KÜNYE
- Mercii
- Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/483
- Karar No
- 2024/47
- Karar tarihi
- 11 Ocak 2024
- Dava
- Tasfiyenin İptali ve Şirketin İhyası
- Dava tarihi
- 20/10/2020
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 22/01/2024
Karar Metni
2.744 kelime·14 dk okuma·5 bölüm
Davacı vekili tarafından Mahkememize açılan Tasfiyenin İptali ve Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması neticesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan 20/10/2020 havale tarihli dava dilekçesinde. Müvekkilinin babası olan ...'ın ortağı bulunduğu, ... ve OĞLU ...
ŞİRKETİ'nin, 08/01/1980 tarihinde kurulduğunu, gerekçe yok iken 31/01/2020 tarihinde tasfiye kararı alındığını, tasfiye memuru olarak davalı ...'ın münferit imzalı olarak atandığını, şirketin tasfiye işlemlerine başlandığını, dava konusu şirketin 10/04/2020 tarihinde tasfiye edildiğini, bu bilginin 21 Nisan 2020 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığını, müvekkilinin bu durumdan, babası olan müteveffa ...'a ve şirkete ait vergi borçlarının kendisine gelmesi ile haberdar olduğunu, müvekkilinin, şirketin tasfiye edildiğini öğrenince çok şaşırdığını,
müteveffanın vefat tarihi olan 15/07/2020 tarihinden önce kanser hastası olduğunu, hastalık süresi boyunca hastane ve evde tedavi gördüğünü, ayrıca müteveffaya 2019 yılı sonu 2020 yılı başlarında psikiyatrik bir hastalık olan deliryum teşhisinin konulduğunu, tasfiye kararı ve devamındaki imzaların müteveffaya ait olmadığını, tasfiye döneminin müteveffanın hasta olduğu dönemlere denk geldiğini, şirketin iş yerinde bulunan makine, tesis ve aletlerin değerinin 105.000,00 TL olarak gösterildiğini, ancak bu makinelerin gerçek değerinin 1.500.000,00 TL civarında olduğunu, tasfiye memurunun bu hususta da gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu,
tasfiyeden sonra bu makine, tesis ve aletleri davalının kullanmaya devam ettiğini, ihyası istenen şirketin mal varlığına tek başına el koyduğunu, davalının aynı adres ve iş yerinde aynı makine, tesis ve cihazlarla aynı alanda aynı faaliyette bulunmakta ve çalışmakta bulunduğunu, müvekkilinin tasfiye ile birlikte müteveffanın SGK borçları ile karşı karşıya kaldığını, hem de dava konusu şirketin yasal miras hakkından mahrum bırakıldığını, tasfiyenin gerçeğe aykırı olarak yapıldığını, bu nedenle dava açmak zorunda kaldıklarını, ihtiyadi tedbir taleplerinin kabulü ile ...
Ortahisar/TRABZON adresindeki işletmede bulunan Makine, tesis ve cihazlara İhtiyadi Tedbir Konulmasına, davanın kabulü ile, dava konusu ... ve Oğlu ... Şirketi'nin tasfiyesinin iptali ile İHYASINA, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davacı vekili duruşmalarda dava dilekçesindeki taleplerini yinelemiştir. Dava dilekçesi ve ekleri davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili tarafından Mahkememize sunulan 17/12/2020 havale tarihli cevap dilekçesinde. Davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davacının iddialarının aksine, müvekkili ile müteveffa babasının ortak olduğu ... ve oğlu ...
Şirketinin, ortaklarının aldığı 31/01/2020 gün ve 2020/1 sayılı tasfiye kararı doğrultusunda tasfiye sürecine girdiğini, işlemlerin mevzuata uygun olarak tamamlandığını, 09/04/2020 gün ve 2 sayılı şirketin feshine ve ticaret sicil kaydının silinmesi kararı gereğince 10/04/2020 tarihinde şirketin kaydı ticaret sicilinden silinerek gerekli tescil ve ilan işlemlerinin yapıldığını, tasfiye edilen şirketin, kollektif şirket olması dolayısıyla hem ortaklara hem şirkete ayrı ayrı borç çıkması, ufak çaplı bir işletme olarak ekonomik durumunun iyi olmaması, yıllardan beri devam eden Vergi ve SGK borçlarının bulunması,
şirketin borca batık olması ve ortaklardan ...'ın yaşlanması ve hastalanması sebepleriyle bizzat ortakların iradesi ve kararı doğrultusunda tasfiye edildiğini, şirketin esasen borca batık olduğunu, iddia edildiği gibi bir malvarlığı veya 1.500.000 TL değerinde ekipmanının bulunmadığını, şirkette kesilen faturaların yaklaşık %70'inin işçilik, geri kalanının ise malzeme ile ilgili olduğunu, müvekkilinin, yaklaşık 41 yıl boyunca müteveffa babasıyla birlikte şirkete emeğini verdiğini, şirketin faaliyetini sürdürebilmesi,
devam edebilmesi için elinden geleni yaptığını, babasının son yıllarda rahatsızlanması neticesinde şirketin tüm yükünün müvekkiline kaldığını, tasfiye kararı ve gerçekleşmesinin o zaman ki ortağı olan müteveffa babası ...’ın isteği ve imzası ile gerçekleştiğini, şirketin SGK ve vergi borcunun olmasının tasfiyesine engel olmadığını, müvekkilinin kendi payına düşen borcu kendisinin üstlendiğini, müteveffanın ölmesi ile yasal olarak borçlar hisse oranında murislere ve yine müvekkiline de intikal ettiğini, müteveffanın kullandığı psikiyatrik ilaçların ameliyattan sonra gördüğü kabuslar için kısa bir süre için kullandığını,
bu durumun şirketin tasfiyesinden çok sonra olan bir husus olduğunu, müteveffanın son 4 gününe kadar bilinci açık bir şekilde ailesi ile iletişim halinde olduğunu, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili duruşmalarda cevap dilekçesindeki taleplerini yinelemiştir.
DELİLLER VE DEĞERLENDİRİLMESİ
İlk tensip zaptı ara kararları gereğince; Trabzon Ticaret Sicil Müdürlüğüne, Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesine, Trabzon SGK İl Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevapları celp edilmiştir. Davacı vekili 11/01/2021 havale tarihli; dava konusu şirkete ait mal varlığını gösterir fotoğrafları sunmuştur. Davacı vekili ihtiyati tedbir talebinin Mahkememiz 21/10/2020 tarihli ara kararı ile rededildiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili 03/11/2020 havale tarihli imza örneklerinin bulunabileceği kurumların isimlerini bildirir dilekçe sunmuş, T.C. Ziraat Bankası Değirmendere Şubesine, Türkiye İş Bankası Değirmendere Şubesine, Vakıfbank Değirmendere Şubesine, KTÜ Tıp Fakültesine, Yomra İlçe Seçim Kurulu Başkanlığına, Trabzon Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevapları celp edilmiştir.
Mahkememizce 11/02/2021 tarihli ön inceleme celsesi 4 nolu ara kararı ile; "... Davacının dava konusu şirket ortaklarından ...'ın mirasçısı olduğu anlaşılmakla davalı tarafın hukuki yarar yokluğu itirazının reddine..." dair oy birliği ile karar verilmiştir.
Davalı vekili 25/02/2021 havale tarihli; delil dilekçesi sunmuştur.
Mahkememizce yapılan 25/03/2021 tarihli celsede davacı tanığı ...; "... Davacı benim annem davalı ise dayım olur, müteveffa ... ise anne tarafından dedem olur bu yüzden tarafları ve dava konusu ... ve oğlu ...
Kollektif şirketini bilirim, bana sorduğunuz dedem ... resmi kayıtlara göre 89 bildiğim kadarıyla gerçekte 86 yaşında 2020 yılında vefat etti, bana sorduğunuz 2020 Ocak ayında kendisi hem çok yaşlı hem de kanser hastasıydı, bir çok kez hastanede yatılı tedavi ve ameliyat olmak zorunda kaldı, kendisi bu dönemde halisülasyonlar gördüğünü söyler, geceleri uyuyamazdı, dedemin sahibi ve ortağı olduğu şirkete ait atölye aynı taşınmazda aynı makinelerle ve aynı işçilerle faaliyet göstermeye devam etmektedir, işleten kişi davalı dayımdır, sadece tabelası değişmiştir, söyleyeceklerim bundan ibarettir..." diyerek beyanda bulunmuş,
aynı celsede davacı tanığı Dr. ...; "...
Ben müteveffa ...'ı 2019 yılında mide kanseri nedeni ile ameliyat eden cerrah doktorum, tarafları tanımam, ...'ı da sadece hastam olduğu için bilirim, tanık olarak çağrılmam ve davacının benden bu hususta tanıklık etmemi istemesi üzerine hafızamı tazelemek ve müteveffa ...'ı hatırlamak için hastane dosyasını inceledim, kendisi 2019 yılında mide kanseri ameliyatı için görev yaptığım hastaneye başvurmuş, ameliyatı ben yapmışım, bu rahatsızlık sebebi ile ilki 36 gün ikincisi 2 gün olmak üzere iki defa hastaneye yatmış, hastanede yattığı dönemde ameliyat iznine ilişkin imzayı bizzat kendisi atmış,
fakat hastanede yattığı sürede psikolojik rahatsızlık ve halisülasyon şikayetlerini belirtmek üzerine 3 defa psikiyatri kliniğine danışılmış, kayıtlara göre psikiyatri polikinliği kendisine aksiyete bozukluğu ve deliryum teşhisi koyup bu psikolojik rahatsızlığa yönelik ilaç tedavisine başlamış, bu söylediklerim müteveffanın hasta dosyasında yer alan bilgilerdir, ameliyat sonrası hastayı ziyaret edip ameliyat ile ilgili bir şikayeti olup olmadığına dair sorduğumuzda anormal davranışlar sergilediğini hatırlamıyorum, söyleyeceklerim bundan ibarettir, tanıklık ücreti istemiyorum..." diyerek beyanda bulunmuş ve aynı celsede davalı tanığı ... ise;
"... Ben dava tarafı kardeşlerin babalarının kırk yıllık arkadaşıyım, rahmetli babaları ... 80-85 yaşlarında iken 2020 yılında vefat etti, bana sormuş olduğunuz davalı ve babası müteveffa ...'ın ortağı olduğu kollektif şirketi biliyorum, şirket tasfiye kararı alındığını bildirdiğiniz 31/01/2020 döneminde piyasanın en iyi işini yapan şirketi, bence müteveffa ve davalının ortağı olduğu kollektif şirketti ama;
rahmetli ... amca üniversite okuyan torunlarına para göndermek için benden birçok kez para istedi, şirketin maddi durumunu bilmem ama iyi olsaydı benden borç istemezdi, ben rahmetli ...'ı 2019 yılında geçirdiği ameliyattan sonra gördüm, sohbet ettim, gayet akıl sağlığı yerinde normal birisi gibi benimle muhabbet etti, rahmetli bana hiç psikolojik rahatsızlığı olduğuna dair yakınmadı ben de kendisinin anormal halini görmedim, şuan bana sormuş olduğunuz tasfiye edilmiş ...
Kollektif şirketi aynı binada, aynı makinelerle ve aynı işçilerle faaliyet göstermektedir ve işletmeyi davalı ... işletmektedir, söyleyeceklerim bundan ibarettir, tanıklık ücreti istemiyorum..." diyerek beyanda bulunmuştur.
SGK İl Müdürlüğüne, Ortahisar İlçe Nüfus Müdürlüğüne ve Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesine yazılan müzekkere cevapları celp edilmiştir. Davalı ... vekili 27/10/2021 havale tarihli; beyan dilekçesi sunmuştur.
Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun 11/02/2022/... karar sayılı ve 02/03/2022 havale tarihli raporunda; "... görülmekte olan “Şirketin İhyası” davası nedeniyle “şirket tasfiye kararı alındığı 31.01.2020 tarihinde fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı” sorulan ... oğlu, 1931 doğumlu ve ölüm tarihi ...2020 olan ... hakkında düzenlenen dava dosyası, mevcut tıbbi belgeleri, davalı-davacı tanık ifadelerinin tüm olarak değerlendirilmesinde;
işlem tarihinde fiil ehliyetini müessir, şuur ve harekat serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı, akıl zayıflığı, bunama hali veya organik defisiter araz içinde bulunduğunu gösteren tıbbi bulgu ve belgeye rastlanmadığı, kendisinde mevcut sistemik hastalıkların tek başına fiil ehliyetini etkilemeyeceği, murisin akit tarihinde telkinlere mukavim olabileceği, kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak eylem ve işlemlere girişebileceği tıbbi kanaatine varıldığı,
bu duruma göre, ...’ın işlemin yapıldığı ...2020 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun kabulünün uygun bulunduğu..." görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Davalı ... vekili 18/03/2022 UYAP havale tarihli; Adli Tıp Kurumu raporuna karşı beyan dilekçesi sunmuştur. Davacı vekili 21/03/2022 havale tarihli; Adli Tıp Kurumu raporuna karşı itiraz dilekçesi sunmuş, Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan yeniden bir rapor aldırılmasını talep etmiştir. Mahkememizce yapılan 14/04/2022 tarih ve 6 nolu celse 1 nolu ara kararı ile; "... Davacı vekilinin Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan yeniden bir rapor aldırılması talebinin dosyaya katkı sağlamayacağı anlaşılmakla reddine..." dair oy birliği ile karar verilmiştir. Davalı ... vekili 12/05/2022 havale tarihli dilekçe ekinde Noter onaylı tasfiye karar defterinin aslı sunulmuştur.
Dosya Adli Tıp Kurumuna gönderilmiş, Adli Tıp Kurumu 18/10/2022 tarih ve ... sayılı raporunda; "... 6.1. İnceleme konusu Karar Defterinde 31/01/2020 tarihli kararda ...'a atfen atılı imza ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ın eli ürünü olmadığı, 6.2.
İnceleme konusu Karar Defterinde 09/04/2020 tarihli kararda ...' atfen atılı imza ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzanın ...'ın eli ürünü olduğu..." görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Davalı ... vekili 14/11/2022 havale tarihli; Adli Tıp Kurumu raporuna karşı beyan dilekçesi sunmuştur.
Dosya Adli Tıp Kurumuna gönderilmiş, Adli Tıp Kurumu tarafından 27/09/2023/... karar sayılı raporunda; "... görülmekte olan “Şirketin İhyası” davası nedeniyle “tasfiyenin tamamlandığına dair 09.04.2020 tarihinde fiil ehliyetine sahip olup olmadığı” sorulan ... oğlu, 1931 doğumlu, ...2020 tarihinde ölen ... hakkında düzenlenen tıbbi belgeler, davacı-davalı ifadeleri ile dava dosyasının tüm olarak değerlendirilmesinden,
muris hakkında işlem tarihinde fiil ehliyetini müessir ve kişide şuur ve hareket serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede akıl hastalığı, akıl zayıflığı, bunama hali veya organik defisiter araz içinde bulunduğunu gösteren tıbbi bulgu ve belgeye rastlanmadığı, kendisinde mevcut sistemik hastalıkların da tek başına fiil ehliyetini etkilemeyeceği, murisin işlem tarihinde telkinlere mukavim olabileceği, kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak eylem ve işlemlere girişebileceği tıbbi kanaatine varıldığı,
bu duruma göre, ...’ın 09.04.2020 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun kabulünün uygun bulunduğu..." görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Davalı ... vekili 25/10/2023 havale tarihli; Adli Tıp Kurumu raporuna karşı beyan dilekçesi sunmuştur.
Dosya içerisinde bulunan tüm kanıt ve belgeler bir arada değerlendirildiğinde;
Davacı ile davalı kardeş olup, davalı ile tarafların murisi ... tarafından, 08/01/1980 tarihinde, ... ve OĞLU ... ŞİRKETİ'nin iki ortaklı olarak kurulduğu, uzun yıllar bu kollektif şirketin ticari alanda faaliyetlerde bulunmasından sonra, kollektif şirket ortakları davalı ve muris ... tarafından 31/01/2020 tarihinde şirketin tasfiyesi kararı alındığı,
tasfiye memuru olarak davalının görev yaptığı, 09/04/2020 tarihinde ise tasfiye işlemlerinin tamamlanarak kollektif şirketin tasfiye edildiği tüm dosya kapsamından anlaşılmış olup, davacı kardeş tarafından murisi ...'ın da ortağı olduğu kollektif şirketin tasfiyesine dair karar alındığı 31/01/2020 tarihinde ve tasfiye işlemlerinin tamamlanarak kollektif şirketin terkin edildiği 09/04/2020 tarihinde muris ...'ın fiil ehliyetine sahip olmadığı ve ayrıca kollektif şirketin tasfiyesine dair alınan 31/01/2020 tarihli kararda ve tasfiye işlemlerinin tamamlandığına ve terkine dair 09/04/2020 tarihli kararda muris adına atılı imzaların murise ait
olmadığı iddiaları ile görülmekte olan kollektif şirketin tasfiyesinin iptali ve ihyası hususunda görülmekte olan dava açılmıştır.
Her ne kadar davacı tarafından; dava konusu olup ihyası talep edilen "... ve Oğlu ... Şirketi"nin, tasfiyesine dair karar alındığı tarih olan 31/01/2020 tarihinde ve tasfiye işlemlerinin tamalandığına ve terkine dair karar alındığı 09/04/2020 tarihinde muris ...'ın fiil ehliyetinin bulunmadığı iddia edilmiş ise de, Mahkememizce murisin MEDULA dökümü getirtilerek, murisin vefatından evvel gördüğü tüm tedavi ve kullandığı ilaçlara ilişkin kayıtlar dosyaya kazandırıldıktan sonra,
Adli Tıp Kurumu'ndan bu tarihlerde murisin fiil ehliyeti bulunup bulunmadığı hususunda rapor alınmış ve Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun 11/02/2022/... karar sayılı ve 02/03/2022 havale tarihli raporundan ve Adli Tıp Kurumu tarafından tanzim olunan 27/09/2023/... karar sayılı rapordan anlaşıldığı üzere murisin söz konusu işlem tarihlerinde fiil ehliyetine haiz olduğu görülmekle, davacının bu yöndeki iddialarına itibar edilmemiştir.
Davacının davasını dayandırdığı bir diğer husus ise; dava konusu olup ihyası talep edilen "... ve Oğlu ... Şirketi"nin, tasfiyesine edilmesine dair alınan 31/01/2020 tarihli ve tasfiye işlemlerinin tamalandığına ve terkine dair alınan 09/04/2020 tarihli kararlarda muris adına atılı imzaların murise ait olmadığıdır.
Bu hususta Mahkememizce ilgili karar defteri aslı ile murisin ıslak imzasını taşıyan farklı kurumlara verilmiş evrak asılları (imza örnekleri) toplanmış ve Adli Tıp Kurumu'ndan imza incelemesi yaptırılmıştır.
Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi tarafından tanzim olunan, 18/10/2022 tarih ve ...-101.02.2022/... sayılı raporundan, şirketin tasfiye kararının alındığı 31/01/2020 tarihli karar metninde muris adına atılı imzanın murise ait olmadığı, tasfiye işlemlerinin tamamlanarak şirketinin terkin edilmesine dair 09/04/2020 tarihli karar altında muris adına atılı imzanın ise murisin eli ürünü olduğu anlaşılmıştır.
Tam bu noktada tasfiye işlemlerinin geçerli olup olmadığının tartışılması gerekmekte olup, esasen heyetimiz arasındaki görüş ayrılığı da bu hususta kendini göstermiştir. Heyet çoğunluğumuzun görüşüne göre özel hukukta "irade serbestisi" ilkesi geçerli olup, kamuyu doğrudan ilgilendirmeyen özel hukuk işlemlerinde tarafların gerçek iradesini tespit etmek ve bu iradeye üstünlük tanımak gerekmektedir.
Zira Türk Borçlar Hukukunun temelinde ve TBK'nın bir çok maddesinde tarafların gerçek ve yanıltılmamış ya da hile, tehdit, aşırı yararlanma (gabin) gibi yollarla haksız tesir altına alınmamış iradelerine üstünlük tanınması gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Somut olayımızda yaptırılan imza incelemesi sonucunda dava konusu şirketin tasfiyesine edilmesine dair alınan 31/01/2020 tarihli kararda muris adına atılı imzanın murise ait olmadığı tespit edilmiş ise de, bu tarihten 2 - 3 ay sonra tasfiye işlemlerinin tamamlanmasının ardından şirketin terkin edilmesine dair 09/04/2020 tarihli kararda muris adına atılı imza murisin eli ürünüdür.
Muris 09/04/2020 tarihinde, ortağı olduğu dava konusu şirketin tasfiye işlemlerinin tamamlandığını görmüş, onaylamış ve artık şirketin terkin edilmesi hususunda irade koyarak 09/04/2020 tarihli terkin kararını imzalamıştır. Bu sebeple artık murisin, şirketin (31/01/2020 tarihli tasfiyeye dair karar ile) tasfiye edilmesi hususunda bilgi ve iradesinin bulunmadığından bahsetmek ve kabul etmek mümkün değildir.
Dolayısı ile muris iradesinin, şirketin tasfiyesi yönünde olduğu heyet çoğunluğumuz tarafından kabul edilerek davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Ayrıca davacı tarafından ihyası istenen şirket; limited şirketler gibi bir sermaye şirketi olmayıp, bir "şahıs şirketi" olan kollektif şirkettir. Bu şirket iki ortaklı olup, davalı dışındaki diğer ortak olan muris ... ise ölüdür. Kollektif şirketlerde, şirket ortaklığı ortağın ölmesi üzerine mirasçılarına geçmemektedir. Bu nedenlerle davanın kabulü ile şirketin ihyasına karar verilmesi hukuken ve fiilen mümkün değildir. Yapılan tüm anlatım, açıklama ve kabuller sonucunda davacının davasının reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
MUHALEFET ŞERHİ
Somut olayımızda "... ve Oğlu ... Şirketi"nin tasfiye edilmesine dair 31/01/2020 tarihli kararda muris ... adına atılan imzanın kendisine ait olup olmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi tarafından 18/10/2022 tarih ve ...-101.02.2022/... sayılı aldırılan raporunda tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ın eli ürünü olmadığının tespiti yapılmıştır.
Borçlar Kanunu 13. vd maddelerine göre, yazılı şekilde yapılması öngörülen sözleşmelerde borç altına girenlerin imzalarının bulunması zorunludur. Bu hükmün sonucu olarak kişinin iradesini yansıtmayan, imzasını taşımayan bir belgeye dayalı olarak borç altına girebileceği düşünülemez.
O nedenledir ki kişinin imzasını taşımayan belgelere dayalı işlemler mutlak butlan hükmünde olup müeyyidesi mutlak butlan olan ve başlangıçtan itibaren hükümsüz olan işlemin icazet ile geçerlilik kazanamayacağı, tasfiye işlemlerinin tamamlanmasına yönelik 09/04/2020 tarihli karar altında murisin imzasının bulunması şirketin usulüne uygun tasfiye edildiği sonucunu doğurmayacaktır.
Zira kollektif şirketin tasfiyesi ve tasfiye memurunun atanması Ticaret Kanunu 267 vd maddelerinde belirtildiği üzere oybirliği ile alınması gereken kararlar olduğu açıktır. Bozucu yenilik doğuran tasfiye kararına ilişkin kurucu ortak olan ...'ın imzasının taklit edilmesi ve bu işleme hukuki sonuç bağlanması mümkün olmamaktadır.
09/04/2020 tarihindeki şirketin tasfiyesinin sonuçlanması hususundaki imzanın ise tespit niteliğinde olması nedeniyle geçersiz bir hukuki işleme zımni kabul bağlamında geçerlilik kazandıramayacaktır.
Murisin ölümünden 5 ay öncesinde şirketin tasfiyesine girişilmesi, tasfiye kararındaki imzanın murise ait olmaması, davacının tasfiye işleminden kısa süre içerisinde davayı açması hususları birlikte değerlendirildiğinde davalının iyiniyetle hareket etmeyerek ve hakkını kötüye kullanarak davacının miras hakkının gasbına yönelik hareket ettiği kanaatine vardığımdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım.
Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/483, K. 2024/47, 11 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama