İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/417 K.2025/112

T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas2020/417Karar2025/112Tarih5 Şubat 2025Okuma24 dk · 4.844 kelime

KÜNYE

Mercii
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/417
Karar No
2025/112
Karar tarihi
5 Şubat 2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.844 kelime·24 dk okuma·6 bölüm

T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO

2020/417 Esas

KARAR NO: 2025/112

DAVA

Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı)

DAVA TARİHİ: 01/10/2020

KARAR TARİHİ: 05/02/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı Vekili Dava Dilekçesinde Özetle: Müvekkili -----------Ş., mülkiyeti Hazineye ait, orman niteliği yitirilmiş olan, ----------- ili, ---------- İlçesi ----------- Mahallesi, ------------ Pafta, ---------- Ada, ------------Parsel sayılı taşınmazın 18.12.2008 tarihinden beri zilyedi durumunda olduğunu, bu hususun ekte sundukları ----------- Müdürlüğü’nün Askı İlan Cetveli ile de sabit olduğunu, Müvekkili tarafından uzun yıllardır kullanılan bu arsa üzerine müvekkil şirket tarafından 6 katlı bina inşa edildiğini, bina ve arsa şirket envanterinde bulunduğunu, 2009 yılından, 2020 yılı dahil,

tüm Belediye vergileri müvekkil şirket tarafından ödendiğini, Diğer müvekkili -----------, bir dönem müvekkili şirket ortağını, şu anda ise şirketin tüm hisselerin sahibi olduğunu, Müvekkili şirketin zilyedi olduğu, 2B de denen arazi ile ilgili 6292 sayılı kanunla, müvekkili şirket kullanımındaki arazi için, müvekkil şirket lehine, maliyeden satın alma hakkı doğmuş olduğunu, ancak, müvekkili şirkete 15.06.2020 tarihinde tebliğ edilen, ---------- Noterliğinin, 10.06.2020 tarih ve ---------- yevmiye sayılı ihtarı ile,

müvekkili şirketin hak sahibi olduğu arazinin, davalı ----------Ş. adına tescil edildiği öğrenildiğini, ihtarın tebliğinden sonra yapılan araştırmada, şirketin 2/10.000 hissedarı olan şirket yetkilisi --------- tarafından, müvekkili şirket zilyetliğindeki, dava konusu arsa ile ilgili, kendi kızı, davalı ------------, (6292 sayılı yasa ile getirilen hak ile), müvekkili şirketin akdi halefi olarak gösterildiği ve kendi adına tesciline ilişkin, ----------- Noterliğinin 27.06.2012 tarih ve ----------- yevmiye sayılı muvafakatname verildiği, ----------- da, aynı yetkiler ile ilgili olarak,

22.02.2013 tarihinde, ----------- Noterliğinin ----------- yevmiye sayılı muvafakatnamesi ile, müvekkil şirketin hak sahibi olduğu arazi ile ilgili hakların, “kendi sahibi olduğu”, ----------- Şti. firmasına devrettiği öğrenildiğini, Muvazaa sebebi ile tapunun iptali gerektiğini, Müteveffa -----------, şirketin 2/10.000 hissedarı olmasına rağmen, şirket müdürü ve imza yetkilisi olmasını kullanarak,

şirketin en önemli mal varlığı olan, üzerine çarşı inşa edilen, arazideki haklarını, hiçbir bedel ödemeksizin öz kızı ----------- devrettiğini, taraflar muvafakatname olarak gösterdikleri işlemle gerçekte mal kaçırmış olduklarını, Müvekkili şirketin haklarını devralan davalı -------------, aynı hakları, izini kaybettirmek amacı ile, kendisinin 100/100 sahibi olduğu,

diğer davalı ----------Ş. ye devrettiğini, bu şirketin %100 hissesi ----------- ait olduğunu, yukarıda yazdıkları gibi iyi niyetli 3. Kişiden bahsedilemeyeceğini, yukarıda yapılan açıklama gereği, gerek ---------- --------- verdiği muvafakatname ve gerekse de, -----------, -----------Ş. ye verdiği muvafakatname, muvazaa sebebi ile geçersiz olduğunu, geçersiz muvafakatnamelere istinaden yapılan tescil de yolsuz olduğundan, tapunun iptali gerektiğini, Şirketin ticaret sicilinde ilan edilen genel kurulu 2009 yılından sonra ilk olarak 2014 yılında olduğunu, 2012 yılında yapılan genel kurul olmadığını,

2009 ile 2014 yılları arası hiç genel kurul yapılmadığını, Genel Kurul yapılması halinde bunun muteber olması yine eski TTK 378 madde de düzenlendiğini, Genel Kurul Kararlarının ticaret siciline verilmesi gerekli olduğunu, Genel Kurul Kararına dayanmayan şirketin önemli miktarda malvarlığının toplu satışına ilişkin müdürün yaptığı işlem kesin hükümsüzlükle batıl olduğunu, önemli miktarda şirket varlığının toptan satışının, böyle bir işlemin şirketin mali geleceği açısından büyük önem arz etmesi ve genel kurulun devredilemez görev ve yetkilerinden olması nedeniyle, bu kararın genel kurul tarafından alınması gerektiği aşikâr olduğunu,

Genel Kurul Kararı olmaksızın, şirket müdürünün, şirketin önemli bir mal varlığını satması ya da hakkı devretmesi gibi hukukun emredici hükümlerine aykırı olarak, hukuki mesnetten uzak olarak gerçekleştirilen bu işlemler geçersiz olduğundan, geçersiz muvafakatnameye istinaden yapılan tescil de yolsuz olduğunu, tapunun bu sebeple de iptali gerektiğini,---------- İli, ----------- İlçesi, ----------- Mah. ---------- Pafta, ---------- Ada, ------- Parsel sayılı taşınmaz üzerine öncelikle teminatsız olarak tedbir konulması,

bilahare tapunun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmektedir.Bir kısım davalılar Vekili Cevap Dilekçesinde Özetle: Davanın ----------Ş. bakımından usulden reddi gerektiğini, ----------- Noterliğinin ----------- yevmiye numaralı 27.06.2012 tarihli dava konusu muvafakatnamesi 2012 yılında davacı şirketin Türk Ticaret Kanunu’na, şirket ana sözleşmesine ve temsil-ilzam esaslarına uygun olarak davacı şirket tarafından imzalandığını ve noter tarafından da onaylandığını, anılan muvafakatnamenin davacı şirket bakımından geçerli ve bağlayıcı olduğu tartışmasız olduğunu,

cevap dilekçesi ekinde sunulan ----------- incelendiğinde bu husus açıkça görüleceğini, Davacı şirketin tüm olağan genel kurulları oybirliği ile onaylanarak yapıldığını, davacı şirketin 8 yılın üzerinde bir aradan sonra imzası noterden tasdikli dokümanın geçersizliğini ileri sürmesinin hukuki koruma görmeyeceği açık olduğunu, Davacı şirketin muvazaa iddiasına gelince de kendi muvazaasına dayanan işlem tarafının bunu bir yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini, Yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca muvazaa iddiasının işlemin taraflarından birince ileri sürülmesi halinde bu iddianın yazılı delil ile ispatlanması gerektiğini,

somut dava konusu olayda muvazaalı bir işlem yapılmamış olmakla birlikte, bu iddianın davacı -----------Ş. tarafından yazılı delil ile ispat edilememiş olması sebebiyle usulden reddi gerektiğini, Mahkemeniz huzurundaki davada ----------- bakımından derhal ispatlanamayan davanın usulden reddi gerektiğini, Davanın ------------ bakımından usulden reddi gerektiğini, Davacı ---------, davacı şirketin kurucusu, ilk denetçisi ve 2012 yılı da dâhil hala ----------- pay sahibi olduğunu, Davacı şirkette tüm olağan genel kurullar yapıldığını ve bu olağan genel kurullarda oybirliği ile karar alındığını,

davacı şirkette 2014 dönemine kadar tüm yönetim kurulu üyeleri ibra edildiğini, finansal tablolar ve yönetim kurulu faaliyet raporları oybirliği ile kabul edildiğini, şirketin genel kurullarında 2014 dönemine kadar tüm işlemlere onay veren ve hiçbir itirazda da bulunmayan davacı ----------- huzurdaki davaya ikame etmekle ile dava hakkını açıkça kötüye kullandığı açık olduğunu, izah olunan hususlar cevap dilekçesi ekindeki ----------- ile de ortaya konduğunu,

tüm bu sebeplerle davanın ------------ yönünden usulden reddi gerektiğini Davacılar müvekkil şirketin maliki olduğu taşınmaz üzerinde hukuka aykırı şekilde hak tesisi sağlamaya çalıştıklarını, ----------Ş.

(Müvekkil Şirket) ---------- İli, --------- İlçesi, ---------- Mah., --------- Ada ---------- Parselde bulunan ve yüzölçümü 3.737,34 m2 olan taşınmazın 17.06.2019 tarihinden itibaren tek maliki olduğunu, ----------- ise (Müvekkil) müvekkil şirketin yönetim kurulu başkanı olduğunu, Tapu kayıtlarında müvekkil şirketin tek malik olduğu taşınmaz üzerinde -----------Ş.

Yönetim Kurulu Başkanı ---------- üçüncü kişiler ile bir kira sözleşmesi akdettiği ve bu sözleşmeye dayanarak bir bedel karşılığında taşınmazın kullanımını üçüncü kişilere devrettiği haricen tespit edildiğini, Taşınmazın tapu kaydının müvekkil şirket adına tescil edildiği 17.06.2019 tarihinden bu yana elde edilmiş olan hiçbir kira, kullanım hakkı vb. gelirler müvekkili şirkete gönderilmediğini, müvekkil şirket yapılan işlemlere ilişkin asla bilgilendirilmediğini, konuya ilişkin olarak müvekkil şirketin mağduriyeti çok ciddi bir boyuta ulaşmış olduğunu, davacılar ile yapılmaya çalışılan tüm müzakere ve görüşmeler de sonuçsuz kaldığını,

izah olunan nedenlerle davacılara karşı taşınmaza yönelik gerçekleştirilen ve halen gerçekleştirilmeye devam edilen müdahalenin meni amacıyla -----------Ş. tarafından ---------- E. sayılı davası 24 Eylül 2020 de Sayın Mahkemenizin huzurundaki işbu davadan önce ikame edildiğini, davacılar bilerek,

isteyerek mülkiyet hak ve yetkilerine sahip olma iradesiyle müvekkili şirketin malik olduğu taşınmaz üzerinde hukuka ve yasalara aykırı olarak hak tesisi sağlamaya çalıştığını, hatta haksız gelir ve menfaat elde ettiğini, davacılar taşınmaz üzerinde hiçbir hakkı olmadığı halde müvekkili şirketin bünyesinde bulunan taşınmaza işgal, saldırı ve tecavüz eylemini gerçekleştirdiğini adeta taşınmazın malikiymiş gibi hareket ettiğini, davacılar tüm bu eylemleri bilerek,

isteyerek gerçekleştirmekle birlikte müvekkili şirkete ait taşınmazı deyim yerindeyse işgal ettiğini ve bu işgal üzerinden de maddi menfaatler elde etmeye çalıştığını, Konu ile ilgili olarak müvekkili şirket tarafından keşide edilen ----------- Noterliğinin 10.06.2020 tarihli ------------ yevmiye numaralı ihtarnamesinde “Tapu kayıtlarında müvekkil şirketin tek malik olduğu taşınmaz üzerinde üçüncü kişiler ile bir kira sözleşmesi akdettiğiniz ve bu sözleşmeye dayanarak bir bedel karşılığında taşınmazın kullanımını üçüncü kişilere devrettiğiniz haricen tespit edilmiştir.

Taşınmazın tapu kaydının müvekkilimiz adına tescil edildiği 17.06.2019 tarihinden işbu ihtarnamenin tarafınıza tebliğine kadar olan sürede elde etmiş olduğunuz tüm kira, kullanım hakkı vb. gelirlerin Müvekkil Şirkete iadesi gerekmektedir.” ifadelerine yer verildiğini, davacıların taşınmaza yönelik haksız müdahalesi detaylı bir şekilde izah edildiğini, her ne kadar davacılar tapu kaydının müvekkil şirket üzerinde olduğunu işbu ihtarname ile öğrendiklerini iddia etseler de bu iddialar gerçekle bağdaşmadığını, Davacı --------- ---------- Yönetim yetki ve haklarının yasal dayanağı bulunmadığını, -----------,

müvekkili ----------- merhum babası ------------ tarafından 2008 yılında kurulduğunu ve ------------ vefat ettiği yıl olan 2015 yılına kadar ----------- yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığı bir şirket olduğunu, bu nedenle şirketin ismi “-------------” ismi ile başladığını, sayın ----------- yaşadığı ciddi sağlık sorunları sebebi ile vefatından önceki önemli bir süreyi hastanede tedavi altında geçirdiğini, tam da bu süreçte ------------ sağlık sorunlarından da faydalanılarak kendisinden alınan imza ve yetkilerle davacı ---------- şirket yönetimini eline geçirdiğini,

---------- şirketten istifa ettiğini bildirdiğini ve daha da ötesi yasal dayanağı bulunmayan şekilde şirketin tek pay sahibi olmayı başardığını, başka bir ifade ile davacı ----------- müvekkil ve müvekkil şirketin haklarını gasp etmesi bir yana, kendisinin ------------ hak ve yetkileri bile hukuka uygun bir şekilde elde edilmediğini, Müvekkili şirket, ---------- İli ----------- İlçesi ----------- Mahallesi ---------- Ada--------- Parselde bulunan ve yüzölçümü 3737,34 m2 olan taşınmazı 2B arazisi olması sebebiyle tüm bedelini ---------- ödemek sureti ile elde ettiğini, Taşınmazın alım hakkı,

----------- Noterliğinin ------------- yevmiye numaralı 27.06.2012 tarihli muvafakatnamesi ile ----------- temsilen --------- tarafından ---------- tanındığını, ----------- ise ----------- Noterliğinin ------------ yevmiye numaralı, 22.02.2013 tarihli muvafakatnamesi ile bu hakkını ----------Ş.ne devrettiğini, Müvekkili ----------- maliki olduğu taşınmaz babası ------------ tarafından bedelsiz bir şekilde müvekkiline devredilmiş olmadığını, davacıların bu yöndeki iddiaları gerçekle bağdaşmadığını,

Sayın Mahkemenize işbu cevap dilekçesi ekinde sundukları evraklar ve ------------ yapılan ödemeler incelendiğinde işbu husus açıkça saptanabileceğini, Müvekkiline muvafakatnamenin verildiği tarihte (27.06.2012 tarihinde) davacı ----------- şirkette sadece 1/10.000 adet hisseye sahip olduğunu, şu an şirketin tüm hisselerini bir şekilde elde eden ----------- 27.06.2012 tarihinde de aynı sayıda hisseye sahipmiş gibi işbu davayı ikame etmesi hukuk düzeni ile bağdaşmayacağını, ------------, taşınmazın total değeri üzerinden bir zarara uğradığını iddia edemeyeceğini, davacı ----------,

---------- tüm hisselerini elde ederken şirketin mevcut durumunu araştırması, basiretli bir şekilde özenlice araştırma yükümlülüğünü yerine getirmesi gerektiğini, Davacıların iddialarının aksine şirketin 2009-2013 yılları arasındaki Genel Kurul Toplantısı yapıldığını ve 30.01.2014 tarihli ------------- yayınlandığını, 2009- 2013 yılları için yönetim kurulu faaliyet raporu, bilanço ve gelir tabloları incelendiğini ve kabul edildiğini, ayrıca yönetim kurulu ibra edildiğini, Bu bağlamda davacılar tarafının iddia ettiği gibi şirketin ilgili yıllara dair genel kurulunun yapılmadığı iddiaları gerçekle bağdaşmadığını,

şirketin 2009-2010-2011-2012-2013 yılları için genel kurul toplantılarının yapılmış olması, yönetim kurulu faaliyet raporunun, bilanço ve gelir tablolarının incelenmiş ve kabul edilmiş olması ve yönetim kurulunun ibra edilmiş olduğu düşünüldüğünde bu aşamada davacıların taleplerinin dinlenebilmesi ve kabulü mümkün olmadığını, Diğer taraftan, şirketin 2009-2013 yılları arasındaki Genel Kurul Toplantılarına ilişkin kararlar OY BİRLİĞİ ile alındığını, davacı ----------- dava konusu muvafakatnamenin geçersiz olduğunu ileri sürmesi mümkün olmadığını, Müvekkil şirket iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu,

Mahkemenizce yapılacak inceleme ve araştırmaların ardından müvekkil şirketin maliki olduğu taşınmaza gerçekleştirilen işgal, tecavüz ve maddi çıkar sağlamaya yönelik eylemler kolaylıkla tespit edilebileceğini, ----------Ş.

(Müvekkili Şirket) iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu, dolayısı ile müvekkili şirketin maliki olduğu taşınmazın tapusunun iptalinin talebi hukuka uygun olmadığını, davacıların bu yöndeki taleplerinin reddi gerektiğini, Yukarıda izah olunan tüm bu nedenlerden dolayı sayın mahkemeniz huzurunda görülen davanın usulden reddini, bu talepleri kabul görmemesi halinde davasının her iki davacı bakımından esastan reddini talep ve beyan etmiştir.

Dahili davalı vekilinin cevap dilekçesini özetle. Davacı tarafın 01.02.2020 tarihli dava dilekçesindeki ve gerek 10.11.2023 tarihli dilekçesindeki iddia ve değerlendirmelerinin hakikati yansıtmadığını, davacılar ---------Ş. ile ----------- işbu davayı açmasının mümkün olmadığını, Nitekim;

gerek dosyada mevcut belgelerden ve gerekse 03.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, davacı -----------Ş.'nin %99 hissesi --------- %1 hissesi ise ---------- ait olduğunu, ---------- şirketin muhasebe işlerini takip etmesinden kaynaklı sembolik olarak kendisine %1 hisse verildiğini, Şirketin hakim hissedarı olan -------- paylarının -------- devredilmesinin son derece şüphe çekici olduğunu, yapmış oldukları araştırmalarda;

devir işleminin gerçekleştiği sırada ----------- ciddi sağlık sorunları ile mücadele ettiğini ve vefatından hemen önce devir işlemi yapmasının mümkün olmadığını, hisse devrinin ---------- imzası taklit edilmek suretiyle gerçekleştiğini tespit ettiklerini, Davacı -------- şirketin hakim hissedarı ve yetkilisi olmasına dair işlemlerin hukuka aykırı olduğunu, tarafın ehliyetinie haiz olmadığını,

Davacı tarafın "genel kurul kararı olmaksızın -------- davacı ---------Ş.'nin zilyedi olduğu taşınmazdaki haklarını kızına devir etmesinin hukuka aykırı olduğuna" dair değerlendirmesinin0 yerinde olmadığını "söz konusu taşınmazın 2B arazisi olması (yani mülkiyetinin şirkete ait olmaması), muris ---------- 2B arazisine ilişkin hakları kızı ---------- devrettiği 27.06.2012 tarihinde şirketteki hisse nispeti 2/10.000 adet gibi sembolik düzeyde ve münferit imza yetkili Y.K.

Başkanı olarak genel kuruldan yetki almadan şirket adına imza atmış olsa da, o tarihte geri kalan şirket hissesinin 9.997 adedinin kendi çekirdek aile bireylerine ait olduğu, satış/devir öncesi yapılacak bir genel kurulda 2B arazi satış hakkının verilmesi yönünde karar alınacağının açık olduğu, nitekim 15.01.2014 tarihinde murisin davacı şirketteki hissesini aile bireylerinden devir alarak 9.998/10.000 nispetine yükseldiği, dolayısıyla şirketin tek gayrimenkulü olan 2B arazisinin satış hakkının devredildiği tarihte genel kurul kararının olmamasının esaslı eksiklik olmadığı" düşüncesinde olduklarını, bir başka ifade ile;

anılan tarihte ---------Ş. aile şirketi statüsünde olmakla, ----------- genel kurulu toplaması sadece şekli anlamda bir fayda sağlayacağını, Davacılar vekilinin "davalı ----------Ş. ile davalı-müvekkil şirket arasında gerçekleşen taşınmaz satışının da hileli olduğuna" dair iddiasının gerçek dışı olduğunu, davalı-müvekkili şirket ortakları veya yetkilileri ile davalı ---------------Ş.'nin şirket ortakları ve yetkilileri arasında bir akrabalık ilişkisi veya bir ticari ilişkinin bulunmaması ve davalı-müvekkil şirketin dava konusu taşınmazı reel değerini ödemek suretiyle satın almış olması nazara alındığında,

işbu satış işleminde herhangi bir muvazaa veya hileli bir durum bulunmadığını, davalı-müvekkili şirketin, davalı -------------Ş.'nin mali durumunu, iç ilişkilerini, kimden alacaklı olduğu veya kime borçlu olduğu hususları hakkında bilgi sahibi olmasının beklenemeyeceğini, bahsi geçen taşınmazın müvekkil şirkete devri; iddia edildiği gibi kötü niyetli olarak işbu davayı sonuçsuz bırakmak kastı ile yapılmış olmadığını, tam aksine;

davalı- müvekkil şirket karlı bir yatırım olarak gördüğünden dolayı davaya konu taşınmazı satın aldığını ve satış bedelini de yasaya uygun şekilde ödediğini, Aynı zamanda davacı tarafların ileri sürdüğü işbu davaya temel teşkil eden muvazaa iddiasının gerçeği yansıtmadığını ve hukuki ispattan yoksun olduğunu, muvazaa iddiasında bulunan davacı tarafın iddiasının ispatlanmadığını, davacının söz konusu sözleşmede taraflar yerine geçip iddiasını güçlendirmek için taraf iradelerine (kendi yorumuyla) işlemi kendi yapmışcasına muvazaa gibi hukuki bir kurumu uyguladıklarını ileri sürmesinin dürüstlük ilkesiyle bağdaşmadığını,

Taraflar arasında muvazaa durumu söz konusu olsa dahi, dahili davalı olarak davacı ve diğer davalılar arasındaki hukuki ilişki iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olan müvekkili şirketi hukuken bağlamayacağını,. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunun 1023. Maddesinde.

"Tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur" hükmü yer almakta olup işbu hüküm iyi niyetli üçüncü kişiyi koruyacağını, söz konusu madde uyarınca; hak sahibi ya da hakkın konu ve kapsamı bakımından gerçeği yansıtmasa bile mülkiyet veya başka bir ayni hak iktisap eden 3. kişinin iyi niyetli olması şartıyla bu iktisabı geçerli sayılacağını, Gerçeklerle bağdaşmayan iddialara dayanan, haksız ve yasa koşulları gerçekleşmeyen davanın reddini, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

Davacı vekilinin bir kısım davalılar vekiline karşı cevaba cevap dilekçesini özetle. Şirketin tek mal varlığı olan binasının üzerinde olduğu arsanın hazineden alım hakkı, şirketin imza yetkilisi ortağı olan ------------- tarafından kendi öz kızı olan davalı ------------, bedelsiz olarak, muaffakatname vermek sureti ile devredildiğini, --------- da bu hakkı, yine bedelsiz olarak, hisselerinin %100 nün kendisine ait olduğu,

diğer davalı -------------Ş. ye devrettiğini, bütün bu hak devirlerinin bedelsiz ve şirketin genel kurul kararı olmadan yapılmış olduğunu ve açıkça muvazaa olduğunu ve mutlak yokluğa neden olacak eksiklikler olduğunu, muvazaada, davalı vekilinin bahsettiğinin tersine her türlü delil ile ispatlanabileceğini, davada söz konusu 2B arsa hakkının davalılara devrine sebep, Muafakatname ye şekil olarak herhangi bir itirazları olmadığını, O tarihte imza yetkilisi -------- olduğunu, noter de imza altına alınan muvafakatnamede şekil açısından eksik yada yanlış olmadığını,

Ancak bu muvafakatname ile şirketin esas ticari faaliyetini sürdürdüğü tek sahibi olduğu binanın, “arsa” hakkının devri yapıldığını, bu tasarrufun, 2012 yılında “ şirket genel kurul kararı “alınmadan yapılması sebebi ile mutlak yokluk ile hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Şirketin genel kurulu 2009-2013 yılları arasında yapılmadığını, 2009 - 2010 - 2011 - 2012 - 2013 genel kurulları 2014 yılında tek bir defada yapıldığını, Davalı vekilinin iddia ettiği gibi, “ Genel Kurullarda alınan kararların oy birliğiyle onaylandığı” hususunun doğru olduğunu, Ancak 2009 yılından beri, tüm genel kurullardaki bilançolarda,

bina ve dava konusu yer 2.540.700.- TL kayıt bedeli ile yer aldığını, Arsa hakkının devrine ilişkin herhangi bir karar mevcut olmadığını, 2012 yılından sonra yapılan tüm genel kurullarda, oy birliğiyle onaylanan şirketin mali tablolarında ve onaylanan tüm bilançolarda sultanbeyli arsa olarak söz konusu hak şirketin bilançolarında yer almadığını, Davalı tarafından, Muvafakatnamenin üzerinden 8 yıl geçtiğinden bahisle, iptali için dava açılamayacağı iddia ediliyorsa da, söz konusu muafakatname herhangi bir şekilde ilan yada tescil işlemi görmediğinden,

müvekkillerin, muvafakatnamenin varlığını bilebilmesinin mümkün olmadığını, Şirketin kayıtlarında 2009 yılından beri de bu taşınmazın kayıtlı olması böyle bir kaygının duyulmamasını doğal kılındığını, Davalı söz konusu taşınmazın müvekkil şirketin maliki olduğu önemli nitelikte bir taşınmaz olmadığını iddia ettiğini, Ancak söz konusu arsanın, müvekkili şirketin tek mal varlığı olan çarşı binasının üzerine kurulduğu arsa olduğunu, Bu sebeple, davalı vekilinin beyanın aksine, müvekkil şirket için çok önemli bir mal varlığı olduğunu, davalı şirketin iyi niyetli 3. Kişi olduğu iddiası ise kabul edilemez.

Davalı şirket tek ortaklı anonim şirket olduğunu ve tek ortağının da davalı ----------- olduğunu, Müvekkil Şirketin hak sahibi olduğu, 2 B arazisinin hazineden alımına ilişkin verilen muaffakatnamenin, gerek muvazaa ve gerekse de, müvekkil şirketin tek mal varlığı olan binasının kurulu olduğu arazinin alım hakkının başkasına devri hususunda, Genel Kurul kararı alınmaması sebebi ile iptali ile, dava konusu tapunun iptal edilerek, müvekkili şirket adına tescilini karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

Davacı vekilinin ihbar olunan vekilinin cevap dilekçesine karşı cevaba cevap dilekçesini özetle.

Davalıların, bilirkişi raporları ile de sabit olduğu üzere, davayı kaybedeceklerini anlayınca, dava konusu taşınmazı, satış gibi göstererek, dahili davalı, -------------Ş ye devrettiklerini, Yapılan işlemin gerçekte satış değil, muvazaa olduğunu, asıl amacının mal kaçırma olduğunu, Tapu iptal davasına konu taşınmazı satın aldığı için eklenen, dahili davalı -----------Ş. firmasının cevabı okunduğunda, iyi niyetli 3. Kişi dolduğunu iddia etmesine rağmen satışa konu ödemenin miktarı, ödemenin yapıldığı belgeler, banka dekontlarının belirtilmediğini, Cevapta belirtilen 15.09.2023 tarihli ön protokol de cevap ekinde yoktur,

muvazaa olduğu çok açık olan bu devirin gerçek bir satış olmadığının ortada olduğunu, Bu bilgi ve belgelerin, davalılar ve dahili davalı tarafından sunulması halinde çok daha net değerlendirmeler yapılabileceğini, İyi niyetli 3. kişi olduğunu iddia eden dahili davalı, satış olduğunu iddia ettiği işlemle ilgili, herhangi bir ödeme belgesi sunmadığını, yapılan işlemin satışın gerçek bir satış olduğuna ilişkin belgeler beklenirken, ödemeye ve ödeme miktarına ilişkin hiç bir belge sunulmaması,

sadece bir sözleşmeden bahsedilmesi düşündürücü olduğunu, davalının bilirkişi raporunun gelmesi ve davanın sonuçlanması aşamasında, yaptığı devirle, davanın uzatılmasının amaçlandığını, Davalı --------- Şti. taksitli olarak satın aldığı dava konusu arsaya ilişkin 2B ödemelerinden son 3 taksiti, 19.10.2022, 19.04.2023, 19.10.2023 tarihli 3 taksiti vadelerinde ------------- müdürlüğü'ne ödenmediğini, 6292 sayılı yasaya göre taksitlendirilen 3 adet 274.382, TL taksit ödemesi toplam 823.148.- TL yapılmadığını, İpoteğin vadesi 5 yıl olup tesis tarihi 17.06.2019 olduğunu,

bu konuda dahili davalının emlak müdürlüğünde bir inceleme yapmaması da hiç bir detay bakılmadan satın alındığını gösterdiğini, Tapu müdürlüğünden edinilen bilgiye göre, devir, emlak beyan değeri olan 15.100.00.-TL üzerinden yapılmış gösterildiğini, gösterilen devir bedeli, günün koşullarına göre çok düşük olduğunu, dahili davalı cevabında kaç TL ye satın aldığını dahi belirtmediğini " şirketin dava konusu taşınmazı reel değerini ödemek suretiyle satın almış olması nazara alındığında" şeklinde bir ifadesi bulunduğunu, söz konusu satışın bedelinin kaç TL olduğunun sorulmasını,

Satış bedelinin ödenmesine ilişkin ödeme belgelerinin ve dekontlarının istenilmesine, Davalı -------------Ş. İle dahili davalı şirket tarafından 15.09.2023 tarihinde imzalanan Taşınmaz Satışı Ön Protokol başlıklı protokolün dosyaya istenmesini, gelecek belgelere göre beyan ve delil sunma hakkımızın saklı olduğunu talep ve beyan etmiştir. Bir kısım davalılar vekilinin ikinci cevap dilekçesini özetle.

Davanın ------------ şirketi bakımından usulden reddi gerektiğini, davacı şirketin 2009-2013 yılları arasındaki olağan genel kurulları oybirliği ile onaylanarak yapıldığını ve 30.01.2014 tarihli ----------- yayınlandığını, önemle belirmek gerekir ki.

2009-2013 yılları için yönetim kurulu faaliyet raporu, bilanço ve gelir tabloları incelenmiş ve kabul edildiğini, ayrıca yönetim kurulu ibra edildiğini, şirketin 2009-2010-2011-2012-2013 yılları için genel kurul toplantılarının yapılmış olması,

yönetim kurulu faaliyet raporunun, bilanço ve gelir tablolarının incelenmiş ve kabul edilmiş olması ve yönetim kurulunun ibra edilmiş olduğu düşünüldüğünde bu aşamada davacıların taleplerinin dinlenebilmesi ve kabulünün mümkün olmadığını, diğer taraftan, şirketin 2009-2013 yılları arasındaki genel kurul toplantılarına ilişkin kararlar oy birliği ile alındığını, davacı ---------- dava konusu muvafakatnamenin geçersiz olduğunu ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, davacı --------- şirketin kurucusu olduğunu, 2009 yılından bu yana pay sahibi ve dava konusu muvafakatnamenin verildiği yıllarda şirket denetçisi olduğunu,

kendisinin şirketin işleminden haberdar olmadığını iddia etmesi hukuk düzeni, dürüstlük ilkesi ve iyi niyet ile bağdaşmaz. davacı bu noktada dava hakkını kötüye kullanmak olduğunu, somut olayda her ne kadar bir taşınmaz satışı söz konusu olmasa dahi;

yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca şirketin en önemli gayrimenkulünün satışı için genel kurul kararı bulunmasa dahi satış tarihinden sonra yapılan genel kurul toplantıları sebebiyle satışın iptalinin istenmesi Medeni Kanunun 2. Maddesinde düzenlenen dürüstlük ilkesi ile bağdaşmayacağına hükmedildiğini, muvazaa iddiasının yazılı delil ile ispatlanması gerektiğini, somut olayda muvazaalı bir işlem yapılmadığını, bu iddianın Davacı --------- Şirketi tarafından yazılı delil ile ispat edilememiş olması sebebiyle usulden reddi gerektiğini, Davacı -------------, davacı şirketin kurucusu,

ilk denetçisi ve 2012 yılı da dâhil hala -------- pay sahibi olduğunu, davacı Şirkette tüm olağan genel kurullar yapılmış ve bu olağan genel kurullarda oybirliği ile karar alındığını, davacı şirkette 2014 dönemine kadar tüm yönetim kurulu üyeleri ibra edildiğini, finansal tablolar ve yönetim kurulu faaliyet raporları oybirliği ile kabul edildiğini, şirketin genel kurullarında 2014 dönemine kadar tüm işlemlere onay veren ve hiçbir itirazda da bulunmayan davacı ------------ huzurdaki davaya ikame etmekle ile dava hakkını açıkça kötüye kullandığını, davanın -------- yönünden usulden reddi gerektiğini,

-------Ş. --------- İli --------- İlçesi --------- Mahallesi ---------- Ada ------------ Parselde bulunan ve yüzölçümü 3737,34 m2 olan taşınmazın 17.06.2019 tarihinden itibaren tek maliki olduğunu, ---------- ise Müvekkil Şirketin yönetim kurulu başkanı olduğunu, Tapu kayıtlarında Müvekkil Şirketin tek malik olduğu taşınmaz üzerinde ---------- Şirketi ( Yönetim Kurulu Başkanı --------- üçüncü kişiler ile bir kira sözleşmesi akdettiği ve bu sözleşmeye dayanarak bir bedel karşılığında taşınmazın kullanımını üçüncü kişilere devrettiği haricen tespit edildiğini,

taşınmazın tapu kaydının Müvekkil Şirket adına tescil edildiği 17.06.2019 tarihinden bu yana elde edilmiş olan hiçbir kira, kullanım hakkı vb. gelirler Müvekkil Şirkete gönderilmediğini, Müvekkil Şirket yapılan işlemlere ilişkin bilgilendirilmediğini, davacılara karşı taşınmaza yönelik gerçekleştirilen ve halen gerçekleştirilmeye devam edilen müdahalenin meni amacıyla -------Ş. tarafından ---------- E. sayılı davası 24 eylül 2020de sayın mahkemenizin huzurundaki işbu davadan önce ikame edildiğini, müvekkili şirket dava konusu taşınmazın tapusunu, bedelini hazine ve maliye bakanlığına ödeyerek kazandığını,

müvekkili şirketin,---------- ili ------------ ilçesi ---------- mahallesi ----------- ada----------- parselde bulunan ve yüzölçümü 3737,34 m2 olan taşınmazı 2b arazisi olması sebebiyle tüm bedelini ----------- ödemek sureti ile elde ettiğini, taşınmazın alım hakkının, ------------ Noterliğinin ------------ yevmiye numaralı 27.06.2012 tarihli muvafakatnamesi ile ---------- temsilen ----------- tarafından ---------- tanınmış olduğunu, ---------- ise ----------- Noterliğinin ----------- yevmiye numaralı, 22.02.2013 tarihli muvafakatnamesi ile bu hakkını ----------Ş.ne devrettiğini,

Müvekkili ------------ maliki olduğu taşınmaz babası ------------ tarafından bedelsiz bir şekilde Müvekkile devretmediğini, bir kısım davalılar vekili ikinci cevap dilekçesi ile davanın usulden reddini, davacılar tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edilen davanın esastan reddini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve beyan etmiştir.

Davacılar vekilinin bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesini özetle;---------- şirketi temsile yetkili olduğu dönemde, dava konusu muvafakat ile 2B hakkının kızına devri, şirkete karşı özen ve bağlılık yükümüne aykırı hareket olduğunu, genel kuruldan izin alınmadan bu işlemin yapıldığı kabul edilmesi gerektiğini, TTK 391 batıl kararlar başlığında ;

a) Eşit işlem ilkesine aykırı olan, b) Anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, c) Pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren, d) Diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin, kararlar batılı olduğunu, Son bilirkişi raporu ile satışın gerçek bir satış olmadığı --------- kayıtları açısından da ortaya konulduğunu, davanın kabulünü, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

Bir kısım davalılar vekilinin bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesini özetle.

Dahili davalı tarafından dosyaya müvekkil şirket ---------Ş. ile ---------Ş. arasında imzalanan 15.09.2023 tarihli "Taşınmaz satışı Ön Protokolü" başlıklı belge sunulduğunu, ilgili belgede taşınmazın satış bedelinin, tapu senedinde gösterilen bedelin üstünde olduğunu, satış bedeline karşılık bir araç ve iki adet taşınmazın verileceğinin açıkça belirtildiğini ve --------- ili ------------ ilçesindeki taşınmazın ------------Ş.'ne devir ve teslim edilmiş olduğunu, nitekim bilirkişi raporunda ----------- arsanın müvekkili şirket tarafından,

dahili davalıdan satım alımına ilişkin işlemin defter kayıtlarında yer aldığını ve işlemin muhasebeleştirildiğini, dahili davalı açısından da satım işleminin kayıtlarda yer aldığını ve muhasebeleştirildiği tespit edildiğini, bilirkişi raporuna beyan ve itiraz dilekçesi doğrultusunda davacıların gerçeklerle bağdaşmayan davasının reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.Dahili davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesini özetle.

Tam ve yeterli bir araştırma yapılmaksızın hazırlanmış, piyasa gerçeklerinden uzak, taraflar arasındaki uyuşmazlıkların çözümüne yeterince ışık tutmayan ve bu yönü ile hüküm tesisi için yeterlilik arz etmeyen bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, dava konusu taşınmaz üzerindeki binanın inşaat projesi ve inşaat ruhsatının olmadığını, yapının imar mevzuatına uygun hale getirilmesi için önceki maliklerce herhangi bir başvurunun yapılmadığını,

bu nedenle an itibariyle yapıda kat irtifakının ya da kat mülkiyetinin tesis edilmesinin mümkün olmadığını ve ayrıca yapının depreme dayanıklı bir yapı olup olmadığı hususunda ciddi endişelerin bulunduğunu öğrendiklerini, bahsedilen yapının değerine etki eden faktörlerin bilirkişi heyetince dikkate alınmadığını, Kamuoyunda "2B arazisi" olarak bilinen alan ya da arsa, 6831 Sayılı Orman Kanunu'n 2/b. Maddesinde.

"31.12.1981 yılından önce orman özelliğini yitirirdiğini, bilim ve fen bakımından tekrar ormana dönüştürülmesi mümkün olmayan, bu sebeple orman sınırı dışına çıkarılması uygun görülen alanlar" olarak tarif edildiğini, 2B arazilerine ilişkin "hak sahipliği" ise 6292 Sayılı Yasa'nın 6. Maddesinde;

"yasanın yürürlüğe girmesinden sonra düzenlenecek güncelleme listelerine veya kadastro tutanaklarına ya da kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre oluşturulacak tapu kütükler hanesine göre bu taşınmazların 31.12.2011 tarihinden önce kullanıcısı veya taşınmaz üzerinde bulunan yapının sahibi olarak gösterilen kişiler" olarak tanımlandığını, bu hususta herhangi bir tespit ve değerlendirme yapılmadığını, dosyaya sunmuş olduğumuz ----------Ş. ile ----------Ş. arasında imzalanan 15.09.2023 tarihli "Taşınmaz satışı Ön Protokolü" başlıklı belgede taşınmazın satış bedelinin, tapu senedinde gösterilen bedelin üstünde olduğu,

satış bedeline karşılık bir araç ve iki adet taşınmazın verileceği açıkça belirtildiği ve ----------- ili ------------ ilçesindeki taşınmaz ----------Ş.'ne devir ve teslim edildiği halde, herhangi bir sebep gösterilmeksizin bu anlaşmanın göz ardı edilmesinin isabetli olmadığını, bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesi doğrultusunda Tam ve yeterli bir araştırma yapılmaksızın hazırlanmış, piyasa gerçeklerinden uzak,

taraflar arasındaki uyuşmazlıkların çözümüne yeterince ışık tutmayan ve bu yönü ile hüküm tesisi için yeterlilik arz etmeyen bilirkişi raporuna ilişkin itirazlarımızın kabulü ile itirazlarımızın cevaplanması yönünden bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasını, dava konusu taşınmazın davalı ----------Ş.

Tarafından dahili-davalı ---------Ş.'ne devir edilmesinin danışıklı doğuş (muvazaalı) olduğuna dair herhangi bir delil sunulmadığını, ispat edilemeyen iddialara dayanan davanın reddini talep ve beyan etmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller değerlendirildiğinde;Dava, münferit yetkili şirket müdürü tarafından yapılan taşınmaz devrinin muvazaa nedeniyle tapunun iptali ile davacı şirket adına tescili talebine ilişkindir.

Davacılar vekili ---------- ili, ------------ ilçesi, ------------ Mahallesi, ----------- pafta, ---------- ada, ------------ parsel sayıda kayıtlı taşınmazın mülkiyetinin Hazineye ait Orman Niteliği yitirilmiş olup, 18.12.2008 tarihinden itibaren zilyedinin davacı şirket olduğunu iddia ederek şirket ortaklarından ve yetkilisi olan müteveffa ---------- arazideki haklarını hiçbir bedel ödemeksizin kızı olan davalı ---------- devrettiği, ------------ tarafından da diğer davalı şirkete devredildiği,

şirket aktifindeki taşınmaz üzerindeki hakların devri için Genel Kurul kararı alınmadığını, genel kurul kararına dayanmayan şirketin önemli miktarda mal varlığının toplu satışına ilişkin müdürün yaptığı işlemin kesin hükümsüzlükle batıl olduğunu, devrin muvazaa sebebi ile geçersiz olup, geçersiz muvafakatnamelere istinaden yapılan tescilin de yolsuz olduğundan tapunun iptalinin gerektiğini ilgili taşınmaza ilişkin tapunun iptaline, davacı şirket adına tapuda tesciline karar verilmesi talep edilmiştir.Davacının mahkememizde açtığı tapu iptali ve tescil davasında, ---------- ili, ----------- ilçesi, ----------- Mah. ---------- pafta,

-------- ada, -------- parsel sayıda kayıtlı taşınmazın mülkiyetinin hazineye ait Orman niteliği yitirilmiş olup, 18/12/2008 tarihinden itibaren zilyedinin davacı şirket olduğunu iddia ederek şirket ortaklarından ve yetkilisi olan müteveffa ---------- arazideki haklarını hiçbir bedel ödemeksizin kızı olan davalı ----------- devrettiği, ----------- tarafından da diğer davalı şirkete devredildiği, bu devirlerin genel kurul kararı alınmaksızın ve muvazzalı olarak yapıldığı iddia olunarak davalı şirket adına olan tapu tescilinin iptal edilerek davacı şirket adına tapuda tesciline karar verilmesinin talep edildiği,

dolayısıyla taşınmazın devirlerinin yolsuz olup olmadığı hususlarının uyuşmazlık konusu olduğu anlaşılmaktadır.

Türk Medeni Kanunu’nun 1023.maddesi uyarınca sicile güvenle bir gayrimenkulün mülkiyetini devralan kişinin kazanımı korunur ise de, Kanunun 1024.maddesindeki “Bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur” hükmü uyarınca, genel kurul kararı olmaksızın temsilcisi tarafından satılan gayrimenkulün satışı yetkisiz kişinin satışı niteliğinde olduğundan, elde edilen tescil yolsuz tescil olup, Kanunun 1024/1 maddesi uyarınca yolsuz tescili bilen veya bilmesi gereken kişilerin bu tescile dayanarak bir hak elde etmesi mümkün değildir. ----------- sayılı,

17 Ocak 2013 gün --------- esas ---------- karar sayılı , 15 Ocak 2013 tarih ---------- esas ---------- karar sayılı ilamlarında da açıklandığı üzere şirketin tek malvarlığı olan yerin satışı için ortaklar kurulu kararı gerekir. Ortaklar kurulu kararı olmadan yapılan satış yok hükmündedir.

Somut olayda davacıların iddiaları yönünden yapılan incelemede ise; mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi son heyet raporuna göre dava konusu taşınmazın gerçek değerleri ve satış bedelleri arasında fahiş fark bulunduğu; dolayısıyla bu hususun davacının muvazaa iddiasını desteklediği, davalı şirketin satış bedelini davacı şirkete ödediği yönünde herhangi delil sunmadığı, bunun yanı sıra davacı şirketin tek taşınmazın satışı hususunda genel kurul kararı da bulunmadığı, böylelikle TTK'nun 538. maddesine aykırı davranıldığı,

taşınmazın devir tarihinde aynı zamanda davalı şirketin tek ortağı ve yetkilisi olan davalı ---------- tarafından kendi şirketine devredildiği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde muvazaalı olduğu genel kurul kararı alınmadan yapılan devir sözleşmeleri geçersiz olduğundan söz konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı şirket adına tesciline dair karar verilmesi şartları yerine gelmiştir.

Yargılama sırasında davaya konu taşınmaz dahili davalı şirkete devir olmuş, HMK 125 maddesi gereğince dahili davalı ----------- şirketi davaya dahil edilerek yargılamaya devam olmuştur.

Davalı şirketlerin ticari defterleri incelendiğinde aralarındaki satışa ilişkin ödeme kayıtları olmadığı, dahili davalı şirketin yeni kurulan bir şirket olduğu defter incelemelerine ilişkin defter incelemelerine ilişkin kayıtlar da değerlendirildiğinde aralarındaki devrin de muvazaalı olduğu kanaatine varılarak açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacıların davasının KABULÜ ile, a-)--------- İli, ---------- ilçesi --------- Mah. --------- Ada, ----------- Parselde kayıtlı taşınmazın, dahili Davalı -------- adına kayıtlı hissesinin iptali ile davacı şirket adına KAYIT VE TESCİLİNE

b-) Mahkememiz kısa kararından bir örneğinin ilgili Tapu Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine

2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 1.689.339,08 TL'nin başlangıçta alınan 1.707,75 TL peşin harç ve 420.628,00 TL tamamlama harcı olmak üzere bakiye kalan 1.267.003,33 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,

3-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu 1.707,75 TL peşin harç, 54,40 TL başvuru harcı, 420.628,00 TL tamamlama harcı, 9.000,00 TL bilirkişi reddiyatı, 486,50 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere bakiye toplam 431.876,65 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine

4-Yargılama sırasında davacı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 855.304,80 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine

5-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının yatıran tarafa iadesine,

Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.05/02/2025

İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/417, K. 2025/112, 5 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Esas No
  4. Karar No: 2025/112
  5. Dava
  6. Dava Tarihi: 01/10/2020
  7. Karar Tarihi: 05/02/2025
  8. Gereği Düşünüldü
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/417
Karar No
2025/112
Tarih
5 Şubat 2025

İlgili Kararlar

  • Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/423 K.2025/121
  • Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/432 K.2025/131
  • İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/440 K.2025/86
  • İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/440 K.2025/178
  • İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/444 K.2025/163
  • Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/449 K.2025/145

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.