KÜNYE
T.C.
- Mercii
- Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2026
- T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2025/862 Esas - 2026/195
- Esas no
- 2025/862 Esas
- Karar no
- 2026/195
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av.
- Davalı
- ... -
- Vekili
- Av.
- Dava
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 28/09/2025
- Karar yazım tarihi
- 20/02/2026
Karar Metni
1.341 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı ...’ın, davacı şirket ... Hizmetleri A.Ş. ile imzalamış olduğu ...
Telefon Hizmetleri Kurumsal Tip Abonelik Sözleşmesi kapsamında kendisine tahsis edilen hat ve hizmetlerden yararlanmış olduğunu, 6.917,00 tl faturalı ana tutar, 1.859,38 TL işlemiş faiz (13.07.2024 - 16.01.2025 tarihleri arası reeskont avans) olmak üzere toplam 8.776,38 TL alacağın tahsili amacıyla davacı şirketin Ankara Merkezi Takip Sistemi 2025/26968 E. sayılı dosyada icra takibi başlatmış olduğunu, davacının bugün itibariyle toplam alacağı icra masrafları ve faizle beraber 18.243,40 TL'yi bulmuş olduğunu, davalı tarafından ödeme emrine itiraz edilmiş ve takibin durmuş olduğunu,
davalı tarafından sunulan itiraz dilekçesinde yalnızca borç bulunmadığı beyan edilmiş, herhangi bir gerekçe veya açıklama getirilmemiş olduğunu ancak davacı şirket alacağının dayanağı belgeler dilekçe ekinde sunulduğunu, davalının bu itirazının haksız ve kötüniyetli olduğunu, Arabuluculuk görüşmesinde de anlaşma sağlanamamış olduğunu, bu nedenle itirazın iptali davasının açılması zorunluluğu doğmuş olduğunu, davacı şirket Türkiye’nin lider telekomünikasyon firmalarından olup ücretlendirme ve faturalandırma konularında hata payını sıfır yapacak gelişmiş altyapıya sahip olduğunu,
davacı şirket tarafından düzenlenen fatura ve tahakkuklar mevzuata uygun olup, davalının “borç yoktur” itirazı haksız ve kötüniyetli olduğunu, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 2016/12803 E., 2019/10138 K., T.
02.12.2019 tarihli emsal kararında açıkça hükmedildiği üzere alacağın icra takibine konu edilmesinde usul ve esas açısından aykırılık bulunmamakta olduğunu belirterek, davacı şirketin davalı tarafa karşı borçlu sıfatı ile başlatmış olduğu İcra takibine haksız ve kötüniyetli olarak yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı tarafça sunulan dava dilekçesindeki iddialar tamamen haksız ve mesnetsiz olup, davalının davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı tarafın, kendi ticari kayıtlarındaki hatayı görmezden gelerek ve kendi talepleriyle başlatılan süreci yok sayarak kötü niyetli bir şekilde işbu davayı ikame etmiş olduğunu, dava konusu borcın, davacının kendi kabulüyle sehven tahakkuk etmiş bir tutar olduğunu, davacı ...
A.Ş., dava dilekçesinde abonelik sözleşmesinden kaynaklanan bir alacağı olduğunu iddia etse de bu iddia gerçeği yansıtmamakta olduğunu, zira uyuşmazlığın temelinde, davacının 9948207293 numaralı aboneliğe sehven (hatalı olarak) bir tutar tahakkuk ettirmesi yatmakta olduğunu, bu hatanın, bizzat davacı tarafça tespit edilmiş ve düzeltilmesi için davalı ile iletişime geçilmiş olduğunu, bu kapsamda, davacı şirketin "[EPOSTA]" e-posta adresinden 16.07.2024 tarihinde davacıya gönderilen e-postada (EK-1), “9948207293 abone numaranıza sehven tahakkuk eden tutarın iadesi” açıklamasıyla,
bu tutarın iadesinin gerçekleşebilmesi için davalı tarafından bir iade faturası düzenlenmesi gerektiği açıkça belirtilmiş olduğunu, E-postada iade edilecek net tutar 4.591,94 TL, KDV ve ÖİV dahil toplam tutar ise 5.969,52 TL olarak bildirilmiş olduğunu, bu e-posta, davacının alacak iddiasının temelden yoksun olduğunun en net kanıtı olduğunu, bir borcun varlığından değil, tam aksine, hatalı bir tahakkuktan kaynaklanan bir iade sürecinden bahsedilmekte olduğunu, davacı, kendi kabulüyle var olmayan bir borç için icra takibi başlatmış ve bu davayı açmış olduğunu,
davacının talebi üzerine iade faturası düzenlenmiş ve kendilerine iletilmiş olduğunu, davacı şirketin 16.07.2024 tarihli talebi üzerine, istenilen bilgiler doğrultusunda 18.07.2024 tarihli, GIB2024000000006 numaralı, 5.969,52 TL (KDV ve diğer vergiler dahil) tutarında iade faturasının davalı tarafından düzenlendiğini, bu fatura, davacının kurumsal müşteri temsilcisi olan Seda Yılmaz'a 08.08.2024 tarihli e-posta ile iletilmiş olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca, bir fatura alan kişi sekiz gün içinde içeriğine itiraz etmezse bu içeriği kabul etmiş sayılacağını, Davacı tarafın,
kendisine gönderilen iade faturasına herhangi bir itirazda bulunmamış, aksine bu faturayı talep eden taraf olmuş olduğunu, bu durumun, taraflar arasında borcun mahsup edildiği ve ortadan kalktığı hususunda tam bir mutabakat olduğunu göstermekte olduğunu, e-posta yazışmaları, borcun olmadığını ve sürecin davacı tarafından yönetildiğini açıkça göstermekte olduğunu, İade faturasının gönderilmesinden sonra dahi, davacı tarafın hatayı düzeltmemesi üzerine davalı tarafından kurumsal müşteri temsilcisi Seda Yılmaz ile defalarca iletişime geçilmiş olduğunu, **08.08.2024 tarihli e-postada**,
davalı tarafından "seda hanım mrb iade faturası kesilmişti tarafınıza daha önceden siz tarafından kesilen yanlış faturaya istinaden, faturayı keseli 2 hafta oldu ve hala düzeltme olmamış bilginiz olsun. sizden ricam bunu biran önce düzeltilmesini rica ediyorum" şeklinde durum izah edilmiş olduğunu,**25.09.2024 tarihli e-postada**, davalıya yasal uyarı SMS'i gönderilmesi üzerine durum tekrar hatırlatılarak,
"talebiniz üzere gelen faturanın ödemesi yapılmadı bunun için fatura kesmemi istediniz fatura kesildi ve düzeleceğini söylediniz... doğabilecek maddi manevi zararlardan ben mesul değilim" denilerek davalının sorumluluğunun olmadığı ve sürecin davacının talepleri doğrultusunda işlediği ihtar edilmiş olduğunu, tüm bu yazışmalar, davacının kendi iç işleyişindeki aksaklıklar nedeniyle çözmesi gereken bir sorunu, haksız bir şekilde davalıya fatura etmeye çalıştığını göstermekte olduğunu, davacı tarafın, hem hatasını kabul etmiş, hem bu hatanın düzeltilmesi için bir prosedür başlatmış,
hem de bu prosedüre uyan davalıya karşı icra takibi başlatarak açıkça kötü niyetli davranmış olduğunu, davacının icra takibi haksız ve kötü niyetli olduğunu, açıklanan tüm nedenlerle, davacının Ankara Merkezi Takip Sistemi 2025/26968 E. sayılı dosyası ile başlattığı icra takibi tamamen haksız olduğunu, Davacı, borçlu olmadığını bildiği bir kişi aleyhine takip başlatmış olduğunu, bu durumun, İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesi uyarınca davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini gerektiğini, davacının, kendi hatasını ve taleplerini yok sayarak davalıyı icra tehdidi altında bırakmış,
arabuluculuk ve dava süreçleriyle zaman ve para kaybına uğratmış olduğunu, bu nedenle, davacı aleyhine takip konusu asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek, Haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddine, Davacı tarafın takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu sabit olduğundan, takip konusu asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
GEREKÇE
Dava, Davacının Ankara Merkezi Takip Sistemi 2025/26968 E. Sayılı dosyası nedeni ile davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı hususlarına ilişkindir.
Davacı vekili tarafından mahkememize 18/02/2026 havale tarihli feragat dilekçesi ile "Mahkemenizin yukarıda esas numarası yazılı dosyasında, müvekkil şirket tarafından davalı aleyhine açılmış bulunan itirazın iptali davasında henüz öninceleme duruşması yapılmamışken; müvekkil şirket nezdinde yapılan inceleme neticesinde işbu davanın takibinde 'dava değeri neticesiyle' hukuki yarar bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Bu doğrultuda müvekkil şirketten alınan açık talimat uyarınca, 6100 sayılı HMK’nın 307 ve devamı maddeleri gereğince davadan feragat ettiğimizi bildiririz.Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle.
Müvekkil şirket tarafından açılmış bulunan işbu davadan feragat ettiğimizin kabulüne, Alınan peşin harcın iadesine, Somut olayın özellikleri dikkate alınarak davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesine, Yargılama giderleri hakkında takdirin Sayın Mahkemenize bırakılmasına, karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz." şeklinde beyanları ile feragat beyanlarının kabulüne karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Davacı vekilinin vekaletnamesinin incelenmesinde, davadan feragat etme yetkisinin bulunduğu görülmüştür. HMK'nun 307. maddesi gereğince feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olup HMK.nın 311 maddesi gereğince de feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğruran ve davayı sona erdiren taraf işlemlerinden olduğundan, davacı vekilinin feragat beyanı nazara alınarak davanın reddine karar verilmiş, HMK.nın 312 ve devamı maddeleri gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına hükmedilmeyerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan · e- imzalıdır · Hakim · e- imzalıdır · Hakim · e- imzalıdır · Katip · e- imzalıdır
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/862, K. 2026/195, 20 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama