KÜNYE
T.C. Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2016/1015
- Karar No
- 2018/329
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2018
- T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2016/845 Esas - 2018/322
- Esas no
- 2016/845
- Karar no
- 2018/322
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- ...
- Davalı
- ...
- Vekili
- ...
- Dava
- Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 18/04/2014
- Kararın yazıldığı tarih
- 08/05/2018
Karar Metni
1.265 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İSTEM
Davacının mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında Samsun 6. İcra Müdürlüğü'nün 2013/269 Esas sayılı takip dosyasında kambiyo senetlerine özgü haciz ile icra takibi başlatıldığını, takibe konu 1 adet çek toplamı olan 15.000,00 TL olduğunu, takip çıkışının ise 17.487,21 TL olduğunu, müvekkilinin davalı ile borç doğurabilecek hukuki bir ilişkisinin bulunmadığını, takibe konu kambiyo senetlerindeki imzaların sahte olduğunu, müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin ticaretle uğraştığını, hesaplarına bloke konulduğunu belirterek,
nakti teminat karşılığında takibin durdurulmasını, banka hesaplarına konulan blokelerin kaldırılmasını, asıl borç, faiz ve ferilerin yönünden müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yüklenmesini Mahkememizden talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekilinin mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacının daha önce ikame etmiş oludğu davalar ile zımnen çek içeriğini ve çekteki imzasını kabul ettiğini, davanın konusunun çekteki imzaya itiraz nedeniyle menfi tespit davası olduğunu, davacının derdest davayı açmada hukuki yararı bulunmadığını, zira İİK Madde 170 de açık bir şekilde imzaya itirazın İcra Mahkemesine yapılması gerektiğinin belirtildiğini, bunun yanında davacının imzalarının sahte olduğunu iddia etmesine karşı bugüne kadar Savcılık Makamına da ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunmadığını,
o halde davacının 4721 Sayılı TMK nun 2. maddesi gereği hakkın kötüye kullanmakta olup, hakkın açıkça kötüye kullanılmasını ise hukuk düzeni korumayacağını belirterek, sonuç olarak derdest davanın öncelikle süre yönünden reddine, aksi halde yukarıda arz ve izah edilen tüm sebepler karşısında reddi ile tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacı tarafa tahmil edilmesini savunmuştur.
DELİLLER
1-Samsun 6.İcra Müdürlüğünün 2013/169 Esas sayılı İcra Dosyası İncelendiğinde; Alacaklısının ... borçlusunun ... olduğu, borç miktarının 15.000,00 TL asıl alacak, 673,56 İşlemiş faiz, 1,500 TL %10,00 Karşılıksız çek tazminatı, 245,00 TL İhtiyati haciz vekalet ücreti, 68,65 TL İhtiyati haciz gideri olmak üzere toplamda 17.487,21 TL olduğu, borcun dayanağının 30/09/2012 tarihli 15.000,00 TL bedelli, 1 adet çek olarak gösterildiği anlaşılmıştır.
2- 29.06.2015 tarihli Adli Tıp raporu incelendiğinde; İnceleme konusu çekin arka yüz 1.ciro bölümünde ...'a atfen atılı imza ile ...'ın mevcut mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından aynı elden çıktıklarını gösterir yeterlilik ve nitelikte bulgu saptanamadığının belirtildiği görülmüştür.
3-05/03/2018 Tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde; İnceleme konusu çekin arka yüzü birinci cirantasında ... adına atılı bulunan imza ile ...'ın mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırma neticesinde; imzaların genel şekli ve tersim tarzı, imzaların başlangıç ve nihayete erdirilişi, imzaların içerisindeki el hareketlerinin yapılışı, kaligrafik ve itiyadi diğer hususiyetler yönünden inceleme konusu çekin arka yüzü birinci cirantasında ... adına atılı bulunan imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ... eli ürünü olduğunu gösterir nitelikte bulgular tespit edilemediğinin bildirildiği görülmüştür.
2- Sair belgeler ve tüm dosya kapsamı,
KANITLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKÇE
Dava, davalı tarafından davacı aleyhine Samsun 6.İcra müdürlüğünün 2013/169 Esas sayılı dosyası ile başlatılan takipten dolayı borçlu olmadığının tespitine ilişkin açılmış menfi tespit davasıdır.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucu 06.10.2015 tarih 2014/974 Esas 2015/753 Karar sayılı ilam ile davanın istirdat davası olarak kabulüne, davacının Samsun 6.İcra Müdürlüğünün 2013/169 Esas sayılı dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespiti ile yapılan ödemenin ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine şeklinde karar verilmiş, mahkememiz hükmünün davalı vekili tarafından 09/12/2015 tarihli dilekçesi ile temyiz edildiği görülmüştür.
Mahkememiz kararının Yargıtay 19 Hukuk Dairesi 2016/784 Esas 2016/9142 Karar sayılı ilamıyla bozulduğu görülmüştür.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2016/784 Esas 2016/9142 Karar sayılı ilamı incelendiğinde; 29.06.2015 tarihli Adli Tıp raporunda imzanın davacıya ait olup olmadığının tespit edilemediği bildirildiği Oysa ki anılan raporun mukayese belgeler açısından yeterli incelemeyi içermediğini, Bu durumda, davacının çekin keşide tarihinden önceki dönemde yetkili merciler önünde attığı imza örneklerini içeren belgelerin asılları getirtilerek çekte davacıya atfen atılan imzaların davacıya ait olup olmadığı konusunda yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğini belirterek mahkememiz hükmünü bozulmasına karar verildiği görülmüştür.
Mahkememizin 12/01/2017 tarihli duruşmasında usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay 19 HD nin 23/05/2016 tarih, 2016/784 Esas 2016/9142 karar sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
Davacı vekiline davaya konu çekin keşide tarihi olan 30/09/2012 tarihinden önceki tarihe ait yetkili kurumlar önünde atılmış imza örneklerini bildirir beyanda bulunması için iki haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekili beyan dilekçesini sununca ilgili yerden imza örnekleri istenmiş daha sonra dosya ekleriyle birlikte Samsun İl Emniyet Kriminal Şube Müdürlüğüne gönderilerek davaya konu senetteki imzanın davacının el ürünü olup olmadığı hususunda rapor tanzimi istenerek 05/03/2018 tarihli bilirkişi raporu dosyaya ibraz edilmiştir.
Bilirkişi raporunun incelenmesinde.
İnceleme konusu çekin arka yüzü birinci cirantasında ... adına atılı bulunan imza ile ...'ın mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırma neticesinde; imzaların genel şekli ve tersim tarzı, imzaların başlangıç ve nihayete erdirilişi, imzaların içerisindeki el hareketlerinin yapılışı, kaligrafik ve itiyadi diğer hususiyetler yönünden inceleme konusu çekin arka yüzü birinci cirantasında ... adına atılı bulunan imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ... eli ürünü olduğunu gösterir nitelikte bulgular tespit edilemediğinin bildirildiği görülmüştür.
Yargıtay 19 HD nin 23/05/2016 tarih, 2016/784 Esas 2016/9142 karar sayılı ilamındada belirtildiği üzere açılan dava menfi tespit davası olup uyuşmazlık noktası çekteki imzanın davacıya ait olup olmadığı hususunda toplandığı sabittir.
Gerek bozma öncesi Adli Tıp kurumunca verilen 29.06.2015 tarihli bilirkişi raporu gerekse Samsun Kriminal Polis Laboratuvarı tarafından düzenlenen 05/03/2018 tarihli bilirkişi raporunda davaya konu çekin arka yüzü birinci cirantasında ... adına atılı bulunan imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ... eli ürünü olduğunu gösterir nitelikte bulgular tespit edilemediğinin bildirildiği görülmüştür.
Adli Tıp Kurumu 29.06.2015 tarihli raporu ve bu raporu doğrulayan Samsun Kriminal Polis Laboratuvarı tarafından düzenlenen 05/03/2018 tarihli raporu tüm dosya kapsamı uyarınca davacının Samsun 9.İcra müdürlüğünün 2013/169 Esas sayılı dosyasındaki takibe dayanak 30/09/2012 tarih ... seri nolu çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Somut olayda davalı bankanın çekin arkasındaki imzanın davacıya ait olmadığını bilerek takip başlattığına dair dosyada somut ve her türlü şüpheden uzak delil olmadığından davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Davalı taraf Samsun 6 İcra Müdürlüğünün 2013/169 Esas sayılı dosyası ile takip başlatmış olup ödeme emrinin davacıya 06.12.2013 tarihinde tebliğ edildiği eldeki davanın ise 18.04.2014 tarihinde açıldığı görülmüştür. Davanın menfi tespit davası olması dava tarihi ve ödeme emrinin tebliğ tarihi dikkate alındığında davalı tarafın eldeki davanın açılması için gereken hak düşürücü sürenin dolduğu yöndeki itirazı yerinde görülmemiş bu husus ön inceleme duruşma zaptına da " zaman aşımı ve hak düşürücü süre yönünden yargılamaya engel bir durumun olmadığı" denilmek suretiyle belirtilmiştir.
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2016/1015, K. 2018/329, 8 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama