KÜNYE
T.C. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2024
- T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2022/1066 Esas - 2024/150
- Esas no
- 2022/1066 Esas
- Karar no
- 2024/150
- Hakim
- İbrahim ÖZTÜRK 153613
- Katip
- Süleyman BIYIKLI 180572
- Davacı
- ZEHRA DEMİRÇALI - [TCKN] [15734-37450-10505] UETS
- Vekili
- Av. BİLAL NEŞELİLER - [16181-81341-68824] UETS
- Davalı
- MEHMET YAKUP TAŞ - [TCKN] Postacılar Mah. 7651/1 Sk. No:30 İç Kapı No:K1 Bayraklı/ İZMİR
- Vekili
- Av. NASUH ÖZDEMİR - [15505-05884-21288] UETS
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 23/11/2022
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 13/03/2024
Karar Metni
1.728 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili, Müvekkilinin *** Temizlik Kimya isimli firması üzerinden cari faaliyetini sürdürdüğünü, davalıya çeşitli temizlik ürünleri satışı yaptığını, 28.06.2022 tarih, ... nolu 163.384,69 TL tutarlı faturayı düzenleyerek ürünlerin davalıya teslim edildiğini, Davalı tarafından satın alınan ürünler için e- fatura düzenlendiğini, davalı tarafça faturaya yönelik herhangi bir itirazda bulunulmadığını, Ancak davalı tarafça ürünler satın alınıp teslim alınmasına rağmen ödeme yapılmadığını, müvekkili adına davalı aleyhine Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı icra takibinin başlatıldığını, Davalı tarafından takibe itiraz edildiğini, Taraflar arasındaki ticari alım satımdan kaynaklı müvekkilinnin alacağı mevcut olduğunu, takipte talep olunan faiz oranının da hukuka uygun olduğunu, davalı/borçlunun Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyasında yürütülmekte olan icra takibinde yapmış olduğu itirazının iptalini, takibin devamını, asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı tarafa dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olmasına rağmen yasal 2 haftalık kesin süre içerisinde cevap dilekçesi sunmamıştır. Davalı tarafın HMK'nın 128/1. maddesi gereği dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkar etmiş sayılacağı tespit edilmiştir.
DELİLLER
Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
HMK’nun 266/1. maddesi gereği bilirkişi incelemesi yaptırılmasına dair 04/05/2023 tarihli celsede karar verilmiş, bilirkişi Süheyla Gökçek'in mahkememize sunmuş olduğu 05/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle.
"Davacının davalı aleyhine, Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas dosyası ilamsız takiplerde ödeme emri ile 15.09.2022 tarihinde asıl alacak 163.384,69TL icra takibi başlatmış olduğu, Davacıya ait 2022 yılı ticari defterlerinin süresi içinde ve usulüne uygun olarak tasdik ettirildiği, kayıtların birbirini doğruladığı, HMK 222'ye göre sahibi lehine delil olma niteliğine haiz olduğu, Davacının ticari defter kayıtlarında davalıyı, 120.359 Mehmet Yakup Taş hesabında takip ettiği, davaya konu faturanın, davacı tarafça muhasebe usul ve esaslarına uygun olarak kaydedilmiş bulunduğu, Davaya konu alacağa esas teşkil eden, 28.06.2022 tarihli ve ...
Nolu faturanın, ilgili dönemde, davacı tarafça BS, davalı tarafça BA formlarında bildirilmiş olduğu, Davacının ticari defter kayıtlarında, davalının takip edildiği hesabın 31.12.2022 tarihi itibariyle bakiyesinin 163.384,69TL / Borç olduğu, Davalı tarafça dava konusu alacağa esas teşkil eden faturaya itiraza ilişkin dosya kapsamına belge sunulmadığı, Davalı tarafça, dava konusu alacağa ilişkin ödeme belgesi sunulmadığı, Davacının ticari defter kayıtları ve dosya kapsamından, davacının davalıdan 163.384,69TL Asıl Alacak alacaklı olduğu, İcra inkar tazminatı ve miktarının Takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu," mahkememize bildirilmiştir.
Aynı ara karar doğrultusunda Erkan Esel'in mahkememize sunmuş olduğu 20/10/2023 tarihli raporda özetle; "Davalı tarafın düzenlemiş olduğu faturaya ait teslim belgelerinin ve 102.01 bankalar hesabı ile kapatılan 320.Z002 nolu hesaba ait ödeme tevsik edici belgelerinin mahkemenize sunulması halinde davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığı, ancak ilgili belgelerin sunulmaması halinde davacı tarafa 163.384,69 TL olduğu" mahkememize bildirilmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Davacı dava dilekçesiyle, faturadan dolayı alacaklı olduğunu, davalının ödeme yapmadığını belirterek yapılan takibe itirazın iptali dilemiştir.
Davaya konu Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyası üzerinde yapılan incelemede alacaklısının mahkememize ait işbu dosya davacısı, borçlusunun yine mahkememize ait işbu dava davalısı olduğu alacaklı tarafından borçlu aleyhine toplam 163.384,69 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibin dayanağının 1 adet fatura alacağından kaynaklı olduğu ödeme emrinin itiraz üzerine takibin borca itiraz nedeniyle durduğu ve 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasının açıldığı görülmüştür.
-Davanın esasının incelenmesine dair mesele;
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir.
Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur.
Tarafların ticari defter incelemesinde dava konusu faturaların tarafların ticari defterlerine kayıtlı olduğu, davalı defterlerinde borcun banka hesabı ile kapatıldığı ve davacı defterlerine göre 163.384,69 TL alacaklı olduğu görülmüştür.
HMK'nın 222. maddesi uyarınca, tarafların ticari defterlerinin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
Belirtilen bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Diğer tarafın yukarıda belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ise ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.
Taraflar arasında var olduğu iddia edilen ilişki faturaya dayandırılmış olmakla, fatura ve faturanın delil olma kuvveti bakımından bir değerlendirme yapmak gerekmiştir.
Faturanın TTK'da tanımına yer verilmemiştir. Vergi Usul Kanunu 229.maddesinde fatura,"Satılan emtia ve yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesika" olarak tanımlanmıştır. Buna göre fatura, tek taraflı düzenlenmesi her zaman mümkün olan bir belgedir.
TTK 21/1.maddesine göre, "Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir”. TTK 21/2 maddesine göre "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır".
27.06.2003 tarihli 2001/1 E.2003/1 K.sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, "fatura sözleşmenin yapılmasıyla ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir.." denilmiştir.
Fatura akdin kurulumuna değil, ifasına ilişkin belge olduğundan faturaya dayalı alacak talebinde bulunmak için öncelikle akdî ilişkinin kanıtlanması gerekir. Bu nedenle faturaya dayalı alacağın ispatı kural olarak davacıya aittir. Akdî ilişkinin ticari defterler üzerinden kanıtlanması halinde alacaklı olduğunu iddia eden kişinin delil olarak ya her iki tarafın defter ve kayıtlarına dayanması ya da münhasıran davalı defter ve kayıtlarına dayanması gerekir.
Somut olayda, davalının defterlerinde dava konusu faturanın yer alması sebebiyle davacı şirketin faturaya konu mal ve/veya hizmetin davalıya teslim edildiğini anlaşılmıştır. HMK 6. Maddesi gereğince ödemeyi davalı ispat edemediğinden davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.
-İcra inkar tazminatına dair değerlendirmede;
İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.
Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nun 07.06.2006 tarih *** Karar sayılı kararı).
Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece hükmedilen asıl alacak miktarı davalı ticari defterlerinde yapılan inceleme ile de sabit olmuş ve bu miktar alacağın varlığı saptanarak hüküm kurulmuştur. Hükmedilen miktarın likid bir alacak olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/1066, K. 2024/150, 15 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama