KÜNYE
T.C. İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Temmuz 2018
- Esas no
- 2017/568 Esas
- Karar no
- 2018/817
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 23/05/2017
Karar Metni
927 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülen İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili tarafından Mahkememize verilen 23/05/2017 tarihli dilekçe ile, davalı şirket aleyhine İzmir ...
İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile cari hesap alacağına ilişkin takibe geçildiğini, ancak borçlu tarafından borca ve yetkiye haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, davacı şirketin su arıtma cihazları ve sistemlerine ilişkin hizmet sunan bir şirket olduğunu, davalı ile aralarında ticari bir ilişkinin mevcut olduğunu, cari hesaba ilişkin 462,00 TL'lik borç için davalı tarafından davacıya her hangi bir ödeme yapılmadığını ve bu borç için de 25/04/2017 tarihinde İzmir ...
İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, ancak iş bu borç likit olmasına rağmen ve davalı kayıtlarında da görünmesine rağmen haksız ve kötü niyetli olarak borca ve yetkiye itiraz edildiğini, takip sonrasında 03/05/2017 tarihinde ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiğini, takipten haberdar olan davalının yalnızca asıl alacağı kısmen 08/05/2017 tarihinde yalnızca 462,35 TL olarak ödendiğini, böylelikle davalının borcunu açık şekilde kabul ettiğini, ancak borcun ferilerine ve vekalet ücretinden sorumlu olmadığına ilişkin haksız ve kötü niyetle itiraz ederek takibi durdurduğunu,
davalı şirketin kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini, dosyada vekalet ücreti, icra masrafları, faiz gibi feri alşacaklar hiç bir şekilde ödenmediğini, hali hazırda var olan alacak üzerinden bakiye 397,87 TL fer'i ve vekalet ücreti alacağının tahsili için de iş bu davayı ikame zorunluluğunun doğduğunu, taraflar arasındaki alacak konusu para olduğundan yetkili icra dairesi ve mahkemenin İzmir olduğunu, açıklanan nedenlerle, borcu olduğu halde sadece kötü niyetli olarak borca ve yetkiye itiraz eden davalının itirazının takip sonrası yaptığı ödeme dikkate alınarak iptaline ve takibin kalan bakiye bedel yönünden devamına,
haksız ve hukuka aykırı itirazları sebebi ile takibi durdurarak şirketi zarara uğratan davalı şirket aleyhine tüm dosya borcu üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, davalının mal varlığı üzerinde bundan sonra yapabileceği tasarruflar davacıyı zarara uğratabileceğinden, bunun önlenmesi amacı ile ihtiyati tedbir kararı verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Dava dilekçesi davalı şirkete tebliğ edilmiş, davalı vekili 19/07/2017 tarihli dilekçesinde, açılan davaya yetki yönünden itiraz edildiğini, yetkili mahkemelerin Dava dilekçesinde Davalının adresi olarak gösterilen İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri olduğunu, davaya konu icra takibinin muaccel olmayan bir alacak için yapıldığını, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeni ile davacıya 12/05/2017 vade tarihli, 10.250,00 TL tutarlı çek verildiğini, icra dosyası celp edildiğinde görüleceği üzere takip tarihi 26/04/2017 olduğunu, iş bu sebeple davalının icra dosyasının ana borcunu ödemekte haklı durumda olduğunu,
vadesi dahi gelmemiş bir alacak için takip yapılmasının da kötü niyetli olduğunu, ihtiyati tedbir talebi hukuka aykırı olup, iş bu talebin reddine karar verilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle basiretli iş adamı gibi davranmayan, muaccel olmayan borç için takip başlatıp huzurda da vekalet ücreti ve sair taleplerini öne süren davacının taleplerinin reddinin ve %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesi gerektiğinin istendiği görülmüştür.
Davacı şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkiye dayalı alacaklı olduğu iddiası ile davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine genel haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, davacı tarafça takibe ve icra müdürlüğünün yetkisine itiraz edildiği, itirazın iptali istemi ile mahkememizde iş bu davanın açıldığı, davacı tarafça cari hesaba dayanıldığı, davalı tarafından muaccel olmayan çekin tahsilinin istendiğinin iddia edildiği, davacı tarafça bu hususun kabul edilmediği ve cari hesaba dayanıldığı görülmüştür.
Davacı şirket ile davalı şirket arasında cari hesaba dayalı bir ticari ilişkinin olduğu taraf beyanlarından anlaşılmaktadır. Davacı tarafça da beyan edilen şekilde davalı tarafından davacı şirkete 10.250,00-TL bedelli çekin verildiği beyan edilmektedir. Cari hesaba dayalı olarak oluşan borcun 10.250,00-TL'sinin çek ile ödendiği hususu taraflarca beyan ve kabul edilmiş durumdadır.
Kalan kısım yönünden davalının ödemede bulunmadığı, davacı tarafça iddia edilmiş ve bu iddiaya dayalı olarak başlatılan icra takibi sonrasında davalı tarafın bakiye bedeli ödediği tespit edilmiştir. Bu haliyle bakiye 462,00-TL alacağın varlığı davalı tarafça da kabul edilmiş bulunmaktadır. Davalı tarafından davacıya keşide edilerek verilen çek vadesinin borcun muaccelliyeti yönünden düzenlenen çek açısından bağlayıcılığı söz konusu olabilecektir.
Zira davacının dava dilekçesine ekli olarak sunduğu cari hesap ekstresinde bakiye 462,00-TL borcun görüldüğü tespit edilmiştir. Bu hususlar dikkate alındığında davacı tarafından bakiye 462,00-TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine söz konusu alacağın ödenmesi ile birlikte itiraz edilmesi halinde icra takibine başlanmasına neden olunması ve bu masrafların yapılmasına neden olunması dikkate alındığında itirazın haksız olduğunun kabulü gerekmiştir.
Bu haliyle davalının icra takibine itirazının asıl alacağın ferileri yönünden kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği, asıl alacak ödenmiş olduğundan inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmış, her ne kadar kararın yasa yolu açık olduğu belirtilmiş ise de hükmedilen bedel dikkate alındığında karara karşı yasa yolunun kapalı olduğu anlaşılmakla birlikte kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği kuralı dikkate alınarak bu husus geerkçeli kararda değiştirilmemiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/568, K. 2018/817, 17 Temmuz 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama