KÜNYE
T.C. İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2024
- Esas no
- 2023/1007
- Karar no
- 2024/476
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 27/12/2023
Karar Metni
2.638 kelime·13 dk okuma·6 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin faturaya istinaden toplam 97.153,47-TL alacak için davalı borçlu şirket
aleyhine İzmir... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibi başlatıldığını, borçlunun
24.10.2023 tarihli itiraz dilekçesi ile borca, faize ve tüm fer'ilerine itiraz ettiğini, davacının ecza deposu şirketi olduğunu, Özel Ege Şehir Hastahanesi adı altında faaliyet gösteren davalı şirkete tıbbi malzeme ve ilaç sattığını, teslim edilen mallara karşılık alınması gereken bedel ödenmediğinden icra
takibine konu edildiği,
müvekkili şirketin davalıdan alacaklı olduğu gerek faturaların bilirkişi marifetiyle ticari
defterlerde yapılacak olan inceleme ile tespit edileceği, nitekim davalı tarafın faturalar
münderecatına itiraz etmediği gibi malları da teslim alarak ticari faaliyetlerinde kullandığını, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını beyan etmekle, davanın kabulüne, davalının İzmir.. İcra Dairesinin...Esas sayılı
dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, davalının yaptığı haksız
itiraz nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verildi.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarını ispatlamakla yükümlü olup, dosyaya sunulan delillerin yetersiz olduğunu, davalı şirket usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmemiş olmasının yanı sıra alacağa işletilmek üzere esas alınan faiz oranının hatalı olduğnu, davacının ibraz ettiği faturanın açık fatura olduğunu, davacı tarafından tek taraflı düzenlenmiş bir belge olduğundan tek başına satım ilişkisini ispata yeterli olmadığını, faturaya konu edilen alacağın kendiliğinden muaccel hale gelmeyeceği olgusu dikkate alındığında,
usulüne uygun olarak temerrüt ihtarı söz konusu olmadığından alacağın muaccel hale gelmediğini, müvekkili tarafından yapılan ödemelerin ticari defter ve kayıtların incelenerek hesaplanması gerektiğini, alacak likid olmadığından kötü niyet tazminatı söz konusu olmadığını beyan etmekle, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, 2-İzmir ... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası, 3-Davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, 4-Davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, 5-Davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2023 yılına ilişkin BA/BS formları, 6-Davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2023 yılına ilişkin BA/BS formları, 7-Serbet Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 04/07/2024 havale tarihli raporu, 8-Sair deliller.
DAVA KONUSU
Açılan dava, taraflar arasındaki tıbbi malzeme ve ilaç alım satım işlerine dair olarak bulunan ticari ilişki kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirkete satılan ve teslim edildiği iddia edilen ürünler açısından davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalardan kaynaklanan alacağın davalı şirketten tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi talebine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223).
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.
Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.
Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.
Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.
İzmir... İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının ... Ecza Deposu Ticaret Limited Şirketi, borçlunun ise...Özel Sağlık Yatırımları Sanayi Ticaret Anonim Şirketi olduğu, davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 97.153,47-TL asıl alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 219. maddesinde; ''Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir.
Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.'' hükmü bulunmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 220. maddesinde ise; ''İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.
Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.
Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.'' hükmü düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222. maddesinde de; ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir.
Mahkememizin 18/04/2024 tarihli duruşması 6 numaralı ara kararında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davacı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davacı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş olup, davacı vekili davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmiştir.
Mahkememizin 18/04/2024 tarihli duruşması 7 numaralı ara kararında ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davalı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davalı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş olup, davalı vekili davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmiştir.
Gerekli bilgi ve belgelerin temini akabinde dosyanın Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar, İzmir... İcra Dairesinin ...
Esas sayılı dosyası, taraflara ait ticaret sicil kayıtları, taraflara ait vergi sicil kayıtları ile BA/BS formları, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler ve sair deliller birlikte değerlendirilerek; taraflara ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulup tutulmadıkları, taraflara ait ticari defter ve belgelerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun şekilde yaptırılıp yaptırılmadıkları, taraflara ait ticari defter ve belgelerin sahibi lehine delil vasfı taşıyıp taşımadıkları, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı,
var ise hangi sebeplerden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu,taraflar arasındaki tıbbi malzeme ve ilaç alım satım işlerine dair olarak bulunan ticari ilişki kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirkete satılan ve teslim edildiği iddia edilen ürünler açısından davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalarda yer alan ürünlerin davalı şirkete teslim edilip edilmediği, teslim olgusuna yönelik olarak taraflara ait ticari defter ve belgelerde yazılı delil bulunup bulunmadığı, faturanın taraflara ait ticari defter ve belgeler ile taraflara ait BA/BS formlarında yer alıp almadığı,
davalı şirket tarafından davacı şirkete yapılan herhangi bir ödeme bulunup bulunmadığı, var ise ne kadar ödeme yapıldığı, neticeten davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalardan kaynaklı olarak davacı şirketin davalı şirketten alacağının bulunup bulunmadığı, alacağı var ise miktarının ne kadar olduğu ve icra takibinde işletilen faiz miktar ve oranının usulüne uygun şekilde işletilip işletilmediği hususlarının belirlenerek rapor düzenlenmesi istenilmiş olup, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 04/07/2024 havale tarihli raporunda sonuç olarak; davalı ...
Özel Sağlık Yatırımları Anonim Şirketi firmasının kanuni defter kayıtlarına göre davacı ...Ecza Deposu firmasının 97.153,46-TL alacaklı olduğu, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %15,75 reeskont iskonto faizi talep edilebileceği hususunda mütalaada bulunulmuştur.
Davalı vekilinin Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 04/07/2024 havale tarihli raporuna karşı itirazlarının, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturaların davalı şirkete ait ticari defter ve belgelere işlendiği, ayrıca davalı şirket tarafından vergi dairesine bildirilen BA formlarında da yer aldığı ancak faturalar kapsamında herhangi bir ödeme kaydının bulunmadığı anlaşılmakla reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar, İzmir ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası, taraflara ait ticaret sicil kayıtları, taraflara ait vergi sicil kayıtları ile BA/BS formları, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 04/07/2024 havale tarihli raporu ve sair deliller birlikte değerlendirilerek;
davaya konu uyuşmazlığın, taraflar arasındaki tıbbi malzeme ve ilaç alım satım işlerine dair olarak bulunan ticari ilişki kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirkete satılan ve teslim edildiği iddia edilen ürünler açısından davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalardan kaynaklanan alacağın davalı şirketten tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi talebine ilişkin olduğu, İzmir...
İcra Dairesinin...
Esas sayılı dosyasında davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 97.153,47-TL asıl alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, taraflar arasında tıbbi malzeme ve ilaç alım satım işlerine ilişkin olarak bir ticari ilişki bulunduğu, mal satımına ilişkin olarak davacı şirket tarafından düzenlenen faturaların davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler ile davalı şirket tarafından Vergi Dairesine yapılan bildirim neticesinde düzenlenen BA formlarında yer aldığı,
düzenlenen faturaların ticari defter ve belgelere işlenmesi ve Vergi Dairesine bildirilmesinin teslim olgusunun ispatına yeter düzeyde ve davalı şirketin faturalara konu alacak bedelleri mukabilinde borçlu olduğunun kabulü açısından karine oluşturduğu, açıklanan gerekçeler dahilinde davacı tarafın iddialarını usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatladığı, tarafların tacir sıfatını haiz olmaları ile ticari faiz isteyebilecekleri ve davacı vekilinin tercihini reeskont faizi yönünde kullandığı,
alacağın faturaya dayalı olması kapsamında likit mahiyette olduğu ve icra inkar tazminatı açısından yasal şartların oluştuğu anlaşılmakla, açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Katip .. · e-imza Hakim... · e-imza
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/1007, K. 2024/476, 10 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama