KÜNYE
T.C. Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi T.C. Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi
- Mercii
- Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/655
- Karar No
- 2025/782
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2025
- Esas no
- —
- Karar no
- —
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ...-
- Vekili
- Av. ...-
- Davalı
- ...-
- Vekili
- Av. ...-
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- —
- Karar tarihi
- —
- Kararın yazıldığı tarih
- Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
- Gereği düşünüldü
- —
- 1.istinaf kaldırma kararı öncesi beyanlar
- —
Karar Metni
1.785 kelime·9 dk okuma·2 bölüm
Dava
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin takip konusu faturalar kapsamında ofis malzemelerini davalı şirkete 80.000,00 TL bedelle sattığını, bu bedelin 5.000,00 TL'sinin ödendiğini, bakiye 75.000,00 TL'lik kısmının ise ödenmediğini, alacağın tahsili için davalı aleyhinde Konya .İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalının itiraz etmesi üzerine takibin durdurulduğunu, bu nedenlerle davalının icra takibine yapmış olduğu haksız itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhinde alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde.
Müvekkil şirketin ticaret sicilindeki merkez adresinin Bursa olduğunu ve yetkili icra dairesinin de Bursa icra dairesi olduğunu, icra dairesinin yetkisine itiraz ettiklerini, davacı ile kiraya verilen taşınmazın maliki Halil Evran arasında 15.04.2018 tarihinde Kira Sözleşmesi düzenlendiğini ve davacının dava dışı taşınmaz malikine ait iş yerini aylık 9.000,00 TL kira bedeli karşılığında 5 yıl süre ile kiraladığını, alt kira sözleşmesi gereğince "... mah. ... Sok. ...
İş Merkezi Kat:3 No:18/3 Maltepe/İSTANBUL" adresindeki işyerinin müvekkiline aylık KDV hariç 6.000,00 TL(KDV dahil 7.080,00 TL) kira bedeli karşılığında 1 yıl süre ile ile kiralandığını, müvekkili şirketin devraldığı işyerinde Türk Telekom bayi olarak faaliyet göstereceğinden aynı zamanda iş yerindeki ofis mobilya ve malzemelerini de icra takibine konu faturalar karşılığında devraldığını, müvekkilinin ofis devir fatura bedellerinin bir kısmını bizzat davacıya, bir kısmını ise alacağa mahsuben davacı adına taşınmaz maliki ... ’ın banka hesabına ödediğini, müvekkilinin davacıya ofis devrinden dolayı bir borcunun kalmadığını,
davacının icra takibinde kötü niyetli olduğundan davacının reddolunan miktarın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
2.KALDIRMA ÖNCESİ MAHKEMEMİZCE VERİLEN KARAR:
Mahkememizin 24/11/2020 tarih ... Esas ve ... Karar sayılı kararında özetle: "Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasında alt kira sözleşmesi düzenlendiğinin davalı tarafından cevap dilekçesinde iddia edildiği, davalının cevap dilekçesindeki beyanında da açıkça kira bedeli karşılığı olarak icra takibine konu edilen iş yerindeki ofis mobilya ve malzemelerine konu faturalar olduğunun kabul edildiği, ödemelerin bir kısmının alacağa mahsuben davacı adına taşınmaz maliki ... banka hesabına ödediğini belirttiği anlaşılmıştır.
Bu hali ile uyuşmazlığının çözümünde taraflar arasındaki iddia edilen alt kira sözleşmesi ve dava dışı taşınmaz maliki ile davacı arasındaki asıl kira ilişkisinin değerlendirilmesi ve sonuca gidilmesi gerektiği gibi uyuşmazlığın kira sözleşmeden kaynaklandığı, 6100 sayılı yasanın 4. Maddesinin a fıkrasına göre kiralanan taşınmazların 09/06/1932 tarihli ve 2004 İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalara bakma görevinin Sulh Hukuk Mahkemesine ait olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş...." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
3.KALDIRMA KARARI VE GEREKÇESİ:
Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin 19/10/2022 tarihli ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile "Dava, ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4 ve 5. maddelerinde mahkemelerin görevi düzenlenmiştir. Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre Asliye Hukuk Mahkemeleri, Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2 nci maddesiyle de teyit edilmiştir. Anılan maddenin ikinci bendi Hukuk Muhakemeleri Kanununda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, Asliye Hukuk Mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu vurgulamıştır.
Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevleri de 5235 sayılı Kanunun üçüncü fıkrasında düzenlenmiş ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemelerin, aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir.
Bir davanın ticari nitelikte olup olmadığı, bir diğer ifade ile asliye ticaret mahkemesinde görülüp görülmeyeceğinin belirlenmesi işi de Türk Ticaret Kanununun 4 üncü maddesinde gösterilen ilkelere göre yapılmalıdır. Öğretide de benimsenen görüşe göre ticari davalar mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrılmaktadır.
TTK'nın 4/1 maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava niteliğindedir. Nispi ticari davalarda, uyuşmazlığın taraflarının tacir olması ve uyuşmazlık konusunun da tarafların ticari işletmesine ilişkin olması şarttır.
Ancak, TTK'nın 4/1. fıkrası (a)-(f) bentlerinde sayılan mevzuat ile düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları herhangi bir şart aranmaksızın mutlak ticari dava olarak kabul edilmektedir.
Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olduğundan göreve ilişkin usul hükümleri uygulanacaktır.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır. HMK 114/1-c maddesinde mahkemenin görevi dava şartı olarak düzenlenmiştir.
Somut olayda Mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklandığı ve Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş ise de; tarafların her ikisi de tacir olup, uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili ticari alım-satımdan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle TTK 4/1 maddesi uyarınca görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile HMK'nın 353/1.a.3 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava dosyasının taraflar arasındaki ihtilaf ile ilgili esasa ilişkin delillerin toplanması ve değerlendirilmesi sonucunda karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine..." gerekçesiyle mahkememiz kararı kaldırılmıştır.
4.MAHKEMEMİZCE TOPLANAN DELİLLER VE YAPILAN İŞLEMLER ile DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Tarafların iddia ve savunmaları dikkate alındığında uyuşmazlık konusunun itirazın iptaline ilişkin olduğu görülmüştür.
İtirazın iptali davası, takip alacaklısı tarafından takip borçlusuna karşı itirazla duran takibin devamını sağlama amacıyla açılan bir davadır. Alacaklı davayı kazanır; yani borçlunun itirazı hükümden düşürülürse bununla aynı zamanda borçlunun itirazı da iptal edilmiş olur.
Mahkeme bir alacak davasında olduğu gibi bu davada da tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere inceleyecek, borçlunun ödeme emri itirazının doğru olup olmadığı hususunu araştırır. Burada alacaklı alacağını ispat bakımından İcra ve İflas Kanunu madde 68'de sınırlı sayıda belirtilmiş bulunan belgelere bağlı değildir. Alacaklı bir alacak davasında olduğu gibi alacağını Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre her tür delil ile ispat edebilecektir (... ... ... :İcra ve İflâs Hukuku, Ankara 2018, s. 172-184).
İtirazın iptali davasında davacı alacaklı takip konusu alacağın varlığını ispat etmelidir. Ancak borçlunun itirazındaki beyana göre ispat yükü yer değiştirebilir. İtirazında borcunun varlığını kabul edip, ödeme savunmasında bulunan borçlu bu savunmasını ispat etmelidir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 6'ya göre; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her bir taraf hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür hükmü amirdir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 139 ve 140' göre; yapılan ihtara rağmen tarafların dilekçelerinde gösterdikleri belgeleri sunmadıkları veya belgelerin getirtilmesi için gerekli açıklamayı yapmadıkları takdirde bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verileceği hükmü amirdir.
Somut olayda; davacının davalıya ofis malzemesi sattığı fakat karşılığını ödemediğinden bahisle iş bu icra takibine giriştiği, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, davacının 1 yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali talebini ileri sürdüğü, davalının vermiş olduğu cevap dilekçesinde ödemenin gerçekleştiği, ödemenin bir kısmının davacıya bizzat bir kısmının ise alacağa mahsuben dava dışı ...'e tevdi edildiği savunmasında bulunduğu, böylece ispat yükünü üzerine aldığı, davalının cevap dilekçe ekinde bulunan belgelere göre davacı ile dava dışı ... arasında kira ilişkisi bulunduğunun görüldüğü,
davalının davacı ile alt kira sözleşmesi ilişkisi bulunduğunu iddia ettiği, tarafların tacir olması ve defter tutma yükümlülükleri de dikkate alındığında alacak- borç ilişkisinin tespiti için dosyanın bilirkişiye tevdine karar verildiği, uzman bilirkişi tarafından verilen raporun taraflarca yapılan ödemeler ve aralarındaki ilişkinin tam anlamıyla belirlenmesi sebebiyle hukuka uygun olduğu, davacının davalıdan bakiye 22.989,70 TL alacaklı olduğunun tespit edilmesi nedeniyle davalının yapmış olduğu itirazın kısmen haksızlığına karar verilmiştir.
Davacının icra inkar tazminatı talebi hususu değerlendirildiğinde. İcra ve İflas Kanunu madde 67/2 gereğince; alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının talebinin yanı sıra mahkemenin, itirazın iptali yargılaması sonucunda borçlunun ödeme emrine karşı yapmış olduğu itirazın haksız olduğuna karar verilmesi gerekir.
Borçlunun itirazının haksız olduğunun tespiti yapabilmek için borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın likit yani muayyen/belirli olması gereklidir. Buna karşılık likit olmayan alacaklarda alacağın miktarı belirli değildir. Yani borçlu tarafından alacağın gerçek miktarını tespit edebilmek için bütün unsurlar bilinmemekte veya bilinememektedir.
Bu sebeple borçlu ne kadar borcu olduğunu kendisi tespit edememe durumu içerisindeyse yapmış olduğu itirazda haklı olacaktır (... : İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflas Hukuku Ders Kitabı, İstanbul 2018).
Somut olayda; alacağın likit olmadığı, taraflar arasında bulunan ilişkinin cari hesap ilişkisi niteliğinde bulunması da göz önüne alındığında şartların oluşmaması sebebiyle talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
Katip ... Hakim ...
Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/655, K. 2025/782, 7 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama