KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/146
- Karar No
- 2024/888
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2024
Karar Metni
1.758 kelime·9 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/146 Esas
KARAR NO:2024/888
DAVA
5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ:23/02/2024
KARAR TARİHİ: 06/11/2024
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı borçlu----arasında ---- akdedildiğini ve bu sözleşmeye istinaden dava dışı----- krediler açıldığını ve kullandırıldığını, davalı---------bu sözleşmeye müşterek borçlu, müteselsil kefil olarak dahil olduğunu, söz konusu sözleşmenin hükümlerine riayet etmeyen borçlulara ihtarname ile borcun bildirildiğini, ancak buna rağmen borcun ödenmediğini, kredi borcunun ödenmemesi üzerine,
davalı borçlu hakkında --------- sayılı dosyası ile asıl alacağın ferileriyle birlikte tahsili için ilamsız icra takibine başlanıldığını, davalı borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak tüm borca ve faize itiraz ederek takibin durmasına sebep olduğunu, borçluların müvekkili bankaya olan borçlarının devam etmekte olduğunu, asıl alacak ve ferilerinin tahsili amacıyla açılan icra takibinde talep edilen anapara, faizler ve tüm ferilerinin tamamen usul ve yasaya uygun olduğunu, davalı borçlunun icra takibine vaki itirazlarının iptali ile takibin devam edebilmesi için huzurdaki davanın açılmasından evvel arabuluculuk başvurusunun yapıldığını,
ancak taraflar arasında anlaşmanın sağlanamadığını belirterek, davalı borçlunun itirazlarının iptal edilerek takibin devamına, davalı borçlu aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili tarafından sunula cevap dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından --------sayılı dosyası üzerinden başlatılan takibe itiraz edilmesi neticesinde duran takibe vaki itirazın iptali amacıyla davacı tarafından bu davanın açıldığını, ancak davacı haksız olup, davanın reddinin gerektiğini, davacının iddia ve talı kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının alacak talebine karşı zamanaşımı , hak düşürücü süre, takas ve mahsup definde bulunduklarını, davacı tarafından yetkisiz icra dairesine, arabuluculuk bürosuna başvurulduğu gibi, davanın da yetkisiz mahkemede açıldığını,
arabuluculuk aşamasında yetki itirazında bulunduklarını ancak sulh hukuk mahkemesince dosyanın konusu irdelenmeksizin yetki konusunda karar verildiğini, söz konusu dava dosyasında müvekkilinin icra takibi yapıldığı ve dava açıldığı zaman ki ikametgah adresinin ----- olduğunu, dosya içeriğinde yer alan evraklarda da müvekkilinin adresinin ------ olduğunu, bu davaya bakmakla yetkili yerin ---- Mahkemeleri olduğunu, icra dairesinin ve bu davada yetkili yerin Düzce olduğunu, Davacının -------- imzalandığını ve müvekkilinin de müteselsil kefil olduğunu iddia ettiğini ve müvekkilini icra takibine koyduğunu,
söz konusu icra takibinin usul ve yasaya aykırı olarak başlatıldığını, takip dosyasında, alacak iddiasına dayanak evrakların sunulmadığını, bu sebeple dava dosyasında delil olarak dayanılmasının mümkün olmadığını, bu doğrultuda alacak iddiasını ispatlar belge ve bilgilerin yer almadığını, davacı yanın müvekkilinin sözleşmede müteselsil kefil olduğunu iddia etmiş ise de geçerli bir kefaletin bulunmamakta olduğunu, bu sebeple müvekkilinin sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığını, TBK'nın 583.
Maddesinde müteselsil kefilin geçerlilik şartlarının. "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz.
Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." şeklinde belirtildiğini, müvekkili hakkında yasal şartlara haiz bir kefalet akdi olmadığından müvekkilinin borçtan sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığını, öte yandan takipte talep edilen alacak kalemlerinin ve faiz oranının kabul edilmesinin mümkün olmadığını, alacağı kabul anlamına gelmemekle birlikte,
sözleşmeye dayalı talep edilen alacak kalemlerinin hesaplamasında hataya düşülerek fazla talepte bulunulduğunu, yine öte yandan yasaya aykırı olarak faiz oranının fazla talep edildiğini, bu yönüyle de takibe konu alacağın yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafından İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesi uyarınca icra inkar tazminatının talep edildiğini, lakin yasa maddesi ve yargıtay kararları uyarınca icra inkar tazminatı talep edilebilmesi için alacağın likit ve itirazın haksız olmasının gerekli olduğunu, dosya kapsamında yukarıda ifade edildiği üzere davacının alacağının olup olmadığı,
alacağın miktarı, in iddia edilen borçtan sorumluluğunun yargılamayı gerektirmekte olduğunu, bu haliyle belirsiz olan alacak iddiasına dayalı olarak icra inkar tazminatı talep edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin borcu olmamasına rağmen davacı tarafından haksız kazanç elde etmek amacıyla kötü niyetli olarak icra takibi başlatıldığını savunarak, arz ve izah edilen ve resen nazara alınabilecek sebeplerle cevap dilekçelerinin kabulüne;
------------ İcra Daireleri yetkili olduğundan yetkisizlik kararı verilmesini, davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine, davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle icra müdürlüğünce yapılan icra takibine İİK 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkindir.
Usulünce duruşma açılarak; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip ihtilaflı ve ihtilafsız konular ön inceleme duruşmasında resen belirlenerek uyuşmazlığın çözümü doğrultusunda tarafların tüm delilleri tahkikat duruşmalarında toplanıp bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.Celp edilen-------- takip dosyasının ----- kayıtlarının celp olunarak yapılan incelemesinde;
davacının dava dışı - asıl borçlu ------ davalı müteselsil kefil -----aleyhine genel kredi sözleşmesine dayalı olarak 107.523,42 TL asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren tamamen tahsiline kadar yılık %29,90 oranında işleyecek temerrüt faizi, temerrüt faizlerinin %5 gider vergisi, avukatlık ücreti; icra harç ve masraflarıyla birlikte toplam 128.852,21 TL alacağın tahsili için ilamsız takip başlatıldığı, davalıların yasal süresi içerisinde borca ve yetkiye itiraz ettiği takibin durduğu görülmüştür.
Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda.
Davanın, İİK'nun 67. Madde gereğince açılan itirazın iptali davası olduğu, davacı bankanın dava dışı ---------Arasında genel kredi sözleşmesinde kredi kullandırdığı, davalının ise kefil ve müşterek borçlu sıfatı ile sözleşmeleri imzaladığı, davacı bankanın şirkete ve kefile karşı icra takibinde bulunduğu, takibin süresi içinde yapılan itiraz ile durduğu, iş bu davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, taraflar arasında genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi yönünden bir ihtilafın bulunmadığı; uyuşmazlığın, takip konusu alacağın doğup doğmadığı, takibe konu faizin sözleşmeye uygun olup olmadığı,
kefalet sözleşmesinin geçersiz olup olmadığı ve kefalet sözleşmesi geçerli kabul edilirse o takdirde de davacı bankanın takip anında alacağın miktarı hususunda toplandığı, bunun dışında kalan hususlarda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmıştır.Kredi sözleşmesinde bu sözleşme gereğince çıkacak ihtilaflarda banka kayıtlarının geçerli olacağı düzenlenmiştir. Bu düzenleme delil sözleşmesi niteliğinde olup davalı kefili de bağlayıcıdır.
Mahkememizce bu sebeple sadece banka kayıtları üzerinden inceleme ile uzman bilirkişiden rapor alınmıştır.Dosyada mübrez bilirkişi kök raporunda özetle; davacı ----, davalı - müteselsil kefil ------ takip tarihi itibariyle, dava dışı dava dışı ---- kullandırılan ----krediden kaynaklanmış, 107.523,42 TL asıl alacak, 18.076,92 TL temerrüt faizi, 903,85 TL temerrüt faizinin %5 gider vergisi ve 2.348,02 TL ihtarname noter masrafı olmak üzere; toplam 128.852,21 TL alacağının olduğu, davacının takip tarihi itibariyle hesaplanan alacağının;
davacı Banka'nın, “icra ödeme emrinde yazılı talebinin, 107.523,42 TL asıl alacak, 18.076,92 TL temerrüt faizi, 903,85 TL temerrüt faizinin %5 gider vergisi ve 2.348,02 TL ihtarname noter masrafı olmak üzere; toplam 128.852,21 TL olduğu, davacının, “icra ödeme emrinde yazılı” alacak talebinin.
107.523,42 TL asıl alacak, 18.076,92 temerrüt faizi (%29,90), 903,85 TL------------ 2.348,02 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 128.852,21 TL olduğu; davacı ----- ile dava dışı ----- arasında, davalı ------- müteselsil kefaleti ile akdedilen, raporun 1. maddesinde yazılı ---- uyarınca, dava dışı ------- yazılı kredinin kullandırıldığı, davalı - müteselsil kefil ----------kefalet sözleşmesinin, ait olduğu Borçlar Kanunu'nun ilgili maddelerinde belirtilen hususları içerdiği ve kefaletinin geçerli olduğu, bu sebeple kefalet limiti ile bu borçtan sorumlu olduğu,
davacının hesaplanan alacağının, taraflar arasında imzalanan Kredi Genel Sözleşmesi'nin kapsamına uygun olduğu ve Kredi Genel Sözleşmesi'nin “Delil” başlıklı 16. maddesine göre Banka kayıtlarının incelenmesi suretiyle tespit edildiği, raporun 6 maddesinde açıklandığı üzere, taraflar arasında imzalanan Kredi Genel Sözleşmesi'nin “Temerrüt Faizi ve Oranı” başlıklı 13. maddesi ile taraflar arasında temerrüt faizinin, yasalara uygun biçimde serbestçe belirlendiği,
dava dışı ---------- kefaleti sebebiyle, ----- tarihinde gelen 86.160,15 TL'nin,------ İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair ---------- değiştirilen, -------- maddesinin 1. bendine göre, “temerrüt sonrası takip işlemleri kredi verenlerce yürütülür” ve aynı maddenin 6. bendine göre, “temerrüt durumunda teminatların nakde çevrilmesine ve kanuni takibe ilişkin işlemler kredi verenler tarafından yürütülür ve kredi verenlerin nakde çevrilen teminatlar ve takip neticesinde elde ettiği tahsilat, tazmin edilen kefalet oranında--------- aktarılır.” düzenlemeleri mevcut olduğundan, hesaplamalarda,
kredi borcuna mahsup edilmemesinin gerekmekte olduğu, tahsilde tekerrür oluşturmamak ve Türk Borçlar Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca; takip tarihinden sonra yapılabilecek kısmi tahsilatların öncelikle faiz ve borcun ferilerine mahsubu sağlanmak kaydıyla, ----- krediden kaynaklanmış, davalı - müteselsil kefil ------- takip tarihinden sonra temerrüt faiz oranı arttığı takdirde temerrüt faizi;
yeni cari faiz oranının %50 fazlası olarak uygulanmak suretiyle, 107.523,42 TL asıl alacak tutarına, yıllık % 29,90 faiz oranı üzerinden, takip tarihinden itibaren asıl alacağın tamamen ödendiği tarihe kadar temerrüt faizi hesaplanmak suretiyle, takibin bu rakamlar üzerinden devam edeceği, sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizce davalının savunması öncelikle incelenmiş olup, davalının icra müdürlüğü ve mahkememiz yetkisine itiraz etmiş ise de takibe konu edilen genel kredi sözleşmesi hükümlerine göre işlemi yapan banka şube yerinin de yetkili olduğu düzenlendiği ve banka şubesinin------- sebebiyle davalının icra müdürlüğü ve mahkememiz yetkisine yapmış olduğu itirazın reddine, gerek getirtilen dava dışı şirketin sicil kayıtlarından davalı kefilin kök borçlu olan şirketin ortağı bulunduğu anlaşılmıştır.
Şirket için kredi sözleşmesine kefil olan şirket ortağı oldukları takdirde, kefaletin geçerliliği için eşlerinin rızasına gerek yoktur. Ayrıca kefalet sözleşmesinde TBK'nın aradığı şekilde gerekli olan hususlar el yazısıyla alınmış olup kefaletler geçerlidir. Bu nedenle davalının kefaletlerin geçersizliğine ilişkin savunmalarına itibar edilmemiştir.
Uzman bilirkişi raporunda, kredi sözleşmesi ve hükümlerine nazaran borcun zamanında ödenmemesi sebebi ile banka tarafından hesabın kat edilmesinin, alacağın kalan kısmının muaccel hale getirilmesinin yerinde olduğu tespit edilmiş olup asıl alacağın, işlemiş faiz ve dolayısıyla işlemiş faiz üzerinden hesaplanan ---------talebe göre farklı olduğunu, bankanın borcun ödenmemesi üzerine temerrüt tarihine kadar akdi faiz hesaplaması gerektiği,
temerrüt tarihinde bu bedelin asıl alacağa eklenerek asıl alacağın bulunduğu o tarihten itibaren de merkez bankasınca belirlenen azami miktarı geçmeyecek oranda ve bankanın bu tür kredilere uyguladığı faiz oranının %50 fazlasıyla temerrüt faizi uygulayabileceğini, bundan daha fazlası isteyemeyeceğini belirterek yaptığı hesaplamanın yerinde olduğu, gerekçelerinin de sözleşmeye uygun olduğu mahkememizce kabul edilmiş bu çerçevede rapor hükme esas alınmak suretiyle itirazın iptaline gidilmiştir.Kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacakların likit olduğu,
hükme konu miktar yönünden de davalı tarafın haksız olduğu nazara alınarak mahkememizce icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Bu çerçevede borçtan hem kredi kullanan hem de kefalet limiti içinde kaldığından davalı kefilin sorumlu olacağı sebebi ile aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur.
İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/146, K. 2024/888, 6 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama