KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/420
- Karar No
- 2024/921
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2024
Karar Metni
3.054 kelime·15 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/420 Esas
KARAR NO: 2024/921
DAVA
Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 14/06/2023
KARAR TARİHİ: 14/11/2024
DAVA
Davacı vekili Mahkememize sunduğu 14/06/2023 havale tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle.
22.03.2023 tarihinde davacının davalıdan sıfır bir araç satın aldığını, ancak araç satın alındıktan 3 gün sonra aracın bozulduğunu ve servise götürüldüğünü, araçta gizli ayıp olduğunu; motor kapağındaki çatlağın tespiti 17.04.2023 tarihinde yapılmış olup 19.04.2023 tarihinde --------- Noterliği'nden ----------- yevmiye numaralı ihtarname ile durumun davalıya bildirildiğini ve misli ile değişimin istendiğini; gerekli bildirimin yapılmasına rağmen zararın giderilmediğini;
maddi zararın da bulunduğunu beyan etmiş ve aracın iadesine karar verilmesini, bu mümkün değil ise bedel iadesi veya bedelde indirime gidilmesini, ayrıca maddi zararın tespit edilerek tazmin edilmesini, manevi zararın da giderilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili Mahkememize sunduğu 10/08/2023 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle: gizli ayıp iddiasının davalıya yöneltilemeyeceğini, araçtaki hasar ile davalının yaptığı işlerler arasında illiyet bağının olmadığını, davalının söz konusu aracı ----------- Ana Bayi'den aldığını, garanti-müdahale hakkının ----------- ait olduğunu; pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiğini;
ayıp ihbarının da TTK m. 23(1)c hükmünce süresinde yapılmadığını, 27.03.2023 tarihinde yetkili servis tarafından su kaçağının tespit edilmiş olmasına rağmen 8 gün içinde garanti veren firmaya ayıp ihbarının yapılmadığını, 17.04.2023 tarihinde yetkili olmayan bir servis tarafından motor kapağında çatlak tespitinin yapıldığını, davanın ----------- ihbar edilmesi gerektiğini beyan etmiş ve davanın reddine karar verilmesini talep edilmiştir.
DELİLLER
--------- Noterler Birliği'ne müzekkere yazılarak ------------ plakalı aracın tescil kayıtlarının mahkememize gönderilmesi istenilmiş ve gelen yazı cevabı dosya arasına alınmıştır. ------------Noterliği'ne müzekkere yazılarak satış sözleşmesinin onaylı suretinin mahkememize gönderilmesi istenilmiş ve gelen yazı cevabı dosya arasına alınmıştır. --------- müzekkere yazılarak davaya konu ------------ plakalı aracın tramer kayıtlarının mahkememize gönderilmesi istenilmiş ve gelen yazı cevabı dosya arasına alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE KANAAT
Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme ve imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme seçimlik hakkını kullanabilir.(TBK m. 227/1)Bilirkişi heyeti 18/03/2024 tarihli raporunda özetle; gizli ayıbın olup olmadığı yönünden incelemede.
25.03.2023 tarihindeki motor silindir kapak çatlağı şeklinde tespit edilen ayıbın gizli ayıp olduğunu, davalının iddialarının aksine bu ayıpla birkaç yüz km. kadar gidilebileceği ve kullanım kaynaklı bir ayıp olduğu yönünde davalıların somut bir tespit bilgi arıza kaydı sunmadığını, dolayısıyla arızanın kullanım kaynaklı olmadığını, 08.04.2023 tarihli servis girişinden sonra 37 gün süren arıza onarım süresince mahrumiyet kaybı olduğunu, ayıbın onarım ile giderildiğini,
çok erken 0 km taşıtta ortaya çıkan bu beklenmedik arıza ve buna bağlı olarak yapılan onarım sonrası aracın siciline işlenen hususlar nedeniyle araçta % 3 değer kaybı oluşacağı kanaatine varıldığını, davacının maddi zararının ticari kazanç kaybı nedeniyle ortaya çıktığı anlaşılmakta olup ticari kazançlarına ilişkin herhangi bir belge ibraz edilmediğinden hesabın mümkün olmadığını, Borçlar mevzuatına yönelik inceleme neticesinde; davacı tarafından davalıdan satın alınan ----------- plakalı aracın davacı adına 23.03.2023 tarihinde tescil edildiğini, ayıptan sorumluluğa yönelik incelemede;
davalı tarafından davacıya satılan sıfır araçta gizli ayıbın olduğu kanaatine varıldığını, satış sözleşmesinde ayıptan sorumluluk (ayıba karşı tekeffül) hükümleri kapsamında satıcı davalının sorumluluğunun doğabilmesi için davacı alıcının, gizli ayıba ilişkin olarak TBK m. 223/II, c. 3 hükmünce ("Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir...") ayıbı bildirme (ayıp ihbarında bulunma) külfeti altında olduğunu, eğer alıcı, bu hükme göre bildirim/ihbar külfetini "hemen" yerine getirmez ise yine aynı hüküm uyarınca satılanın, bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı;
bu kapsamda dosya kapsamı incelendiğinde: 27.03.2023 tarihinde ----------- tarafından düzenlenen "Servis İş Kabul Formu"nda davaya konu edilen araca ilişkin olarak "araç su eksiltiyor, antfiriz kokusu geliyor" yazdığını, davacı tarafından davalıya gönderilen, ------------ Noterliği'nde 19.04.2023 tarihinde düzenlenen ----------- yevmiye numaralı ihtarnamede özetle ayıplı aracın ayıpsız bir misli ile değişiminin talep edildiğini, davalı tarafından davacıya gönderilen, ----------- Noterliği'nde 26.04.2023 tarihinde düzenlenen -------- yevmiye numaralı ihtarnamede özetle sorunun ----------- ile çözülmesi gerektiğinin beyan edildiğini,
her ne kadar davacı tarafından dava dilekçesinde motor kapağı çatlak tespitinin 17.04.2023 tarihinde yapıldığı beyan edilmiş ise de dosya kapsamı incelendiğinde böyle bir rapora rastlanmadığını, hal böyle olmakla yukarıdaki tarihler nazara alındığında, TBK m. 223/II hükmü gereğince davacı alıcı tarafından ayıbın anlaşılmasıyla birlikte "hemen" davalı satıcıya bildirimin yapılıp yapılmadığını (ihbar külfetinin yerine getirilip getirilmediğini) takdirin, mahkemeye ait olduğunu,
eğer davacı alıcı tarafından ayıbın anlaşılmasıyla birlikte "hemen" davalı satıcıya bildirimin yapıldığı (ihbar külfetinin yerine getirildiği) ve TTK m. 18(3)'te sayılan usullere de uyulduğu kabul edilir ise bu halde davacı alıcının, TBK m. 227 hükmünde sayılan seçimlik hakkını kullanabileceğini, TBK m. 227/I hükmünde alıcının, işbu hükümde dört bentte sayılan seçimlik haklardan "sadece birinin" kullanılabileceğinin düzenlendiği;
alıcı davacı tarafından satıcı davalıya gönderilen, -------- Noterliği'nde 19.04.2023 tarihinde düzenlenen ---------- yevmiye numaralı ihtarnamede ise davacı alıcının, TBK m. 227/I,b.4 "ayıplı aracın ayıpsız bir misli ile değişimini" talep ettiği.
TBK m. 227/I hükmünde düzenlenen seçimlik hakların kullanılması, yenilik doğuran hakkın kullanılması olduğundan yenilik doğuran hakların özelliklerine göre "geri alınamaz, kullanılmakla tükenir" özellikte olduğunu, davacı, davalıya göndermiş olduğu ihtarnamede "ayıpsız misli ile değişim" yönündeki yenilik doğuran hakkını kullanmış ve böylece seçimlik hakkını tüketmiş olmasına rağmen dava dilekçesinde davacının aracın iadesine karar verilmesini, bu mümkün değil ise bedel iadesi veya bedelde indirime gidilmesini, dava dilekçesinde istenen taleplerin ise davacı tarafından gönderilen ihtarnamedeki talebin aksine,
ilk talebin TBK m. 227/I,b.1 hükmüne göre sözleşmeden dönme ve iade, diğer talebinin ise TBK m. 227/I,b.2 hükmüne göre satış bedelinde indirim isteme yönünde olduğu; hal böyle olmakla davacı alıcı tarafından davalıya gönderilen ve davalıya tebliğ edilen ihtarnamede "ayıpsız misli ile değişim" yönündeki yenilik doğuran hakkını kullanmasına rağmen dava dilekçesindeki farklı taleplerinin takdirin mahkemeye ait olduğunu, maddi tazminat talebi yönünden inceleme;
eğer davacı alıcı tarafından ayıbın anlaşılmasıyla birlikte "hemen" davalı satıcıya bildirimin yapıldığı (ihbar külfetinin yerine getirildiği) ve TTK m. 18(3)'te sayılan usullere de uyulduğu kabul edilir ise bu halde davacı alıcının, TBK m. 227/II (Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.) hükmünde sayılan hakkını kullanabileceği; buna göre genel hüküm sayılan TBK m. 112 hükmü gereğince olumlu (müspet) zararın giderimini talep edebileceği kanaatine varıldığını, bunun hesabının ise teknik uzmanlarca teknik yönden yapılabileceğini, manevi tazminat talebi yönünden inceleme;
davacı, davalı tarafından teslim edilen satılanın ayıplı olması sebebiyle manevi zarara uğradığını iddia etmiş olup belirtmek gerekir ki “borcun gereği gibi ifa edilmemesi ve sözleşmenin ihlal edilmesi” halinde manevi tazminat talebine ilişkin TBK m. 114/II “Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye ay-kırılık hâllerine de uygulanır.” hükmünce bu halde kusurun derecesinin önemli olmadığı; hükmün atfı dolayısıyla “kıyasen” uygulama alanı bulacak düzenlemenin TBK m. 58/I hükmü olduğu;
bu hükmün ise “Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.” şeklinde olduğu; manevi zararın talep edilebilmesi için bir kimsenin kişilik hakkına hukuka aykırı bir tecavüz (saldırı) bulunması gerektiği; açık kanun hükmü bulunmadıkça kişilik hakkı tecavüze uğrayan ile zarar görenin aynı kişi olması gerektiği (yansıma yoluy-la zarar olmamalıdır); bir manevi zararın bulunması gerektiği; kişilik hakkına hukuka aykırı tecavüzle manevi zarar arasında illiyet (nedensellik) bağının olması gerektiği;
davalının sorumlu olmasını gerektiren kusurlu veya kusursuz sorumluluk halinin mevcut olması gerektiği; dolayısıyla bir sözleşmede üstlenilen borcun ifa edilememesi/sözleşmeye aykırılık/sözleşmeyi ihlal halinde TBK m. 114/II hükmünün TBK m. 58/I hükmüne atfı dolayısıyla manevi zararın tazmininin talep edilebileceği; ancak Yargıtay kararlarında da kabul edildiği üzere sözleşmenin ihlalinin, manevi tazminatı gerektirebilmesi için zararın “kişilik hakkının ihlali sonucunda” oluşması gerektiği;
üzüntü, acı, ızdırap, vb. duyguların kişilik hakkının ihlali sonucu değil, “malvarlığı hakkının ihlali sonucu” doğması sebebiyle TBK m. 58/I hükmünde sayılan manevi tazminat koşullarının olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin irdelenmesi gerektiği; manevi tazminatın talep edilebilmesi için kişilik hakkına hukuka aykırı tecavüzle, yani borca aykırı bir davranışla manevi zarar (kişilik hakkına vaki teca-vüzden duyulan acı, elem ve ızdırap vs.) arasında uygun illiyet (nedensellik) bağının olması gerektiği ; buna ilişkin ---------- kararının “Sözleşmeye aykırı davranış, manevi zarara yol açabilir.
Manevi zarar malvarlığında bir azalmayı değil ve fakat kişilik haklarına vaki tecavüz sebebiyle bir kimsenin duyduğu cismani ve manevi acı ve ızdırabı, elemi ve böylece yaşama zevkinde bir azalmayı ifade eder. TBK.nun 114. (BK 98) maddesinin ikinci fıkrasında "haksız fiil sorumluluğuna dair hükümler kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerine de uygulanır" tarzında yapılan yollamanın kapsamına manevi tazminat da girmektedir.
Manevi tazminat talep edilebilmesi için kişilik hakkına hukuka aykırı tecavüzle, yani borca aykırı bir davranışla manevi zarar (kişilik hakkına vaki tecavüzden duyulan acı, elem ve ızdırap) arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır.
Davacı kiracının iddia ettiği olayların kişilik hakkını nasıl ihlal ettiği hususu ispatlanamamıştır. ...” şeklinde olduğunu; hal böyle olmakla HMK m. 194(1) ve TMK m. 6 hükümlerince manevi zarara uğradığını iddia eden davacının, manevi zarara uğrayıp uğramadığını somutlaştırıp somutlaştırmadığı; dosya kapsamına sunulan deliller uyarınca davacının manevi zarara uğrayıp uğramadığı, TBK m. 114/II, TBK m. 58/I hükümleri uyarınca aranan şartların uyuşmazlıkta oluşup oluşmadığı yönündeki değerlendirmenin, TMK m. 4 hükmü gereğince münhasıran mahkemeye ait olduğunu, davanın ihbar olunan şirkete yöneltilip yöneltilmeyeceği hususunda;
uzmanlık alanım olan borçlar mevzuatı gereğince değerlendirme yapıldığında, tüketici mevzuatına yönelik beyanların değerlendirilemediğini, uzmanlık alanımın dışında kaldığını, zira davacının ticaret mahkemesinde açıldığı; bununla birlikte yukarıdaki teknik inceleme neticesinde davacıya satılan aracın gizli ayıplı olduğunun tespit edildiği nazara alındığında satış sözleşmesinde ayıptan sorumluluk (ayıba karşı tekeffül) hükümleri (TBK m. 219 vd.) kapsamında satıcının sorumluluğunun doğup doğmayacağının irdeleneceği; buna göre “borcun nispiliği ilkesi” uyarınca hukuki ilişkinin taraflarının birbirine karşı talepte bulunabileceği;
ayıptan sorumluluk hükümleri alıcı-satıcı bakımından uygulama alanı bulacağı için satış sözleşmesinin tarafı olmayan üçüncü kişiler tarafından sorumluluğun doğmayacağı; ayıptan sorumluluk hükümlerince seçimlik hakların sadece “satıcıya” karşı kullanılabileceğinin kanunda (TBK m. 227) düzenlendiği (tüketici hukukunda durumun farklı düzenlenmiş olabileceği, ancak bu hususun uzmanlık alanımızda olmadığı);
hal böyle olmakla sözleşmede satıcı olarak anılmayan üçüncü kişilerin TBK m. 223 vd. gereğince satış sözleşmesinden doğan ayıptan sorumluluk kapsamında sorumluluğunun bulunmadığını, ancak dosya kapsamına İhbar Olunan ------------ tarafından 17.01.2024 tarihli dilekçe ekinde sunulan "Garanti" başlıklı evrak incelendiğinde davaya konu edilen "----------" model araç için "-------- araçlar için garanti süresi 24 ay (limitsiz km) ile sınırlıdır." ifadesine yer verildiği.
"İthalatçı Firma" olarak ise "-----------Ş."nin gösterildiği; hal böyle olmakla davaya konu araçtaki ayıbın işbu evrakta belirtilen garanti süresi içerisinde ortaya çıktığı anlaşılmakla TBK m. 128/I hükmü ("Üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenen, bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.") gereğince husumetin yöneltilip yöneltilmeyeceğini beyan ve rapor etmiştir.
Bilirkişi heyeti 20/07/2024 tarihli ek raporunda özetle; dava konusu araçta gizli ayıp bulunduğu konusunu kök raporda açıkladıklarını, 25.03.2023 tarihindeki motor silindir kapak çatlağı şeklinde tespit edilen ayıbın gizli ayıp olduğunu, davalının iddialarının aksine bu ayıpla birkaç yüz km. kadar gidilebileceği ve kullanım kaynaklı bir ayıp olduğu yönünde davalıların somut bir tespit bilgi arıza kaydı sunmadığını, dolayısıyla arızanın kullanım kaynaklı olmadığı,
konusundaki kanaatini muhafaza ettiklerini, davacı itiraz dilekçesinde ifade edilen %3 değer kaybına itiraz hususunda, kök raporda belirtilmiş olduğu gibi motor silindir kapak çatlağı şeklinde tespit edilen ayıbın gizli ayıp olduğunu, ayıbın onarım ile giderilmiş olduğunu, çok erken 0 km taşıtta ortaya çıkan bu beklenmedik arıza ve buna bağlı olarak yapılan onarım sonrası aracın siciline işlenen hususlar nedeniyle ikinci el müşterisinin genel yaklaşımları, ortalama araçlara değer biçme psikolojisi konusundaki deneyimlerimize dayanarak araçta % 3 değer kaybı oluşacağı kanaatine varmış olup, bu kanaati muhafaza ettiklerini,
28.03.2024 tarihli davalı itiraz dilekçesinde ifade edilen, aracın yetkisiz servise götürülmüş olması hususunda, aracın sonuç olarak onarılmış olduğu dikkate alındığında, değerlendirmede dikkate alınması gereken bir faktör olarak düşünülmediğini, dava konusu araçta 08.04.2023 tarihli servis girişinden sonra 37 gün süren arıza onarım süresince mahrumiyet kaybı olduğunun anlaşıldığı kök raporda ifade edilmiş olup, davacı vekilinin 20.05.2024 tarihinde davacıya ait ticari makbuzları dosyaya sunmuş olduğunu, söz konusu ticari makbuzlardan;
davacının düzenlemiş olduğu 31.03.2023 tarihli faturada bir aylık personel taşıma bedeli 16.690,80 TL olarak göründüğünü, bu bedelin günlük karşılığı 16.690,80 / 30 = 556,36 TL olup, bu bedelin, sürücü maaşı, yakıt, bakım, onarım giderleri çıkarıldıktan sonra kalan net kazanç kısmı takriben %40 olarak kabul edildiğinde, günlük net 222,50 TL olarak hesaplandığını, bu şartlar altında 37 günlük kazanç kaybı 222,50 x 37 = 8.232,50 TL olarak hesaplandığını, Borçlar mevzuatına yönelik değerlendirmeler yeniden yapılmış olup önceki değerlendirmeleri değiştiren bir tespit yapılamadığını beyan ve rapor etmiştir.
Yargı yetkisini, Anayasanın 9. Maddesine göre, Türk Milleti adına kullanan Mahkememizce, uyuşmazlık konusu hakkında, yapılan açık duruşmalar ve yargılama sonunda(Ay. m.141), toplanan/sunulan deliller, tescil kayıtları, tramer kayıtları, satış sözleşmesi, bilirkişi heyet raporu, iddia ve savunmalar ile tüm dosya mündericatı incelenip hep birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu araçta gizli ayıp bulunduğu, 25.03.2023 tarihindeki motor silindir kapak çatlağı şeklinde tespit edilen ayıbın gizli ayıp olduğu,
davalının iddialarının aksine bu ayıpla birkaç yüz km. kadar gidilebileceği ve kullanım kaynaklı bir ayıp olduğu yönünde davalıların somut bir tespit bilgi arıza kaydı sunmadığı, dolayısıyla arızanın kullanım kaynaklı olmadığı, araçta % 3 değer kaybı oluşacağı, dava konusu araçta 08.04.2023 tarihli servis girişinden sonra 37 gün süren arıza onarım süresince mahrumiyet kaybı olduğunun anlaşıldığı, davacı vekilinin 20.05.2024 tarihinde davacıya ait ticari makbuzları dosyaya sunmuş olduğu, söz konusu ticari makbuzlardan 37 günlük kazanç kaybı 222,50 x 37 = 8.232,50 TL olarak hesaplandığı,
dosya kapsamı incelendiğinde: 27.03.2023 tarihinde ------------- tarafından düzenlenen "Servis İş Kabul Formu"nda davaya konu edilen araca ilişkin olarak "araç su eksiltiyor, antfiriz kokusu geliyor" yazdığı, davacı tarafından davalıya gönderilen, ----------- Noterliği'nde 19.04.2023 tarihinde düzenlenen ----------- yevmiye numaralı ihtarnamede ayıplı aracın ayıpsız bir misli ile değişiminin talep edildiği, davalı tarafından davacıya gönderilen, ----------Noterliği'nde 26.04.2023 tarihinde düzenlenen ----------- yevmiye numaralı ihtarnamede özetle sorunun ----------- ile çözülmesi gerektiğinin beyan edildiği,
TBK m. 223/II hükmü gereğince davacı alıcı tarafından ayıbın anlaşılmasıyla birlikte "hemen" davalı satıcıya bildirimin yapıldığı (ihbar külfetinin yerine getirildiği) Mahkememizce değerlendirildiği, davacı alıcının, TBK m. 227 hükmünde sayılan seçimlik hakkını kullanabileceği, TBK m. 227/I hükmünde alıcının, işbu hükümde dört bentte sayılan seçimlik haklardan "sadece birinin" kullanılabileceğinin düzenlendiği;
alıcı davacı tarafından satıcı davalıya gönderilen, ------------ Noterliği'nde 19.04.2023 tarihinde düzenlenen ----------- yevmiye numaralı ihtarnamede ise davacı alıcının, TBK m. 227/I,b.4 "ayıplı aracın ayıpsız bir misli ile değişimini" talep ettiği.
TBK m. 227/I hükmünde düzenlenen seçimlik hakların kullanılması, yenilik doğuran hakkın kullanılması olduğundan yenilik doğuran hakların özelliklerine göre "geri alınamaz, kullanılmakla tükenir" özellikte olduğu, davacı, davalıya göndermiş olduğu ihtarnamede "ayıpsız misli ile değişim" yönündeki yenilik doğuran hakkını kullanmış ve böylece seçimlik hakkını tüketmiş olduğu Mahkememizce takdir edildiği, manevi tazminat talebi yönünden inceleme;
davacı, davalı tarafından teslim edilen satılanın ayıplı olması sebebiyle manevi zarara uğradığını iddia etmiş olup belirtmek gerekir ki “borcun gereği gibi ifa edilmemesi ve sözleşmenin ihlal edilmesi” halinde manevi tazminat talebine ilişkin TBK m. 114/II “Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır.” hükmünce bu halde kusurun derecesinin önemli olmadığı; hükmün atfı dolayısıyla “kıyasen” uygulama alanı bulacak düzenlemenin TBK m. 58/I hükmü olduğu;
bu hükmün ise “Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.” şeklinde olduğu; manevi zararın talep edilebilmesi için bir kimsenin kişilik hakkına hukuka aykırı bir tecavüz (saldırı) bulunması gerektiği; açık kanun hükmü bulunmadıkça kişilik hakkı tecavüze uğrayan ile zarar görenin aynı kişi olması gerektiği (yansıma yoluy-la zarar olmamalıdır); bir manevi zararın bulunması gerektiği; kişilik hakkına hukuka aykırı tecavüzle manevi zarar arasında illiyet (nedensellik) bağının olması gerektiği;
davalının sorumlu olmasını gerektiren kusurlu veya kusursuz sorumluluk halinin mevcut olması gerektiği; dolayısıyla bir sözleşmede üstlenilen borcun ifa edilememesi/sözleşmeye aykırılık/sözleşmeyi ihlal halinde TBK m. 114/II hükmünün TBK m. 58/I hükmüne atfı dolayısıyla manevi zararın tazmininin talep edilebileceği; ancak Yargıtay kararlarında da kabul edildiği üzere sözleşmenin ihlalinin, manevi tazminatı gerektirebilmesi için zararın “kişilik hakkının ihlali sonucunda” oluşması gerektiği;
üzüntü, acı, ızdırap, vb. duyguların kişilik hakkının ihlali sonucu değil, “malvarlığı hakkının ihlali sonucu” doğması sebebiyle TBK m. 58/I hükmünde sayılan manevi tazminat koşullarının olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin irdelenmesi gerektiği; manevi tazminatın talep edilebilmesi için kişilik hakkına hukuka aykırı tecavüzle, yani borca aykırı bir davranışla manevi zarar (kişilik hakkına vaki teca-vüzden duyulan acı, elem ve ızdırap vs.) arasında uygun illiyet (nedensellik) bağının olması gerektiği ; buna ilişkin ----------- kararının “Sözleşmeye aykırı davranış, manevi zarara yol açabilir.
Manevi zarar malvarlığında bir azalmayı değil ve fakat kişilik haklarına vaki tecavüz sebebiyle bir kimsenin duyduğu cismani ve manevi acı ve ızdırabı, elemi ve böylece yaşama zevkinde bir azalmayı ifade eder. TBK.nun 114. (BK 98) maddesinin ikinci fıkrasında "haksız fiil sorumluluğuna dair hükümler kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerine de uygulanır" tarzında yapılan yollamanın kapsamına manevi tazminat da girmektedir.
Manevi tazminat talep edilebilmesi için kişilik hakkına hukuka aykırı tecavüzle, yani borca aykırı bir davranışla manevi zarar (kişilik hakkına vaki tecavüzden duyulan acı, elem ve ızdırap) arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır.
Davacı kiracının iddia ettiği olayların kişilik hakkını nasıl ihlal ettiği hususu ispatlanamamıştır. ...” şeklinde olduğu; hal böyle olmakla HMK m. 194(1) ve TMK m. 6 hükümlerince manevi zarara uğradığını iddia eden davacının, manevi zarara uğrayıp uğramadığını dosya kapsamında somutlaştırmadığının alşıldığı,
dosya kapsamına sunulan deliller uyarınca TBK m. 114/II, TBK m. 58/I hükümleri uyarınca aranan şartların uyuşmazlıkta oluşmadığı Mahkememizce değerlendirilmiş, bilirkişi heyet raporu ve ek raporu denetime elverişli ve hüküm kurmaya elverişli kabul edilerek davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine, 8.232,50 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/420, K. 2024/921, 14 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama