KÜNYE
T.C. İzmir Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 9 Temmuz 2024
- Esas no
- 2022/70 Esas
- Karar no
- 2024/125
- Dava
- Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 18/04/2022
Karar Metni
1.614 kelime·8 dk okuma·4 bölüm
Davacı vekili tarafından 18/04/2022 tarihinde davalı aleyhine açılan dava, mahkememizin esas defterine kaydedilmiş olup, yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 07.07.2017 yılında ... ... KUAFÖR adıyla İzmir Esnaf ve Sanatkar Siciline kaydedilmiş olan ve ... marka numarasıyla 23.03.2018 tarihinde ... marka hakkına davalı tarafça tecavüz oluşturduğunu, maddi tazminat ile 5.000-TL manevi tazminat talebinin olduğunu dava etmiştir. Islah dilekçesinde özetle; Maddi tazminat taleplerinin 27.506,84-TL'ye çıkarılmasına, söz konusu bedele haksız fiilin işlenme tarihi olan 19.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz oranının uygulanmasına kararı verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Ayırt edici işaretler arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesi yapılırken karşılaştırılmaya konu ibareler arasında görsel, sescil ve kavramsar unsurlar bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacının " ..." unsurlu ticaret ünvanı ve "..." kelimesinin üstünde şapka modelli markası ile müvekkili tarafından iş yeri ticaret ünvanı olarak kullanılan marka ve logoların yazılış biçimi, yazı boyutları,
yazı tipi ve yazıya eşlik eden logo tercihleri itibari ile önemli ölçüde kavramsal farklılık bulunduğu ve vasıf bildirici nitelikleri itibariyle ayırt ediciliği güçlü olan bu tür işaretlerin ortalama tüketiciler tarafından karıştırılmayacağını, haksız rekabet ve ticaret ünvanına tecavüz oluşturmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKÇE
Davacı adına kayıtlı markanın davalı tarafınca ihlalinin bulunup bulunmadığı ihlal sonrası maddi manevi tazminat talebinin haklı yerinde bir talep olup olmadığı marka ihlalinin gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarında uyuşmazlık bulunmakta olup yapılan yargılama sonucunda;
Markanın toplumda karıştırılmaya neden olacak kadar benzerinin aynı veya benzer sınıftaki ürün ve hizmetlerde kullanılması iltibas teşkil etmektedir. Benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu markaların tescilli oldukları sınıfların birbirine benzerliğidir. Türkiye'nin de taraf olduğu Nice Anlaşması'nın 2/1 maddesi. "Sınıflandırma tescil edilen herhangi bir marka için temin edilen koruma sınırlarının değerlendirilmesi konusunda özellikle bağlayıcı olmayacaktır" hükmünü amirdir.
Bu hüküm uyarınca markalara ait emtia listesinde yer alan mal ve hizmetlerin "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle inceleme konusu markaların emtia İistelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer” mal ve hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir.
Bu hususta doktrin ve uygulamada benimsendiği üzere; benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin tespitinde, mal ve hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmedikleri, benzer ihtiyaçları giderip gidermedikleri, son kullanıcıları ve tüketici profilleri, birbirleri yerine ikame edilip edilemeyecekleri ve birinin diğerini tamamlama imkanının bulunup bulunmadığı, rekabet etme olanakları, kullanım amaçları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı,
kullanım yöntemleri, hedeflenen tüketici kesimi, dikkate alınmalı ve bu şekilde mal ve hizmetlerin benzer olup olmadığı tespit edilmelidir.Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal ve hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Marka işlevsel olarak göze, kulağa ve düşünceye hitap ettiğinden, karıştırılma ihtimali incelemesinde markalar, bütün özellikleriyle birlikte dikkate alınmalıdır.
Toplu değerlendirme yapılması gerektiği Yüksek Mahkeme kararlarında yer aldığı gibi öğretide de, bir markanın tescil edilirken çeşitli unsurları ayrıştırılarak değil, bir bütün halinde tescil edildiği; tüketicilerin de markayı unsurları ayrıştırarak değil, bir bütün halinde algıladıkları; öte yandan bir markanın, bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin, bütüne hakim olan görünümünün diğerlerinden ayırt edici nitelikte olmasının esas olduğu; bu sebeple, markanın içerisinde yer alan unsurlardan sadece birisine bakılarak ve diğer unsurlar ihmal edilerek karşılaştırma yapılamayacağı kabul edilmektedir..
Karıştırılma ihtimalinin tespitinde, marka olarak kullanılan ibare ve şekillerin birbirlerine görsel, sesçil(fonetik) ve kavramsal(semantik) benzerlikleri araştırılmalı ve bu araştırmada “bütüncül bir yaklaşı sergilenmelidir. * Bazı markalarda şekil, bazılarında söyleniş, bazılarında anlam, bazı markalarda ise bu hususların ikisi veya üçü marka şeklinin bütününde belirgin ve fark edilebilir olur ve benzerliğin saptanmasında önem taşırlar. * İltibas tehlikesini araştırırken markalardaki esas unsur,
Başkasının hak sahibi olduğu markanın toplumda karıştırılmaya neden olacak kadar benzerinin aynı veya benzer sınıftaki ürün ve hizmetlerde kullanılması iltibas teşkil etmektedir. Benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu markaların tescilli oldukları sınıfların birbirine benzerliğidir. Türkiye'nin de taraf olduğu Nice Anlaşması'nın 2/1 maddesi.
"Sınıflandırma tescil edilen herhangi bir marka için temin edilen koruma sınırlarının değerlendirilmesi konusunda özellikle bağlayıcı olmayacaktır" hükmünü amirdir. Bu hüküm uyarınca markalara ait emtia listesinde yer alan mal ve hizmetlerin "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler.
Bu nedenle inceleme konusu markaların emtia İistelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer” mal ve hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir.
Bu hususta doktrin ve uygulamada benimsendiği üzere; benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin tespitinde, mal ve hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmedikleri, benzer ihtiyaçları giderip gidermedikleri, son kullanıcıları ve tüketici profilleri, birbirleri yerine ikame edilip edilemeyecekleri ve birinin diğerini tamamlama imkanının bulunup bulunmadığı, rekabet etme olanakları, kullanım amaçları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı,
kullanım yöntemleri, hedeflenen tüketici kesimi, dikkate alınmalı ve bu şekilde mal ve hizmetlerin benzer olup olmadığı tespit edilmelidir.Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal ve hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Marka işlevsel olarak göze, kulağa ve düşünceye hitap ettiğinden, karıştırılma ihtimali incelemesinde markalar, bütün özellikleriyle birlikte dikkate alınmalıdır.
Toplu değerlendirme yapılması gerektiği Yüksek Mahkeme kararlarında yer aldığı gibi öğretide de, bir markanın tescil edilirken çeşitli unsurları ayrıştırılarak değil, bir bütün halinde tescil edildiği; tüketicilerin de markayı unsurları ayrıştırarak değil, bir bütün halinde algıladıkları; öte yandan bir markanın, bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin, bütüne hakim olan görünümünün diğerlerinden ayırt edici nitelikte olmasının esas olduğu; bu sebeple, markanın içerisinde yer alan unsurlardan sadece birisine bakılarak ve diğer unsurlar ihmal edilerek karşılaştırma yapılamayacağı kabul edilmektedir.
Karıştırılma ihtimalinin tespitinde, marka olarak kullanılan ibare ve şekillerin birbirlerine görsel, sesçil(fonetik) ve kavramsal (semantik) benzerlikleri araştırılmalı ve bu araştırmada “bütüncül bir yaklaşı sergilenmelidir. Bazı markalarda şekil, bazılarında söyleniş, bazılarında anlam, bazı markalarda ise bu hususların ikisi veya üçü marka şeklinin bütününde belirgin ve fark edilebilir olur ve benzerliğin saptanmasında önem taşırlar.
İltibas tehlikesini araştırırken markalardaki esas unsur, tali unsur ve yardımcı unsur kavramlarını izah etmek gerekmektedir. Zira “esas unsur”, marka örneği üzerinde bulunan ve markanın ayırt edicilik özelliğini sağlayan işarettir. Bu işaret; markanın çekirdeğini oluşturan sözcük, şekil, harf veya sayılardan oluşmaktadır. “Tali unsur”, marka örneği üzerinde bulunan ikinci derecede tamamlayıcı unsurdur. Bu unsur da, sözcük, harf veya sayılardan oluşabilir.
Bu unsur, genellikle üzerinde kullanılacak ürünün modelini veya hizmetin sloganını belirler. “Yardımcı unsur” ise, markanın üzerinde kullanılacağı mal ya da hizmetlerle ilgili karakteristik ibare veya işaretleri içeren unsurlara denir. Bu unsurlar, markanın üzerinde, vasfını, kalitesini, miktarını, amacını, değerini veya coğrafi kaynağını gösterebilir.
Yüksek Mahkeme'nin iltibas olgusunun değerlendirilmesinde esas olan yaklaşımının, ilgili malın tüketicisi olan halkın gözüyle yaklaşım olduğuna dair birçok kararı mevcuttur. Benzerlikte görüşüne başvurulacak halktan kasıt -doktrinde de kabul edildiği kullanılacak mal veya hizmetlerin, cinsini, çeşit: üzere- “ortalama seviyedeki tüketici” dir.
Halk ya da ortalama seviyedeki tüketici; markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup, konunun uzmanı olmayan, ancak makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişidir.
Somut olayda. Davacının markasında ... sözcüğü ile Smokin şapkası ve papyon şekillerinin kullanıldığı davalının iş yerinde ise ... ... saç tasarım ve kuaför sözcüklerinin verilen hizmetin cinsini belirten tanımlayıcı mahiyette olduğu ... sözcüklerinin küçük puntolarla yazıldığı ... sözcüğünün ise büyük puntolarla yazıldığı görülmüştür.
Şekil ve sözcük unsurlarından oluşan karma markalarla tüketicilerin markalardaki sözcük unsuruna daha yüksek önem verdiği ayırt edilmesinde şekli unsurlardan ziyade önceliğin sözcük unsurların olduğu figuratif unsurlarında elbette göz ardı edilemeyecek olsa da tali bir öneme sahip olduğu kabul edilmektedir,
tüm bu nedenlerle davacının markasının ayırt edici baskın unsurunun "..." ibaresi olduğu her iki tarafında aynı sektörde (Kuaför) faaliyet gösterdiği hitap edilen müşteri kitlesinin aynı olduğu davalının ... ibaresinin kullanmasının davacının markasıyla karıştırma ihtimalinin mevcut olduğu gibi davalının bu şekilde kullanımının marka hakkının ihlal niteliğini taşıdığı, davacının zararlarının tespiti bakımından yapılan hesaplamada;
bilirkişi hesabında alternatifli olarak hesaplanan İnstagram hesabındaki kullanım ya da davalının iş yeri açma ve vergi levhası tarihi itibariyle yapılan hesaplama bakımından yapılan değerlendirmede davalının iş yerinin 01/07/2020 tarihinde açtığı ve vergi kaydının bu şekilde olduğu resmi niteliği bu tarih itibariyle kavuştuğu ve bu tarih itibariyle mali sorumluluğunun bulunacağı ve bu kapsam bakımından yapılan hesaplamada itibar edilmek suretiyle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler alınan bilirkişi raporu kapsamında davacının marka hakkını ihlalin tespiti önlenmesine yönelik davasının kabulüne,
maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne fazlaya ilişkin talebin reddine manevi tazminat talebin kabulüne dair aşağıda belirtir şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip... e-imzalı Hakim... e-imzalı
İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/70, K. 2024/125, 9 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama