KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/78
- Karar No
- 2025/277
- Karar tarihi
- 10 Nisan 2025
Karar Metni
1.224 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/78 Esas
KARAR NO:2025/277
DAVA
İtirazın İptali (Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 26/01/2024
KARAR TARİHİ: 10/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA
Davacı vekili, dava dışı ----- müvekkili banka arasında ---- imzalandığını, davalılardan ----- bu sözleşmeyi ''müşterek borçlu müteselsil kefil'' sıfatıyla, yine ---------borcun tamamına garantör olmak suretiyle sözleşmeye katıldıklarını; kredi borcunun asıl borçlu tarafından ödenmemesi üzerine bankanın sözleşmeden kaynaklanan yetkisini kullanmak suretiyle kredi sözleşmelerini fesih ettiğini, asıl borçlu ve davalılara muacceliyet ihtarını tebliğ ettirdiğini; fakat kredi borcunun ödenmediğini, sonuç alamayan davacı bankanın davalılar aleyhine ----- dosyasında icra takibi başlattığını; davalıların haksız itirazıyla takibin durduğunu belirterek; itirazın iptaline, takibin devamına ve davalılardan %20 icra inkar tazminatı tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalılar vekili, ödeme emrinde 30 gün süre verilmediğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, davacı banka tarafından henüz borç vadesi gelmeden sözleşmenin haksız olarak fesih edildiğini, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatmaksızın ve sonuç almaksızın ilamsız takip yoluna başvuramayacağını, bu yönden de davanın reddi gerektiğini, ortada bağımsız kredi sözleşmelerinin mevcut olduğunu ancak bunların birbirlerine bağlı olarak kat edildiğini, kefiller için takip şartı doğmadığını, istenilen faiz ve ferileri yönünden sözleşmenin ''genel işlem'' niteliğinde olduğunu,
bu nedenle geçersiz olup sözleşme gereğince faiz ve ferilerin istenemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini davacı bankadan da kötü niyeti takip tazminatı tahsiline karar verilmesini savunmuş ve talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, İİK 67 madde gereğince açılan itirazın iptali davasıdır.Davacı banka, kredi sözleşmesinden kaynaklı olarak dava dışı şirkete kullandırdığı krediyi müşterek borçlu müteselsil kefil ve garantör sıfatıyla imzalamalarından dolayı davalılar aleyhine başlattığı icra takibinde 230.003.243,85 TL asıl alacak, 31.894.590,20 TL işlemiş faiz, 2.778.379,24 TL -------, 4.700,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 264.680.913,39 TL üzerinden ve sadece asıl alacağa takip tarihinden itibaren %74,25 ve artan oranlarda işleyecek temerrüt faizi ve bu faizin %5 i oranında------- uygulanarak tahsilini talep etmiş;
iş bu takibe davalıların süresi içinde ve ''borcumuz yoktur'' şeklinde itirazı üzerine takip durmuş; iş bu davada 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmıştır.Mahkememizce öncelikle davalı tarafın savunması incelenmiş olup.
2004 sayılı İcra İflas Kanununun 150/ı maddesi ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerde kredi kurumları için özel bir düzenleme getirildiği, "Borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen nakdî veya gayrinakdi bir krediyi kullandıran tarafın ibraz ettiği ipotek akit tablosu kayıtsız ve şartsız bir para borcuikrarını ihtiva etmese dahi, krediyi kullandıran taraf, krediyi kullanan tarafa ait cari hesabın kesilmesine veya kısa, orta,
uzun vadeli kredi hesabının muaccel kılınmasına ilişkin hesap özetinin veya gayrinakdi kredinin ödenmiş olması nedeniyle tazmin talebinin veya borcun ödenmesine ilişkin ihtarın noter aracılığıyla krediyi kullanan tarafa kredi sözleşmesinde yazılı ya da ipotek akit tablosunda belirtilen adrese gönderilmek suretiyle tebliğ edildiğini veya 68/b maddesi gereğince tebliğ edilmiş sayıldığını gösteren noterden tasdikli bir sureti icra müdürüne ibraz ederse icra müdürü 149 uncu madde uyarınca işlem yapar" şeklindeki düzenlemesi ve buna göre kanun koyucu,
krediyi kullandıran tarafın krediyi kullanan tarafa ait cari hesabın kesilmesine ya da kredi hesabının muaccel kılınmasına ilişkin hesap özetinin krediyi kullanan tarafa ait belirli adreslere gönderilerek tebliğ edilmesini, icra müdürünün İİK Madde 149 uyarınca işlem yapması için yeterli görmüştür. İİK Madde 149 ise, 'İpoteğin Paraya Çevrilmesi' başlığı altında "icra Emri" hükmünü düzenlemektedir.
Bu husus ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takipler için geçerli olup ilamsız takipler için söz konusu değildir. Banka tarafından ------- yevmiye no'lu ihtarnamesi ile davalının hesaplarının kat edildiğini açıkça ihtar edilmiştir. Söz konusu ihtarname başta muhatap dava dışı şirket olmak üzere kredi sözleşmesini kefil ve garantör olarak imzalayan davalı kişilere de tebliğ edilmiştir.
Yukarıda yer verilen kanun hükmü doğrultusunda banka tarafından keşide edilen ihtarnamenin gereken şartları taşıdığı ve ilgililere tebliğ edildiği kanaatine varılmıştır.Öte yandan Borçlar Kanunundaki kefalete ilişkin düzenlemelerde TBK 586/1 madde gereğince kefalette müşterek yada müteselsil kelimelerine yer verilmek suretiyle kefil olunmuşsa rehinin paraya çevrilmeden kefillere başvurulabileceği, bunun için borçlunun edimini yerine getirmemesi ve çekilen ihtarın sonuçsuz kalmasının yeterli olduğu,
yukarıda da bahsedildiği üzere borçlunun banka kayıtlarına göre ödeme emrini yerine getirmediğini, çekilen muacceliyet ihtarına rağmen de borç ödenmediği sebebiyle kefil davalılara karşı ilamsız takip yoluyla icra takibine girişilebileceği, garantörün kredi borçlusu konumuyla zaten hakkında icra takibine başvurulabileceği; sözleşmenin düzenlenme şekli ve imzalanmasına nazaran faiz ve ferileri yönünden ''genel işlem'' niteliğinin bulunmadığı, bu nedenle bağlayıcı olduğu, sözleşme hükümlerine göre kredi borçlarının ödenmemesi üzerine banka tarafından hesabın kat edildiği,
bankaya olan borçların ödenmemesinin diğer krediler için banka yönünden haklı fesih sebebi olduğu mahkememizce tespit edilmiş, bu yönlerden davalıların itirazlarına itibar edilememiş, Davalıların kefil ve garantör olarak katıldıkları kredi sözleşmelerinde; ''bu sözleşemeler gereğince doğacak ihtilaflarda banka kayıtları esas alınır'' şeklinde bir düzenleme mevcut olup, bu delil sözleşmesi niteliğindedir, tarafları bağlayıcı olduğu nazara alınarak;
banka kayıtları üzerinde uzman bankacı bilirkişilerden rapor ve ek rapor alınmak suretiyle davacı bankanın takip anındaki gerçek alacağının tespitine gidilmiş,Bilirkişi tarafından hazırlanan ilk rapora taraf vekillerinin her ikisinin de itiraz ettiği mahkememizce de bu raporun hükme esas alınamayacağı, yapılan hesaplamaların dosyaya ibraz edilen banka kayıtlarına göre ve sözleşme hükümlerine uygun olmadığı nazara alınmak suretiyle bilirkişiden ek rapor alınmış, ek raporda ilk raporun düzeltildiği, hazırlanan raporun sözleşme ve dosya içeriğine uygun olduğu belirlenmiş;
bilirkişi tarafından hesapların bankaca kat edildiği tarihte banka alacaklarının tamamı muaccel olacağı, temerrüt ihtarlarının tebliğine kadar bu tür kredilerin bankanın uyguladığı akdi faiz oranı ile hesaplanacak faizin toplam borca eklenmek suretiyle asıl alacağın istenebileceği nazara alınarak hazırlanan 17/02/2025 tarihli ek rapor hükme esas alınmak suretiyle takibe yapılan itirazom kısmen iptaline karar verilmiş, Kredi sözleşmesinden kaynaklı alacakların likit alacaklar olduğu,
bu nedenle hüküm altına alınan asıl alacak yönünden icra inkar tazminatı şartlarının doğduğu nazara alınarak icra inkar tazminatına hükmedilmiş,Her ne kadar davalı tarafta kötü niyetli takip tazminatı istemiş ise de; dava konusu icra takibinin senaryo bir alacak olmadığı, farkın sadece faiz hesaplamasından kaynaklandığı kötü niyetli takip tazminatı şartlarını oluşmadığı nazara alınarak davalının kötü niyetli takip tazminatı talebinin reddine karar vermek suretiyle aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur.
İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/78, K. 2025/277, 10 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama