KÜNYE
T.C. Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/70
- Karar No
- 2024/251
- Karar tarihi
- 12 Mart 2024
- Esas no
- /
- Karar no
- /
- Hakim
- —
- Katip
- —
- Davacı
- —
- Vekilleri
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- Av.
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 19/01/2023
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 13/03/2024
Karar Metni
1.953 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinden özetle.
Davalı ... ile müvekkili şirket arasında çimento ve demir hasır alım - satımı konusunda ticari iş bulunduğunu, davalı şirketin müvekkili şirketten farklı tarihlerde ve farklı miktarlarda çimento ile demir hasır satın ve teslim aldığını, davalı şirket ile müvekkili arasında ürün inşaat malzemelerinin satışı konulu ticari iş çerçevesinde düzenlenen 11/05/2022 - 05/05/2022 - 24/06/2022 tarihli üç adet faturaya konu borcun bugüne kadar halen ödendiğini, davalının müvekkili şirketten satın aldığı ürünlere karşılık ödememesi gereken miktarı ödemediğini ve ödemekten de imtina ettiğini,
Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası üzerinden faturadan kaynaklı ilamsız icra takibi başlatıldığını ve faturadan kaynaklı güncel borcun devam ettiğini, arabulucuya başvuru yapıldığını ancak anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek davalı tarafından Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibine yaptığı itirazın iptali ile takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; Dava şirketin dava dilekçesinde belirtmiş olduğu faturalara dayanak ürünleri davalı müvekkili şirkete teslim etmediğini, teslim edildiğine dair somut bir delil sunulmadığını, teslim etmediği mallara ilişkin alacak talep ettiğini, davacı şirketin müvekkili şirketin bünyesinde hiçbir hak ve alacağının bulunmadığın, davacı tarafın haksız kazanç elde etmek amacıyla hareket ettiğini belirterek davacının davasının usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli olarak başlatmış olduğu icra takibi nedeniyle alacağın %20'sinden az olmamam üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Nevşehir Vergi Dairesi'ne, Gevher Nesibe Vergi Dairesi'ne yazılan müzekkerelere cevap olduğu ilgili kayıt ve belgeler dosyamız arasına celp edilmiştir.
Mahkememizce Nevşehir Asliye Hukuk Mahkemesi'ne talimat yazılarak, davacı tarafın 2022 yılına ilişkin ticari defter kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak, davacı iddiası, davalı savunması, tarafların ticari defterleri incelenerek, elektronik defter ibraz edilmesi halinde ibraz edilen e-defterlerin GİB sisteminden doğruluğu da sorgulanarak, defterlerin usulüne uygun olarak tutulup tutulmadığı, kapanış tasdiklerinin olup olmadığı, dava dilekçesinde sözü edilen faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, bu faturalara konu hizmetinin davalı yana teslimine dair kaydın bulunup bulunmadığı,
takip tarihi itibarıyle davacı şirketin davalıdan alacaklı bulunup bulunmadığı, varsa böyle bir alacak tutarının davalı tarafından davacıya ödenip ödenmediği, varsa miktarının ne olduğu, alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususlarında rapor aldırılmıştır.
Mahkememizce talimat yolu ile alınan 16/07/2023 tarihli bilirkişi raporundan özetle.
Davacının 2022 yılında e-defter mükellefi olduğu, Defterlerin Gib'e bildirimlerinin yapıldığı, beratlarının var ve geçerli olduğu, davacının defterlerinin HMK 222 uyarınca delil niteliği taşıdığı, iş bu raporun 5.A. bölümündeki detaylı açıklamalar ışığında davacının düzenlediği, dava konusu 23.172,72-TL tutarlı 3 adet faturanın davacının 2022 yılı yevmiye defterine kaydedildiği, malların teslimine yönelik herhangi bir belge sunulmamış olup, dava dosyasına vergi dairelerinin gönderdiği BA/BS bildirimlerinde, davacı ve davalının dava konusu 3 faturanın bildiriminin birbiri ile uyumlu olduğu,
raporun 5.B. bölümünde sunulan detay açıklamalar ve Yüksek Yargı kararlarına istinaden teslimin gerçekleşip gerçekleşmediği takdirinin Mahkemede olduğu, davacının yasal defterlerine göre, takip tarihi itibari ile davacının, davalıdan 23.257,73-TL alacağı olduğu, dava konusu 3 adet fatura bedelinin tahsili yönünde bir kayıt bulunmadığı, borcun 85,01-TL tutarlı kısmının tarafların daha önce gerçekleştirdikleri ticaretten arta kalan bakiye olduğu, 23.172,72-TL tutarlı kısmın ise dava konusu 3 adet fatura kaynaklı olduğu,
davacının konu alacağı 5 yıllık zaman aşımına tabii alacaklar içinde sayılmadığı için dava konusu alacağın, TBK 146 maddesine göre zamanaşımı süresinin 10 yıl olacağı yönünde rapor edilmiştir.
Mahkememizce Nevşehir Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ek talimat yazılarak, davalı vekilinin rapora karşı itirazlarının değerlendirilmesi bakımından ek rapor aldırılmıştır.
Mahkememizce talimat yolu ile alınan 03/12/2023 tarihli ek raporundan özetle; 15/07/2023 tarihinde hazırlanan rapordaki görüşünde bir farklılık olmadığını, hem davalının hem davacının vergi dairelerinin sunduğu BA,BS formlarına göre tarafların dava konusu faturaları vergi dairelerine alım ve satım olarak bildirdikleri, tarafların bu bildirimleri yapması ve bildirim tutarlarının karşılıklı uyumlu olması nedeniyle Yargıtay kararlarına göre dava konusu faturaların davalıya tebliğ ve faturaya konu malların davalıya teslim edildiği, dava konusu faturalardan kaynaklı davacının davalıdan bakiye alacağının 23.172,72 TL olduğu yönünde rapor edilmiştir.
Mahkememizce davalı tarafın 2022 yıllına ilişkin ticari defter kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına karar verildiği, ancak davalı tarafça ticari defter kayıtların sunulmadığı görülmüştür.
Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası uyap kayıtları celp edilmiş, incelemesinde; Alacaklı tarafından, ... aleyhine, 24/08/2022 tarihinde 23.697,30 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin 02/10/2022 tarihinde tebliğ edildiği, 03/10/2022 tarihinde durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davacı tarafından faturaya dayanarak davalı aleyhine başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafın süresinde itirazı üzerine İİK 67.maddesi uyarınca 1 yıllık yasal süresi içinde açılmış itirazın iptali davasıdır.
İİK 67/1.maddesine göre "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir."
Takibe konu alacak fatura alacağıdır. Faturanın TTK.da tanımına yer verilmemiştir. Vergi Usul Kanunu 229.maddesinde fatura, "Satılan emtia ve yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesika"olarak tanımlanmıştır.
TTK 21/1.maddesine göre, 'Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir” TTK 21/2.maddesine göre 'Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır'.
27.06.2003 tarihli / E/ K.sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, 'fatura sözleşmenin yapılmasıyla ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir....." denilmiştir.
Fatura akdin kurulumuna değil, ifasına ilişkin belge olduğundan faturaya dayalı alacak talebinde bulunmak için öncelikle sözleşmesel ilişkinin kanıtlanması gerekir. Bu nedenle faturaya dayalı alacağın ispatı kural olarak davacıya aittir.
Öncelikle davalı tarafça ileri sürülen zamanaşımı ve icra dairesinin yetkisine ilişkin itirazlar değerlendirilmekle; takibe ve davaya konu alacağın 2022 yılına ilişkin fatura alacağı olduğu, TBK'nın 146. Maddesi gereğince on yıllık zamanaşımına tabi olduğu, takip tarihinin 23/08/2022, dava tarihinin ise 19/01/2023 tarihi olduğu gözetildiğinde davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı görülmüştür.
İcra dairesinin yetkisi konusunda genel yetkili mahkeme olan davalının yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu, davalı şirketin adresinin Kayseri ilinde yer alması nedeniyle icra dairesinin yetkili olduğu belirlenmiştir
Kök bilirkişi raporuna göre; davacının 2022 yılında e-defter mükellefi olduğu, defterlerin GİB'e bildirimlerinin yapıldığı, beratlarının var ve geçerli olduğu, davacının defterlerinin HMK 222 uyarınca delil niteliği taşıdığı, davacının düzenlediği, dava konusu 23.172,72 TL tutarlı 3 adet faturanın davacının 2022 yılı yevmiye defterine kaydedildiği, dosya kapsamında malların teslimine yönelik herhangi bir belge bulunmamakla birlikte, vergi dairelerinin gönderilen BA/BS bildirimlerinde, davacı ve davalının dava konusu 3 faturanın bildiriminin birbiri ile uyumlu olduğu,
davacının yasal defterlerine göre, takip tarihi itibari ile davacının, davalıdan 23.257,73 TL alacağı olduğu, dava konusu 3 adet fatura bedelinin tahsili yönünde bir kayıt bulunmadığı, borcun 85,01 TL tutarlı kısmının tarafların daha önce gerçekleştirdikleri ticaretten arta kalan bakiye olduğu, 23.172,72 TL tutarlı kısmın ise dava konusu 3 adet fatura kaynaklı olduğu belirlenmiştir.
Davalı tarafça mal teslimi yapılmadığı ileri sürülmüş ise de Gevher Nesibe Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 13/02/2023 tarihinde dava dosyasına sunduğu belge ekinde, davalı Firmasına ait / ve / dönemine ait BA bildirimleri yer almaktadır. Bu bildirimler incelendiğinde . firmasının / döneminde Ltd'den 2 adet e-belge ile KDV hariç 13.398,31 TL mal alışı bildirimi yaptığı, / döneminde Ltd'den 1 adet e-belge ile KDV hariç 6.355,93 TL mal alışı bildirimi yaptığı tespit edilmiştir.
Davalı tarafa defterlerini sunmak üzere 24/10/2024 tarihli celsede kesin süre verilmiş ise de davalı tarafın kesin süre içerisinde defterlerini sunmadığı, bu şekilde ticari defterleri ibrazdan kaçınmış olduğu ve davacının ticari defterlerinin HMK'nın 222/2 maddesine uygun tutulmuş olması nedeniyle davacı lehine delil olarak kabul edilmiştir. Davalı tarafın dava konusu faturayı ilgili vergi dairesine bildirmesi nedeniyle, bu bildirim fatura kapsamındaki malların teslim edilmiş olduğunu göstermektedir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2016/2756 E.. 2016/12461 K. sayılı kararı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2015/4268 E. 2016/948 K. Sayılı kararı,Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin, 2014/11846 E. 2014/15110 K. Sayılı kararı aynı yöndedir.)
Netice itibariyle davacı taraf, takibe konu 05.05.2022 tarih ve 3.060,00 TL tutarlı fatura, 11.05.2022 tarih ve 12.612,72 TL tutarlı fatura ile
24.06.2022 tarih ve 7.500,00 TL tutarlı faturalardan kaynaklanan alacağa ilişkin sözleşmesel ilişkiyi ve fatura konusu ürünlerin teslimini ispatlamış olup, takip tarihi itibariyle, davacı davalıdan 23.172,72 TL alacaklı olduğundan; 23.172,72 TL asıl alacak yönünden davalının itirazının iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiş, davacı davalıyı takipten önce davalıyı temerrüde düşürdüğünü ispatlayamadığından işlemiş faiz yönünden itirazın iptali talebi yerinde görülmemiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talep etmiştir. İİK 67/2.maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için İİK 67.maddesindeki itirazın iptaline özgü dava şartlarının yanında, davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir.
Yargıtay HGK.nun 2010/19-376-397 E-K sayılı kararında. "Genel bir kavram olarak 'likid (liqiude) alacak" “tutarı belli (muayyen), bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır”.
Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez" denilmiştir.
Davacı, takip talebinde borcun sebebini 05.05.2022 tarih ve 3.060,00 TL tutarlı fatura, 11.05.2022 tarih ve 12.612,72 TL tutarlı fatura ile 24.06.2022 tarih ve 7.500,00 TL tutarlı faturalar olarak açıklamış ve faturaları takip talebine eklemiştir. Dolayısıyla alacak likit olduğundan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazimatına hükmolunmuştur.
Katip · ¸E-imzalıdır Hakim · ¸E-imzalıdır
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/70, K. 2024/251, 12 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama