KÜNYE
T.C. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/456
- Karar No
- 2025/361
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2025
- T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- ***Esas -***
- Esas no
- ***
- Karar no
- ***
- Hakim
- ***
- Katip
- ***
- Davacı
- ***
- Vekili
- Av. ***
- Davalı
- ***
- Vekili
- Av. ***
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Nitelikte Faturadan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- ***
- Karar tarihi
- ***
- Karar yazım tarihi
- ***
Karar Metni
1.891 kelime·9 dk okuma·4 bölüm
Mahkememize açılan İtirazın İptali (Ticari Nitelikte Faturadan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " müvekkil firma Kayseri merkezli kurumsal bilgisayar, yazılım, güvenlik ve network hizmetleri veren bir firma olduğunu, davalı firmaya vermiş olduğu hizmet nedeniyle ve faturalandırılan toplamda 1.944,00 USD alacağı olan hizmet bedelinin ücretini alamadığını, borçlu firmada bulunan alacağın tahsili amacıyla Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyasıyla faturaya dayalı icra takibi başlatıldığını, ödeme emri davalı borçlu firmaya tebliğ edilmiş ve borçlu haksız yere borca itiraz ederek takibin durduğunu, arabuluculuk süreci anlaşamama olarak sonuçlandığını, müvekkilimiz söz konusu sözleşmenin gereği olarak üzerine düşen edimi gereği gibi ifa etmiş olup davalı borçlu ödemesi gereken tutarı ödemediğini, yaptığı itirazda haksız olduğunu, alacağın tarafların vergi kayıtları ile ticari defterleriyle sabit olduğunu, borç muaccel olduktan sonra ne müvekkilimize ne de icra müdürlüğüne herhangi bir ödeme yapılmadığını,
borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin de davalıdan tahsilini " talep etmiştir.
Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
DELİLLER
Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden celp edildiği görüldü. Alacaklısının ... Sistemleri Dış Ticaret Yapı Elemanları Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, borçlusunun ... ve Ticaret Anonim Şirketi olduğu görülmüştür.
Tüm deliller toplandıktan sonra taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, muhasebeci-mali müşavir bilirkişi Prof. Dr. ...'ın 12/01/2025 tarihli raporunda özetle;
Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerle taraflarca sunulan ticari defterlerin incelenmesinden ulaştığımız bulgular şöyledir:
1. Davacı taraf davalı aleyhine başlatmış olduğu takipte ... numaralı 11.12.2023 tarihli 1.944,00 USD bedelli faturayı takip konusu yapmıştır. Söz konusu fatura USD cinsinden düzenlenmiş ve Türk lirası karşılığı da gösterilmiştir.
2. Davacının takip ve dava konusu yaptığı fatura hem davacının hem de davalının ticari defterlerinde kayıtlıdır.
3. Davacının ticari defterlerinde takip konusu faturaya mahsuben yapılmış bir tahsilat gözükmemektedir. Davalının ticari defterlerinde de takip konusu faturaya mahsuben yapılmış bir ödeme tespit edilememiştir. Nitekim davalının 2023 yılı yevmiye defterinin kapanış kaydında davacıya takip konusu fatura tutarı olan 57.348,00-TL tutarında borç gözükmektedir.
4. Takip ve dava konusu yapılan fatura USD cinsinden düzenlenmiş, Tür lirası karşılığı da gösterilmiş olup 1.944,00 USD bedellidir. Takip tarihi itibariyle 1 USD = 32,0448 TL'dir. Hal böyle olunca takip tarihi itibariyle fatura bedelinin Türk lirası karşılığı 62.295,09 TL olarak hesaplanmaktadır. Kanaatini bildirir raporunu sunmuştur.
Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davacı vekilinin beyan dilekçesi sunduğu görülmüştür.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Davacı taraf davalı tarafa vermiş olduğu hizmetten dolayı fatura kestiklerini ve fatura bedelinin ödenmediğini bu nedenle Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takip yaptıklarını belirterek itirazın iptali ve icra inkar tazminatı dilemiştir.
Davaya konu Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyası üzerinde yapılan incelemede alacaklısının mahkememize ait işbu dosya davacısı, borçlusunun yine mahkememize ait işbu dava davalısı olduğu alacaklı tarafından borçlu aleyhine dayanağı 11/12/2023 tarihli 1944 USD bedelli fatura ve faturaya ait 20,13 USD işlemiş faiz olmak üzerere toplam 1.964,13 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin itiraz üzerine takibin borca itiraz nedeniyle durduğu ve 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasının açıldığı görülmüştür.
-Davanın esasının incelenmesine dair mesele;
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir.
Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur.
HMK'nın 222. maddesi uyarınca, tarafların ticari defterlerinin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
Belirtilen bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Diğer tarafın yukarıda belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ise ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.
Somut olayda konunun iyi anlaşılması için açıklamak gerekir ise, davacı taraf başlatmış olduğu takipte açık hesap ilişkisine dayanmamış sadece faturaya dayandığı görülmüş ve bu kapsamda değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Taraflar arasında var olduğu iddia edilen ilişki faturaya dayandırılmış olmakla, fatura ve faturanın delil olma kuvveti bakımından bir değerlendirme yapmak gerekmiştir.
Faturanın TTK'da tanımına yer verilmemiştir. Vergi Usul Kanunu 229.maddesinde fatura,"Satılan emtia ve yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesika" olarak tanımlanmıştır. Buna göre fatura, tek taraflı düzenlenmesi her zaman mümkün olan bir belgedir.
TTK 21/1.maddesine göre, "Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir”. TTK 21/2 maddesine göre "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır".
27.06.2003 tarihli 2001/1 E.2003/1 K.sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, "fatura sözleşmenin yapılmasıyla ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir.." denilmiştir.
Fatura akdin kurulumuna değil, ifasına ilişkin belge olduğundan faturaya dayalı alacak talebinde bulunmak için öncelikle akdî ilişkinin kanıtlanması gerekir. Bu nedenle faturaya dayalı alacağın ispatı kural olarak davacıya aittir.
Akdî ilişkinin ticari defterler üzerinden kanıtlanması halinde alacaklı olduğunu iddia eden kişinin delil olarak ya her iki tarafın defter ve kayıtlarına dayanması ya da münhasıran davalı defter ve kayıtlarına dayanması gerekir. ,
Somut olayda, taraf defterleri incelenmiştir. Anılan bilirkişi raporu uyarınca tarafların ticari defterlerinin usule uygun olduğu tespit edilmiştir. Dava konusu 1944,00 USD bedelli faturanın taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve ödenmediği anlaşıldığından davanın asıl alacak yönünden kabulüne karar verilmiştir.
-Faize ait değerlendirmede;
Taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğundan 818 sayılı BK'nun 101.maddesinde; "Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur" hükmü getirilmiştir. 6098 sayılı TBKnun 117.maddesinde bu hüküm ''Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer'' şeklinde düzenlenmiştir. Temerrüt, ya bir ihtar ile ya da dava açılması ile gerçekleşir. Somut olayda davacı tarafça sunulan herhangi bir ihtar olmadığından davacının işlemiş faize ait istemi reddedilmiştir.
-İcra inkar tazminatına dair değerlendirmede;
İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.
Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nun 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı).
Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece hükmedilen asıl alacak miktarı davacı ticari defterlerinde yapılan inceleme ile de sabit olmuş ve bu miktar alacağın varlığı saptanarak hüküm kurulmuştur. Hükmedilen miktarın likid bir alacak olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
-Yargılama giderine ilişkin değerlendirmede;
Yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden, karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti ile nisbi karar ve ilam harcının hesaplanması gerekmektedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14/12/2022 tarihli, 2021/8284 E., 2022/9092 K., Yargıtay 11.HD'nin 12/05/2022 tarih ve 2020/6387 E. - 2022/3774 K) Bu kapsamda hesaplama yapılmıştır.
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/456, K. 2025/361, 17 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama