KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 4 Haziran 2024
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/1514 - 2024/1423
- Dosya no
- 2022/1514
- Karar no
- 2024/1423
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 04/03/2022
- Numarası
- ... Esas, ... Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- Av.
- Davalı
- ...
- Vekili
- Av.
- Dava
- Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 04/06/2024
Karar Metni
1.145 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.03.2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
11/01/2018 tarihinde sürücü ... idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken sürücü ... idaresindeki bisiklet ile çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını, kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, davalı sigorta şirketine başvuruda bulunduklarını 07/09/2018 tarihinde 15.971,44 TL ödeme yapıldığını, yapılan ödemenin gerçek zararın altında olduğunu belirterek fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla 100 TL bakıcı gideri,
100 TL geçici ve 100 TL kalıcı iş göremezlikten kaynaklanan toplam 300 TL maddi tazminatın kaza tarihinden, aksi halde ihbar tarihini müteakip 8 iş günün bitiminden olanaklı değilse ödeme tarihinden veya dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi veya yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... Sigorta A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafa 15.971,44 TL ödeme yapıldığını, davacının gerçek zararının karşılanmış olduğunu, ... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, tarafların kusur oranlarının ve davacının maluliyetinin tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, davacının bisiklet kullanırken gerekli emniyet tedbirlerini alıp almadığının tespiti ile müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacı vekili.
Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından hazırlanan ... tarih ve ... karar sayılı raporunda müvekkilinin tüm vücut engellilik oranının %8 ve kalıcı olduğunu, müvekkilinin dava konusu kaza nedeniyle yaşamış olduğu sakatlık ile iyileşme süresinin bu süreçte çalışamaması ve %8 oranında sakatlığa duçar olması neticesinde yerel mahkemece davanın reddi kararının açıkça usule ve yasaya aykırı olduğunu, şirket tarafından yapılan ödemelerin sürekli iş göremezlik maddi tazminatı ödemesi olduğunun yerleşik Yargıtay içtihatları ile yasalarla sabit olduğunu,
davaya konu talepleri doğrultusunda müvekkiline yapılan kalıcı iş göremezlik maddi tazminatı ödemesinin müvekkilinin geçici iş göremezlik maddi tazminatı ile mahsup edilmesinin mümkün olmayıp olası fazla ödemenin varlığı hususunun olsa olsa ayrı bir dava konusunu oluşturacağını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle geçici ve kalıcı iş göremezlik ile bakıcı gideri tazminatı talebine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Bilindiği üzere Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden alınacak rapora göre belirlenmesi gerekmektedir.
Buna göre, 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınması gerekmektedir.
Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda davacının yaralanmasına neden olan kaza 11.01.2018 tarihinde meydana gelmiş olup, davacının maluliyet raporunun 01/06/2015 gününde yürürlüğe giren ZMMS genel şartlarında belirtilen Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında yönetmelik hükümlerine uygun olarak alınması gerektiği, hükme esas alınan ATK İhtisas Kurulunun düzenlediği 28.10.2020 tarihli raporun kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan yönetmelik hükümleri esas alınarak düzenlendiği ve davacı tarafça davacının %8 oranında maluliyetinin bulunduğunu belirten ...
Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 13.03.2018 tarihli rapor ile ATK raporu arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla alınan ATK.
Üst Kurulu tarafından düzenlenen 02.09.2021 tarihli raporda Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında yönetmelik hükümlerine göre davacının kalıcı maluliyetinin bulunmadığının belirtildiği ve bu şekilde raporlar arasındaki çelişkinin giderildiği anlaşıldığından davacı vekilinin müvekkilinin maluliyet oranının daha fazla olduğuna yönelik istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.
09/10/2020 günlü resmi gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı dikkate alındığında davacının zararının belirlenmesinde 01/06/2015 günlü ZMSS genel şartlarının dikkate alınamayacağı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle davacının tedavi sürecinde uğramış olduğu geçici iş görmezlik zararının davacının gerçek zararı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalı sigorta şirketi tarafından davacının uğramış olduğu bu zararın karşılanması gerektiği anlaşılmaktadır. (Aynı yönde Yargıtay 17. HD'nin 2019/6271 E-2020/8104 K sayılı 03/12/2020 günlü kararı)
Davalı sigorta şirketi tarafından davanın açılmasından evvel davacı tarafa 07.09.2018 tarihinde yapılan 15.971,44 TL miktarındaki ödeme içerisinde geçiçi iş göremezlik tazminatının da bulunup bulunmadığı uyuşmazlık konusudur.
Davacı tarafça davalı sigorta şirketine yönelik yapılan 08.02.2018 tarihli başvuru dilekçesi içeriğinde geçici ve kalıcı iş göremezlikten kaynaklanan tazminat talebinde bulunulduğu ve davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeye dair düzenlenen 04.09.2018 tarihli ibraname başlıklı ve davacı vekilinin imzasını taşıyan belge içeriğinde "11.01.2018 tarihinde gerçekleşen trafik kazası nedeniyle yaralanmam sonucu talep ettiğim maluliyete ilişkin tazminattan dolayı tamamen ve kendi iradem ile sorumlu bulunduğu tüm maddi tazminat ve ferilerinden ibra ederek konu olaydan kaynaklanan fazlaya ilişkin tazminat haklarımdan feragat ettiğimi..."
şeklinde belirtildiği görülmektedir. Bu nedenle davadan önce yapılan ödemenin geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatını kapsadığının kabulü gerekmekle, hesap bilirkişisi tarafından raporunda hesaplanan geçici iş göremezlik zararının davadan önce yapılan ödemenin, içerisinde bulunduğu kabul edilen miktar ile karşılandığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmekle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın reddine karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/1514, K. 2024/1423, 4 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama