KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/237
- Karar No
- 2026/213
- Karar tarihi
- 10 Mart 2026
Karar Metni
1.233 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2025/237 Esas
KARAR NO : 2026/213
DAVA
İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 08/10/2024
KARAR TARİHİ : 10/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirket nezdinde zmms poliçesiyle sigortalı --------- plakalı aracın 03.03.2023 tarihinde yaya geçidinden geçmekte olan ------- ve --------- çarpması sonucu yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kaza neticesinde dava dışı --------- maluliyet meydana geldiğini, müvekkil şirket tarafından 400.000,00 TL tazminat ödemesi yapıldığını, kazanın meydana gelmesinde sigortalı aracı kullanan sürücünün %100 oranda kusurlu olduğunu, olay yerinden firar ettiğini, bu nedenle sigortacının, sigortalıya rücu etme hakkı mevcut olduğunu,
müvekkil şirket tarafından mağdura ödenen 400.000,00 TL tazminat ve bu tutarlara ödeme tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek yasal faizin rücuen tahsil edilmesi talebiyle ---------- İcra Dairesi'nin ---------- E. Sayılı dosyasıyla davalıya karşı icra takibi başlatıldığını, ancak davalının icra takibine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz etmesi nedeniyle takip durduğunu, davalının yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazın iptali ile takibin devamı ile,
borçlunun bu itiraz başvurusu bakımından kötü niyeti sabit olduğundan yasa gereği takip konusu alacağın %20’ sinden az olmamak üzere hakkında icra inkâr tazminatına/kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davalıya ait -------- plaka sayılı araç gerçekleştiği iddia edilen kaza tarihinde--------TC kimlik numaralı ------- ------- firması tarafından kiralandığını, davalının aracı 23.02.2023 tarihinden 31.03.2023 tarihine kadar bu kişiye kiraladığını, bu nedenle kaza tarihinde Kiralık Araç Bildirim Sistemi sistemine kayıtlı sürücüye ödenmesi lazım gelen muhtemel tazminattan asli ve ağır kusurlu olması halinde şahsen sorumlu olduğunu, bu nedenle davalıya husumet yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini,
davacı tarafından dosyaya sunulan “Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağı” usule ve gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğini, olay anında kazaya karışan tarafların olay yerinde olmadığını, olayın gerçekleşmesine ilgili tutanağı düzenleyen kolluk şahit olmadığını, buna karşın hangi delile,
hangi anlatım veya şahidin beyanına göre tutulduğu belli olmayan tutanak ile araç sürücüsünün olay yerini terk ettiği ve kusurlu olduğunun tespiti hatalı ve usule aykırı olduğunu, aracın kiralandığı şahsın anlatımına göre ---------- isimli şahısın park halindeki iki araç arasından aniden yola fırlamış ve ---------- sevk ve himayesindeki araca çarptığını, aracın bu esnada hız sınırlarının altında hareket halinde olmasına rağmen yayanın kusuru nedeniyle durma imkanının olmadığını, tutanakta belirtildiği gibi yayanın 10 mt ileriye fırlamasının söz konusu olmadığını,
ağır kusur sayılmayan bu durumun neticesinde davacı sigorta şirketinin davalıya rücu hakkı olmadığını, kaza tutanağının aracı kiralayan adına düzenlenmesi gerektiğini, davanın sonucunun aracı kiralayan ---------- ve kaza tarihinde ---------- Poliçe Nolu Rent a Car Kasko Sigorta Poliçesi ile sigorta ettiren --------- etkileyeceği açık olduğunu, bu nedenlerle yargılama giderleri ve ücreti vekâletin karşı tarafa hükolunarak, davanın reddini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibari ile ZMSS poliçesi kapsamında dava dışı zarar gören 3.kişilere ödenen tazminatın sigortalıdan rücuen tazmini istemidir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesine göre; bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi hâlinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.
Aynı maddenin 5. fıkrasında da “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” amir hükmüne yer verilmiştir. Kanun bu madde ile zarardan öncelikle araç işletenini sorumlu tuttuğundan ilk olarak zarara sebep olan araç işleteninin belirlenmesi gerekmektedir. İşleten. KTK’nın 3. maddesinde.
“Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi” olarak tanımlanmış; ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edildiği takdirde bu kişinin de işleten sayılacağı belirtilmiştir.
Araç sahibi, aracı için adına yetkili idare tarafından tescil belgesi verilmiş ya da sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişidir. Gerçek işleten, kural olarak aracın sahibi olup, genel hayat tecrübelerine göre aynı zamanda onun zilyetliğine de sahiptir. Ancak her zilyet araç işleteni olmadığı gibi her araç sahibi de zilyet ya da işleten olmayabilir. Trafik kaydı ve araç tescil belgesi mülkiyet ilişkisinin belirlenmesinde sadece bir karine fonksiyonuna sahiptir.
İşletme ilişkisiyle, mülkiyet ilişkisi veya zilyetlik ilişkisi tamamen birbirinden farklıdır. Bu karine işletenin kim olduğunu gösteren mutlak bir karine olmayıp, işletenin kim olduğunu belirleyen güçlü bir delil niteliğindedir. Bu nedenle KTK’da işleten ve araç sahibi ayrı ayrı tanımlanmıştır.
Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. maddesinde işletenin tanımı yapılırken şekli ölçüt değil maddi ölçüt esas alındığından işletenin belirlenmesinde; araç üzerinde kurulan fiili hâkimiyet, araçtan ekonomik yararlanma, aracı kendi hesabına işletme, aracın masraf ve rizikolarına katlanma ilişkisi esas alınır.
Özellikle aracın trafiğe sokulmasına veya trafikten çekilmesine, bakılmasına, muhafazasına, kim tarafından, nasıl ve hangi amaçla kullanılması gerektiğine karar verme yetkisi, fiili hâkimiyeti oluştururken; bir aracın masraf ve tehlikelerini üstlenme ise, onun donatım, bakım ve işletme giderlerini, vergi ve sigorta primlerini ödemeyi ifade etmektedir.
Özellikle aracın yakıt, onarım, yağ, garaj ve diğer parça ve ihtiyaçlarını karşılamak için harcanan paralar, giderler arasında sayılabilir. Yargıtayın sapma göstermeyen yerleşik uygulaması da bu yöndedir.İşleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hâkimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir.
Uzun süre kavramı, belirli bir gün sayısı ile sınırlı olmayıp, her somut olayın özelliğine göre ayrıca değerlendirilir. Ayrıca bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarına halel getirecek bir sonuç oluşturmaması şarttır.
O hâlde; kısa süreli olmamak kaydıyla, araç herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devredildiğinde artık üzerindeki fiili hâkimiyetin ortadan kalkması, bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının da bulunmadığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hâkimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimse işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulacak, araç maliki sorumlu tutulamayacaktır.
Örneğin, aracı uzun süreli kiralayan kiracı işleten sıfatını kazanacak, araç malikine husumet yöneltilemeyecek, ona yöneltildiğinde ise davanın husumet nedeniyle reddine karar verilecektir.--------- İl Emniyet Müdürlüğünden gelen müzekkere cevabında; -------- üzerinden yapılan tetkiklerde;
davacı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olan -------- plakalı aracın ----------- isimli firma tarafından ---------- isimli şahsa 23/02/2023-31/03/2023 tarihleri arasında kiralandığı belirtilmiş davalıya ait --------- plaka sayılı aracın kaza tarihinde dava dışı ----------- tarafından kiralık araç olarak kullanıldığı yine Gelir İdaresi Başkanlığından gelen müzekkere cevabında da ----------- Plakalı aracın 23.02.2023- 31.03.2023 tarihleri arasında düzenlenen Trafik İdari Para Cezalarını dava dışı araç kiralayan --------- ödediği anlaşılmıştır.Tüm dosya kapsamı ile yukarıda ifade edilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde somut
uyuşmazlıkta sigortalı aracın ---------- uzun süreli kiralandığının sabit olduğu anlaşılmakla davalının borçlu sıfatına (taraf sıfatına) sahip olmadığı değerlendirildiğinden pasif husumet yokluğundan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Pasif husumet yokluğundan davanın REDDİNE,
2-Karar harcı 732,00 TL'nin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 5.250,71 TL' den mahsubu ile bakiye 4.518,71 TL harcın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
3-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T' deki esaslara göre belirlenen 69.560,11 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 100,00 TL yargılama giderinin davacı taraftan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine,
6-7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 2.080,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
7-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden 2 haftalık süre içinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/03/2026
İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/237, K. 2026/213, 10 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama