KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/306
- Karar No
- 2025/542
- Karar tarihi
- 10 Temmuz 2025
Karar Metni
1.416 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/306 Esas
KARAR NO: 2025/542
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 30/04/2024
KARAR TARİHİ: 10/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davalı şirkete kurye hizmetleri vermekte olup hizmetin sonlandığı tarihe kadar bu hizmetini kesintisiz şekilde sürdürmüş olduğunu, Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında açık ------ çalışma mevcut olup dönem dönem borçlar davalıca kapatılmış, mutat bir ödeme sisteminin de bulunmamakta olduğunu, Ödemelerin aksaması ve zamana yayılması nedeniyle müvekkil alacaklarını alamadığı gibi davalı şirketin kötü niyetli hareketleri nedeniyle aradaki ticari ilişki sonlanmış, Müvekkili şirket,
davalı şirketten alacağını tahsil etmek amacıyla ---- sayılı dosyası ile takibe girişmiş ancak borçlu şirketçe takibe haksız şekilde itirazda bulunulmuş olduğunu, Borca dayanak -------- tarihli Faturalar olup, iş bu faturalar ve cari hesap her iki tarafın da kayıtlarında doğrulanabilecek nitelikte olduğunu, Taraflar e fatura kullanmış olduğundan davalı şirketin faturalardan habersiz olabilme imkanı da olmadığını, Ancak borçlu tarafça mezkur icra takibine haksız şekilde itiraz edilmiş ve itiraz nedeniyle de icra takibi durdurulduğunu,
davalı tarafın borcu olmadığına dair iddiaları ispattan uzak olup hayatın olağan akışına ve ticari teamüllere de aykırılık teşkil etmekte olduğunu, İtirazın akabinde zorunlu arabuluculuk yoluna da başvurulmuşsa da arabuluculuk süreci anlaşmama ile sonuçlanmış olup, Davalı borçluların borçtan haberdar ve ödeyecekleri meblağın likit ve belirli alacak olduğunu belirterek, gazlaya dair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla;
davalı borçlunun haksız ve kötüniyetli itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın tahsiline, haksız ve kötüniyetli itiraz nedeniyle davalı aleyhine en az % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Davacının tüm iddiaları asılsız ve hukuki mesnetten yoksun olup, Davacının talep edeceği bir alacak hakkı olmadığı gibi.
Bilakis müvekkilinin davacıdan talep edebileceği haklarının mevcut olduğunu, Davacı şirket yetkilisi/ ortağı ----, müvekkili firma yetkilisi ----- arayarak -------olarak kendilerine verdikleri hizmetlerin ücretini kendi hesabına yatırmasını istemiş, Bunun üzerine müvekkili şirket yetkilisi ----- aralarındaki samimi ilişkiye güvenerek tüm ödemelerini, hatta fazlası ile kendisinin ------ yapmış olup, Bu ödemelere ilişkin 26 adet dekontun ekte sunulduğunu, Bu nedenle davacıya herhangi bir borçlarının bulunmadığını, davacı taraf kötü niyetli olduğundan, İcra inkar ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini,
Hukuki mesnetten yoksun davanın reddini istemiştir.Mahkememizce ---- Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı tarafça davalı aleyhinde 291.245,60 TL asıl alacak bedelinin tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, başlatılan icra takibine davalı tarafça itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce dava konusu talebi kapsayacak şekilde yasal ticari defterleri ve defterlerin bu uyuşmazlığa ilişkin dayanak kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup alınan kök ve ek raporlarda davacı şirketin davalı şirketten, takip/dava tarihi itibarıyla talep edebileceği asıl alacağının 181.183,50 TL olduğu saptanmıştır.Tetkik edilen dosya kapsamı bütün olarak değerledirildiğinde;Dava, fatura ve cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkememizce tarafların tüm delilleri toplanıp,
ticari defter ve kayıtlarını sunmaları için taraflara kesin süre verildikten sonra dosyamız konusunda uzman SMM bilirkişiye tevdi edilmiş ve bilirkişi tarafından sunulan raporlarda davacı şirketin davalı şirketten, takip/dava tarihi itibarıyla 181.183,50 TL asıl alacak talep edebileceği belirtilmiştir.Taraflar arasında alacağın varlığı ve miktarı hususu mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olmakla birlikte ihtilaflı olan husus ödeme noktasında toplanmakta olup davalı tarafça bir kısım ödeme şirket hesabına değil şirketin yetkilisi olan ------ şahsi hesabına yapılmıştır.
Burada çözülmesi gereken husus davalının, davacı limited şirkete borçlu olmasına rağmen davacı şirkete değil de şirketin yetkilisinin şahsi hesabına yaptığı ödemelerin davalıyı borçtan kurtarıp kurtarmayacağıdır.
Dosyaya celp edilen hesap hareketlerinin incelenerek ek rapor sunulması için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi ek raporunda incelenen hesap hareketlerinden toplamda 1.188.676,00 TL EFT işlemi yaptığının tespit edildiği, yapılan işlemlerin açıklamaları incelendiğinde, davacı şirket ile davalı şirket arasında gerçekleşen ticari ilişki kapsamında ilişkilendirilmedikleri,
listede yer alan işlemlerin hiçbir şekilde davacı ve davalı şirketin ticari defter kayıtlarında yer almadıkları tespit edilmiştir.Bilindiği üzere ticari şirketler hukuk sistemimizde şirket ortakları veya yetkililerinin şahsından ayrı ve bağımsız tüzel kişiliğe sahip olup limited şirketler tamamen bağımsız hak ehliyetine sahiptirler.
Yine bilindiği gibi alacaklıya veya alacaklının talimatıyla alacaklının göstereceği üçüncü kişiye yapılmayan ödemeler borçluyu borcundan kurtarmayacaktır. Bu nedenle davalı tarafından, davacı şirkete değil de yetkilisinin şahsi hesabına yapılan ödemelerin davalıyı borçtan kurtarmayacağının kabulü gerekmiştir.
Zira --------Davalılar vekili, müvekkillerinin dava konusu araçları satın alma hususunda davacı ile anlaştıklarını, bu nedenle davacının hesabına 29.07.2008’de 50.000 TL.nin müvekkili şirket hesabından havale edildiğini, ancak davacının rehin ve hacizler nedeniyle araçların noter satışını veremeyeceğini söylemesi üzerine müvekkillerinin davacıdan vekaletname istediklerini ve davacının haciz ve takyidatları kaldırmasını beklediklerini, davacını ısrarı üzerine Şubat 2009’da davacı şirket yetkilisi ---- 40.000 TL.daha ödeme yaptıklarını, satıştan sonra da yapılan havaleler ve elden ödeme ile tüm borcun ödendiğini,
davacı iddialarının gerçeği yansıtmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davalı yanın ödeme savunmasını kanıtladığı, davacı yanca 40.000 TL.lik ödemenin başka bir alacak nedeniyle yapıldığı ileri sürülmüşse de davacı yanca bu hususun kanıtlanamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm temlik alan vekilince temyiz edilmiştir.Taraflar arasındaki ticari ilişki sonunda davacı tarafın alacaklı olduğu ve davalı tarafın ödeme def’inde bulundukları anlaşılmaktadır.
Bu durumda ispat külfeti ödeme def’inde bulunan davalı tarafta olup, borca karşılık yapılan ödemenin davacı şirkete ya da para tahsiline yetkili elemanına veya davacının talimatıyla 3. bir kişiye yapıldığını kanıtlamakla yükümlüdür.
Davalı yanca davacı şirkete yapılan ödemeler dışında kalan ödemelerin gerçek kişiye yapıldığı ve ödeme belgeleri üzerinde şirketin alacağına yönelik ödeme yapıldığına dair bir kaydın bulunmadığı, ödemenin davacı şirketçe de kabul edilmediği gözetildiğinde, borca yönelik olduğunun kabulü isabetsizdir.
Diğer yandan davalı taraf şirket yetkilisine elden ödeme yapıldığını da ileri sürmüş, ancak bu konuda da herhangi bir delil sunmadığından mahkemenin bu ödemeyi de hangi gerekçeyle borca yönelik olarak kabul ettiği de anlaşılamamıştır." şeklinde karar vererek borcun, alacaklı olan şirkete veya para tahsiline yetkili elemanına yapılması gerektiğini, şirketin yetkilisinin şahsi hesabına yapılan ödemenin borcun ödenmesi sonucunu doğurmayacağını belirtmiştir.
Somut olayımızda davalı tarafından davacı şirket yetkilisine yapılan ödemelerin davacı Şirketin alacağına mahsuben yapıldığı anlamı taşımaması ve emsal Yargıtay ilamı dikkate alındığında şahsi hesaba yapılan söz konusu ödemelerin cari hesaba mahsuben yapılmadığı kabul edilmiştir. Davalı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış ancak davalı tarafça yemin hususunda beyan ve yemin metni sunulmamıştır.
Her ne kadar davalı taraf tanıklarının dinlenilmesi talebinde bulunmuş ise de dava değeri dikkate alındığında tanıkla ispatın mümkün olmadığı, davacı tarafın muvafakatinin de bulunmadığı anlaşıldığından tanık dinlenilmesi talebi kabul edilmemiştir.
Bu durumda bilirkişi raporunda da hesap edildiği üzere; tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre; davacının davalıdan takip tarihi itibariyle cari hesap ve fatura alacağı olarak toplam 181.183,50 TL tutarınca alacağının bulunduğu anlaşılmakla bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiş, takip talebinde faiz türü belirtilmediğinden yasal faize hükmedilmesi gerekmiş, TTK'nın 1530 maddesi tedarik sözleşmeleri için getirilen bir düzenleme olup dava konusu ticari ilişkide uygulanamayacağı kanaatine varılmıştır.Davacının icra inkar tazminatı talebi incelendiğinde ise;
dava konusu alacağın likit olduğu (taraflarca ticari defter ve kayıtların incelenmesi ile tespiti rahatlıkla mümkün olduğu), itirazın haksız olduğu ve itiraz üzerine takibin durdurulduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/306, K. 2025/542, 10 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama