KÜNYE
- Mercii
- Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/503
- Karar No
- 2025/795
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2025
Karar Metni
1.471 kelime·7 dk okuma·21 bölüm
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
"TÜRK MİLLETİ ADINA"
T.C. GEREKÇELİ KARAR
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
KARAR NO
BAŞKAN
ÜYE
ÜYE
KATİP
DAVACI
VEKİLLERİ
DAVALI
VEKİLİ
DAVA
İtirazın İptali
DAVA TARİHİ
KARAR TARİHİ
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı dava dilekçesiyle özetle; müvekkili banka ile dava dışı ... Tic. Ltd. Şti arasında kredi sözleşmeleri akdedildiğini, davalının bu sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, borçların ödenmemesi üzerine ihtarname gönderildiğini, ancak ödeme yapılmadığını, bunun üzerine Çumra İcra Müdürlüğü’nün ...
E. sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibine davalı itiraz ettiğini, davalının itirazının mesnetsiz, haksız, dayanaksız ve icra dosyasının sürüncemede bırakmak için yapıldığını, davalının itirazlarının geçersiz olduğunu, borcun halen ödenmediğini ve banka kayıtlarıyla sabit bulunduğunu, bu nedenle davalının itirazının iptali ile icra takibinin devamına ve davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesiyle özetle; müvekkili davalının sahibi olduğu şirkete ait taşınmaz üzerinde davacı banka lehine ipotek mevcut olduğunu, söz konusu ipotek nedeniyle takibe geçildiğini, dava konusu alacak açısından mükerrerlik arz ettiğini, müvekkilinin davacı bankaya takip konusu yapılan miktar kadar bir borcunun bulunmadığını, istenen faiz miktarı ve oranı fahiş olduğunu, müvekkiline ihtarname tebliğ edilmediğini, müvekkilinin temerrüde düşmediğini, müvekkilinin ve sahibi olduğu şirketin ve bunlar adına 3. şahısların takip alacaklısı bankaya yapmış olduğu ödemelerin bulunduğunu, bu ödemelerin nazara alınmadığını,
dava konusundaki taleplerin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, itirazın iptali isteminden ibarettir.
Davaya konu Çumra İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takibinin 5.246.308,84 TL asıl alacak, 668.734,52 TL işlemiş faiz ve 53.101,65 TL BSMV olmak üzere toplam 5.968.145,01 TL üzerinden başlatıldığı, aynı takip ile 18.540,00 TL'nin de depo edilmesinin talep edldiği, takip dayanağı olarak kredi sözleşmelerinin gösterildiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın hükümden düşürülmesi için de eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları)
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse. HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir.
Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı)
Davaya konu icra takibinin kredi sözleşmelerine dayalı olması karşısında eldeki davada takip tarihi itibariyle davacının kredi sözleşmelerine dayalı olarak davalıdan alacaklı olup olmadığının ve varsa alacak tutarının ne kadar olduğunun belirlenmesi gerekir.
Dosya kapsamında mevcut kredi sözleşmelerinin incelenmesinde davacı ile dava dışı .... Ltd. Şti. arasında kredi sözleşmesi imzalandığı, davalının bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı ve kefalette geçerlilik şekli yönden bir eksikliğinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Mevcut raporlar arasındaki çelişkileri giderir nitelikte ve dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan 14/08/2025 tarihli bilirkişi raporu ile, davacı bankanın takip tarihi itibariyle 5.246.403,18 TL asıl alacak, 281.858,15 TL işlemiş faiz ve 14.092,91 TL BSMV olmak üzere toplam 5.542.354,24 TL tutarında alacaklı olduğu, bankanın gayrinakdi kredi riskine konu 0208209 ve 0208210 numaralı çekler yönünden18.540,00 TL depo talep hakkı olduğu, çekten kaynaklı gayrinakdi riskin Banka kayıtlarından17.12.2024 tarihinde düşüldüğü, 17.12.2024 tarihi itibariyle gayri nakdi çek yaprağından kaynaklı bankanın alacağı bulunmadığı tespit edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde, davacı banka tarafından dava dışı .... Ltd.
Şti.ne, bu firma ile imzalanan kredi sözleşmelerine istinaden kredi tahsisi yapıldığı, kredinin geri ödemesinin yapılmaması üzerinde kredi hesabının kat edildiği, davalının kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalaması ve kefaletin geçerli olması nedeniyle banka alacağından kefalet limiti dahilinde sorumlu olduğu, davalının kefil olması nedeniyle temerrüde düştüğünün kabulü için kat ihtarnamesinin kendisine tebliğ edilmiş olmasının gerektiği, davalıya gönderilen ihtarname tebliğ edilemediğinden temerrüdün takip tarihinde gerçekleştiği, Yargıtay .H.D.'nin ...
E. ...
K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, taleple bağlılık kuralı sadece sonuç istem yönünden değil, sonuç istemi oluşturulan her bir alacak kalemi yönünden de uygulanacağı, dolayısıyla davacı bankanın talep edebileceği (her bir alacak kalemi yönünden ayrı ayrı taleple bağlılık ilkesi gözetildiğinde asıl alacak tutarının 5.246.308,84 TL, işlemiş faiz tutarının 281.858,15 TL ve BSMV tutarının 14.092,91 TL olmak üzere) toplam alacak tutarının 5.542.259,90 TL olduğu, davalının bu tutardaki banka alacağından sorumlu olduğu sonucuna varıldığından takibe itirazın kısmen iptali ile takibin bu tutar üzerinden devamına karar vermek gerekmiştir.
Çek yaprağı bedellerinin depo edilmesi talebi yönünden, dava tarihinden sonra çekten kaynaklı gayrinakdi riskin Banka kayıtlarından 17.12.2024 tarihinde düşüldüğü, dolayısıyla davanın depo istemi yönünden konusuz kaldığı, GKS'nin 9/i ve 20/e maddesi uyarınca davalının depo isteminden sorumlu olduğu ve davanın açılmasına davalının neden olduğu kabul edilerek depo istemi yönünden davalı aleyhine yargılama giderine hükmetmek gerekmiştir.
Davacının feri nitelikteki icra inkar tazminatı istemi yönünden yapılan değerlendirmede ise takibe itirazın haksız olması ve alacağın da likit nitelikte kabul edilmesi nedeniyle davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiştir.
Her ne kadar davalı da tazminat isteminde bulunmuş ise de, reddedilen tutar yönünden takibin kötü niyetli olduğu davalı tarafça ispat edilemediğinden davalının tazminat isteminin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan Üye Üye Katip
Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/503, K. 2025/795, 8 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama