KÜNYE
T.C. İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 14 Mart 2025
- Esas no
- 2025/109 Esas
- Karar no
- 2025/282
- Dava
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 06/02/2025
Karar Metni
1.040 kelime·5 dk okuma·4 bölüm
Yukarıda açık kimlikleri yazılı taraflar arasında yapılan yargılama sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkiline ait...plakalı aracın İzmir Urla ...Köyü mevkiinde seyir halindeyken, davalı ZMMS-İMMS sigortasının sigortalısı olan...plakalı araç trafik kurallarına aykırı şekilde seyir etmesi sonucu müvekkiline ait araca çarpması sonucu çift taraflı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile alacak miktarı mahkeme eliyle tespit edildikten sonra talep miktarını değiştirmek kaydıyla şimdilik, 100,00-TL Araç Değer Kaybı Bedelinin, avans faiziyle birlikte kazada kusurlu olan ... plakalı aracın ZMMS-İhtiyari Mâli Mesuliyet sigortacısı sıfatıyla poliçe limiti dahilinde davalı sigorta şirketinden tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Davacı vekilinin 12/03/2025 tarihli beyan dilekçesiyle dava konusu zararın karşılanması nedeniyle davanın konusuz kaldığının beyan edildiği, 12/03/2025 tarihli beyan dilekçesi ekinde davacı vekili ile davalı sigorta şirketi vekili arasında imzalanan sulh protokolünün sunulduğu, davalı şirket tarafından sunulan hasar dosyası içeriğinde sulh sözleşmesine konu ödemeye dair dekontun bulunduğu görülmekle usul ekonomisi ilkesi gereğince duruşma günü beklenilmeksizin dosya ele alınarak yapılan inceleme sonucunda, davanın açılmasından sonra davacının taleplerinin karşılanmış olduğu anlaşılmıştır.
3-Dosya kapsamı, taraf vekillerin beyan dilekçesi ve sunulan banka ödeme dekontlarına göre dava tarihinden sonra dava konusu uyuşmazlığın davalı sigorta şirketinin ödemesiyle konusuz kaldığı anlaşılmakla konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş, tarafların birbirinden yargılama gideri talebi bulunmadığı gözetilerek tarafların lehine veya aleyhine yargılama giderine hükmedilmemiştir. Karar tarihine kadar sarf edilen yargılama giderlerinin ise sarf eden tarafların kendi üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
4-Sulh sözleşmesinde arabuluculuk ücretinin hangi tarafa yükletileceğine dair bir kayıt yer almadığı, her ne kadar dava sigorta şirketinin ödemesi nedeniyle konusuz kalmış olması nedeniyle davanın açılış anında davacının haklı olduğu anlaşılmakta ise de;
"6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir.
Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir.
Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir.
Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır.
Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır.
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir.
Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafın davada haksız olduğu dolayısıyla zorunlu arabuluculuk masraflarından davalının sorumlu olacağı gerekçesiyle arabuluculuk giderlerinin davalıdan tahsiline şeklinde hüküm kurulmuş ise de yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği,
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir." (Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 09/09/2024 tarih, 2022/2615 Esas 2024/7426 Karar sayılı ilamı)
Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davalıya yüklenmesi mümkün bulunmadığından, arabuluculuk ücretinin davacıya yüklenmesi doğru olmuştur. "(İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi'nin 2024/762 Esas 2024/687 Karar sayılı 25/04/2024 tarihli ilamı)
Yukarıda alıntılanan Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin istikrarlı uygulamasına göre, sigorta şirketine yazılı başvuru dava şartının bulunduğu uyuşmazlıklarda arabuluculuk başvuru şartı zorunlu olmadığı halde davacı tarafça bu yola gidilmesi halinde bu tutarın davacıya yükletilmesi gerekmektedir.
Zira dava şartı arabuluculuk kapsamında arabulucuya ödenen ücretin davalıya yükletilebilmesi için uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında olması gerekmekte olup, yukarıda da açıklandığı üzere somut uyuşmazlıkta alternatif uyuşmazlık çözüm yolu benimsendiğinden ayrıca arabuluculuk başvurusunda bulunulmasına gerek bulunmadığı halde arabuluculuk başvurusu yoluna gidilerek yargılama gideri sarfiyatı yapıldığı anlaşıldığından, mahkememizce Yargıtay ve istinaf uygulaması dikkate alınarak, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmiştir.
Katip... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/109, K. 2025/282, 14 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama