KÜNYE
T.C. Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi "Türk Milleti Adına" Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi
- Mercii
- Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/888
- Karar No
- 2025/1009
- Karar tarihi
- 22 Aralık 2025
- Esas no
- —
- Karar no
- —
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacılar
- 1-
Karar Metni
1.179 kelime·6 dk okuma·10 bölüm
2-... -
VEKİLİ
DAVALI
VEKİLİ
DAVA : MENFİ TESPİT - İSTİRDAT
DAVA TARİHİ
KARAR TARİHİ
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının evrak üzerinde yapılan incelemesi sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili dava dilekçesiyle özetle; kendisini ... vekili olarak tanıdan davalının 22/01/2025 tarihinde müvekkillerinin evine haciz işlemi yapacağını belirtmiş böyle bir borçları olmadığını söyleyen davacıları kandırarak baskı altında ya tapu devri ya da senet yoksa muhafaza yapılacak korkusu ile boş senede imza attırıldığını ve parmak bastırıldığını, ilk kez gördükleri bir insana tüm mal varlıkları karşılığında borçlandırıldıklarını, başka bir dosyadan "Ben Avukatım " diyerek hacze gelen davalının kendi adına senet aldığını, akabinde 560 bin TL de nakit aldığını,
müvekkillerinin tarım malzemelerinin muhafaza altına alınması suretiyle yapılan haciz tehdidi altında Konya. İcra Müdürlüğü ...
Esas sayılı dosyasından bi haber şekilde o an için haciz yapılmasını istemedikleri için davaya konu senedi verdiklerini, takip dayanağı olarak gösterilen senedin usulsüz olarak haciz baskısı altında tehdit ile alındığını, müvekkillerinin çiftçilikle geçimlerini sağlayan iki yaşlı insan olduklarını, müvekkillerinin bu olay nedeniyle mağdur olduklarını beyanla Konya. İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı haksız icra takibinin durdurulmasını, taleplerinin kabulü ile müvekkillerin davaya 2.850.000,00 TL borcu bulunmadığının tespitine, istirdat taleplerinin kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla bu dava sebebiyle uğramış olunan zararların yasa gereği %20'sinden az olmamak kaydıyla kötüniyetli davalıdan alınarak müvekkillerine verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesiyle özetle; davanın kambiyo senedine dayalı takibe karşı açıldığını, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, öncelikle görev yönünden davanın reddini talep ettiklerini, esasa ilişkin olarak davanın ve talebin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, sırf icra takibini durdurmak suretiyle ödeme yükümlülüğünden kaçma amacı taşıdığını, müvekkili ...'in, davacılara 2.850.000 TL tutarında nakdi borç verdiğini, borcun temel amacının, davacıların üçüncü şahıslara olan borçlarını ödemeleri ve üzerlerindeki taşınmazlar üzerindeki hacizleri kaldırabilmeleri olduğunu, müvekkilinin,
alacağının güvenceye alınması amacıyla, borç karşılığı ...’e ait taşınmazların devrini talep ettiğini, ancak taşınmazlar üzerinde çok sayıda haciz bulunduğundan, bu devrin mümkün olmadığını, bu nedenle taraflar arasında tamamen iradi şekilde ve hiçbir cebir, tehdit veya hile olmaksızın 2.850.000 TL bedelli senet düzenlendiğini, borç ödeninceye kadar müvekkilinin alacağını teminat altına almasının amaçlandığını, davacıların, bu senedi özgür iradeleriyle imzaladıklarını, senedin hiçbir şekilde boş bırakılmadığını, içeriğinin önceden doldurulduğunu ve elden teslim edildiğini, davacıların,
borcu ödemek ya da teminatı tamamlama için müvekkilinden bir haftalık süre talep ettiklerini ancak bu sürenin sonunda borcun ödenmediğini, güvenilir bir teminat verilmediğini, bunun üzerine müvekkilinin tamamen haklı olarak ve borcun tahsili amacıyla ilgili senedi icra takibine koyduğunu, icra takibinin ardından davacıların, 560.000 TL ödeme yaptıklarını, bu ödeme sırasında yazılı olarak,
ödemenin senede dayalı borca ilişkin olduğunu açıkça belirttiklerini, bu durumun, borcun varlığına ilişkin açık bir ikrar teşkil ettiğini, davacıların hem borcu kabul edip ödeme yapmaları hem de bu ödemeye ilişkin yazılı beyan sunmuş olmaları karşısında menfi tespit davası açmalarının, dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, somut uyuşmazlıkta, hem müvekkili hem de diğer üçüncü kişileri (örneğin ... isimli şahsı) sistematik şekilde yönlendiren ve aldatıcı vaatlerle oyalayan kişinin, davacıların oğlu ... olduğunu, davacıların ise bu durumdan haberdar olduklarını, ...'nın, yalnızca müvekkiline değil, ...’a da “taşınmazları hemen devredeceğiz,
senedi güvence için veriyoruz, borç ödenecek” gibi ifadelerle güven verdiğini ve borcun ertelenmesini sağladığını, dolandırıcılık ve cebir iddialarının asılsız olduğunu, davacıların bu davayı açmaktaki amaının, geçerli ve ikrar edilen borçtan kurtulmak, aynı zamanda ödeme yaptıkları 560.000 TL’yi de haksız şekilde geri almak olduğunu, bu durumun açıkça hakkın kötüye kullanılması olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, menfi tespit ve istirdat isteminden ibarettir. 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesine göre; (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.(2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun Dava Şartı Olarak Arabuluculuk başlıklı 18/A-2.maddesine göre; " Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır.
Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir.
Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
Davaya ve takibe konu senedin bono vasfında olduğu, kambiyo senetlerinin TTK'da düzenlendiği, bu haliyle davanın mutlak ticari dava niteliğinde olduğu, yine dava konusunun da para olması nedeniyle davanın 6102 s. TTK'nın 5/A maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olduğu kabul edilmiştir.
Davacı tarafça ibraz edilen arabuluculuk başvuru formu 17/12/2025 tarihli olup, arabuluculuk görüşmeleri henüz tamamlanmamıştır. Eldeki dava ise bu tarihten önce 30/06/2025 tarihinde açılmıştır. Dolayısıyla, davadan önce arabulucuya başvurulmadığı, asliye hukuk mahkemesi tarafından 13/11/2025 tarihinde verilen görevsizlik kararından ve dosyanın mahkememize tevzi edilmesinden sonra arabulucuya başvurulduğu anlaşılmaktadır.
Görevsizlik kararı üzerine görevli mahkemede görülmeye başlayan dava yeni bir dava değil; bilakis görevsiz mahkemede açılan davanın devamı niteliğindedir. Dolayısıyla, arabuluculuk dava şartı yönünden yapılacak değerlendirmenin, görevsiz mahkemede açılan davanın tarihine göre yapılması gerekir. Nitekim Yargıtay. Hukuk Dairesi'nin ... E. ... K., Yargıtay. Hukuk Dairesi'nin ... E. ... K., Yargıtay. Hukuk Dairesi'nin ... E. ... K., Konya BAM. HD.'nin ... E. ... K. ve Konya BAM.
HD.'nin ... E. ... K. sayılı ilamları da bu yöndedir. Dolayısıyla eldeki davanın arabulucuya başvurulmadan açıldığı ve bu dava şartı eksikliğinin sonradan tamamlanmasının da mümkün olmadığı sonucuna varıldığından davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/888, K. 2025/1009, 22 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama