendirilmiş ve faturalandırdığını, müvekkil şirketinin hasardan dolayı toplamda 6.089,11-TL zarara uğramış olup zararı giderilmediğini, bu kapsamda davalıların hasara sebep olduğu kazı ruhsatı kayıtlarından da
anlaşılabilecek olup, davalıların zararı gidermeleri talep ve dava edilmiştir.Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; dava konusu haksız eylem ile müvekkili idarenin her ne kadar bir ilgisi yok ise de bir an için bu eylemin müvekkili idareden kaynaklandığı kabul edilecek olunsa bile;
bu durumda iş bu davanın görev nedeniyle reddedilmesinin gerektiğini, çünkü 2560 sayılı yasa ile kurulan müvekkili İdare, -------- su ve kanalizasyon hizmetlerini yürüten bir kamu kurumu olduğunu, deruhte eylediği hizmet, kamu hizmeti olduğunu, bu hizmetin ifası sırasında bir zarar meydana gelmiş ise, bunun idari bir eylemden kaynaklandığının kabulünün gerekeceğini, dava konusu hasara ilişkin müvekkili idare sebebiyet vermişse zamanaşımı süresi geçme ihtimalinin mevcut olduğunu, dolası ile zamanaşımı itirazları nedeniyle işbu davanın reddinin gerekmekte olduğunu,
dava konusu hasar(lar)a müvekkili idarenin sebebiyet verdiğini kabul etmediklerini, müvekkili idare adına müteahhit firmalar tarafından yapılan çalışmalar neticesinde bir hasara sebebiyet verilmişse dahi; müvekkili idare ile müteahhit firma arasında bağımlılık ilişkisi bulunmadığından müvekkili idarenin hasardan sorumlu tutulamayacağı da --------- yerleşmiş içtihatlarından olduğunu,
BK 55. Madde uyarınca kusursuz sorumluluk gereğince müvekkili İdare aleyhine açılmış ancak istisna akdinin varlığı nedeni ile bu tür davaların husumetten reddedilmesine dair yerel mahkeme ve ---- bir kısmın sunulduğunu,------Sayılı dosya ile müteahhit firma ------ müvekkil idare aleyhine açılmış olan alacak davasında mahkeme, müvekkili idare ve müteahhit firma açısından davayı kabul ettiğini, ancak -------- ilamıyla istisna akdinin varlığı nedeniyle müvekkili idareye husumet tevcih edilemeyeceği gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozduğunu,
Sayın mahkemede açılan iş bu davada müvekkili idareye hiç bir sorumluluk ve kusur atfedilemeyeceğinden davanın esas yönünden de reddedilmesinin gerekmekte olduğunu, öncelikle dava konusu hasarın meydana gelmesinde davacının karşılıklı kusur durumunun da araştırılması gerektiği kanaatinde olduklarını, yani davacıya ait altyapı tesislerinin, projesine ve yapı tekniğine uygun bir biçimde döşenip döşenmediği araştırılmasını, gerekirse projelerinin de getirtilerek yerinde kazı yapılmak suretiyle incelenmesinin gerekmekte olduğunu, bu hususunun açıklığa kavuştuktan sonra hakkaniyete uygun bir sonuca varabilmek mümkün olacağını,
Çünkü: -------müvekkili idarenin yanı sıra davacı kurum da dahil olmak üzere altyapı tesisleri olan tüm kurumlara göndermiş olduğu ------- tarihli yazısında: “Alt Yapı Hizmetleri Yönergesine tüm alt yapı hizmeti veren tüm kurumların uyması gerektiğini ve “Tesis Üstüne Tesis Yapılamayacağını” belirtildiğini, davacı tarafın tesis üstüne tesis yapılmaz kuralını ihlâl etmiş olma ihtimali kuvvetle muhtemel olduğunu çünkü müvekkili idarenin kazı çalışması yaparken davacının tesislerine hasar verildiğinin iddia edildiğini,
davacıya ait kablolar ile müvekkili idarenin tesislerinin döşenme zamanının müzekkere yazmak suretiyle tespit edilmesi gerekeceğini, davacıya ait tesislerin müvekkili idarenin tesislerinden daha sonra kurulmuş ise; davacı kurumun bu tesisleri döşerken Altyapı Hizmetleri Yönergesi gereğince müvekkili idareye de bilgi verme yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği hususlarında gelecek cevaplar neticesine göre kusur incelemesinin yapılmasının gerektiğini, bu hususların açıklığa kavuştuktan sonra hakkaniyete uygun bir sonuca varabilmenin mümkün olacağını,
bir an için davacıya ait kablolarının müvekkili idareye ait tesislerden daha önce döşendiği tespit edilse dahi davacının müvekkili idarenin yeraltı tesisleri üzerine tesis yapmış olması durumunda, müvekkili idarenin davacının tesislerine zarar vermeden kendi tesisine müdahale etmesi hususunda fiili imkânsızlık söz konusu olduğunu, Bir başka deyişle müvekkili idare, davacı kuruma bir çalışma yapılacağını haber verse bile kendisine ait tesislerin üzerine tesis yapıldığından müvekkili idarenin davacı kurumun tesisine zarar vermeden kendi tesisine müdahale etmesi fiilen imkânsız olduğunu,
hasarın oluştuğu iddia edilen yerde müvekkili İdare tarafından ve ----- herhangi bir çalışma yapılmadığını, Eğer hasar verilmişse bile; bu durum, o yerde iş yapan diğer müteahhit firmanın sorumluluğunu gerektireceğini, müvekkili idarenin bu işi müteahhit firmaya ihale ettikten sonra müteahhit firma çalışanlarını seçme ve kontrol etme ve onlara talimat verme yetkisinin bulunmadığını, müvekkili idarenin işlerin yapılması sırasında gerek yüklenicinin yaptığı işi, gerekse de bu işin yapımında kullandığı elemanları seçme,
kontrol etme yetkisi olmadığından bunların vermiş oldukları zararlardan da sorumlu tutulabilmesi hukuken mümkün olmadığını davacının tespitlerini ve buna dair taraflarına tebliğ dahi edilmeyen tutanakları da, gıyaplarında yapılıp düzenlendikleri ve idarelerine hiçbir savunma ve itiraz hakkı tanınmadıklarını bu yüzden kabul etmelerinin mümkün olmadığını, müvekkili idarenin dava konusu hasardan sorumlu olduğunun kabul edilecek olunsa bile hasar tarihinden itibaren faize hükmedilmemesinin gerektiğini, faiz istenebilmesi için müvekkili idarenin temerrüde düşürülmesinin şart olduğunu, müvekkili idarenin temerrüde düşürülmediğini,
açılmış olan iş bu davanın konusunun hasar olup hasar da haksız fiil olarak nitelendirildiğini, Haksız fiilden kaynaklanan davalarda ise ancak yasal faiz istenebileceğini, bu nedenle davacının avans faiz talebini de kabul etmediklerini, işbu davanın görev, zamanaşımı ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi,----- yazılan müzekkere cevabı,--- müzekkere cevabı, tanık beyanları, bilirkişi raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 04.02.2023 tarihli altyapı kazı çalışması sonucu davacı şirket kablolarında meydana gelen hasarın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; Uyuşmazlığın, ---- tarihinde davalı ---- yüklenicisi tarafından yapılan altyapı atıksu- yağmursuyu kazı çalışmaları esnasında ---- ait kablo ve güzergahın yeraltı alt yapı kazı çalışmaları esnasında hasara uğrayıp uğramadığı, uğramış ise tarafların kusur durumları varsa hasarın miktarı noktalarında toplandığı tespit edilmiştir.İlgili kurumlara müzekkere yazılarak gelen cevaplar dosya arasına alınmıştır.
04/12/2024 tarihli duruşmamızda davacı tanığı ----- beyanı alınmıştır: "Ben -------- erişim teknikeri olarak görev yapmaktayım. Biz normal rutin olarak kablolarımızın durumunu kontrol ettiğimiz gibi ihbar üzerine de kablolarımızı denetlemeye gidebiliyoruz. Dava konusu olayın hangi şekilde gerçekleştiğin tam olarak hatırlayamıyorum. Öncelikle biz olay yerine gider hasarı tutanağa bağlarız. Daha sonra alt işveren eliyle hasarı gideririz.
Dava konusu yeri ve olayı hatırlıyorum.-------- arkadaşlar kanalizasyon bağlantısı yapıyorlardı. Bizim iki tane ek odamız arasındaki bağlantıyı koparmışlar. Biz mahal yerine gittiğimizde kablolarımızın hasar gördüğünü gördük. Tutanağa bağladık. Alt işverene yaptırdık. Ben kabloların hasara uğradığını birebir şahidim. Ben olay yerine gittiğimde ---- alt işverenleri vardı. Kepçenin üzerinde--------- yazıyordu.
Tutanağı onlar imzalamak istemeyince tek taraflı olarak tutanağı hazırladık. Alt işveren tarafından yapılan iş sonrasında ben yazan kalemleri kontrol ediyorum. Zaten öncesinde gidip yaptığımız bir tespit te olduğu için hasar için yapılan masrafı tespit etmek kolaydır" şeklinde beyanda bulunmuştur. Tarafların delilleri toplanarak, Dosyanın bilirkişi elektrik mühendisi ve inşaat mühendisine tevdine, dosyada mübrez bilirkişi raporu tanzim ettirilmiştir.
Dosyada mübrez heyet bilirkişi raporunda özetle; Dava dosya içeriği, tüm deliller ve itirazlar yukarda detaylı şekilde incelenmiş olup; Davaya konu meydana gelen hasarların değer tespitlerinin Davacı ----- yılı için tespit ettiği rakamların baz alındığı ve
günün piyasa rayiç fiyatlarına göre yüksek olmadığı, piyasa rayiçleri ile uyumlu bulunduğu anlaşılan işbu zarar hesabının kadri maruf olarak değerlendirildiği,
Davacı ----------adresindeki alt yapı tesislerine verilen hasar bedeli olan 6.089,11TL’nin Davalı ---- tarafından karşılanması hususunda, Tüm delillerin takdiri ve 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 3/2 maddesi uyarınca
hukuki değerlendirmenin tamamı Sayın Mahkeme’ye ait olmak üzere, heyetimizin kanaatlerini bildirmişlerdir.
Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı taraf, ---- adresinde --- tarihinde davalı ------yüklenicisi tarafından yapılan altyapı atıksu-yağmursuyu kazı çalışmaları esnasında -------- ait kablo ve güzergahın hasara uğradığı, bu hasarlar sonucu davacı şirkette toplam 6.089,11 TL değerinde zararın oluştuğunu iddia ederek eldeki davayı açmıştır. Davalı ise dava konusu yer ve tarihte herhangi bir kazı çalışması yapmadıkları savunması ile davanın reddini talep etmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama ile, ilgili kurumlara müzekkere yazılmış, dava konusu yer ve tarihte davalının kazı çalışması yapıp yapmadığı araştırılmıştır.
Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur ------------. İspat yüküne ilişkin bu genel kural, itirazın iptali davaları için de geçerlidir. Yani, itirazın iptali davalarında da ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Eldeki dava da, davacının davalıların kazı çalışması sırasındaki kusurlu eylemleri sebebiyle kablo ve alt yapı tesislerine zarar verdiğinin ve oluşan zarardan davalıların sorumlu olduğunun ispat edilmesi gerekmekte olup, ispat yükü davacı taraftadır.Davalı taraf her ne kadar eldeki davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de yerleşik yargı içtihatları uyarınca eldeki dava haksız fiil hukuksal nedenine dayalı olarak açılmış olup, mahkememiz davaya bakmakta görevli olduğundan bu itirazı mahkememizce yerinde görülmemiştir.
Yine olayın meydana geldiği zaman ile eldeki dava arasında iki yıllık süre geçmediğinden davalının zamanaşımı itirazı da yerin görülmeyerek dosya esasına girilmiştir.Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde; davalıların kazı çalışmaları sırasında davacıya ait alt yapı ve kablolara zarar verdiği, bilirkişi raporu dikkate alındığında davacının zararının 6.089,11 TL olduğu, dava konusu zararın haksız fiilden kaynaklanması sebebiyle davacının haksız fiil tarihinden itibaren faiz talep edebileceği dikkate alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/128, K. 2025/261, 9 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama