KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/572
- Karar No
- 2024/622
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2024
Karar Metni
2.019 kelime·10 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2022/572 Esas
KARAR NO: 2024/622
DAVA
Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ: 03/08/2022
KARAR TARİHİ: 03/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili 03.08.2022harç makbuz tarihli dava dilekçesinde özetle: Davalı şirketin aile şirketi ve sermayesinin 200.000TL olduğunu, a'ünün ödendiğini, şirketin sermayesinin 122.000TL'ye tekabül eden 9661'lik kısmının -----------, 60.000TL'ye tekabül eden 9630'luk kısmının ---------- ve 18.000TL'ye tekabül eden %49'luk kısmının --------- ait olduğunu, davacının davalı şirketin banka işlemlerinin 100.000TL'sine kadar olan kısımda münferit, 100.000TL'yi aşan işlemlerde de de şirket ortağı ve genel müdürü ----------- ile birlikte müşterek imzaya yetkili ortağı ve pazarlama müdürü olduğunu,
şirketin --------- Şubesindeki hesabından banka yetkililerinin de ağır kusuru ile 100.000TL'yi aşan miktarlar için münferit imza yetkisi olmayan şirket ortağı ve genel müdürü ----------- davacının bilgisi dışında döviz cinsinden banka tarafından ödemeler yapıldığını, banka tarafından yapılan ödemelerin 23.06.2022 tarihinde 60.000 Usd ve 60.000 Euro, 24.06.2022 tarihinde de 9.000 Usd ve 4.000 Euro olduğunu,
dövizlerin TL'ye çevrilerek davalı şirketin ---------Bankası ---------- Şubesi hesabına 29.06.2022 tarihinde 2.280.870,00TL olarak yatırıldığını ve bu hesaptan da aynı gün ---------- Şti. adına banka hesabına 2.265.560,00TL ödeme yapılarak paranın altına çevrildiğini ve halen de kendi tasarrufunda, inisiyatifinde tutarak şirket personelini ve şirket alacaklılarına ödeme yapılmamasına,
şirketin temerrüde düşmesine sebebiyet verdiğini, davalı şirket Genel Müdürü ---------- bu davranışı nedeniyle davalı şirketin Haziran ve Temmuz 2022 ayları personel ve diğer zaruri ödemelerini yapamadığından davalı şirket personellerinden (6) kişinin Haziran ve Temmuz ayları ücret ve diğer hak ve alacakları için ihtar ve ihbarnameler gönderdiklerini, ayrıca şirketin galip hissedarı ve genel müdürü ---------- 01.02.2018 tarihinden bu yana davalı şirketin ortaklar genel kurulunu toplamadığını ve genel kurul toplantılarının gerçekleştirilmediğini, davalı şirket müdürü -----------sadakatsiz davranışı,
imza yetkisini ve güveni kötüye kullanmış olması nedeniyle TMK m. 2 uyarınca dürüstlük kuralına aykırı işlemler yürüttüğünü, bu tutum ve davranışları nedeniyle davalı şirketi tehlikeye soktuğu gibi davalı şirketin devamının sürdürülebilirliğini imkansız halde getirdiğini beyanla, geçici hukuki koruma tedbirleri kapsamında davalı şirkete resen bir yönetim kayyımı atanmasına,
TTK m. 636/3 hükmü kapsamında, davalı şirketin haklı sebeplerle feshine veya davacı müvekkil orağın payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına/çıkmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer çözümlere karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı karşı davacı vekili 07.09.2022 tarihli cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle.
Davacının iddialarını kabul etmediklerini, müvekkili şirketin ortağı ----------- 03.06.2016 tarihli Genel Kurul Toplantı Tutanağının 4 numaralı; “----------- şirketi borç ve taahhüt altına sokacak maksat ve mevzuna giren bilumum işlem ve muamelelerin ifası, ipotek tesisi ve fekki için şirket unvanı altına atacağı münferit imzasıyla şirketi sınırsız şekilde temsil ve ilzam etmesine oybilirliğiyle karar verilmiştir.” Kararı kapsamında şirketin Genel Müdürü ------------ şirketi temsilen yapılacak iş ve işlemlerde sınırsız olarak yetkili kılındığını,
anılan genel kurul kararına istinaden 03.06.2016 tarihli 1 nolu iç yönerge ile şirketin genel müdürünün sınırsız şekilde münferiden, pazarlama müdürü davacı karşı davalının ise 100.000TL'ye kadar olan tüm işlemlerde münferiden, üzerindeki işlemlerde ise genel müdür ile müştereken atacakları imzayla temsil edileceğinin kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin 1993 yılında kurucu ortağı ve en büyük hissedarı olan ve kuruluşundan bu yana şirketin genel müdürlüğü yapan bir kişinin şirketi zarara uğratma maksatlı herhangi bir usulsüz işleminin söz konusu olmadığını,
davacı karşı davalı müvekkili şirkette genel kurulun 2018 tarihinden bu yana yapılamadığını ileri sürmüş ise de, 2018 yılından bu yana şirket yönetiminin fiilen kendisi nezdinde yürütüldü genel kurul defterlerinin davacı karşı davalı uhdesinde bulunduğunu, şirket defterlerinin genel müdür tarafından defaatle kendisinden talep edilmiş olmasına karşı işbu defterlerin genel müdüre teslim edilmediğini, davacının kendi kusurlu fiilleri sebebiyle genel kurulun toplanmadığını,
bu doğrultuda ----------- hukukunda egemen olan “hiç kimse kendi kusurundan yararlanamaz” ilkesi gereğince davacı karşı davalının kendi uhdesinde bulunan şirket defterlerini genel müdüre teslim etmeyerek, kendi kusurlu fiiliyle sebebiyet verdiği durumdan lehine yarar sağlayamadığını, müvekkili şirket genel müdürünün usulsüz işlemler gerçekleştirdiği iddiası ile şirketin devamının imkansız olduğunu beyan edilmiş ise de, işbu iddiaya dayanak olarak hiçbir somut delil ve gerekçe sunulmadığını, davacı karşı davalı şirketin nezdinde gerçekleştirmiş olduğu usulsüzlükleri ört bas etme amacıyla şirketin feshinin talep edildiğini,
müvekkili şirketin davacı karşı davalı yönetiminde olduğu süreçte 2020 yılı Mayıs ayından bu yana şirketin düzenli gelirlerinin şirket içerisine aktarılmadığını, sadece şirketin borç ve masraf doğuran gider kalemlerinin şirket kayıtlarına alınarak,
şirketin varlığından karşılandığını, tamamen aktif şekilde faaliyette buluna şirketin davacı karşı davalının şirkette aktarılması gereken gelir kalemlerini şirket içerisine nakletmemesi sebebiyle iş yapamaz duruma geldiğini, adeta sadece borç ve gider kalemlerinden oluşan koma halindeki bir hastaya dönüştürüldüğünü, müvekkili şirket kayıtları incelendiğinde davacı karşı davalı tarafın yönetimi sebebiyle şirketin zarara uğratıldığını, kayıtların dört başı mamur şekilde tutulmadığının anlaşılacağını, karşı davada;
davacı karşı davalının ----------- “---------” adında Müvekkili şirketin ticari unvanını, faaliyet konusunu ve müşterilerini kullanarak müvekkili şirketin devamı mahiyetinde şirket kurduğunu, ayrıca kurmuş olduğu bu şirketten elde edeceği kazancın müvekkili şirketle paylaşılacağı taahhü üvekkili şirketi oyaladığını ve yerine getirmediği taahhütlerle müvekkili şirketi zarara uğrattığını, kardan mahrum bıraktığını, müvekkili şirketin müşterilerinden ----------,--------- İşletmeciliği, -----------,
--------- şirketi ile --------- şirketi arasındaki ticari münasebet ve ----------- tarafından müvekkili şirket müşterileri adına düzenlenen faturaların dahi bu hususu tevsik ettiğini, müvekkili şirket ile --------- kurulu şirket arasındaki para transferini gösteren hesap dökümü incelendiğinde, farklı tarihlerde yurt dışında yer alan şirket hesabına yüklü tutarlarda, değişik tarihlerde para transferi yapıldığının görüleceğini, davacı karşı davalının kendi kusurlu fiil ve hareketleri sebebiyle şirket ortaklığının devamını şirket yönünden çekilmez hale getirdiğini,
şirketi fiilen yönettiği süreç içerisinde şirkete para giriş çıkışlarında usulsüzlükler yaşandığını, davacı karşı davalının kayıt dışı para çıkışları ile kendisine maddi menfaat sağladığını beyanla, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile davacı karşı davalının, davalı karşı davacı müvekkili şirket nezdinde şirketi temsil ve ilzama yönelik tüm yetkilerinin dava sonuçlanana kadar durdurulmasına,
fazlaya ilişkin talep ve tüm haklarımız saklı kalmak kaydıyla ----------- kurulu şirketin kuruluş tarihinden bu yana şirket hesabına ödemesi gereken şimdilik S0.000Euro bedelin fiili ödeme tarihindeki kur karşılığının dava tarihinden itibaren işleyen ve işleyecek olan mevduata uygulanan en yüksek ticari faizi ile birlikte şirket hesabına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı karşı davalı vekili 26.09.2022 tarihli karşı davaya cevap dilekçesinde özetle.
Davalı karşı davacının dava dilekçesindeki beyan ve iddialarının tamamen asılsız olduğunu, müvekkilinin davalı karşı davacı şirketin zararına hiçbir işlem yapmadığını, hatta --------- de yerleşik ----------- şirketinden “Teknik Servis ve Mühendislik Hizmetini” 38.756,00 Euro'ya satın alıp, ---------- kurulu ayrı tüzel ki olan ----------- firmasına aynı hizmeti 44.681,00Euro'ya satıp 5.925,00 Buro kar ederek sattığını, davalı karşı davacı şirketin genel müdürü ----------, ---------- kurulu şirketten satın alınmış olunan hizmete ilişkin yapılan ödemeden haberdar olduğunu, ödemenin bilgisi ve imzası dahilinde yapıldığını,
davalı karşı davacı şirketin 2019-2020-2021 yıllarında kara geçti. 2022 yılında da kara geçmeye başladığı sırada davalı karşı davacı şirketin genel müdürü ---------- tarafından şirketin tüm mevduatının altına çevirerek kendi uhdesinde tuttuğunu ve bu altınları şirkete teslim edilmediğinden şirketin piyasa borçlarının, personel maaşlarının, primlerinin ödenememesi nedeniyle şirketin faaliyetine imkan kalmadığını beyanla, asıl davanın kabulüne,
karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller değerlendirildiğinde ;Davacının davalı şirkette ortak olduğu ve 03.06.2016 tarihli ortaklar genel kurulu kararı ile kabul edilen yönetim ve temsil ilzama ait şirket iç yönergesine göre davacının davalı şirkette pazarlama müdürü olarak görev yaptığı, 100.000,00 TL ye kadar tüm işlerde münferiden, 100.000,00 TL üzeri işlemlerde ise genel müdür ile birlikte müştereken atacakları imzaları ile temsil ve ilzama yetkili olduğu, dava dışı olup davalı şirketin %61 oranında pay sahibi olan--------- şirketin genel müdürü olarak seçildiği,
şirketi borç ve taahhüt altına sokacak maksat ve mevzuna giren bilimum işlem ve muamelerlerin ifası ipotek tesisi ve fekki için şirket ünvanı altına atacağı münferit imzası ile şirketi sınırsız şekilde temsil ve ilzama yetkili kılındığı davalı şirketin ticaret sicil dosyasında açıkça anlaşılmakla birlikte asıl davada dava dilekçesinde yazılı nedenlerden dolayı davalı şirketin feshi ya da davacının şirket ortaklığından payının gerçek değerinin ödenmek koşulu ile haklı sebeplerle çıkarılmasının yasal koşullarının oluşup oluşmadığı,
karşı davada davacının yine tarafların iddia ve savunmalarından açıkça anlaşıldığı üzere ---------- dava dışı --------- şirketini kurduğu, davacının bu şirketin kurulması karşılığında davalı şirkete şirketinin elde ettiği kâr payından bir miktarının davalı karşı davacıya ödemesi gerekip gerekmediği hususlarının uyuşmazlık konusu olduğu, anlaşılmaktadır.Asıl Dava, limited şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; davacı ile davalı şirketin dava dilekçesinde ayrıntılı yazılı nedenlerden dolayı fesih ve tasfiyesinin yasal koşullarının oluşup oluşmadığı bu hususların uyuşmazlık konusu olduğu anlaşılmaktadır. TTK 636/3 maddesinde; ‘haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir.
Mahkeme, istem yerine davacı ortağı payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.’ hükmü düzenlenmiştir. Yasal düzenlemede şirketin feshi için haklı nedenler açıkça belirtilmemiştir.
Ancak ortaklık anlayışını ortadan kaldıran, bireysel çıkarlara yönelen, ortaklar arasında kişisel ve grupsal çıkarların ön plana çıktığı ve ortaklık amacının gerçekleşmesinin olanağının bulunmadığı durumların varlığı haklı nedenler arasına sayılabileceği hususunda Yargıtayın muhtelif kararları mevcuttur.
Yine uygulamada haklı nedenlerle fesih davası açılabilesi için davacı ortağın haklı nedenlerin meydana çıkmasında kendisinin eylem ve işlemlerinin ve katkısının bulunmaması gerekir. Hiç kimse kendi eylem ve işlemlerine dayanarak kendi lehine sonuç çıkaramaz.
Yargıtay, muhtelif kararlarında bir ortağın haklı nedenlerle şirketin fesih ve tasfiyesinin isteyebilmesi için en fazla eşit kusurlu olması gerektiğine hükmetmiştirDavalı/karşı davacı şirketin 03.06.2016 tarihli ve 3 no.lu ortaklar kurulu kararıyla kabul edilen 1 no.lu iç yönerge’ye göre şirketi, kamu kurum ve kuruluşlarında, banka ve benzeri kuruluşlarla ve 3.Kişilerle yapılacak işlemlerde genel müdür temsil etmeye yetkilidir.
Pazarlama müdürü ise 100.000 TL’ye kadar işlemlerde münferiden temsile yetkili olup, 100.000 TL üzerindeki işlemlerde ancak genel müdürle birlikte müşterek imza yetkisini haizdir. Nitekim 03.06.2016 tarihli ve 4 no.lu kararında ---------- müdür olarak seçilmiş ve sınırsız olarak temsile yetkili kılınmış, pazarlama müdürü seçilen davacı/karşı davalının ise temsil yetkisini 1.No.lu İç Yönerge çerçevesinde kullanabilmesine karar verilmiştir.
Her iki ortaklar kurulu kararının birlikte değerlendirilmesinden genel müdür ----------- şirketi her türlü işlem için sınırsız ve münferit temsil yetkisine sahip olduğu, pazarlama müdürü davacı/karşı davalının ancak 100.000 TL’ye kadar münferiden işlem yapabileceği, bu miktarın üzerindeki işlemler için ise ---------- da katılımıyla temsil yetkisine sahip olduğu anlaşılmaktadır.
Nitekim bu esaslar çerçevesinde -------------Ticaret Sicil Müdürlüğünden 05.08.2022 tarihinde gelen yazıda da davalı şirket hakim ortağı ve genel müdürü --------- münferiden imza yetkisine sahip olduğu bildirilmiştir.
Bu çerçevede davacı/karşı davalının iddiası değerlendirildiğinde şirketi her konuda sınırsız ve tek başına (münferiden) temsil yetkisini haiz olan ---------- ------------- Şubesi tarafından döviz cinsinden ödemeler yapılmasında, açıklanan nedenlerle davalı şirketin temsil esaslarına bir aykırılık bulunmamaktadır.
Genel kurulun toplantıya çağrılmasını talep bir hakka sahip olan davacı/ karşı davalının bu hakkını kullanmayarak genel kurulların 2018 yılından beri yapılmamasını fesih için haklı neden olarak ileri sürmesinin MK m.2’de düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği anlaşılmaktadır.
Davalı şirketin bilançoları incelendiğinde davalı şirketin personel borcu olmadığı anlaşılmakla davacı-karşı davalının itirazlarının yerinde olmadığı sabit olup davacı-karşı davalının ispatlanamayan davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Karşı dava açısından, TTK m. 626/2 uyarınca “Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya diğer tüm ortaklar yazılı olarak izin vermemişse, müdürler şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamazlar”.
Müdürler aynı zamanda şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde, gözetmekle yükümlü oldukları gibi (TTK m. 626/1) ortaklar için öngörülmüş bağlılık yükümüne de tabidirler (TTK m. 626/3). Ortakların bağlılık yükümünü düzenleyen TTK m. 613/2’ye göre “Ortaklar, şirketin çıkarlarını zedeleyebilecek davranışlarda bulunamazlar. Özellikle, kendilerine özel bir menfaat sağlayan ve şirketin amacına zarar veren işlemler yapamazlar”.
Tüm bu yükümlülüklerin ihlali halinde şirket uğradığı zararın tazminini bu yükümlülükleri ihlal eden müdür ve/veya ortaktan talep edebilir. Somut olayda davalı-karşı davacının kar kaybı vs gibi konularda zarara uğradığını ispat edemediği buna ilişkin verileri dosyada sunamadığından davalı-karşı davacının davasının ispatlanamadığından reddine karar verrmek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Gerekçesi yukarıda açıklanan sebeplerle;
1-ASIL VE KARŞI Davanın REDDİNE
2-Asıl dava yönünden Harçlar Yasasına göre alınması gereken 427,60 TL peşin harçtan, başlangıçta peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 346,90 TL'nin davacı- karşı davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Yargılama sırasında davacı- karşı davalı tarafın yapmış olduğu masrafların kendi üzerine bırakılmasına,
5-Yargılama sırasında davacı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden dava tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacı- karşı davalıdan alınarak davalı- karşı davacıya verilmesine,
6-Birleşen dava yönünden Harçlar Yasasına göre alınması gereken 427,60 TL peşin harçtan, başlangıçta alınan 155,00 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 272,60 TL'nin karşı davalı-karşı davacı alınarak hazineye irat kaydına
7-Yargılama sırasında davacı- karşı davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden dava tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince 9.040,00 TL vekalet ücretinin davalı- karşı davacıdan alınarak davacı- karşı davalıya verilmesine,
9-Karar kesinleştiğinde HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekilleri yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OY BİRLİĞİ ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 03/07/2024
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/572, K. 2024/622, 3 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama