KÜNYE
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/812
- Karar No
- 2024/742
- Karar tarihi
- 10 Temmuz 2024
- T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- ***Esas -***
- Esas no
- ***
- Karar no
- ***
- Hakim
- ***
- Katip
- ***
- Davacı
- ***
- Vekili
- Av.
- Davalı
- ***
- Vekili
- Av.
- Dava
- İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- ***
- Karar tarihi
- ***
- Karar yazım tarihi
- ***
Karar Metni
2.754 kelime·14 dk okuma·4 bölüm
Mahkememize açılan İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı borçlunun, ... numaralı fatura ile müvekkilinden bir kısım mal satın aldığını, ancak fatura bedelini müvekkiline ödemediğini, davalı borçlunun yapılan her türlü uyarıya rağmen müvekkili şirketten aldığı malların bedelini ödememekte ısrarını sürdürdüğünü, borçluya Yahyalı İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını ancak gönderilmiş olan icra ödeme emrine borçlu tarafından borcun ödenmesinden bahisle itiraz edildiğini, borçlunun borca itiraz emişse de işbu itirazın haksız, kötüniyetli ve mesnetsiz olduğunu,
yukarıda açıklanan ve mahkemece resen gözetilecek nedenlerle davanın kabulü ile, Yahyalı İcra Müdürlüğü'nün ... esas numaralı dosyasına yapılan kötü niyetli itirazın iptalini, itiraza uğrayan tüm alacaklar yönünden takibin kaldığı yerden devamını, haksız ve kötü niyetle itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; davacı tarafından açılan davanın süresinde olmaması halinde süreden reddinin gerektiğini, müvekkilinin inşaat malzemeleri alım satım işiyle iştigal ettiğini, müvekkili ile davacı iş yeri arasında yaklaşık iki yıllık ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin davalı şirketten yaklaşık olarak 1 milyon liraya varan bir alım yaptığı, davacıdan almış olduğu inşaat malzemelerini kendisine ait işletme bünyesinde satışını yaptığını, müvekkilinin satın aldığı malzemelerin "laminat parke" olduğunu, aldığı bu malzemeleri kendi müşterilerine sattığını ancak akabinde müşterilerinden şikayetler aldığını,
malların ayıplı olduğu şeklinde geri dönüşler olduğunu, bunun üzerine müvekkilinin davacı şirkete bildirimde bulunduğunu ancak davacı tarafın kusurunu kabul etmediğini, ürünlerdeki hatanın kullanıcı kaynaklı hatalar olduğunun bildirildiğini, müvekkilinin bu alım satım işinden doğan zararının davacı tarafından talep edilen miktarın çok üzerinde olduğunu, malzemeleri sattığı müşterilerine hem malzeme bedelini hem de işçilik bedelini ödemek zorunda kaldığını, davanın öncelikle usulden, esasa girilmesi halinde esastan reddine, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
icra takibinin kötü niyetli olarak yapılmış olması nedeniyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Yahyalı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... karar sayılı ilamı ile verilen görevsizlik kararının kesinleşmesi neticesinde dosyanın mahkememize geldiği ve ... esas sırasına kaydı yapıldığı görülmüştür.
YARGILAMA VE GEREKÇE
Dava, alınan mal ve hizmet karşılığı alacağın ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir.
6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca yargılama Tek Hakim tarafından yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizde açılan ve sonuçlanan davada 7251 sayılı kanunla değişik 6102 Türk Ticaret Kanununun 4/2. maddesi uyarınca basit yargılama usulü uygulanmıştır.
Dava şartı arabuluculuk faaaliyeti kapsamında taraflar görüşmüş ancak anlaşmaya varamamışlardır.
Tarafların ticari defter kayıtları, Yahyalı İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasının uyap kayıtları, takibe konu edilen fatura, vergi dairesi kayıtları ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, bilirkişi heyetinden ayrıntılı rapor alınmıştır.
Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir. (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219, 223). İcra dosyasında itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ edildiğine ilişkin bir belge bulunmadığı gibi, eldeki davanın bir yıllık yasal süre içinde kısmi dava olarak açıldığı anlaşılmıştır.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir.
Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur.
HMK’nun "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. maddesi;
"(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklindedir.
7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirilmiştir.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK'nun 222/1).
Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanununa göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK'nun 222/2).
Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK'nun 222/4). Ticari defterler usulüne uygun tutulsun tutulmasın aleyhe olan kayıtlar delil olur (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin, ***Karar sayılı ilamı).
Kural olarak, muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Temerrüt ya bir ihtar ile ya da dava açılması suretiyle gerçekleşir. İade talebinde bulunulmadan temerrüt faizi işlemez (TBK'nun l17/1. maddesi). Faturaya veya açık hesap ilişkisine dayalı takiplerde takip öncesi borçludan faiz talep edilebilmesi için fatura borçlusunun bir ihtar ile ya da aleyhine bir takip ya da dava açılmak suretiyle temerrüde düşürülmesi gerekir. Borçlunun temerrüdü, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmişse bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Ödeme talebinde bulunulmadan temerrüt faizi işlemez.
Dosyaya mübrez 12/12/2023 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacının takip ve dava konusu yaptığı TMA2021...263 numaralı 20.222,49-TL bedelli faturanın hem davacının hem de davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının ticari defterlerinde takip konusu faturadan sonra 23.000-TL tahsilat yapıldığına ilişkin kayıt bulunduğu, davacının takip ve dava konusu yaptığı faturadan sonraki 23.000-TL tutarındaki tahsilat takip ve dava konusu fatura tutarından mahsup edildiğinde davacının davalıdan bakiye alacağı kalmadığı,
davacının davalıya toplam 23.517,01-TL tutarında fatura düzenlediği ve bu faturanın davalının da ticari defterlerinde kayıtlı olduğu; davacının davalıdan 23.000-TL tutarındaki tahsilatı mahsup edildiğinde davacının bakiye 517,01-TL alacağının kaldığı, davacının ticari defterlerinde 2020 yılından devreden 11.649,67-TL alacağı gözüktüğü, bu tutara ilişkin bir mutabakat metninin dosyaya sunulmadığı, davacının ve davalının 2020 yılı ticari defterlerinin dosyada bulunmadığı, davalının 2021 yılı ticari defterlerinde de bu tutarın borç olarak gözükmediği,
hal böyle olunca davacının bahse konu 2020 yılından devreden bakiye tutarı ispatlaması gerektiği, yargılamanın ilerleyen aşamasında davacı tarafça önceki dönemden devreden 11.649,67-TL'den ispatlanan tutarın olması durumunda, yukarıda belirttiğimiz 517,01-TL tutarındaki ispatlanan açık hesap alacağına eklenmesi gerekeceği görüş ve kanaatinde olduklarını bildirmişlerdir.
07/05/2024 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda:
-Davacı tarafın takip dayanağı olarak kök raporda belirtilen 20.222,99-TL tutarlı faturayı dayanak gösterdiği, bu faturanın her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve faturaya dayalı satışın ispatlandığı ancak davalının bahse konu fatura tarihinden sonra davacının da kabulünde olan 23.000-TL tutarında ödemesi bulunduğu, TBK md. 102 hükmüne göre yapılan ödemede herhangi bir açıklama bulunmuyorsa takip konusu faturaya sayılacağı, bu durumda davacının davalıdan takip konusu faturadan alacağının hesaplanamadığı,
taraflar arasındaki tüm ticari ilişki dikkate alınırsa davacının davalıya 397.666,68-TL tutarında satış yaptığı taraf ticari kayıtları ile ispatlandığı, bu durumda davalının ödemeleri ispatlaması gerektiği, davalının ticari defter kayıtlarında davacıya borç gözükmediği ve tamamının ödenmiş olarak kayıtlı olduğu, davacının ticari defterlerinde de davalıdan 559.500-TL tahsil edildiğinin kayıtlı olduğu,
davacının ticari defterlerinde davalıya 174.000-TL gönderilen havale ve çek çıkış iadesi gözüktüğü, davacının bahse konu 174.000-TL tutarındaki gönderilen havale ve çek çıkışına ilişkin ispatı sağlaması gerektiği, davacının söz konusu tutarı ispatlaması durumunda davacının tüm ticari ilişki kapsamında alacaklı olup olmadığının ortaya çıkacağı;
-Dava konusu işle ilgili olarak laminat parkede yüzeyin kabarması ve kısmi yüzey atmaları şeklinde oluşan hasarın ilk ve en önemli nedeninin Su, rutubet, yüksek nem seviyesi ve kötü döşeme işçiliği olduğu, zeminin ıslaklığı, sızıntı yapan borular varsa veya nem bariyeri kötüyse laminat parkenin neme karşı koyamayacağı, buna karşılık zamanla şişmeye başlayacağı, laminat taban suya dayanamadığından, küçük su dökülmelerinin bile bu soruna neden olabileceği, rutubet ağaç ürünlerinin en büyük düşmanı olduğu, ahşap ve laminat parkelerin de ağaçtan üretildikleri için risk kategorisi içerisinde yer aldığı,
parkelerin döşendiği alandaki bozuklukta laminat parkede bozulmaya neden olabileceği, bundan dolayı parkelerin döşenmesinin iyi ustalık istediği, dosyaya sunulan fotoğrafların incelenmesinden; dava konusu laminat parke her ne kadar 1. sınıf laminat parke olmasa da, oluşan hatanın, parkenin döşendiği su, rutubet ve nemden kaynaklandığı kanaatinde bir değişiklik olmadığı, davalı tarafından 3. şahıslara satılan laminat parkelerin ayıplı olması gerekçesiyle yenilenmesi, malın geri iadesi veya bedelinin iadesi hususunda dosya içerisinde her hangi bir bilgi veya belge bulunmadığı,
hasar oluşan laminat parkelerle ilgili davalı tarafından davacı firmaya noterden malın geri alınması veya bedelinin iadesi yönünde herhangi bir ihtarname gönderilmediği veya dosyada böyle bir ihtarnamenin bulunmadığı, davalı tarafından döşenmiş ve hasarlı olan laminat parkenin davacıya whatsapp mesajıyla önceden gönderilmesi üzerine davacı Temaser firmasının tarafından 26/07/2021 tarihinde ilgiliye gönderilen mesajla sudan dolayı oluşan kabarmalar ve üründe oluşturduğu deformasyonların göründüğü, kullanıcı kaynaklı bir durum olduğu ve üretimsel hata gözükmediğinin bildirildiği yönünde görüş bildirmişlerdir.
Tanık ... talimatla alınan beyanında "Davalı ... benim evimin ve yeğenimin evinin parkelerini yaptı, parke kabarma yaptı, ... beni bir davada şahit göstereceğini parkelerin kabarma yaptığını söylememi istedi, bunun dışında benim davacı ile davalı arasında ki alım satım ilişkisine dair bildiğim sadece yapılan parkelerin davacı şirketten alındığıdır, ben yaptırdığım parkenin parasını Bilal'e ödedim, ancak Bilal şirketi mahkemeye vereceğini çünkü kendisine anlaştıkları parkenin verilmediğini başka parkenin verildiğini bu nedenle ödeme yapmayacağını sonuca göre ödeme yapacağını söyledi ancak ödeme yapıp yapmadığını bilmiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ... talimatla alınan beyanında: "Ben davalıyı tanımam fakat babası olduğunu tahmin ettiğim ...'ü tanırım, kendisi Yahyalı'da inşaat malzemeleri satar, ayrıca davacı firmayı da tanımam, geçmiş tarihte kardeşimle beraber inşaat yapıyorduk, parke ve inşaat malzemelerini Yahyalı'dan ...'ün firmasından ben satın aldım, ... ile yada babası tahmin ettiğim ... ile davacı firma arasındaki alım satım ilişkisine ilişkin benim bilgim yoktur, ben sadece Mevlüt'e bize sattığı parkelerin herhangi bir ıslanma falan olmadan kabardığını ve defolu çıktığını söyledim,
o da bana amcam Galip'in aldığı parkelerinde defolu olduğunu Kayseri 'den malzeme aldığı firmayı dava edeceğini söyledi, Mevlüt benden parkelerin hatasına ilişkin resim ve video istedi onları da kendisine gönderdim, benim olaya ilişkin bilgim görgüm bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ... talimatla alınan beyanında; "ben davacı firmayı tanımıyorum, ancak 2-3 yıl öncesinde davalı ...'ün sahibi olduğu yerden o dönem yaptırmakta olduğum bir rezidansta kullanılmak üzere inşaat malzemesi almıştım, malzemeden pek hoşnut kalmadık, ben de bu durumu Mevlüt bey ve Bilal beye ya malzemeden kaynaklı ya da döşemeden kaynaklı bir problem olduğunu, malzemeyi aldıkları firmaya bunu ifade etmeleri gerektiğini söyledim, ancak malzemeyi ben onların nereden aldığını bilmiyorum, malzemeyi de kullanmaya devam ettik, iade durumumuz söz konusu olmadı, parasını da ödedik, bu malzemelerden dolayı kimseye borcumuz yoktur,
bunun dışındaki hadiselerden haberim yok, ...'ün kendisine kesilen faturalarla ilgili bir bilgim yoktur, bize fatura edilen miktarı ödedik ancak malzemelerden memnun değildik, üzerinden vakit geçmesi nedeniyle ayrıntısını hatırlayamamakla birlikte 400-500 m² alan için laminant parke almıştık, hatanın kimden kaynaklandığını bilmemekle birlikte döşettiğimiz parkeler bir müddet sonra kabarmaya başladı, biz bunu başka firmayla hallettik, kabarma sonrası görüştüğümüz firma döşemeden kaynaklı olduğunu belirterek kenarında boşluk bırakmak suretiyle döşemeleri düzeltti, şu an kullanıyoruz,
biz Bilal veya ...'e malzemeleri iade edip yenisini almak veya bedelini almak ve işçilik bedellerimizi almak için herhangi bir müracaatta bulunmadık, benim bilgim görgüm bundan ibarettir, tanıklık ücreti talebim yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ... talimatla alınan beyanında; "biz inşaat malzemeleri satmaktayız, davacı firmadan topluca malzeme almıştık, bunlar laminant parke malzemeleriydi, 2020-2021 yıllarında aldığımız malzemelerden memnun kalmadık, bizim sattığımız müşterilerimiz malzemenin yaptığına dair bize dönüş yaptılar, biz de gidip yerinde tetkik yaptık, çektiğimiz video ve fotoğrafları davacı firmaya gönderdik ancak onlar gelip görmek yerine fotoğraf ve videolardan zeminin nemli olmasından bu kabarmanın olduğu bahanesiyle talebimizi reddettiler, halbuki bizim verdiğimiz malzemeler kurumuş binalara yapılmıştı, en az 2 yıllık binalardı, zeminleri nemli değildi,
bu nedenle zarara uğradık, zararımızı karşılamadıkları için faturanın kısmi bedelini ödemedik, çünkü biz 1,5-2 milyon TL'lik alışveriş yapmıştık, bize şikayetler gelmesi üzerine yaklaşık 12.500 TL civarındaki bir bedeli ödemedik, çünkü mallar ayıplı çıkmıştı, müşterilerin bir kısmı da malzemelerin sorunlu olması nedeniyle bize ödeme yapmadı, müşterilerimizden birisinin ödemediği bedel 17 bin TL civarında olup, diğeri de 35-40 bin TL civarındadır, diğer müşterimiz olan dosyanın tanığı ise bize yük olmamak için kendi imkanlarıyla sorununu giderdi ve bize de parasını ödedi,
benim bildiğim kadarıyla usta döşeme hatası demiş ancak malzeme kesinlikle hatalıydı, zira diğer müşterilerimizdeki hatalar açıkça bellidir, bu müşterimizin beklemeye vakti yoktu, diğerlerinin ise zamanı vardı bu nedenle onlar bize ödeme yapmadılar, benim gördüğüm kadarıyla döşemeler birbirine geçmeli olduğu için döşeme hatasından kaynaklanması mümkün değildir kesinlikle kabarmadandır, malzeme kaliteli olmadığından kabarır, malzeme kaliteli olsa su bile bassa kabarmaz, benim balkonumda da laminant döşelidir, bu sene kar yağmur görmesine rağmen herhangi bir kabarma olmamıştır, zira benim balkonumdaki ürün kaliteli üründür,
benim bilgim görgüm bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Yapılan yargılama, toplanan deliller, dinlenen tanık beyanları, alınan bilirkişi kök ve ek raporları birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirket tarafından davalı aleyhine ... numaralı, 13/01/2021 tarihli ve 20.222,49-TL bedelli faturadan kaynaklı olarak Yahyalı İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı icra takip dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı tarafça fatura konusu ürünün ayıplı olarak teslim edildiğinden bahisle takibe ve eldeki davaya itirazda bulunuğu, davalı tarafça ayıp ihbarı yapıldığı yönünde bir delil ibraz edilememekle birlikte mahkememizce aldırılan 12/12/2023 tarihli bilirkişi raporunda ve 07/05/2024 tarihli ek raporda inşaat mühendisi bilirkişi tarafından satılan malın ayıplı olmadığı, üretimsel hata gözükmediği ve kullanıcı kaynaklı bir durum olduğunun tespit edildiği, bu yönüyle davalının itirazının yerinde olmadığı,
ancak mali müşavir bilirkişi tarafından ticari defterler üzerinden yapılan tespitlere göre eldeki davaya konu edilen ve her iki tarafın da ticari defterlerinde kayıtlı olan fatura tarihi olan 13/01/2021 tarihinden sonra davalı tarafça toplamda 23.517,01-TL tutarında ödeme yapıldığı, bu durumda davalının fatura bedelinden daha fazla ödeme yapmış olduğu,
icra takibi açık hesap ilişkisine dayalı olarak başlatılmadığından ve eldeki dava takip ile sıkı sıkıya bağlı nitelikte olduğundan taraflar arasındaki tüm ticari ilişkinin dikkate alınamayacağı, yapılan ödeme fatura tutarından mahsup edildiğinde davacının davalıdan takip tarihi itibariyle alacaklı olmadığı, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanılmadığından davacının karşı tarafa yemin teklif etme hakkı da bulunmadığı kanaatine varılmakla açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuştur. Ancak İİK 67/2 maddesi uyarınca alacaklının kötü niyetle hareket ettiğine dair dosyaya yansıyan bir delil bulunmadığından bu talebin reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm fıkrasının tesisi uygun görülmüştür.
Katip *** · e-imzalı Hakim *** · e-imzalı
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/812, K. 2024/742, 10 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama