KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/676
- Karar No
- 2024/697
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2024
Karar Metni
793 kelime·4 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/676 Esas
KARAR NO: 2024/697
DAVA
İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 20/09/2023
KARAR TARİHİ: 23/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirket tarafından --------ile sigorta edilen,---- adresli konutta, ------ ait ana su hattının arızalanması ve buradan taşan suların sigortalı konuta sirayet etmesi neticesi sigortalı konutta ve eşyalarda su hasarı meydana geldiğini, mezkur olay ve hasarın meydana gelmesinde -------- %100 oranında tamamen kusurlu olup meydana gelen hasarın tamamından sorumlu olduğunu, yine somut olayda, davalı yanın sorumluluğunu doğuran illiyet bağı, zarar ve hukuka aykırılık gibi unsurlar da mevcut olduğunu,
yaşanan olay nedeniyle sigortalı konutta yapılan ekspertiz incelemesi neticesi belirlenen 10.103,45 TL hasar bedelinin 17.11.2022 tarihinde sigortalıya ödendiğini, hasar tazminatını ödeyen müvekkil şirket T.T.K m.1472 gereğince sigortalısının hukukuna halef olduğundan, bu kanuni halefiyete dayanılarak haksız itirazın iptali amacıyla mahkemenize başvurma zarueti doğduğunu, davadan önce, müvekkil şirketin uğradığı zararın rücuen tahsili hususunda davalı yana başvurmuşsak da başvurunun sonuçsuz kaldığını,
bu kapsamda davalı yan aleyhine --------Esas sayılı dosya ile alacağın tahsili amacıyla (Örnek 7) ilamsız icra takibine geçildiğini ancak davalının süresinde itirazı ile takibin durduğunu, yapılan itirazın haksız olduğunu bu nedenle iptaline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, görevli mahkemelerin Asliye Ticaret mahkemesi olduğunu beyan ederek görevsizlik kararı verilmesini talep etmiştir.
DOSYA KAPSAMI VE GEREKÇE
Dava. Haksız fiile dayalı zararın tazmini için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir.Davalı kamu kurumu olup kamu hizmeti niteliğindeki çalışmalarını özel hukuk kuralları kapsamında yapmaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 16'ya göre; kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere ------ tarafından kurulan kurum ve kuruluşlarının dahi tacir sayılacakları belirtilmiştir.2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda, --------- genel kurul, yönetim kurulu ve genel müdürlük ile yönetileceği, denetçileri vasıtasıyla denetleneceği,
yıllık çalışma ve yatırımlarının bilançolarda belirlenerek genel kurulun onayına sunulacağı ve bütçesinin kamu iktisadi teşebbüslerinde uygulanan bütçe formülünde düzenleneceği belirtilmiştir.Bu kapsamda --------- de 2560 sayılı Kanun kapsamında bir kamu kurumu olduğu ve kamu hizmeti yaptığı ancak, çalışmalarının özel hukuk hükümlerine bağlı bulunduğu ve tacir sıfatını taşıdığı kabul edilmelidir.
Davalının haksız eylem teşkil eden faaliyetinden kaynaklanan bu uyuşmazlığın da yerleşik yargısal uygulamalarda görüldüğü gibi, adli yargı yerinde çözümlenmesi gerekir--------TTK'nun 1472.maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir.
Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nun 1472.maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder.
Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir.
Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak---------- Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği;
sigortacının, sigorta ettirenin bütün defilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanununun 44. maddesine (TBK m.52) de dayanabileceği;doğal olarak sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır.Diğer taraftan, -------- göre de "Sigortacının sigorta poliçesinden münbais olmayıp kanundan aldığı bir salâhiyete istinaden ve haksız fiil sebebiyle alacaklı yerine kaim olarak hareket ettiği dâvada hukuk mahkemesine başvurması gerekir." şeklindedir.Somut olayda.
Dava, rücuen alacak davasıdır. Dava, poliçeden kaynaklanmamaktadır. Bu durumda, davacının dava dışı sigortalısı ile davalı taraf arasındaki ilişkiye bakmak gerekir. Dava dışı sigortalı ile davalı arasında sözleşme ilişkisi bulunmayıp dava haksız fiilden kaynaklandığından genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekir.
Açıklanan nedenlerle dava dilekçesinin mahkememizin görevsizliği nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/676, K. 2024/697, 23 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama